Hafta SonuHaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Cadı Kazanı] Davos’un başına düşen iklim krizi – Nuran Bayer

Davos’ta, Dünya Ekonomik Forumu’nun 50 yıllık tarihinde bu yıl bir ilk yaşandı: İklim aktivisti Greta Thunberg’in konuşmasına yer verilirken, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) başkanı Kristalina Georgieva “Biz ne  yaptık?” diyerek, Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC ) 1,5 derece raporunu okuduktan sonra gece uyuyamadığını itiraf etti. Georgieva’nın uykusunu belki de ilk kez para dışında bir şey kaçırmıştı!

Davos’un başına düşen iklim krizi, Dünya Ekonomik Forumu’nun (DEF) “2020 Küresel Risk Raporu”yla bir kez daha doğrulandı. Rapora yine ilk kez çevre sorunları hakim oldu. Buna göre, önümüzdeki 10 yılın risk faktörlerinin ilk beş sırasında çevre konuları yer alıyordu:

1.Beklenmedik hava koşulları,

2.İklim değişiklikleri,

3.Doğal afetler,

4.Biyo çeşitlilik kaybı ,

5.İnsan eliyle oluşan çevresel felaketler.

Image: World Economic Forum Global Risks Report 2020.

Dünyamızın karşılaştığı en büyük tehditleri, olasılık ve etki boyutuna göre tanımlayan raporda; “İklim değişikliği, birçok insanın öngördüğünden daha sert vuruyor ve daha da hızlanıyor. Ve ülkeler küresel ısınmayı sınırlama taahhütlerini yerine getirme çabalarından uzaklaşırken rotadan sapıyorlar. Küresel Şekillendirme Topluluğu için – forumun genç bileşenleri – çevre sorunları daha da baskı altındadır ve hem kısa hem de uzun vadede kaygı listelerinin başında gelmektedir” denilmekte.

Asıl felaketi gelecek kuşaklar yaşayacak

DEF’nun genç bileşenlerinin kaygısı daha çok, çünkü asıl felaketi onlar yaşayacak. Zaten IMF Başkanı’nın uykusunu kaçıran neden de torunuydu. Bugün dünyada karar mekanizmalarının başında olan kişiler çoğunlukla 50 yaşın üstünde ve dönülmez noktaya gelindiğinde büyük olasılıkla bu dünyayı terk etmiş olacaklar. 2030’a kadar yapacaklarımız, o tarihten sonra yaşayacaklarımızı belirleyecek. “İKLİM ACİL” kavramının dağarcığımıza kazınması 2019 yılında oldu, hatta Oxford Sözlüğü bunu, yılın sözü olarak seçti. 2019 Eylül’üne kadar olan kullanımında, bir önceki yıla oranla 100 kat daha yaygın hale geldiği belirtildi ve 2020 yılı “iklim hareketi yılı” olarak belirtildi.

Yapacak çok şey var ama önemli olan ne yapacağımızı ve nereden başlayacağımızı bilerek kararlı adımların atılması. Bireylerden karar mekanizmalarına uzanan bütün bileşenlerin, rotadan asla sapmadan hareket etmeleri gerekiyor. Danimarka 2030 yılına kadar CO2 emisyonlarını %70 oranında azaltmak gibi iddialı bir hedef koydu. İddialı ancak bunu gerçekleştirmek için yapılması gerekenleri yapmaya başladı bile. Umarım bu tutkulu hedef küresel boyutta yayılır.

Olanca kötülüğün, karanlığın içinde her şeye rağmen ışık vardır ve ışığa zaten en çok ‘karanlık zamanlar’da ihtiyaç duyarız. Her doğum bir mucize, her insan yeni bir başlangıçtır ve insanlar bir araya gelip ortak eylemde bulunabildikleri sürece umut da vardır. Dünya sevgisini mümkün kılan, içinde yaşadığımız dünya için sorumluluk alıp ortak eylemde bulunma yetimizdir.”

(Hannah Arendt)

 

Kategori: Hafta Sonu

Ekonomiİklim KriziManşet

IMF Başkanı Georgieva: Biz ne yaptık?

Uluslararası Para Fonu (IMF) başkanı, Kristalina Georgieva, Davos Zirvesi’nde katıldığı bir oturumda geçen yıl iklim değişikliği ve etkileri hakkında önemli bir rapor okuduktan sonra uyuyamadığını söyledi.

Perşembe günü İsviçre’nin Davos kasabasında gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşmacı olan Georgieva,  Birleşmiş Milletler’in 2018’deki Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), tarafından hazırlanan 1,5 derece özel raporuna atıfta bulunarak “Gözümün açılması geçen yıl IPCC raporunu okuduğum zaman oldu. Size söylüyorum, o gece uyuyamadım” dedi.

