Dış Köşe

Fatalizm – Murat Belge

Dünkü Taraf’ta Musul Konsolosluğu’na tahliye için gerekli araçların gönderilmediğine dair bir haber okudum. Kendi çalıştığım gazete bile olsa, her okuduğum habere inanmamayı öğrendim; ama bu inandırıcı, çünkü iktidarın (“iktidar” dediğimizde “AKP” mi demek istiyoruz, Tayyip Erdoğan mı?) genel üslûbuna uygun bir davranış.

İktidar birçok bakımdan enerjik- hızlı hareket edebiliyor. Savcı, yargıç tayin etmek sözkonusu olduğunda, çok hızlı, örneğin. Ama bazı konular ya da alanlarda çok yavaş. Bunlar, genellikle Erdoğan’ın dünya görüşüne uymayan ya da sığmayan birtakım konular. “İş güvenliği” gibi bir konuda Türkiye’nin durumunun perişan olduğu ortada. Bir zamanlar Tuzla tersanelerinden her gün ölüm haberi gelirdi. Soma bunların hepsinin üstüne tuz biber ekti. Bilinmiyor muydu Soma’da işlerin sakat olduğu? Belli ki biliniyordu. Niçin kimse kılını kıpırdatmadı? Çünkü işverenlere baskı yapmak Başbakan’ın ve temsilcisi olduğu anlayışın kitabında yazılı değil.

O dünya görüşünün içinde işveren işçinin babası gibi bir şey. Ona iş lutfediyor, nafakasını veriyor. “Sendika” gibi “gâvur icadı” kurumların bu ilişki içinde bir işi yok. Kaza olmuşsa, Erdoğan’ın kitabında “fıtrat” gibi kelimeler yazıyor, o da zaten onları söylüyor. İki yüz yıl kadar önce İngiltere’de olmuş kazayı da hatırlatmadan edemiyor.

Onun için, diyorum, Konsolosluk da bu “genel üslûba” uygun. Ortada bir IŞİD var ki bu Başbakan’a göre öyle kötü bir örnek değil. Hiç Gezi Parkı’nda eylem yapan IŞİD’li gördünüz mü?

Ama IŞİD geliyor, şu kadar insanı toplayıp götürüyor. Hükümet herhangi bir açıklamadan önce “Bu bize karşı yapılmış bir şey değil,” diyor.

Yani, dediğim o “dünya görüşü”ne uymayan şeyleri görememek gibi bir huyu var, hükümetin ya da Başbakan’ın. Görmeyince, yaklaşan bir kötü duruma karşı tedbir de alınamıyor haliyle.

Geçen gün bir toplantıdaydım, şu anlattıklarımla aynı kapıya çıkan bir konu açıldı: bu yılki kuraklığın İstanbul su kaynaklarında yarattığı durum. Ben bu konuları pek bilmem, alanım olmadığı için izleyemem. “Felâket tellallığı” denilen, bizde meraklısı bol olan “faaliyet”ten de hoşlanmam; ama konusunu iyi bildiğini bildiğim, onun için de sözüne güvendiğim insanlar bunu söyleyenler. Barajlarda toplanmış suyun iyiden iyiye azaldığını söylüyorlar. Terkos gibi deniz suyuyla karıştığını bildiğimiz göl dışında, su düzeyleri iyice düşmüş. Melen Çayı, Sakarya gibi birtakım takviyelere el atılmış; ama onların da yeterli olmayacağını söylüyorlar.

Bunlar doğruysa, tastamam doğru olmaları da şart değil, “doğruya yakın” tesbitlerse, bugünden başlayarak tedbir alınması gerek. Hiçbir uyarı olmayınca, kimse de sudan tasarruf etmeyi aklından geçirmez, cömertçe harcar.

Gençliğimizde şu şehr-i Stanbul’da az su sıkıntısı çekmemiştik. Sonra bu sorunlar çözüldü, yıllardan beri, böyle bir derdimiz olmadı. Unuttuk gitti o günleri, antrenmanımız da kalmadı.

Kömür madeninde patlama, “işin fıtratında var”. Suyun “nedret”i de tabiatın bir cilvesi. Yağmurun yağmasına Tayyip Erdoğan engel olmuyor.

Ama tedbir düşünmeye, tedbir almaya kim engel oluyor, bilemiyorum.

“Allah kerim” ideolojisi mi?murat belge

Murat Belge

Bu yazı ik olarak Taraf Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Kategori: Dış Köşe