Köşe YazılarıManşetYazarlar

Durdurun bu gemiyi

Kamuoyuna yansıyan haberlere göre Brezilya Donanması‘na ait NAe São Paulo’ isimli uçak gemisinin gövdesi, açık artırmayla Aliağa’daki gemi söküm tersanelerinden birine satıldı. Geminin mayıs-haziran ayları arasında sökülmek üzere Aliağa’ya getirilmesi bekleniyor. Bir iki ay içinde Aliağa’daki gemi söküm tesislerinde olması beklenen uçak gemisinin 600 tondan fazla asbest barındırdığı iddia ediliyor.

Asbest veya daha çok bilinen adıyla amyant, lifli yapıda ve insanlar için kesin kanserojen olan bir mineral. Doğada üç tip asbest bulunuyor: Beyaz, kahverengi ve mavi asbest. Her üçü de kanserojen. Solunum yoluyla vücuda girdiğinde başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıklara yol açıyor. Asbestin neden olduğu hastalıkların bazıları, akciğer zarları arasında sıvı toplanması, skleroz, akciğer zarı kalınlaşması ve akciğer dokusunda bağ dokusu oluşumu ve akciğer kanserleri… Her yıl dünyada kanser yapıcı maddeleri düzenli olarak özelliklerine göre gruplara ayıran ve Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı bir kuruluş olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), insanlar için kanserojen maddeler listesinde asbesti uzun yıllardan bu yana “kesin kanserojen” tanımlanması ile 1. grupta sınıflandırıyor.

Doğal bir silikat minerali olan asbest ısıyı iletmemesi ve iyi bir yalıtkan olması nedeniyle çok eski çağlardan bu yana yaygın olarak kullanılmış. XIX. yüzyıla kadar yapıların yalıtımında kullanılan asbest, 1850’li yıllardan itibaren ısıyı ve elektriği iyi yalıtması ve doğada bol ve ucuz bulunması nedeniyle hemen hemen her sektörde çok daha yaygın kullanılmış ve özellikle Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da asbest kullanımı 1950’lerden 1980’li yıllara kadar hızla artmış. Fakat insan sağlığı üzerindeki etkilerinin anlaşılmaya başlamasıyla 1980’lerden itibaren tek tek ülkelerinin kullanımını yasaklamaya yönelmesi ile asbest kullanımında hızlı bir düşüş yaşanmaya başladı. Avrupa Birliği’nin 1999 tarihinde benimsediği bir direktifle (1999/77/EC) tüm AB ülkelerinde her türlü asbestin kullanımının ve pazarlanmasının yasaklanması yoluna girildi. Direktifin tüm üye ülkeler için 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girmesi ile Avrupa Birliği’nde asbest yasağı da başladı. Ayrıca işçilerin asbeste maruz kalmalarından doğacak risklere karşı korunmalarına ilişkin 2003 tarihli Direktif (2003/18/EC) ile de asbest çıkarılması ve üretimi/işlenmesi sırasında işçileri asbest liflerine maruz bırakacak tüm faaliyetleri yasaklandı.

DSÖ: Asbest kullanımına son verilmeli

Daha da önemli bir adım atılarak mevcut asbestin temizlenmesi ya da asbestli binaların veya birimlerin bakım onarım veya yıkım işlerinde çalışacak işçilerin maruz kalacakları asbestten korunmaları için son derece sıkı limitler ve önlemler de aynı yıllarda benimsendi.  Bu dönemden sonra özellikle içinde asbest kullanılan gemiler başta olmak üzere asbest gelişmiş merkez kapitalist ülkelerden orta ve az gelirli, asbest kullanımı ve temizlenmesi konusunda yasal yapısı zayıf ülkelere gönderilmeye başlandı. Ekim 2006’da Dünya Sağlık Örgütü de “Asbestle Bağlantılı Hastalıkların Ortadan Kaldırılması” başlıklı bir politika belgesiyle asbest kullanımının sağlık açısından tehlikelerini vurguladı. Örgüt bildirisinde asbestin kanser yapıcı etkisi için bir eşik değer konabileceğine dair bir kanıt olmadığını ve çok düşük maruziyet derecelerinde bile kanser riskinin arttığını bu belgesinde açıkça belirtti. Dünya Sağlık Örgütü bu saptamasına bağlı olarak da asbestle bağlantılı hastalıkların ortadan kaldırılabilmesi için en etkin yolun her tür asbestin kullanımına son vermek olacağının özellikle altını çizdi.

