ManşetTarım-Gıda

Gıdada glifosat kalıntısı araştırılacak

Görsel: The Free Thought Project

Carey Gillam tarafından Civil Eats‘de yayomlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Melda Ciner Düz‘ün çevirisiyle sunuyoruz.

***

Görsel: The Free Thought Project

Görsel: The Free Thought Project

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), halihazırda gıdaların içinde birçok zirai kimyasal kalıntısını test ediyor. Artık kanserle ilişkilendirilen ve yaygın bir şekilde kullanılan yabani ot ilacını da test etmeye başlayacak.

Ülkenin lider gıda güvenlik düzenleyicisi FDA, Dünya Sağlık Örgütü kanser uzmanlarının geçtiğimiz yıl dünyanın en çok kullanılan bu ot ilacını olası bir kanserojen madde olarak ilan etmesinin ardından, kimyasalın kalıntıları için belli gıdaları test etmeye başlamaya planlıyor.

FDA bu kararını glifosat olarak bilinen ot ilacının güvenliği hakkında halk arasında giderek artan endişeyle beraber, ABD Sayıştayı (GAO) tarafından bu tarz değerlendirmeler yapmadığı ve bu eksiği halkla paylaşmadığı için kınandıktan sonra verdi.

Özel şirketler, akademisyen ve tüketici grupları yakın zamanda kendi testlerini yapmaya başladılar ve anne sütü, bal, tahıl, buğday unu, soya sosu, bebek maması ve diğer maddelerde glifosat kalıntıları tespit ettiklerini belirttiler.

FDA yetkilileri konuyu “hassas” olarak nitelendirdi ve planın detaylarını sunmayı reddetti; ancak FDA sözcüsü Lauren Sucher kurumun tarihinde ilk defa glifosatı test etmeye başlamak üzere harekete geçtiğini belirtti.

Sucher Civil Eats Gazetesine verdiği beyanda sözlerine şunları da ekledi: “FDA soya fasulyesi, mısır, süt, yumurta ve benzeri gıdalarda glifosatı ölçmeyi 2016 mali yılının hedefleri arasında değerlendiriyor. Soya fasulyesi ve mısır, gıda ürünlerinin arasında en yaygın kullanılan malzemelerden ikisi ve genetiği değiştirilmiş çeşitleri genelde glifosat ile ilaçlanıyor. ”

GAO’nun FDA’yı 2014 denetiminde glifosatı test etmediği için eleştirmesinin ardından FDA’nın GAO’ya yaptığı açıklamaya göre, altı adet FDA test laboratuvarında seçmeli kalıntı metotlarını uygulamanın başlangıç maliyeti yaklaşık 5 milyon dolar belirlendi. GAO, FDA’nın böcek ilacı kalıntı testi programında birden fazla eksiklik bulduğunu nakletti ve “en çok kullanılan zirai ilaç” olarak ifade ettiği glifosatın test edilmediğinin altını çizdi.

FDA raporunun GAO’ya bağlı sözcülerinden John Neuman şöyle konuştu: “Belki de onları utandırarak bu testi yapmaya teşvik ettik.” Neuman, GAO’nun FDA’dan böyle bir test yapmasını talep etmediğini, ancak en azından FDA’nın bu testi yapmadığını beyan etmesi gerektiğini söyledi. Neuman sözlerine Haziran ayında GAO’nun tüm tavsiyelerini uygulayıp uygulamadığı konusunda FDA’nın kaydettiği ilerlemenin GAO tarafından değerleneceğini ekledi. Neuman, FDA’nın verilerinin güvenirliğinde kayda değer kısıtlamalar olduğunu da belirtti.

Hem FDA hem de Amerikan Tarım Bakanlığı (USDA) gıdalarda yüzlerce böcek ilacı kalıntısının bulunup bulunmadığını düzenli olarak test ediyor. Her ikisi de yine düzenli olarak, glifosatın test edilmesinin çok maliyetli olduğu ve kamu sağlığını korumak için gerekli olmadığı iddiasıyla glifosatı test etmeyi ihmal ediyor. Sucher, artık kurumun ot ilacının testi için “modernleştirilmiş metotlar” geliştirdiğini belirtti.

Mevcut düzenlemeler çerçevesinde, EPA gıdalardaki böcek ilacı kalıntıları için tolerans olarak adlandırılan standartlar belirliyor. Amerikan Tarım Bakanlığının bir kolu da EPA’nın tolerans değerleriyle uyumu kontrol etmek üzere et, kanatlı ve işlenmiş yumurta ürünlerini izleme altına alırken FDA meyve ve sebze gibi diğer gıda kalemlerini izliyor. Amerikan Tarım Bakanlığının Zirai Pazarlama Hizmeti en çok tüketilen gıdalar için yıllık kalıntı verisi topluyor. Ancak bakanlığın aksine, FDA, kalıntıların yasal seviyeleri aşması durumunda şirketlere yaptırım uygulama yetkisine sahip. Bununla birlikte, bu yetkilerin yetersiz olduğuna dair FDA’ya yönelik eleştiriler de mevcut.

Glifosat, Roundup’ın etken maddesi ve dünyanın en çok kullanılan ot ilacı. Monsanto 1970 yılında  bu ot ilacının patentini aldı ve ilaç kısa bir süre içinde sorunlu otları yok etmedeki etkinliği sayesinde popüler oldu. Monsanto 1990’lı yılların ortasına doğru, glifosattan etkilenmemek üzere genetiğiyle oynanmış “Roundup Ready” mahsullerini piyasaya lanse ettikten sonra glifosat kullanımı birdenbire arttı. Bu da artık çiftçilerin bu ilacı doğrudan mahsullerin üzerine atabileceği anlamına geliyordu. Ayrıca kurumalarına yardımcı olmak üzere hasat edilmeden önce doğrudan üzerlerine glifosat atılan, buğday gibi birçok GDO’suz mahsul de mevcut. Glifosat, artık patent süresinin sona ermesiyle dünyanın dört bir köşesinde yüzlerce ot ilacı ürünlerinde kullanılıyor.

