ManşetKöşe YazılarıYazarlar

Glifosat neden hala toplatılmıyor?

Ülkemizin ilk çevre avukatlarından da olan, İzmirli avukat Senih Özay’ın başvurusu üzerine Ankara 18. İdare Mahkemesinin aldığı karara Tarım ve Orman Bakanlığı ile Monsanto firmasının yaptığı itiraz İstinaf Mahkemesince ret edildi. Şimdi piyasada bulunan ve bir herbisit olan tüm glifosat ürünlerinin toplanması gerekiyor.

Aslında süreç Senih Özay’ın Tarım ve Orman Bakanlığına yaptığı başvuruyla başlamıştı. Özay bu başvurusunda glifosat hakkında kanserojen olduğuna dair çok sayıda bilimsel yayın bulunduğunu, ayrıca özellikle ABD’de çok sayıda çiftçinin bu ilacı kullanmaları nedeniyle kansere yakalandıkları konusunda kesinleşmiş mahkeme ve firmaya karşı kazanılmış tazminat kararlarının bulunduğunu belirterek, bakanlıktan bu ilacın Türkiye’de kullanılmasının yasaklanmasını istemişti. Ancak bakanlık Özay’ın bu başvurusunu bilimsel kanıtları değerlendirmeye gerek bile görmeden reddetmişti.

Senih Özay.

Bunun üzerine Senih Özay ve bir grup avukat arkadaşı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ret kararının iptali için Ankara 18. İdare Mahkemesi’ne başvurdular. Dava sonucu bakanlığın Monsanto firmasının ürettiği ‘glifosat’ isimli kimyasal maddenin tarım ilacı olarak kullanmasının yasaklanması başvurusunun reddedilmesi kararı iptal edildi. Bunun üzerine Monsanto firması ile Tarım ve Orman Bakanlığı 18. İdare Mahkemesi’nin bu kararına karşı istinaf mahkemesine başvurdu.  İstinaf Mahkemesi de Özay’ı ve arkadaşlarını haklı bularak her iki başvuruyu reddetti.

İstinaf Mahkemesi’nin kararı şöyle: ‘18. İdare Mahkemesi’nce verilen kararın yürütülmesinin durdurulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından yürütmenin durdurulması isteminin reddine 11/11/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.’ Şimdi Monsanto firmasının üretip piyasaya verdiği glifosat’ın bir an önce toplatılması ve Türkiye’de kullanımının yasaklanması gerekiyor.

Çiftçiyi tohum ve kimyasal bağımlısı haline getiriyor

Glifosat, Monsanto firması tarafından 70’li yıllarda ilk ABD’de piyasaya sürülen ve şu ana kadar dünyada en çok kullanılan ve tartışılan pestisitlerden biri; yani tarım ilacı… Herbisit türü pestisit olan glifosat yabani otları ve istenmeyen bitkileri öldürmekte kullanılıyor. İstenmeyen bitkilere büyük oranda yapraklarından; daha az olarak da köklerinden giren gliofosat tüm dünyada GDO’lu tarımın yaygınlaştırılmasını da kolaylaştırıyor. Çünkü pestisit üreten dünyanın en büyük on şirketinin beşi ayrıca dünyanın en büyük on tohum üreticisi şirketi içinde de yer alıyor. Bir başka anlatımla Monsanto’nun ürettiği tohumlar glifosata dirençli ve bu tohumları alarak tarlasında kullanan çiftçi, glifosatla da ürünü dışındaki yabani ve istenmeyen bitkileri öldürebiliyor. Yani çiftçi zaman içinde bir taraftan tohumun, diğer taraftan ise kimyasalın bağımlısı haline getirilmektedir.

Diğer taraftan kullanıldığı ilk yıllardan itibaren insan sağlığı üzerine etkileri tartışılmaya başlanan glifosat, Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) bağlı bir kuruluş olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından ‘insanlar için muhtemelen kanserojen maddeler’ içinde sayılıyor. ABD Çevre Koruma Ajansı’na (EPA) göre insanlar için kanserojen olma ihtimali düşük… WHO ise 2016 yılında gıda ürünlerinde yaptığı bir çalışma sonucunda gıdalarda tespit edilen glifosat kalıntılarının insan sağlığı için bir risk oluşturmadığını belirtti.  Avrupa Birliği de yoğun taleplere rağmen glifosat kullanımına şimdilik yasak getirmeyip, bazı kısıtlamalarla yetindi. Avusturya hükümeti ise AB kararlarına rağmen ülke genelinde glifosat kullanımını tamamen yasakladı.

Bu arada ABD merkezli Monsanto firmasının Alman ilaç ve kimya devi Bayer tarafından 2016 yılında 63 milyar ABD dolarına satın alındığını da unutmayalım. Glifosatın bilimsel çalışmalar sonucu en çok ilişkilendirildiği kanser türü ise Non-Hodgkin Lenfoma (NHL)… 2018 yılında ABD’de NHL olan çiftçi Dewayne Johnson, verdiği hukuk mücadelesi sonucu Monsanto’yu mahkum ettirmeyi başardı. Monsanto şirketi, ilaçlarındaki glifosat maddesi yüzünden lenf kanserine yakalandığını söyleyen Johnson’a 289 milyon ABD doları tazminat ödemeye mahkûm oldu. Monsanto’yu satın alan Bayer firması ise glifosat için bugüne kadar açılan 125 bin tazminat davasında davacıların %75’i ile anlaşmaya gitme yolunu seçti ve 10 milyar 900 milyon ABD doları tazminat ödemeyi kabul etti.

İşte İstinaf Mahkemesinin kararına geri dönecek olursak; karar çok açık… Avukat Senih Özay ve arkadaşlarının Tarım ve Orman Bakanlığı’na yaptığı başvurunun hiçbir inceleme ve bilimsel tartışmaya gerek görülmeden ret edildiği vurgulanıyor kararda…  Oysa İstinaf Mahkemesinin de vurguladığı gibi Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması başlıklı 56.maddesinde; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.”

Eğer ülkemiz gerçekten bir hukuk devleti ise İstinaf Mahkemesinin bu kararı gereğince gliofosat ürünleri piyasadan derhal toplanması gerekiyor. Bu mahkeme kararına rağmen çiftçimizin ve tüketicimizin sağlıklı yaşam hakkı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından görmezden gelinirse ve glifosat serbestçe pazarlanırsa diğer ülke örneklerinde de yaşandığı gibi acı sonuçlar kaçınılmaz hale gelebilir…

Kategori: Manşet