Dünyada gemi sökümünün yapıldığı ülkelerin başında Çin, Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Türkiye geliyor. İzmir’in Aliağa ilçesinde 22 tane gemi söküm tesisi bulunuyor. Gemi sökümünün çevresel etkileri geminin türüne, yapımında kullanılan malzemeye ve söküm tekniğine göre değişmekte. En önemli etkileri petrol, motor yağı, poliklorlu bifenil (PCB), asbest ve ağır metallerin başta deniz ve sökümün yapıldığı sahiller olmak üzere çevresel ortama yayılmasıdır. Bu kirleticiler söküm işinde çalışan işçilerin sağlığını olumsuz etkileyebileceği gibi çevrede yaşayanlarda da sağlık sorunlarına neden olabilir. Ayrıca sökümün yapıldığı ve söküm sonucu çıkan malzemelerin depolandığı bölgelerde de ekosistemleri etkileyebilir. Hava ve toprak kirliliğine neden olabilir. Bölgedeki tarım ve balıkçılığı olumsuz etkileyebilir.

Otopan’dan sonra

‘NAe São Paulo’ isimli uçak gemisinin gövdesinin sökülmek üzere Aliağa’ya getirilmek istenmesi 2007 yılında yaşanan Otopan rezaletini hatırlatıyor. O dönemde başta Basel Sözleşmesi olmak üzere, tüm uluslararası sözleşmelere aykırı olarak 60 tona yakın asbest içeren Otopan kuru yük gemisi Hollanda’dan Aliağa’ya gönderilmek istenmişti. Gemi meslek odaları ve çevre örgütlerinin uzun hukuksal mücadeleleri sonucunda Türk karasularına girmeden durdurulabilmiş ve Hollanda’ya geri gönderilerek uluslararası sözleşmelere göre asbestten arındırılmış ve Hollanda’nın Türkiye’ye yaptığı asbest bildirimlerine uygun hale getirilmişti.

Bu skandaldan yaklaşık 14 yıl sonra benzer skandal yeniden ülkemizin ve Aliağa’nın kapısında. Bu kez 600 tondan fazla asbestle yüklü Brezilya’nın hurda uçak gemisi ‘NAe São Paulo’  karasularımıza doğru yola çıktı. Bu sefer çevre örgütleri ve meslek odalarının yanı sıra Asbest Söküm Uzmanları Derneği de endişeli. Dernek yaptığı açıklamada  “Brezilya’nın başından attığı bela Aliağa’ya geliyor. Türkiye asbest ve radyoaktif madde çöplüğü değildir’ diyor. Çok doğru, Türkiye asbest ve radyoaktif madde çöplüğü değil. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Eş sözcüsü Ali Osman Karababa’da “Türkiye’nin gemi sökümü ve buna bağlı hurda demir işleyen fabrikalar gibi çevreyi ve havayı yoğun biçimde kirleten teknolojilere ev sahipliği yapmasının kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Bugün gemi söküm tesisleri ve hurda demir çelik işleyen fabrikaların Aliağa ve İzmir’de neden olduğu başta hava kirliliği olmak üzere çevre sorunlarını hepimiz çok iyi biliyoruz.

Kesin bir çözüm için atmamız gereken ilk adım ise sivrisineklerle uğraşmak yerine bataklığı kurutmak değil mi? Dün Otopan bugün ise NAe São Paulo… Artık hiçbir Avrupa ve Kuzey ülkelerinde örneği kalmayan, Aliağa’daki gemi söküm tesislerini bir daha açılmamak üzere kapatmamızın zamanı geldi ve geçiyor…

O zaman önce gemiyi durdurmak, sonra da bataklığı kurutmak için neden hala bekliyoruz?