EkolojiKöşe YazılarıRöportajYazarlar

Gelecek nasıl bir turizmde? Fatma Denizci ile Ovacık Köyü’nde Bir Gün

‘Müştereklerimizi keşfederek hem yerel halkın hem de misafirlerin birbirine değer katmasını hedefliyoruz’

Şile’nin Ovacık Köyü

Türkiye’de turizm alanında güzel şeyler de oluyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Anadolu Efes ortaklığıyla ve Gelecek Turizmde finansmanıyla Şile’nin Ovacık Köyü’nde gerçekleştirilen “Ovacık Köyü’nde Bir Gün” projesinden bahsediyorum. Ovacık’ta sürdürülebilir bir turizm hareketi yaratarak, yerel halkın geçim kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla yola çıkan projeyi Slow Food hareketinden de tanıdığımız Fatma Denizci ile Açık Radyo’da Sudan Gelen programı için bir araya geldiğimizde konuştuk.

Denizci ile İlhan Açık Radyo’da bir araya geldi.

– Sevgili Fatma, Ovacık Köyü’nde Bir Gün projesini yapmak ihtiyacı nereden doğdu?

Ovacık Köyü Kadın Tohum Derneği kurucu başkanıyım. Derneğimiz 2013 yılında ata tohumlarını koruma amacı ile kuruldu. İstanbul’un ilk Tohum Takas Şenliğini Ovacık Köyü’nde 2012 yılında yaptık. Slow Food Şile Palamut Birliği, Şile Belediyesi, Şile Kültür ve Turizm Derneği işbirliği ile Şile’de eksik olan üretici pazarını hayata geçirdik. Bu pazar 2014 yılında Slow Food hareketi içinde yer alan Yeryüzü Pazarı (Earth Market) olarak tescillendi. Türkiye’de tüm köylerde olan sıkıntılar Ovacık Köyü’nde de vardı. Büyükşehir Yasası ile köylerin mahalleye çevrilmesi, istihdam sorunları, çiftçinin para kazanamaması, gençlerin iş için büyük şehre göçü ve kötü çalışma koşulları gibi sorunları bir nebze azaltabilmek için bu projeye başvurduk.

İstanbul gibi büyük bir metropole bir saat gibi mesafede olmamız en büyük avantajımız oldu. Şehir insanının özellikle de çocukların özlemini çektiği doğayla buluşmaları ve temiz gıdaya ulaşmaları için bir fırsat yarattı projemiz. Bir de toprakla uğraşan insanlar dünyanın her yerinde en büyük saygıyı görüyor. Ülkemizde köylülerimizin kaybettikleri değerlerini ve hak ettikleri saygıyı kazanmaları bizim için çok önemli. Müştereklerimizi keşfederek hem yerel halkın hem de misafirlerin birbirine değer katmasını hedefliyoruz. Bu projeyle Ovacık’a gelen misafirleri sağlıklı gıda üretimine dahil ederek tüketim davranışlarını etkileyerek türeticiye dönüştürmek; istihdam fırsatları sunarak göç etmiş olan gençleri köye geri dönmeye özendirmek; kaybolmaya yüz tutmuş tarifleri, gelenekleri, el sanatlarını ortaya çıkartmak; İstanbul gibi bir metropol için bir niş turizm ürünü sunmak ve topluluk liderliğiyle diğer köyler için örnek bir kırsal kalkınma modeli yaratmak için çaba gösteriyoruz. Bu proje coğrafi işaretli bir ürün olan Şile Bezi’nin üretiminin artması ve bilinirliliğine de yardımcı oluyor. Yani uzun lafın kısası “Ovacık Köyü’nde Bir Gün” projesi sadece Ovacık Köyü’ne ve köylülerine katkı sağlamıyor diğer civar köylerin gelişmesi için de fırsatlar yaratabiliyor.

– Peki, projeye gönüllü katkı sunanlar da oldu mu?  

Şile Belediyesi’nin maddi manevi desteği, Şile Halk Eğitim Müdürlüğü’nün ve Şile Kültür ve Turizm Derneği’nin her konuda yanımızda olması bizi cesaretlendirip hedeflerimizi büyük tutmamızı sağladı. Projemizin en güzeli yanı her bir aşamasında gönüllü olarak bizlere destek veren dostlarımızın olmasıydı. Harabe halindeki eski köy okulunu köyün dokusunu bozmadan atölyeye dönüştüren sevgili mimarımız Şenay Kahramanoğlu, logomuzun yaratıcısı ve okulumuzun duvarlarını süsleyen tasarımcı sevgili Beliz Oral, tüm atık sistemini kurmamıza yardım eden ve atölyeler yapan sevgili Mehmet Başaran, tek tek her fidanı elleriyle diken, permakültür bahçemizi düzenleyen sevgili Reyhan Yıldırım ve Nevra Akın, sosyal medya fotoğraflarını çeken sevgili Birsen Tuncer’in katkıları unutulmaz.

– Sanırım en önemli mesele projenin yerel tarafından kabul görüp görmemesi, değil mi? Ovacıklılar projeyi nasıl karşılandı? Ne gibi zorluklar ve başarı hikâyeleri çıktı ortaya?

İlk başlarda yerel halk pek hevesli değildi. “Kim bizim yaptığımız geleneksel yemekleri yemek için buraya gelir?” “Reçel, turşu, sirke, ekmek, makarna yapmayı öğrenmek isteyen çıkar mı?” “Koyunları, inekleri, tavukları ve köyümüzü niye merak etsinler?” gibi sorular vardı akıllarında. Atölyeler başlayıp misafir kabul etmeye başladığımızda herkesin fikri değişti. Köylü kadınlarımız hem para kazanıp hem bir şeyler öğrenip sosyalleşmeye başladılar. Üretmek ve ürettiğini başkalarının da takdir etmesi herkesi mutlu ediyor. Kendi parasını kazanan kadının özgüveni de arttı. Kendine güvenen kadının yetiştirdiği bilinçli çocuklar da bize umut veriyor.

Yöresel lezzeti yeniden hayata geçiren “Düdük makarna atölyesi”.

Eski lezzetleri ortaya çıkartmak ve hafızalarda kalmasını sağlamak istiyorduk. Bu proje sayesinde daha önce aile büyüklerinin yaptığı ancak şimdi unutulan yemekleri yapmaya başladı kadınlar. Mesela “düdük makarna” ortaya çıktı ve herkesin en sevdiği atölye oldu. Bu yemeğin ritüeli; ayva ya da fındık ağacının dallarını 15-20 cm kesip güzelce yontuyorsunuz. Hamurun yapışmayacağı şekilde mini oklava yapılıyor. Hamura bununla düdük şeklini verip pişiriyorsunuz. Kolay ancak işbirliği veya imece olmadan yapılamıyor. Misafirler anne, baba, çocuklar, köylüler, köy çocukları hep birlikte düdükleri yapıp afiyetle yiyorlar. Birlikte öğrenme, çalışma ve güzel bir sonuca ulaşmak herkese çok iyi geliyor.

