EğitimManşet

Boğaziçi’nde direniş 586’ıncı gününde de devam ediyor

0
Fotoğraf: Can Candan

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, bugün de atanmış rektör ve üniversite yönetimine karşı 586’ıncı kez bir araya geldi. Akademisyenler nöbetlerinin ardından haftanın her son iş gününde olduğu gibi haftalık açıklamalarını okudular.

Yoğun sıcağa karşı şemsiyelerle direnişlerini sürdüren akademisyenler 395’inci kez rektörlük binasına sırt çevirdi.

Fotoğraf: Can Candan

Bugün, Naci İnci’nin Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasının 351’inci, 30 Temmuz günü gerçekleştirilen destek oylamasında akademisyenlerin yüzde 95 oranında rektör adaylığına karşı olduğu açıklanan İnci’nin Matematik Bölümü tam zamanlı öğretim üyesi Mohan Ravichandran’ı hiçbir gerekçe göstermeden dönem ortasında görevden almasının ise 270’inci gününe gelindi.

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri haftanın her iş günü olduğu gibi bugün de 12:15’te #KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz diyerek arkalarını 395’inci kez rektörlük binasına döndüler.

Fotoğraf: Can Candan

Akademisyenler nöbet boyunca ellerinde “Kabul Etmiyoruz”, “Vazgeçmiyoruz” ve “Özerk, Özgür, Demokratik Üniversite” yazan dövizler taşıdılar.

Akademisyenler nöbetlerinin ardından şu açıklamayı gerçekleştirdiler:

Fotoğraf: Can Candan

‘Can Candan’a yeniden hukuksuzluk’

Bu hafta kayyım rektörlüğün, üniversitemize onarılması güç zararlar veren hasmane tasarrufları artık topyekûn bir saldırganlığa dönüştü.

Hukuksuz şekilde görevinden uzaklaştırılmasının 8. ayında, mahkemenin Şubat 2022’deki yürütmeyi durdurma kararıyla görevine geri dönmüş olan meslektaşımız, Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Görevlisi Can Candan, bu hafta kayyım yönetim tarafından tebliğ edilen yeni bir kararla görev süresinin uzatılmamış olduğunu öğrendi. Yani, önceki görevden alınma kararı mahkeme tarafından açıkça hukuksuz bulunmuş olmasına rağmen, Naci İnci ve ekibi aynı hukuksuzluğu tekrar etmeyi seçerek Candan’ın üniversite ile ilişiğini yeniden kesmeye teşebbüs etti.

Fotoğraf: Can Candan

Tebliğ yazısında, gerekçe kisvesi altında ‘ders yükümlülüklerini yerine getirmemek’ ve ‘üniversite yöneticilerine hakarette bulunmak‘ gibi asılsız ve önceki mahkeme kararında belirtildiği üzere, gereğince soruşturulup sonuca bağlanmamış birtakım ithamlar yer alıyor.

Gayrimeşru yönetim tarafından hukuki ve akademik kriterler yok sayılarak alınan, Can Candan’ın maddi ve manevi haklarını gasbeden bu karar yalnızca kontrolsüz bir hınç ve husumet eseridir. Kabul etmiyoruz! Bu konuda yasal haklarımızın takipçisi olacağız ve Can Candan’ı yeniden ait olduğu yere, öğrencilerinin yanına geri alacağız.

Fotoğraf: Can Candan

Atatürk Enstitüsü’nün müdürü de görevden alındı

Kayyım rektörlük aynı hınç ve husumetle kurumlarımızı ve üniversitemizin hak edilmiş uluslararası saygınlığını borçlu olduğu kurumsal pratik ve geleneklerimizi hedef alıyor. Bu hafta Atatürk Enstitüsü’nün seçilmiş müdürü Cengiz Kırlı görev süresinin bitimine henüz 1,5 yıl varken tepeden bir kararla görevden alındı.

Osmanlı tarihçiliğinde çığır açan çalışmaların sahibi, idarecilik görevini layıkıyla ve özveriyle yerine getiren, üniversitemiz Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi’nin öncü kurucularından olan Cengiz Kırlı’nın yerine Sevtap Demirci atandı.

Fotoğraf: Can Candan

Kırlı’nın görevden alındığını kendisine tebliğ etmeyen ve görevden alınma nedenini bildirmeye dahi tenezzül etmeyen rektörlük, bu tepeden atama kararını aynı gün Elektronik Belge Yönetim Sistemi üzerinden üniversite kamuoyuna duyurdu.

Atatürk Enstitüsü, Türkiye ve geç dönem Osmanlı İmparatorluğu çalışmaları alanında ulusal ve uluslararası düzeyde saygınlığı olan bir kurumdur.

Böylesi bir kurumun oluşumu ve devamlılığı hoca ve öğrencilerin kolektif emek ve özverisine dayandığı kadar özgür, katılımcı ve eleştirel eğitim ortamına ihtiyaç duyar.

Fotoğraf: Can Candan

Atatürk Enstitüsü bu vasıflar sayesinde Türkiye’deki çok sayıda sosyal bilimler araştırmasının beşiği hâline gelmiştir.