FDA’nın bu girişimi, genetiğiyle oynanmış mahsul teknolojisinin insan sağlığı ve çevre üzerinde algılanan risklerine ilişkin şiddetli bir politik tartışmaların ve gıdadaki glifosat kalıntılarına dair endişelerin başı çektiği bir ortamda doğdu. Birçok eyalet GDO’lu gıdaların etiketlenmesini zorunlu kılarken aynı önlem Vermont’ta da 1 Haziran itibariyle yürürlüğe girecek. Onlarca büyük gıda endüstrisi oyuncuları ve zirai işletme, zorunlu etiketlemeye karşı savaşıyor ve Vermont’un yasasını bloke edecek federal bir yasa tasarısı istiyorlar.

FDA’nın test etmeye başlama girişimi Consumers Union’da (Tüketiciler Birliği) kıdemli bilim insanı olarak çalışan Michael Hansen tarafından övülürken, Hansen, Tarım Bakanlığının konuyu ihmal etmeyi bırakması gerektiğini söylüyor. Bakanlığın 1991 yılından itibaren faaliyette olan yıllık böcek ilacı veri programı (PDP) gıdada bulunan böcek ilacı kalıntılarına dair öncelikli yetkili rapor olarak görülüyor.

Hanson konu hakkında şöyle konuştu: “Bu harika bir ilk adım… ancak bu (Tarım Bakanlığında) böcek ilacı veri programının bir parçası haline getirilmeli. İngiltere bunu yıllardır yapıyor. Kullanımın giderek artması sebebiyle gıdada daha çok kalıntı görmemiz muhtemel. Bu testi çoktan uygulamaya başlamış olmalılardı.”

Monsanto glifosattan yıllık yaklaşık 5 milyar dolar gelir elde ediyor. Monsanto ve diğer zirai işletmeler glifosatın hastalıklarla ilişkilendirilmesine dair geçerli bir kanıtın olmadığını ve gıdadaki glifosat kalıntı miktarlarının korkulacak miktarlar olmadığını söylüyorlar. Glifosatın güvenli olduğunu tespit eden birçok çalışma olduğunu da ekliyorlar.

Amerika Çevre Koruma Kurumu (EPA) büyük ölçüde aynı fikirde olup 2013 yılında FDA’nın belirli gıda mahsullerinde güvenli olarak belirlediği eser glifosat kalıntı miktarını arttırdı. Geçtiğimiz sene EPA tarafından glifosat üzerinde yeni bir risk değerlendirmesi yayımlanması bekleniyordu ancak ertelendi.

Eleştiriler ise birçok çalışmanın glifosatı, non-Hodgkin lenfoma ve böbrek ile karaciğer sorunları dahil insan hastalıklarıyla ilişkilendirdiği üzerinden yapılıyor ve glifosatın çevrede çok yaygın olması sebebiyle eser miktarların bile uzun süre maruz kalındığında zararlı olabileceğini belirtiyor.

Charles Benbrook tarafından yapılan ve hakemli dergi Environmental Sciences Europe’da (Çevre Bilimleri Avrupa) çıkan yakın zamanlı bir araştırmaya göre, Amerikalı çiftçilerin glifosat kullanımları 1995 yılında 12.5 milyon pound iken bu rakam 2014 yılında yirmiye katlanarak 250 milyon pounda çıktı. Dünya çapındaki kullanım oranı ise 1995 yılında 112.6 milyonken 2014 yılında 1.65 milyar pounda yükseldi. Benbrook şu an özel danışmanlık yapıyor ancak araştırmayı Washington Eyalet Üniversitesinde profesörken gerçekleştirmişti.

İsmini vermek istemeyen bir Tarım Bakanlığı sözcüsü kurumun, FDA’nın teste mısır ve soya fasulyesinden başlayacağı konusunda bilgilendirildiğini belirtti. Sözcü Civil Eats Gazetesine bakanlığın ise test yapmaya başlamayı planlamadığını söyledi. Monsanto konu hakkında henüz bir yorumda bulunmadı.

Editörün notu: Monsanto daha sonra FDA’nın glifosat kalıntıları üzerine test yapma ihtimali üzerine kendi yorumuna dair aşağıdaki beyanda bulundu;

“FDA resmi olarak bizlere kalıntı testi konusunda harekete geçmeyi planladıklarını henüz teyit etmese de glifosatın 40 senelik güvenli kullanım tarihi EPA ve on yıllık çalışma ve değerlendirmelerin ardından dünyanın çeşitli yerlerinden denetleyiciler tarafından desteklendi. Şu ana kadar hiçbir veri EPA’nın son derece tutucu İzin Verilebilir Günlük Alımını geçen bir kalıntı düzeyine ya da herhangi bir endişeye işaret etmemiştir.  FDA bilimsel bir titizlikle ilave testler yapmaya başlarsa, dünyanın dört bir köşesinden çiftçiler, toprak ve ev sahipleri tarafından güvenli ve etkili şekilde kullanılan bu hayati aracın uzun süredir var olan güvenlik profilini yeniden onaylayacağı konusunda eminiz.”

 

Haberin İngilizce Orijinali

Yazı: Carey Gillam

Yeşil Gazete için çeviri: Melda Ciner Düz

(Yeşil Gazete, Civil Eats)

 

Kategori: Manşet