Misafirlerimizle doğada yürüyüş yapıp yabani meyveleri, otları ve çiçekleri anlatıyoruz. İlk defa dalında böğürtlen, muşmula, koca yemiş gören ziyaretçilerimiz oluyor. Turizm şirketlerinin de ilgisini çekmeye başladık. Son 3 ay içinde Ekolojik Kültür Turizmi kapsamında yabancı misafirlerimiz oldu. Etiyopya Turizm Bakanı ve heyetini ağırladık. Ülkelerinde bulunmayan nar meyvesi ile sirke yapmayı öğrettik. Danimarkalı öğrencilere köy hayatını, köy yemeklerini ve kültürümüzü anlattık. En sevdikleri yemeğimiz “Kazyağı köftesi” ve “tarhana çorbası” oldu. Ailelerine tarhana alıp tariflerini istediler. Bunlar kültürlerin kaynaşması açısından önemli ve değerli.

Etiyopya Turizm Bakanı ve heyeti Ovacık Köyü’ndeydi.

– Projenizde turizmin su ayak izini küçültmek için yağmur hasadı, atıksız mutfak ve kompost üretimi gibi önemli çalışmalar da var. Biraz da bunlardan bahsedebilir misin?

Projemizin ana faaliyetlerinden biri de doğaya saygılı olmak, kaynakları doğru kullanmak ve tüm bunları gelen misafirlerimize, çocuklara ve gençlere anlatarak farkındalık yaratmaya çalışmak. Çatıdan akan yağmur sularını depolayıp proje bostanında kullanıyoruz. Mutfaktan çıkan atıkları solucan gübresi ve Bokashi kompostu yaparak değerlendiriyoruz. Çıkan gübreyi yine bostanda kullanıyoruz. Olabildiğince atık çıkartmayacak şekilde elimizdeki malzemelerle yemek yapıyoruz. Bu konuda bize destek veren Action Kashkarikas Derneği kurucusu Sibel Pinto ile de atölye yaptık. Sıvı sabun yapma, kilden diş macunu yapma gibi Sıfır Atık atölyeleri yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.

– Projenin devam edebilmesi için gelecekte neler yapmayı planlıyorsunuz?

Daha çok yeni bir projeyiz. Diğer STK’lere, köylere, kadınlara örnek olmak istiyoruz. Şu anda ürettiğimiz ürünlerin çeşitliliğini arttırıp katma değeri yüksek ürünler için eğitimler almak istiyoruz. Yaptıklarımızı anlatmak için festivallere ve fuarlara katılmak istiyoruz. Üniversiteler ve STK’ler ile işbirliği yaparak projemizi geliştirmeyi hedefliyoruz.

– Ziyaret etmek isteyen okuyucularımız Ovacık’ta bir gün içinde neler yapıp yaşayabilir?

Misafirlerimizin tarladan sofraya yöresel lezzetleri, yöreye özgü kültür ve gelenekleri deneyimlemesini sağlayarak “Deneyim Temelli Turizm” modelini geliştirmeyi amaçlıyoruz. Doğa yürüyüşü yapabilirler, köy hayvanlarını gözlemleyebilirler, ekmek, turşu, sirke, sabun, düdük makarna, erişte ve kompost üretimi atölyelerine katılabilirler. Ovacık Köyü’nde üretilen ürünlerle kadınlarımızın yaptığı gıdaları satın alabilirler. Ekolojik bahçemizde tohum alma, ekim, dikim ve hasat yapabilirler. Atölyelerimizi Instagram’da ovaciktabirgün hesabımızdan ve “Ovacık Köyü’nde Bir Gün” adlı Facebook sayfamızdan duyuruyoruz. Kişi sayısına göre yemek ve atölye hazırlığı yaptığımız için rezervasyonla misafir kabul edebiliyoruz. Minimum 10 kişi ile gruplara istedikleri gün ve saatte Ovacık Deneyim Atölyemizi açabiliyoruz.

(Yeşil Gazete)

Kategori: Ekoloji

Hafta SonuManşet

Üsküdar’da iyi şeyler oluyor!

Üsküdar Kuleli Emek Mahallesi’ne geçtiğimiz yıl ‘taşınan’ İstanbul Tohum Takas Şenliği’nin 4’üncüsünün tarihleri belirlendi. Şenlik 14 Nisan Pazar günü saat 14.00 ile 18.00 arasında, mahalle meydanında gerçekleştirilecek. 

Köylünün tohum satmasının yasaklanması üzerine bir alternatif olarak ilk kez Seferihisar’da başlatılan tohum takası, Türkiye’nin pek çok noktasına yayıldı ve benimsendi. Yerel belediyelerin de desteğini alan takas etkinlikleri zaman içinde şenliklerle desteklendi. 

Yeryüzü Derneği ve Kuleli Emek Mahallesi Derneği’nin birlikte organize ettiği Üsküdar’daki etkinlikte katılımcılara ücretsiz olarak atalık tohumlar hediye edilecek; tohumların hikayesi, ekme, dikme, büyütmenin incelikleri anlatılacak. Tohumun önemine dair bir panelin de gerçekleştirileceği 4’üncü İstanbul Tohum Takas Şenliği’nde sirke,turşu, ekşi mayalı ekmek atölyeleri, çocuklar için özel etkinlikler yapılacak, küçük üreticilerin ürünlerini satabileceleri tezgahlar kurulacak, müzik grupları sahne alacak.  

Kategori: Hafta Sonu

Günün ManşetiManşetTarım-Gıda

Bornova’da tohum takas şenliği: Tohumlarımızı çocuklarımıza emanet ettik!

22 Nisan 2017 Cumartesi günü İzmir Bornova Büyükpark’ta Bornova Belediyesi ve Yerel Tohum Derneği ortaklığında tohum takas şenliği düzenlendi. Şenliğe köylerden yerel üreticiler ve başta Can Yücel Tohum Merkezi olmak üzere Ege bölgesinden tohum takas toplulukları katıldı. Ayrıca Ege bölgesinde faaliyet gösteren ve kırk bileşeni olan Ege Çevre Platformu (EGEÇEP) da şenlikte katılımcıydı. İzmir Merkezli ve Muğla ve Seferihisar Yarımada şubeleri  bulunan Yerel Tohum Derneği de bir EGEÇEP bileşeni.

Bu etkinlikte Bornova Belediye Başkanı Olgun Atila, Prof.Dr.Tayfun Özkaya, Dr. Füsun Tezcan  ve Dr.Zerrin Çelik yaptıkları konuşmalarda yerel tohumların önemine değindiler.

Şenliğe ilgi oldukça yoğundu. Özellikle Bornova Belediyesi Dost Bilim Evi çocukları etkinliğe varlıklarıyla renk kattılar. Yerel tohumlar da çocuklara emanet edildi. Tohum fide ve fidan dağıtımı yapıldı. Misket üzümü ve Bornova bamyası çok ilgi gördü.

2006 yılında çıkarılan bir yasayla yerel tohumların ve bunlardan elde edilen fidelerin  alınıp satılması yasaklandı. Sadece ihtiyaç için küçük miktarlarda takasına izin veriliyor. Ülkemizde doğa dostu grup dernek ve topluluklar 10 yıldır tohum takas şenlikleri düzenleyerek tohumların korunup yaygınlaşmasını gelecek kuşaklara aktarılmasını ve toplumda farkındalık yaratmayı amaçlamakta.. Özellikle Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde yerel tohum hareketi örgütlenmiştir. Ancak Doğu Anadolu Bölgesinde de Mezapotamya Ekoloji Hareketi  bünyesindeki bileşenler de o bölgede yerel tohum çalışmaları yapmaktadır. Ayrıca Diyarbakır ve Tunceli Ovacık belediyelerinin desteğiyle yerel tohumlarla üretim yapılmaktadır. Yani Doğudan Batıya tüm yurdumuzda bu hareket dalga dalga yayılmakta.