Rektörlüğün Atatürk Enstitüsü’ne karşı yaptığı bu darbe, kaliteli ve eleştirel eğitim ve öğretim ortamını da tehdit etmektedir. Atatürk Enstitüsü’nün meşru ve seçilmiş müdürü Cengiz Kırlı’nın görevden alınarak yerine Sevtap Demirci’nin atanmasını kınıyor ve bu karardan hızla geri dönülmesini talep ediyoruz.

Dersler iptal edildi

Uluslararası düzeyde saygınlığa sahip her köklü üniversite gibi, Boğaziçi Üniversitesi de başarısını liyakat sahibi bilim insanlarının bilgi üretimi pratiklerine, bu pratiklerden doğan geleneklere ve bu geleneklerin gelecek nesillere aktarımına borçlu.

Bu hafta, alanlarında bilimsel bilgi üretimine önemli katkılar vermeye devam eden birçok emekli hocamızın 2022 yılı sonbahar dönemi açacakları derslerinin, kayyım rektörlük tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin iptal edildiğini öğrendik.

Fotoğraf: Can Candan

Kayyım rektörlüğün, öğrencilerin eğitim ve öğretimine zarar veren bu keyfî kararını, aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi’nin kurumsal hafızasını silmeyi amaçlayan bir teşebbüs, bir hafızasızlaştırma siyaseti olarak görüyoruz. Üniversitemize karşı alınan bu düşmanca tutumu kınıyor ve kamunun dikkatine sunuyoruz.

ODTÜ’nün kayyım yönetimi

Kayyım yönetim eliyle Boğaziçi Üniversitesi’ni yok etme girişimlerine rağmen özgür, özerk, demokratik ve katılımcı ilkelere dayalı bir üniversite ideali için verdiğimiz mücadelede yalnız olmadığımızı bilmek bize güç katıyor.

Bu sene, Boğaziçi Üniversitesinde olduğu gibi ODTÜ’de de kayyım yönetimi, tüm bileşenlerin çağrılarına ve 38 bölümün tamamının taleplerine rağmen, her sene stadyumda yapılan genel mezuniyet törenini ‘güvenlik gerekçesi‘ ile yasakladı.

Ancak yönetimin tüm baskı ve engellemelerine rağmen öğrenci, akademisyen ve mezunlar 6 Ağustos’ta Devrim Stadyumu’nda kendi imkanlarıyla, olması gerektiği gibi, coşkulu ve renkli bir alternatif mezuniyet töreni gerçekleştirdi.

Öğrenciler bu mutlu günlerini geniş bir katılımla, hiçbir güvenlik sorunu yaşamadan, özgürce kutladılar. Keyfî ve baskıcı kararlara karşı direnerek haklarını elde etmeyi başaran tüm ODTÜ bileşenlerini kutluyoruz.

ODTÜ ve Boğaziçi’nde gerçekleştirilen alternatif mezuniyet törenleri, kayyım yönetimlerinin aczinin ve yalnızlığının açık bir ifadesi oldu; dayanışma ve mücadele ile var olmaya, büyümeye devam edeceğimizi bir kez daha vurguladı.

Üniversitedeki gayrimeşru uygulamalar bir an önce sona ermelidir.

Üniversitemizdeki tüm fakülte dekanları, enstitü müdürleri ve yüksek okul müdürü seçimle göreve gelmeli ve seçilmiş kurullarla denetlenebilmelidir.

Şeffaf ve demokratik yollardan belirlediğimiz ve haksızca işlerine son verilen dekanlarımız ve enstitü müdürümüz bir an önce görevlerine iade edilmelidir.

Atama ve yükseltme kriterleri hiçe sayılarak bölüm, fakülte ve enstitülerin onayı alınmadan, tepeden inme kararlarla yapılan tüm atamalar gayrimeşrudur, geri alınmalıdır.

İşlevsizleştirilen Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi ve Cinsel Tacizi Önleme Koordinatörlüğü işinin ehli çalışanlarıyla birlikte bir an önce tekrar faal hâle getirilmelidir.

Fotoğraf: Can Candan

Gayrimeşru yönetim tarafından gerekçesiz şekilde el konulan İstanbul Matematiksel Bilimler Merkezi binası eski işlevine kavuşturulmalı, yeniden araştırmacıların kullanımına sunulmalıdır. Naci İnci ve yönetimi ile bugüne kadar hukuksuzca kadrolaşmış tüm isimlerin istifasını talep ediyoruz.

Fakülte ve bölüm kararları yok sayılarak işine son verilen ve dersleri iptal edilen meslektaşlarımızın haksızca uzaklaştırıldıkları işlerine iade edilmelerini, ayrıca öğrencilerimiz, akademik ve idari personelimiz hakkında mesnetsiz gerekçelerle açılmış tüm disiplin soruşturmalarının geri alınmasını bir kez daha talep ediyoruz. Üniversitemizi yılmadan ve kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.

Türkiye’de özgür, özerk, demokratik ve katılımcı ilkelere dayalı bir üniversite ideali gerçekleşene kadar,

Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmiyoruz.”

Kategori: Eğitim

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.