ManşetUncategorized

Haftanın Tortusu

tortu* Adliye basıldı, savcı rehin alındı ve devletin “başarılı operasyonu” ile herkes öldürüldü. * Türkiye tamamen karanlığa gömüldü, büyük çöküntü… * Balyoz’da herkes beraat etti. * Onurlu öğretmenin kalbi yaşadıklarına dayanmadı. * İstanbul Üniversitesi’nde rektör bıyık farkıyla atandı. 

 

* Adliye basıldı, savcı rehin alındı ve devletin “başarılı operasyonu” ile herkes öldürüldü. Geçtiğimiz salı günü Türkiye tarihi için unutulmayacak bir gündü. Büyük ihtimalle tortusu sadece haftaya ya da önümüzdeki yıla değil, on yıllara kalacak. DHKP-C’nin adliye bastığı, bir savcıyı rehin aldığı ve kimileri çok uçuk, kimileri ise devlet “geleneğine” ters düşen taleplerini kamuoyuna duyurduğu bir günden bahsediyoruz. Gerçi sonrasında bu talepler tek bir talebe indi. Berkin Elvan’ı öldüren polislerin isimlerinin açıklanması… Belki bu talep yerine getirilseydi, şu an başka bir gündemi konuşuyor olacaktık. Fakat Berkin Elvan’ın katillerinin isimlerini açıklanıp, yargılanmanın hızlandırılması yerine operasyon yapılması seçildi ve operasyon sonucunda iki militan ve savcı öldürüldü. Savcının vücudundan kaç kurşun çıktığını bilmiyoruz, diğer ikisinin ise sormuyoruz bile. İdeal olanın savcının kurtarılması ve militanların yargıya teslim edilmesi olduğunu düşünürsek, operasyonun çok başarısız olduğunu söyleyebiliriz. Fakat devlet büyükleri tam tersini iddia ettiler. Onlar bunu söyleyebilsin diye de, odasından ölü çıkan savcının yaşadığı ifade edildi kamuoyuna. Biz savcı kurtuldu diye düşünürken, devlet büyükleri çıktılar ve “başarılı” açıklamalarını yaptılar. Söyleyecekleri bitince de gerçek bize duyuruldu. Bunu da muhalafeti fırsatçılıkla suçlayanlar planladı ve uyguladı.

Bir başka önemli ve bağlantılı olay da saldırganların adliyeye avukat cübbesiyle girmesi sonucunda avukatlara yönelik baskıların artmasıydı. Hakim, savcı ve avukat üçlüsü içerisinden hükümetin elinin erişemediği kesim olan avukatlara bu durum bahane edilerek baskılar başladı. Baro başkanları, adliyelerde tartaklandı.

* Türkiye tamamen karanlığa gömüldü, büyük çöküntü… Adliyeye yapılan baskın duyulduğunda tüm Türkiye karanlıktaydı. Gündemin çılgınlığı düşünüldüğünde 79 ilde elektriklerin kesilmesi sadece iki saat birinci sırada kaldı. Elektrik kesintisinin teknik nedenleri yavaş yavaş açıklandı fakat bunu yapanlar ya bilim insanlarıydı ya da konu ile ilgilenen kişilerdi. Neredeyse bir hafta geçmesine rağmen henüz yetkililerden doğru düzgün bir açıklama gelmedi. Neden elektrik kesildi Anadolu Ajansı hala bir bilgi veremedi. “Biz sistemi piyasaya teslim ettik, elimizde kalan görevlere de yandaşları doldurduk!” diyemedikleri sürece de gerçekçi bir açıklama yapabileceklerini sanmıyorum.

Tüm bunların üstüne karanlıklar içindeyken geleceğimizi karartmak için de bir adım attı hükümet: Nükleer santral. Büyük ihtimalle seçim propagandasına yönelik olarak atılan bu adım ile Akkuyu’dan sonra Sinop da tehlike altına girdi. Gerçi konu nükleer olunca tüm Türkiye tehlike altında.

* Balyoz’da herkes beraat etti. Torba davalar bir bir çökmeye devam ediyor. Bu davaların en kuşkulularından olan Balyoz Davası’nda da karar bu hafta açıklandı. Karara göre tüm sanıklar beraat etti. Hükümet bloğunun yolsuzluk operasyonlarından sonra çatlaması sonucu bu davalarda 180 derecelik bir değişim yaşandı. Siyasal bir yönelimle başlayan bir dava yine siyasal bir yönelimle tam tersi yönde sona erdi. Siyaseti izleyen bir hukukun da topluma dokunan bir adelet duygusu dağıtamayacağı çok açık. Dağıtamayınca da geriye sadece yaşanan mağduriyetler ve hayatını kaybeden insanlar kalıyor.

* Onurlu öğretmenin kalbi yaşadıklarına dayanmadı. Bazı olaylar oluyor ki örtük bir savaşın içindeymişiz gibi hissediyorum. Bir uygarlık, bir yaşam savaşı. Bu savaşta bir kayıp daha verdik. Öğretmen Halil Serkan Öz, onurlu bir insan olduğu için öldü. Kendisine hakaret eden Vali’nin sözlerine dayanamadı kalbi ve öldü. Öncesinde tanımıyorduk Öz’ü. Fakat öğrencilerinin ona olan sevgisi ile her şey apaçık ortaya çıktı. Öğretmene hakaret ederek ölümüne sebep olan vali ise arkasından bir üzüntü mesajı yayınladı. Görevine devam ediyor. Belki Yalova’dan daha büyük bir ile tayin edilmeyi bekliyor.

* İstanbul Üniversitesi’nde rektör bıyık farkıyla atandı. Önceki rektör istifa edip AKP saflarına katılınca İstanbul Üniversitesi’nde seçim oldu. Sol görüşlü aday Raşit Tükel 1202 oy aldı, AKP’li aday Mahmut Ak ise 908 oy aldı. Cumhurbaşkanı da sol görüşlü adayı değil, kendisini reis gören adayı rektör olarak atadı. Aradaki 294 oyluk farkın Ak’ın bıyığı tarafından kapatıldığı ifade ediliyor. Her şey tamam da, bu seçim neden yapıldı? İstanbul Üniversitesi’nde bunu bilimsel olarak açıklayabilecek kimse var mı?

Kategori: Manşet