Ülkemizde faaliyet gösteren bütün yerel tohum dernekleri ve toplulukları yerel yönetimlerle güç birliği yaparak çok uluslu tohum şirketlerinin hegemonyasına ve onların işlerini kolaylaştıranlara dur diyor. Tohum takas şenlikleri tamamen Tarım Bakanlığından bağımsız olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Tüm bu faaliyetlerin artak noktası ise halen yürürlükte olan “Yerel Tohum Yasası”nın yeniden düzenlenerek yerel tohumlar ve bunlardan üretilen fideleri yeniden özgürlüklerine kavuşturmak.

 

Haber ve Fotoğraflar: Göknur Yazıcı

(Yeşil Gazete)

Ekolojik YaşamManşet

Çankaya’da “Tohum Takas Şenliği” başlıyor

10-38-56-tohum02102015Üreticilerin bir araya gelip takas yoluyla sağlıklı tohumlar elde etmelerini amaçlayan Şenlik, 16 Ekim’de yapılacak.

Çankaya Belediyesi’nin üreticileri diğer üreticilerle ve tüketicilerle bir araya getireceği “2. Çankaya Tohum Takası Şenliği” için geri sayım başladı.

Bu yıl ikincisi düzenlenecek etkinliğe, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Ankara Tarım İl Müdürlüğü’nün yanı sıra Ankara Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, Tüketici Hakları, Güneşköy ile Çiğdemim Dernekleri, Tadya (Tahtacıörencik Doğal Yaşam Kolektifi) ve Karahasanlı, Akarlar, Yayla, Kömürcü, Evciler Tarımsal Kalkınma Kooperatifi destek veriyor.

Çankaya Belediyesi, yapılacak etkinlik ile genetiği değiştirilmiş organizma (GDO)’lı gıda ürünlerinin çoğaldığı ve sağlıklı tohumun önem kazandığı günümüzde, yetiştiği bölgenin ekolojisine uyum sağlamış bitkilerden alınan tohumların üreticiler arasında takas edilerek el değiştirmesini sağlıyor.

PANELLER VE ETKİNLİKLERLE RENKLENİYOR

Şenlik kapsamında paneller, çocuk etkinlikleri ve tohum takası gerçekleştirilecek. Tanıtım ve satış stantları da gün boyunca katılımcılara ve vatandaşlara açık olacak.

Çocuk etkinliklerine özel bir önem verilen Şenlikte, drama, resim ve ritim atölyeleri kurulacak. Dilek ağacı ve tohum ekimi de çocuklar için ayrı birer etkinlik olacak.

ŞENLİK TARİHİ 16 EKİM CUMA

“Her şey Bir Tohumla Başlar”, “Sağlıklı Gıdaya Erişim İçin Çözüm Önerileri” ve “Kent Bahçeleri” konularının akademisyenler ve uzmanlar tarafından değerlendirileceği Şenlik, 16 Ekim Cuma günü düzenlenecek.

Şenlik alanı, tüm vatandaşların da katılabilmesine olanak vermek için Kızılay’da bulunan Çankaya Belediyesi Hizmet Binası ile Sakarya Caddesi olarak belirlendi.

Kategori: Ekolojik Yaşam

ManşetTarım-Gıda

Urla, 1. Tohum Takas Şenliği’ne hazır

1. Urla Tohum Takas Şenliği bu Pazar (4 Ekim) gerçekleşiyor.Şenlik Urla merkezde bulunan tarihi Malkaça alanında yapılacak. Tohumlar takas edilecek. Tohumları olmayanlarda ücretsiz tohum alabilecekler. Şenliğe katılım ücretsiz, öğlen yapılacak keşkek ikramını da anımsatalım.

33

Urla belediyesi kent konseyi kadın komisyonu tarım grubu tarafından organize edilen 1. Urla Tohum Takas Şenliği için doğa dostu gönüllü kadınlar Urla’nın köylerinde yerel tohumlar topladı. Köylerden yerel tohum toplayan grupta  yer alan Emekli Tarım Teknikeri Göknur Yumuşak Yazıcı, Kuşçular köyünde 63 yıldır kullanılan bir domates tohumu bulduklarını belirtti.

34

2004 Yılında ülkemizde ‘Yerel Tohumların’ alınıp satılmasının yasaklanmasıyla ‘Yerel tohum hareketi’ başladı.Tüm dünyada çok uluslu dev şirketlerin hegemonyasına dur demek için bu hareket bir çok ülkede yaygınlaşıyor. Takas yoluyla tohum temin etmek henüz yasak olmadığı için 2010 yılında ilk kez Menderes ilçesi Karaot köyünde ‘Tohum Takas’  şenliği yapıldı. Daha sonra bu şenlikler Fethiye, Antalya, Bayramiç, Bursa, Muğla, Seferihisar gibi bir çok yerde yapılarak halka halka yayıldı.

32

Tarım alanlarının çok kısıtlı olduğu Urla bölgesinde köylüler kendi tat alışkanlıklarından dolayı yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak için bazı tohumları bu günlere kadar taşıdıklaırnı belirtiyor. Ancak bir çok tohum artık bir daha üretilememek üzere kaybolmuş durumda. İşte bu takas etkinlikleri değişim yoluyla çok azda olsa bu güne kadar gelen tohumları kurtarıp çoğaltarak yaygınlaştırıp gelecek kuşaklara aktarabilmeyi amaçlıyor

1 Urla Tohum Takas Şenliği için tohumlar kadınların yoğun çalışmalarıyla küçük zarflara yerleştirilerek takas için hazırlandı. Etkinlikte başka bölgelerden gelen ‘Yerel tohum ve Doğa dostu’ gruplar buluşma imkanı bulacak. .

(Yeşil Gazete)

 

Kategori: Manşet

Dış Köşe

Anti-Kapitalist Banka!..- Serdar Kızık

Bu bankadan, övgüyle söz etmeye değer.
Halkın, haklının yanında, sistem dışı, küreselleşmeye de, kapitalizme de sonuna kadar karşı çünkü.
Tohum Bankası.. Fikir babası Can Yücel…
Küreselleşme, 12 Eylül ve 24 Ocak kararlarıyla Türkiye’ye abanıp, ülkenin bütün varlıkları yağmalanınca, uluslararası tekeller toprağa, tarıma göz dikince Can Yücel ortaya attı:
Gerisini, geçen cumartesi Seferihisar Tohum Takas Bayramı ve Çalıştayı’nda, Can Yücel’in kızı Güzel’den dinledik:
“… Babam kahvede köylüyle oturup, sohbet ederdi. Tarımdan, politikadan, sanattan konuşurdu. 20 yıl önce ithal tohum furyasında çiftçilerin yakınmasını dinlerdi. O ara bankalar hortumlanıyor, kapanıyordu. İşte o günlerde babam, ‘Paranın bankası var da, tohum bankası niye yok? Bir tohum işine el atsak, bir tohum bankası kursak’ diye bizimle dertleşti. Geç de olsa bu vasiyetinin gerçekleşmesi için ilk adımın atılması bizi mutlu ediyor…”

***

Tarımı bitiren, köylülüğü küçülten, büyükşehir yasasıyla bir anda 16 bin köyü mahalleye dönüştüren AKP iktidarının, 2006’dan bu yana yerli tohum satışına getirdiği yasağa boyun eğmeyenlerin buluşmasıydı Seferihisar.
Seferihisar Belediyesi, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) ve Seferi-hisar Kent Konseyi ortaklığıyla Köy Enstitülerinin 75. kuruluş yıldönümü ve Hasan Âli Yücel’in aramızdan ayrılışının 53. yılı anısına düzenlenen tohum çalıştayı, takas şenliğiyle bütünleşti.

