Yeşeriyorum

Çatacık! Şimdi Ağlama Zamanı…

Orman sustu,

Rüzgar durdu.

Sincaplar haylaz yavrularını topladı ağaçların dallarına ,

Çakallar kurtlar ulumalarını kesti.

Şakıyan kuşlar güneşe rağmen cıvıltılarını bıraktı.

Yapraklar dinledi, kuşlar dinledi, rüzgar dinledi,

Tüm orman kulak kesildi.

Bir şeyler olacaktı, kötü bir şeyler.

Günlerdir hissetmişlerdi

Ama yormak istemediler.

Boynuzları kıvrım kıvrım geyikler

Tüm güzellikleri ihtişamları ile görüldüler,

Doğaları gereği ürkektiler,

Ama yine de “korunma alanlarında”ydılar.

Her zaman alıştıkları insan kokusunun arasına,

Başkalarınınki de karışmıştı.

Yine de gittiler.

Çağrıya, alıştıkları ellerinden yem yedikleri,

Bakıcılarının seslenişlerine gittiler..

Orman durdu dinledi.

Ayak sesleri hoyrat kaba,

Ayak sesleri telaşlı öldürmeye aç.

Kuru yapraklar hışırdadı,

Namluya kurşun sürüldü,

Adlarına avcı denenler,

Tüfeklerini doğrulttu,

Nişan aldılar.

Gez, göz, arpacık,

Profesyoneldiler.

İlk ateşlemede pammmm..

Devrildi çatal boynuzlu güzel vücut

Yankılandı  ormanda ağırlığının ezdiği dalların çatırtısı.

Orman sustu, orman utandı, orman yüzünü yere eğdi,

Ormanın utancına ortak olmak istemedi, güneş kaçtı bulutların arasına..

Bu yıl da kurtaramamıştı orman, altı yaşın üzerinde yaşlı denilen,

Yedi güzel geyiğini.

Bedelleri vardı canlarının, ülke kalkınacak turizmin yüzü gülecekti.

Çatal boynuzlu güzel başları donuk gözleriyle yabancı ellerde, süsleyecekti şömine üstlerini.

Geyiklerin kaçacak yerleri yoktu orda doğup orda büyümüşlerdi, “korunma alanlarında”ydılar! Aynı akvaryumdaki balıkları avlamak gibi kolay oldu onları avlamak da.

Çatacık’daki koruma altında yaşayan geyiklerin avlanmalarının yanlışlığını, acımasızlığını yazdık çizdik dilimiz döndüğünce. “Yeşiller” grubu gidip olay yerinde pankart açtılar, basın bildirisi yayınladılar. Bu yıl durduramadık avı ama bir dahaki yıl umudumuz Çatacık’ı ağlatmamak!

Bir okurumdan – belli ki avcı- bu konuyla ilgili daha önce yazdığım yazıma eleştiri aldım. Eleştiriyi severim, hele de adabı usulünce yapılırsa. Anlarım ki yazılarım okunuyor, önemseniyor. Okurum, Almanya’da her yıl bir milyon karacanın vurulduğunu, devletin de fertlerin de bundan kazanç sağladığını, Türkiye’de  bunun uygulanmasının iyi olacağını yazmış. Ve şöyle ilave etmiş, “Doğa kendini tam anlamıyla idare edemediği için insanlar doğal yaşamın idaresini ele almışlar, bazı düzenlemelerle her şeyin daha doğru yürümesine yardımcı oluyorlarmış. Kontrollü avcılık ta bunlardan birisiymiş”. Böyle olduğunda kazananlar sadece insanlar değil doğa da olacakmış. Eskişehir’de dağlarda üremeyi ve geyik popülasyonunu olumsuz etkileyecek kaç tane “çarpık boynuzlu” geyiğin olup olmadığını bilip bilmediğimi de ilave ediyor okurum. Sahi bir de benim bilmediğim bir konuda yazı yazdığım için de bu mantıkla, “mezbaha önüne gidip eylem yapmam gerektiğini, ama kedilere pay çıkmaz(!)diye gitmediğimi”düşündüğünü yazmış. E artık güler misin ağlar mısın demekten başka bir şey bulamıyorum ben de.

Not:Eskişehir Yeşiller grubunca 14 Kasımda bir konferans düzenlenecektir. Tüm doğa severlere duyurulur.

Ece Bilgin

10/11/2009

Kategori: Yeşeriyorum