***

Madem, uluslararası tekeller yasaklatmıştı yerli tohum satışını, çözüm vardı.
Takas… Köylüler ürettiği tohumları değiş tokuşla yaşatabilirdi.
Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in, köylerde çeyiz sandıklarından çıkardığı tohumlarla kurduğu Can Yücel Tohum Merkezi’nin önünde uzun kuyruklar oluştu şenlikte.
Hibrit olmayan, daha sağlıklı, daha lezzetli, ilaçsız yerli tohumlar, halka ücretsiz dağıtıldı üstelik.
“Fındık domates”, “kiraz domates”, “uzun patlıcan”, “köy biberi”, “tatlı yeşilbiber”, “pembe domates”, “isot biber”, “Ayaş domates”, “susuz deşti Adana domates” tohumları, topraklarda, balkonlardaki saksılarda yeniden hayat bulacak ne güzel.
Küreselleşmenin, sömürünün yandaşlarına karşı halkın direnişi sürecek.
Tunç Soyer, 12 bin yıl boyunca dünyanın tahıl ambarı olmuş bu topraklarda, tarımı bitirmeye çalışanların başarılı olamayacağını vurguladı. Endüstriyel tarım uğruna üretimin düşürülmesine, köylülüğün küçültülmesine, ithal tohumlara sessiz kalmayacaklarını söyledi…
Tohum takas şenlikleri Anadolu’nun dört bir yanında yaygınlaşıyor.
Kuşkusuz, AKP’nin uluslararası sermayenin çıkarları adına devreye soktuğu ihanet yasaları çözüm olmayacak.
Çeyiz sandıklarında tohum saklayan kadınlarımız, emperyalizme karşı çıkan toplum önderleri ve yerel yöneticilerimiz, en önemlisi de Anadolu toprakları ve tohumlarının bekçisi Yaşar Kemal’lerimiz, Can Yücel’lerimiz var çünkü..

Serdar Kızık – Cumhuriyet

Kategori: Dış Köşe

ManşetSivil Toplum

Kaz Dağları seni çağırıyor!

Çanakkale bölgesindeki altın madeni, termik santral ve imar planı sorunlarına karşı birlikte mücadele etmek ve yapılması gerekenleri konuşmak için 25-26-27 Nisan’da Çanakkale Bayramiç Evciler köyünde buluşulacak.

kazdaglari(1)

Üç gün sürecek etkinlikte forumlar, tohum takas şenliği, yürüşler, konser, tiyatro ve sokak söyleşileri gerçekleşecek.

Kaz Dağları Seni Çağırıyor etkinliğini Çanakkale Çevre platformu, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Düş Yola, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Bayramiç Yeniköy Ekolojik Yaşam ve Tohum Derneği, Zirvedak, Bursa Nilüfer Kent Konseyi Uludağ Çalışma Grubu, Bozcaada Forumu düzenliyor.

Kampa çağrıda bulunan kolektiflerden “Düş Yola” üyesi Ali Furkan Oğuz, bölgedeki termik santraller ve altın madenleriyle ilgili ciddi projeler olduğunu belirterek  “bunlara yönelik tepkimizi zaten belirtiyoruz. Bu etkinliği yapma nedenimiz daha geniş bir kitleye yaymak” diyor. Oğuz, bir ay sonra gerçekleşecek etkinliğe Yunanistan ve Romanya‘da da altın madeni mücadelesi sürdüren ekiplere katılmaları için çağrıda bulunduklarını ekliyor.

283227

Etkinlik programının ayrıntıları şöyle:

“25 Nisan Cuma günü 14.00’da Bayramiç’te buluşarak kamp alanımız olan Evciler Ayazma’ya geçeceğiz.

26 Nisan’da Cumartesi Kazdağı zirvesi yapılacaktır. Yaklaşık 10 saat sürecek olan uzun zirve yürüyüşüne veya daha kısa yürüyüşlere katılmak isteyenler ya da kampa erken gelmek isteyenlerin 25 Nisan Cuma gününden gelmesi gerekmektedir.

Etkinliğe 26 Nisan Cumartesi katılmak isteyenlerle ise 10.00’da Bayramiç’te buluşacağız. Burada Bayramiç Belediyesi tarafından organize edilen Tohum Takas Şenliği‘ni takiben saat 15.00’den itibaren de kamp alanına geçeceğiz. 26 Nisan akşamı kamp ateşi etrafında ekolojik forumları düzenlenecektir.

27 Nisan Pazar günü Ayazma’dan Evciler’deki buluşma alanına geçilecek ve burada konserler, tiyatro, sokak söyleşileri düzenlenecektir.

Buluşmamız 27 Nisan Pazar günü 17.00’de Evciler’de sona erecektir.”

Buluşma Saatleri:

25 Nisan Cuma 14.00 Bayramiç Pazar Alanı
26 Nisan Cumartesi 10.00 Bayramic Pazar Alanı
Kamp yeri: Evciler- Ayazma- Kazdağları

Bilgi notu: 
* Katılımcılar çadırlarını ve gerekli ekipmanlarını kendileri getirmelidirler. katılımcılara çadır temin edilmeyecektir.
* Katılımcılar Bayramiç’teki buluşma noktalarına kendileri ulaşım sağlayacaklardır. Bu noktalardan Belediye otobüsleri ile kamp alanına taşınacaklardır.

(Yeşil Gazete)

Kategori: Manşet

ManşetTarım-Gıda

Çankaya’da Tohum Takas Şenliği

İç Anadolu’nun ilk Tohum Takas Şenliği, Çankaya Belediyesi ev sahipliğinde 25-26 Ekim tarihlerinde yapıldı. Çankaya Belediyesi’nin Ankara’nın en işlek caddelerinden biri olan Ziya Gökalp Caddesi üzerindeki merkezinde gerçekleşen şenlik kapsamında paneller gerçekleşti, standlar kuruldu.

Seferihisar Belediyesi, Doğal Besin ve Bilinçli Beslenme Grubu, Kır Çocukları, Tahtacıörencik Köylüleri, Buğday Derneği, Güneşköy Kooperatifi’nin de katıldığı şenlikte gıda hakkı, yerli tohumların önemi, kırsal kalkınma, küçük üreticinin hakları konularında pek çok konuşma ve tartışma yapıldı.

Panellere katılan konuşmacılar arasında İlhan Koçulu, Vehbi Ersöz, Hüseyin Genç gibi üretici temsilcileri, Tayfun Özkaya, İnci Gökmen gibi akademisyenler, Abdullah Aysu, Mustafa Alper Ülgen, Ceyhan Temurcu gibi sivil toplum temsilcileri bulunuyordu.


Tohumculukla ilgili mevzuatın yerli tohum çeşitlerinin üretim ve paylaşımında engeller yarattığı, geleneksel üretim biçimlerinin de tohumlarla birlikte pek çok hukuksal engelle karşılaştığı, küçük üreticinin tohum başta olmak üzere üretimin her aşamasında yaşamını güçlükle devam ettirdiği konularına değinildi. Yerel gıda üretim – kullanım zincirlerinin kurulmasının ekolojik, ekonomik ve sosyal önemine dikkat çekildi.

Ankara halkının yoğun ilgi gösterdiği şenlikte çocukların ve halk oyunları gruplarının katıldığı gösteriler de gerçekleşti.

 

Haber: Güneşin Aydemir

(Yeşil Gazete)

Kategori: Manşet

Hafta SonuManşet

Tohumları takas etmeye Bodrum’a

Ekolojik Üreticiler Derneği ve Dereköy Doğasevenler Derneği tarafından 17. Şubat Pazar günü Bodrum’da Tohum Takas Şenliği düzenleniyor.

2009 yılında Torbalı ile başlayan ve en son Şile/Ovacık’ta yapılan ona yakın tohum takas şenliğinden sonra Bodrum’da  ilk kez düzenlenecek Tohum Takas Şenliği 17 Şubat Pazar günü Dereköy’de yapılıyor.

Şenlikte Dereköy’de üretim yapan çiftçiler ve köylüler kendi ürettikleri ürünleri satacak, aşı atölyesi, sepet atölyesi, ebru atölyesi gibi atölyelerlerle birlikte, çocukların tohumla teması ile ilgili resim ve seramik atölyeleri yapılacak. Prof. Dr. Yavuz Dizdar, Yard. Doç. Dr. Özlem Akan’ın konuşmacı olarak yer alacağı şenlikte Kemer Köyü’nde  doğal tarım yapan çiftçi Cevdet Türk ve bir toplumsal destekli tarım projesi olan Bizim Bostan Projesi hakkında bir  konuşma gerçekleşecek.

Bodrum Belediye’si tarafından desteklenen şenlikte ayrıca, halk oyunları ve tiyatro gösterisi, çocuklar tarafından doğayla ilgili dans gösterileri yapılacak.

Sürdürülebilir yaşamla ilgili yayınlar çıkaran Sinek Sekiz Yayınevi, Muğla Arıcılar Birliği, Ekolojik Üreticiler Birliği‘nin yanısıra Evciler e-atık ve Geri Dönüşüm stand açıp elektronik atıkları toplayacak.

Getirilen tohumlar şenlik başlangıcında tohum takas masasına teslim edilecek, burada kayıt altına alınan tohumlar zarflanarak takasa hazırlanacak ve sahiplerine geri verilecek. 14:00-15:30 saatleri arasında gerçekleştirilecek takasta  getirilen tohumlar kişiler arasında herhangi bir satış olmaksızın değiş tokuş edilecek. Takasa tohumsuz gelenler için kitap kabul edilebiliyor.Getirilen kitaplar Dereköy İlkokulu ve Kumköy kütüphanesine bağışlanacak. Çiçek, sebze, bakliyat her türlü yerel tohum takas edilebilecek.

Daha detaylı ve güncel bilgiler için:

http://www.facebook.com/groups/permakulturbodrum/

http://www.facebook.com/events/134797080007726/?ref=ts&fref=ts

(Yeşil Gazete)

 

Kategori: Hafta Sonu

ManşetTürkiye

Tohum Takas Ağı: “Yerli Mısır patlasın, GDO’lu Mısır çatlasın”

Buğday Derneği, Tohum Takas Ağı kampanyasına 3 ve 4 Kasım tarihlerinde Şişli ve Kartal %100 Ekolojik Pazarlarda “Yerli Mısırları Patlatarak, GDO’lu Mısırları çatlatarak” başlıyor.

Buğday Derneği, %100 Ekolojik Pazarlardaki tüm organik ürün üreticileriyle birlikte tohumlara özgürlük için Tohum Takas Ağı Kampanyası’nı tanıtmak, atalık tohumların önemini vurgulamak üzere herkesi %100 Ekolojik Pazarlarda yerli mısır patlatmaya, paylaşmaya, yemeye çağırıyor. Dernek, bu etkinlikle GDO tehdidine de dikkat çekecek.

3 Kasım Cumartesi günü, Şişli %100 Ekolojik Pazar’da, 4 Kasım Pazar günü Kartal %100 Ekolojik Pazar’da patlatılacak yerli mısırlar, pazar müşterileri, kampanya destekçileri ve basınla paylaşılacak. Etkinliğe katılmak için Derneğin vereceği kâğıtlarla kendi külâhlarını yaptıktan sonra mısır patlatılan tezgâhların önünde sıraya girmek yeterli. Etkinliğe aralarında Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Nil Karaibrahimgil, Tuncel Kurtiz, Şehnaz Sam ve Leman Sam’ın da olduğu %100 Ekolojik Pazarın ünlü müdavimlerinin de katılması bekleniyor.

Ayrıntılı bilgi için bugday.org ve yasasintohumlar.org/

(Yeşil Gazete)

Kategori: Manşet

Ekolojik Yaşam

Muğla’da Tohum Takas Şenliği

Yerel/atalık tohumların korunması, paylaşılması ve üretilmesi için son yıllarda düzenlenen tohum takas şenliklerine bir yenisi daha ekleniyor. 1. Muğla Yerel Tohum Takas Şenliği “Yerel tohumlar gelenek ve geleceğimizdir” başlığıyla 30 Eylül 2012 Pazar günü Muğla’da Konakaltı İskender Alper Kültür Merkezi’nde 10:00-13:00 saatlerinde yapılacak.

Muğla Belediyesi, Muğla Kent Konseyi, Kadın Meclisi, Muğla il Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Köy-Koop Muğla Birliği, ZMO Muğla Şubesi, CKD Muğla şubesi, Muğla Çevre Geliştirme Derneği ve Akdeniz Yeşilleri Derneği’nce düzenlenen şenlikte tohum takasının üretici standları, ele emeği standları, fotoğraf sergisi ve özel tohum sergisi açılacak; yemek ve halkoyunları gösterisi düzenlenecek

Ayrıca Prof. Dr. Tayfun Özkaya’nın kolaylaştırıcılığında bir panel gerçekleştirilecek. Panele Ziraat Mühendisi ve 23. dönem mvk Prof.Gürol Ergin, Buğday Derneği başkanı Güneşin Oya Aydemir, böcek bilimi uzmanı Dr.Füsun Tezcan ve Muğla Meyve Mirası Projesi’nden Damla Kaptan katılacak.

(Yeşil Gazete)

Kategori: Ekolojik Yaşam

Yeşeriyorum

Bayramiç 2. Tohum Takas ve Yerel Ürün şenliğinden – Tayfun Özkaya

Geçen Cuma Çanakkale’nin şirin ilçesi Bayramiç’e doğru gitmek üzere Ezine’de dolmuş bekliyorduk. Bayramiç ovasında bir köyde oturan bir kadınla sohbete başladık. Köyünde hemen hemen bütün erkeklerin kanserden öldüğünü ve kendisinin de aynı şekilde yalnız kaldığını söyledi. Ova kesimindeki köylüler şirket tohumlu, kimyasal ilaçlı ve gübreli endüstriyel tarımın pençesinde idiler. Üstelik tarım ilaçları atarken dikkat de etmiyorlardı. Bayramiç’te sağlıkçı bir arkadaşımız ilçe yöneticilerinden birinin “bugün köylülerin nesi var? Hepsinin rengini yeşil gördüm” diye sorduğunu söyledi. O gün hepsi yeşil bir renk bırakan bir tarım ilacı atmışlardı. Koruyucu elbise, maske ve sonrasında yıkanma falan yoktu. Geçen hafta 1. Tarım Sağlığı ve Güvenliği Sempozyumu için Şanlıurfa’da idik. Halk sağlıkçı bilim insanları insektisit dediğimiz böcek öldürücü ilaçlara “canlıkıran” (biosit) demekte idiler. Minumum kalıntı limitleri (Minumum Residue Limits, kısaca MRL) denilen şey aslında büyük bir aldatmaca idi. En iyi önlemleri de alsanız, en düşük dozda da kullansanız, bu maddeler besin zinciri içinde birike birike insanların yiyeceklerine öldürücü dozlarda geliyordu. Buna biyo birikim deniliyor. İşte yerel tohumlar bunlara karşı çok iyi bir çözüm idi ve biz de bu nedenle 21 Nisanda ikincisi yapılacak olan şenlik için Bayramiç’e gidiyorduk. (Program ve ayrıntılar için bakınız: www.bayramic.bel.tr)

Bayramiç Belediye başkanı İsmail Sakin Tuncer, yardımcısı Ergun Tüzgen ve Bayramiç Yeniköy Kaz Dağları Ekolojik Yaşam ve Tohum Derneği Başkanı Mustafa Ülgen başta olmak üzere kutlanacak çok kişi var. Aralarında Tarım Ekonomisi Derneğimiz de olmak üzere Tohum İzi Derneği, Buğday Derneği, Slow Food Türkiye, Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şubesi, Bayramiç Süt Üreticileri Birliği, Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği, Bayramiç Ziraat Odası, Kazdağı Doğa ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Ocaklı Beldesi Derneği, Ekolojik Yaşam Derneği, Bayramiç Kırmızı Et üreticileri Birliği ve Agrida gibi kuruluşlar etkinliğe değişen ölçülerde katkı verdi.

Cumartesi günü yerel tohumlar temalı trans Kazdağı yürüyüşü için bir grup katılımcı Küçükkuyu’dan başlayarak Bayramiç’e ulaştı. Etkinlikte öğleden önce parelel iki çalıştay yapıldı. Birincisi “tohum ve tohumculuk” ikincisi de “katılımcı sertifikasyon sistemi” başlıklarını taşıyordu. İlk çalıştayda tohumculuk kanunu ile yerel tohumların satışının yasaklandığı, bunun uluslararası ve ulusal tohum şirketleri adına yürütülmüş bir kökten tekelcilik olduğu belirtildi. Serbest ticaret ağzını kullanan çevrelerin aslında ciddi bir zulüm yaptıkları ve yerel tohumları, sadece şirket tohumlarını geliştirmek için kullanılacak bir gen kaynağı olarak kısıtlı bir çerçevede tutmak istedikleri belirtildi. Yeni kurulan gen merkezlerine rağmen bu politikanın yerel tohumların yok olmasını önlemediği dile getirildi. Bir katılımcı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yerel tohumların ticarete açılması için çalışmalar yaptığını söyleyerek var olan durumu açıklamış oldu. Tohumculuk Kanununun kabulü sırasında TBMM’de yoğun lobi çalışmalarının yapıldığını gözleyen katılımcılar anılarını anlattılar. Yerel tohumları savunmak için kararlı gözüken bir milletvekili daha sonra “bize daha güzel şeyler anlatıyorlar” demişti. Katılımcılar büyük ölçekli endüstriyel tarımın köylüleri göçe zorlayarak kentlerde sefalete ittiğini, bu üretimin tarım ilaçlarına (canlıkıran) mecbur kaldığını belirtiler. Halbuki köylü tarımında yerel tohumlarla, evde yapılmış ilaçlarla başarılı olunabileceği açıktı. Tarım ilaçlarını üreten şirketlerin bazılarının beşeri ilaçlar da ürettikleri, insanların yağlarında biriken tarım ilaçlarının kaçınılmaz olarak kansere ve başka hastalıklara yol açtığı, bazı obezlere zayıfladıklarında yağlarında birikmiş tarım ilaçları vücutlarına geçtiği için zayıflamayı durdurmaları bile önerildiği söylendi. Başak Egesel “yerel tohum üretenlerin bilgi eksiklikleri nedeniyle yerel tohumların saflığını koruyamadıkları, hatta tohum şenliklerinin bile buna katkıda bulunduğunu” ileri sürdü. Yerel tohumların karışmadan üretilebilmesi için gerekli bilgileri içeren, Tohum İzi Derneği ve Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu tarafından düzenlenmiş bir eğitim çalışmasının notlarının derlenme aşamasında olduğu haberi katılımcılara verildi. Füsun Ertuğ ise “biyoçeşitliliğin kökeninin karışmalardan kaynaklandığı, o yüzden bundan çok korkulmaması gerektiğini” ileri sürdü. “Avrupa Kokopelli Yerel Tohum Kuruluşu sadece üç çeşit yerel domates çeşidi üretebiliyor. Bizde ise çok daha fazla var” dedi.

Her iki çalıştayın sonuçlarını bir araya getirmek için yapılan oturumda organik tarımın gittiği yol itibariyle kullandığı sertifikasyon sisteminin çiftçiyi ve tüketiciyi sömürdüğü ve güvenilirliğinin de düşük olduğu dile getirildi. Güneşin Aydemir “belirli nitelikte ürün arayan ve üretenleri bir araya getiren katılımcı sertifikasyon sistemlerinin çok farklı” olduğunu, “Brezilya, ABD gibi ülkelerde örnekleri” olduğunu belirtti. “Ülkemizde Boğaziçi Üniversitesi TüketimKooperatifi, Havran ve Bayramiç’te de bu sistemin uygulanmaya başlandığını” söyledi.

Öğleden sonra tohum takası gerçekleştirildi. Epeyce yerel tohum el değiştirdi. Öğleden sonra yapılmış panele özellikle köylü kadınların katılımı dikkat çekici idi. Yerel domatesler üzerinde doktora çalışması gerçekleştirmiş olan Seçkin Kaya “yerel çeşitlerin hastalıklara çok dirençli olduğunu, araştırma amacıyla yerel domateslere fusarium hastalığını (mantari bir hastalık) bulaştırmak için çok uğraştıklarını, çok zorlandıklarını” söyledi. “Ayrıca yerel domatesler o kadar hızlı büyüyordu ki yabancı otlar gelişemiyordu.” Kaya “yerel domateslerin antioksidan değerlerinin çok yüksek olduğunu, (örnek olarak C vitamini) bunların kanseri önlediğini” belirtti. Şirket çeşitlerindeki besin azlığına karşı çok yenmesinin çözüm olamayacağı, bazı antioksidanların bu şekilde yeterli alımının mümkün olmayacağı gibi, canlı kıranların (tarım ilaçlarının) da bol miktarda alınmak zorunda kalacağını belirttim. Seçkin Kaya “eğer toprağı iyi beslersek, yerel çeşitlerle de yaklaşık olarak aynı verimlere ulaşabileceğimizi” açıkladı. Ben konuşmamda hem tohum, hem tarım ilacı (canlı kıran) hem de beşeri ilaç üreten epeyce büyük şirket olduğunu, bunların üç kaynaktan da para kazandığını, insanların tarım ilaçları ile hasta olduklarında da beşeri ilaç satarak kazanmaya devam ettiklerini söyledim. Doğa ve insan dostu tarım ve pazarlama sistemleri geliştirmek ve yerleştirmek için yapılan mücadelenin çok boyutlu ve uzun olacağını ekledim. Panelde konuşan Prof. Dr. Türker Savaş daha çok üretmek açlığa çözüm olmadı. Açların sayısı arttı” dedi.

Fikir sahibi Damaklar lideri Defne Koryürek “her cebimizden çıkan kuruş çok uzaklardan gelen ürünlere gidiyorsa, bunu taşımak için petrole verilen para, bana Irak’ta savaş olarak geri dönüyor” dedi. Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği lideri İlhan Koçulu ise “üretici ve tüketicileri ayrıştırıyorlar, çocuklar ekmeğin ağaçta yetiştiğini zannediyorlar. Kendi gıdamızı üretmeliyiz. Ambalajsız ürün kötü diyorlar. Bizim sütten ölen adam görmedim. Sütte bakteri çoksa çökelek oluyor.” dedi. Koçulu Kars’ta projelerindeki yerel tohumları eken çiftçilerin daha çok kazandığını, şirket tohumlarının rüşvetçi olduğunu, her sene yeni tohum, tarım ilacı ve kimyasal gübre istediğini söyleyerek; “ilk yıllar üreticilerin yerel tohumları 100 metrekare ektiklerini” belirtti. Kavılca gibi yerel buğday çeşitlerinin daha lezzetli ve besleyici olduğunu, proje köylerinde sebze üretimini arttırdıklarını ve artık kanser başta, hastalıklarda ciddi azalmaların olduğunu söyledi.  Projenin 27 köyü kapsadığını, 10 yerel tarla bitkisi çeşidi, 27 yerel sebze çeşidi kullandıklarını, ortak makine parkı oluşturduklarını söyleyen Koçulu “köylülerin daha kazançlı ve mutlu olduğunu” belirtti. Panelin kolaylaştırıcısı Özlem Güneri “Bursa’da hibrit tohum ekenlerin kredi borçlusu olduklarını ve topraklarını kaybettiklerini” söyledi.

Yeniköy permakültür grubunun kurucularından Mustafa Ülgen “8 yıl önce bu bölgede çalışmalara başladıklarını, saz çavdarı denilen bir yerel çeşidi bularak kaybolmaktan kurtararak, çoğalttıklarını; sarı buğday ve kavlıca başta yerel buğday çeşitlerini yaygınlaştırdıklarını, özgür otlayan koyunların sütünden şirden ve deniz tuzu ile peynir yaptıklarını söyleyerek, “Kaz Dağlarının gerçek altını bu ekmek ve peynirdir, dağlarımızı ‘altın bulacağız’ diye delik deşik edenlere karşı olduklarını” söyledi.

Yerel tohuma dayalı, doğa ve insan dostu tarım %99’un çıkarınadır. Aslında geri kalan %1’de dünyanın batmasını istemiyorsa bu harekete katılmalıdır, ama ne ülkemizde ne de dünyadaki %1’de böyle bir akıl göremiyoruz. Göreceğimiz de yok. Hatta tersine doğaya ve insana saldırılarını daha da şiddetlendiriyorlar.

Tayfun Özkaya

Ege Üniversitesi

Ziraat Fakültesi

Tarım Ekonomisi Bölümü

 

Kategori: Yeşeriyorum

Ekolojik YaşamManşet

Bayramiç’te tohum takası

Geleneksel tohumculuğun endüstriyel tohumculuk ve patent yasasının baskısıyla yok olma sürecine girdiği bir dönemde üreticilerin geleneksel tohumlarını  takas yoluyla değiştirmeleri bir şenlik havasında kutlanıyor. Birkaç yıldır Seferihisar, Yenipazar, Karaot gibi birçok merkezde düzenlenen etkinliklere geçtiğimiz hafta sonu Bayramiç’te 2. kez gerçekleştirildi.

Çanakkale’ye bağlı Bayramiç Kazdağlarının kuzey yamacında yer alır. Başta altıncılar olmak üzere madencilik faaliyetlerinin ve çevre tahribatına yol açacak faaliyetlerin tehdidini yakından hisseden Bayramiç son yıllarda bir yandan da gönüllü kuruluşlar tarafından düzenlenen permakültür buluşmalarına ve alternatif tarım uygulamalarına sahne oluyor. 2. Bayramiç Tohum Takas Şenliğinin düzenleyicilerinden Mustafa Ülgen altın madenlerine karşı direnen Bayramiçlilere gerçek altının geleneksel usullerle ürettikleri tarımsal ürünler olduğu gerçeğini anlatmaya çalışıyoruz diye konuştu.

21 Nisan Cumartesi günü de üreticiler ve konunun meraklıları Bayramiç’te buluşarak sadece tohumlarını değil fakat aynı zamanda bilgi ve tecrübelerini de paylaştılar. Çok sayıda insanın katıldığı etkinlikte tohum takasının ardından ” Yerel Tohumlar, Yerel Tatlar” başlıklı bir panel ile devam edildi.

Panelde Prof. Türker Savaş, Prof. Tayfun Özkaya, Slow Food’dan Defne Koryürek ve Kars’lı üretici İlhan Koçulu’nun konuşmalarında tohum yasasının sınırlamalarına karşı geleneksel tohumların yaşatılmasının ve deneyimlerin paylaşılmasının önemine değinildi.

 

Haber Merkezi

 

Kategori: Ekolojik Yaşam

Tarım-Gıda

Tohum takas şenliği Yenipazar’daydı

“7 Aralık Çarşamba günü Aydın’ın Yenipazar ilçesinde tohum takas şenliği yapıldı. Yenipazar Belediyesi tarafından düzenlenen, Ekolojik Üreticiler Derneği ve Karaot Tohum Derneği tarafından desteklenen etkinlik çok sayıda köylü ve kentlinin katılımı ile şenlik havasında geçti. Şenliği destekleyenler arasında yerel kooperatifler ve Slow Food yöre birlikleri de yer aldı.

Şenlik, ekoloji ve gıda alanında duyarlı ve aynı zamanda toplumsal sorumluluğa sahip sivil toplum örgütleri ve üyelerinin buluşması yeni dostluklara da aracılık etti.

2009 yılı sonunda Torbalı da başlayan,arkasından Seferihisar’da, Bayramiç’te ve Karaot’ta yapılan tohum takas şenlikleri halkasının son halkası da böylece Yenipazar oldu.

Ekolojik Üreticiler Derneği ve Karaot Tohum Derneği tarafından yapılan açıklamada da “Yerel tohumlara sahip çıkmak, onları korumak ve çoğaltmak konusunda ısrarlı ve muhakkak somut sistemlerle desteklenen mekanizmalara dönüşmesini hedefleyen yürüyüşümüz devam edecek,tüm ülkede yaygınlaşması için dostlarımızla birlikte çabalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.” dendi.

Kategori: Tarım-Gıda

ManşetTarım-Gıda

Bayramiç’te Tohum Takas Şenliği

 

Çanakkale’ye bağlı Bayramiç belediyesinin düzenlediği 17. İda Kültür ve Sanat festival kapsamında düzenlenen Köylü Pazarı ve Tohum Takas Şenliği 30 Temmuz cumartesi günü gerçekleşecek.

Kazdağlarının kuzey yamacında yer alan Bayramiç son yıllarda bir yandan gönüllü kuruluşlar tarafından düzenlenen permakültür buluşmalaraına ve alternatif tarım uygulamalarına sahne olurken madenceilik faaliyetlerinin tehdidini yakından hisseden bir kasaba.

Geleneksel tohumculuğun endüstriyel tohumculuk ve patent yasasının baskısıyla yok olma sürecine girdiği bir dönemde üreticilerin geleneksel tohumlarını  takas yoluyla değiştirmeleri bir şenlik havasında kutlanıyor.

Bahar aylarında İzmir Seferihisar’da “ Onların patent yasası varsa bizim de tohum takas şenliğimiz var “ şiarıyla gerçekleşen festivalin ardından bu kez de üreticilerin Bayramiç’te buluşarak sadece tohumlarını değil fakat aynı zamanda bilgi ve tecrübelerini de paylaşmaları bekleniyor.

Tohum takas Şenliğinin çevre bilinci, gıda güvenliği ve biyoçeşitlilik için önemli bir çaba olduğunu belirten düzenleyiciler “buluşmamız, yerel tohumlarımız ve köy ürünlerimiz için umuttur, sevinçtir. “ diyorlar.

Şenliğin amaç ve kapsamı da şöyle açıklanmış:

“ Bu topraklarda emek veren köylümüzün ıslah ettiği yerel tohumlar fidelenerek her yıl yeniden boy veriyor. Bölgemize ait yerel tahıllar, farklı yağış rejimlerine karşın daha dayanıklı, sağlığımız açısından daha besleyici. Ninelerimizin, dedelerimizin yıllarca odun ateşinde pişirdiği salçayı, pekmezi, meyve reçellerini unutmak istemiyoruz. Her bir köyümüzün kendi reçetesiyle hazırladığı tarhanamızı, turşumuzu, ekmeğimizi bereketli sofralarımız yanında, meyve ve sebzelerimizi sattığımız pazar tezgahlarına taşımak istiyoruz.

Özel zarflar içinde, üzerine gerekli bilgileri ekleyerek şenlik kapsamında yerel tohumlarımızı takas edeceğiz. Tohumlarımızın tılsımı elden ele paylaşılacak. Köylümüz, kendi köyünde ürettiği ürünleri şenlik günü tezgahlarda satabilecek.”

11 00 – 16 00 saatleri arasında gerçekleşecek şenlik kapsamında ayrıca bir panel de düzenlenecek. Panelin konuşmacıları :

-Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Ege Üniversitesi – İzmir

-Dr. Füsun Tezcan, “Börtü Böcek” kitabı, EÜ Zirai Mücadele Araştırma Enst. – İzmir

-Zerrin Çelik, Tarım İl Müdürlüğü – İzmir

-Feray Karapınar, Karaot Tohum Derneği – Torbalı, İzmir

-Sevinç Özkaya, Çiftçi – Bayramiç, Çanakkale

-Cem Birder, Toprakana Platformu – Bayramiç, Çanakkale

Yeşil Gazete Haber Merkezi

Kategori: Manşet

ManşetTarım-Gıda

Onların tohum yasası varsa üreticilerin takas şenliği var

Türkiye’de “ Sakin Şehir” ( citta slow ) ünvanı sahibi ilk şehir olan Seferihisar’da 2. Tohum Takas Şenliği halkın coşkulu bir katılımıyla gerçekleşti. Çeşme Yarımadasında yer alan belediyeler, köy dernekleri, GDO’ya hayır platformu, Slow Food hareketine bağlı gruplar, Ekolojik Üreticiler Derneği ve Yeşiller Partisinden geniş bir katılımla  gerçekleşen etkinlikte üreticilerin getirdikleri tohumlar büyük ilgi gördü.

“Onların tohum  yasası varsa / bizim  takas şenliğimiz” var sloganıyla ağzına kadar dolu olan toplantı salonu alkışlarla inledi. Katılımcıların büyük bölümü köylüler ve Türkiye’nin her yerinden gelmiş STK temsilcileri ve Yeşiller’den oluşuyordu. AKP kısa bir süre önce anayasa mahkemesinin de onaylamasıyla, yerel tohumların satışını yasakladı. Aslında bu inanılmaz bir yasa. Tarlanızda yetiştirdiğiniz tohumu satamıyorsunuz. Neden ? Çünkü dev şirketlerin döllenmeyen hibrit tohumları satılacak.

Ardından Seferihisar kapalı pazar yerinde üreticiler arasında tohum takası yapıldı. Pembe domates, roka, çizgili çekirdekli karpuz,kınalı bamya, alacalı patlıcan gibi süpermarket raflarında görmeyi unuttuğumuz ürünlerin tohumları kısa bir süre içinde üreticiler arasında el değiştirdi.

Köylüler düşünmüş taşınmışlar, satamadığımız tohumu, biz de takas ederiz demişler. Ne izdiham. Hiç kimse yerel tohumun önünü kesemez. Bu tohumlar bu topraklara ait ve bugün görüldü ki, köylüler tohumuna sahip çıkıyor.

Panelde olsun, tohum takas alanında olsun, herkesin ağzında bir umut vardı : bu yasa önünde sonunda geri çekilecek, bu saldırı geri püskürtülecek. Bu bir atak değil, bu takas şenliği bir savunma.  Adı üstünde şenlik.

Türkülerle, umut dolu konuşmalar ve AKP’ye karşı direnme sözleriyle takas sona erdi.

2006 yılında kabul edilen Tohumculuk Kanunu üreticilerin kendi tohumlarını üretmsesini  ve diğer köylülerle paylaşmalarını kısıtlıyor tohumlarını çevre pazarlarda satmalarını yasaklıyor.

Ekolojik Üreticiler Derneği üyelerinden Aytaç Timur  “ tohum ve bitkileri korumanın yolu onları üretmek ve çoğaltmaktır:. Üretmek  de yetmez, ürünlerimizi doğrudan yerel pazarlarda insanlara ulaştırabilmeliyiz “  diye konuştu.

Tohum takas şenliklerinin yaygınlaştırılarak ülke çapında yaygınlaştırılacağını ve böylece küçük tohum üreticilerinin dev şirketlere karşı korunacağını söyleyen şenlik düzenleyicileri  halkın katılımının kendilerine büyük cesaret verdiğini belirttiler.

( Yeşil Gazete )

Kategori: Manşet