‘Tek düşünebildiğim 8 yaşındaki torunum oldu’

Binin üzerinde bilim insanının hazırladığı dönüm noktası raporda gezegenin ısınmasını 1,5 dereceyle sınırlamak için sadece 12 yıl kaldığı belirtiliyordu. Raporda ayrıca, bu eşiğin aşılması halinde  sınmanın kuraklık, sel, aşırı sıcaklık ve yoksulluk riskini ciddi şekilde artıracağı konusunda uyarılar vardı.

Georgieva konuşmasının devamında “Tek düşünebildiğim 8 yaşındaki torunumdu” dedi. Raporu okuduktan sonra kendisine “Biz ne yaptık?” sorusunu sorduğunu belirten Georgieva,  “Torunum 20 yaşına geldiğinde iklim değişikliği nedeniyle 100 milyon insan daha fakirleşebilir. 40 yaşına geldiğinde 100 milyondan fazla mülteci olabilir. 90 yaşında yaşıyorsa ve dünya 3 ila 4 derece daha sıcaksa, bu gezegen zar zor yaşanabilir olacak” dedi.

Kategori: Ekonomi

İklim KriziManşet

Bilim insanları: Atmosferdeki hidroflorokarbon, rekor seviyeye ulaştı

En tehlikeli sera gazları arasında kabul edilen hidroflorokarbon (HFC-23) salımına sınırlamalar getirilmesine karşın rekor bir seviyede yükseldiği belirlendi. Bilim insanları, bir ton hidroflorokarbon emisyonunun, 12 bin ton karbon salımına eşit olduğunu söylüyor.

2017 yılında, bu zehirli gazın önemli ölçüde kaynağı konumundaki Çin ve Hindistan, naylon, havalandırma ve buzdolabı fabrikalarına takılan filtreler aracılığıyla salımın tamamen durduklarını açıklamıştı. Bilim insanları da buna istinaden geçen iki yıllık süre içinde, hidroflorokarbon miktarında yüzde 90 oranında bir düşüş bekliyordu.

Parmaklar Çin’i gösteriyor

Ancak yapılan son araştırma, seviyelerde düşüş yerine şoke edici miktarda bir yükseliş tespit etti. Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırmada yer alan bilim insanları, elde edilen sonuçların beklenenin tam aksi olduğunu, sorunun bir bulmacaya dönüştüğünü belirtti. Araştırmada yer alan Kieran Stanley, “Çin’in, HFC-23 gazının azaltılmasında, açıklandığı kadar başarılı olmadığı akla en yatkın çıkarım” değerlendirmesini yaptı.

Stanley, Hindistan’ın açıkladığı kesinti programını başarılı ile uygulayıp uygulamadığını anlamak için de hesaplamaların yapılması gerektiğini savundu.

Bilim insanları, hidroflorokarbon emisyonunda açıklandığı gibi bir filtreleme başarılmış olsa, 2015 – 2017 yılları arasında İspanya büyüklüğünde bir ülkenin ürettiğine denk, karbon salımınının engellenebileceğini hesaplıyor.

Hidroflorokarbonlar, küresel ısınmaya etki eden sera gazları arasında başlarda gösteriliyor. Ozon tabakasındaki ozon ile reaksiyona girerek parçalanmasına neden olan kloroflorokarbon, atmosferde 100 yıl civarında kalabiliyor.

Kaçakçılığı yapılıyor

Halen Davos’ta devam eden Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ise zirvenin hemen öncesinde bir makale yayımlayarak iklim değişikliği ve mal kaçakçılığı arasındaki bağlantıya dikkat çekti.

Bina, altyapı, veri iletişimi, sulama ve kimyasal sektörlerinde çözümler sunan Meksika merkezli Mexichem’in CEO’su Daniel Martínez-Valle tarafından kaleme alınan makalede yerel üretimi tehdit eden, organize suç örgütlerini besleyen ve piyasayı hatalı ürünlerle dolduran “kaçakçılığın”, iklim hedeflerini de tehlikeye soktuğu belirtildi.

Martínez-Valle’nin açıklamasına göre karaborsası kurulan ürünlerden biri de aeresol spreylerin yanı sıra, klima, buzdolabı ve otomobillerin soğutma sisteminde kullanılan hidroflorokarbon (HFC) gazı.

HFC cinsi gazları içeren cihazlardan sorumlu işletmecilere bir dizi yükümlülükler getiren Avrupa Birliği Florlu Sera Gazları (F-Gaz) Yönetmeliği’nin 2014’te imzalandığını hatırlatan Martínez-Valle, bu gazın kullanımının 2030’a kadar yüzde 80 oranında kısılması hedefi olduğunu hatırlattı.

Gümrüklerden kolay geçiyor

Ancak ABD Enerji Bilgi İdaresi Başkanlığı’nın (EIA) verilerine göre 2018’de 16,3 milyon ton karbondioksite eş değer HFC gazı, yasa dışı kaçakçılığa konu oldu. Bu miktar, kullanımına izin verilen seviyenin yüzde 16 üzerinde ve de Slovenya’nın yıllık karbondioksit emisyonuna eşit.

EIA’nın Nisan 2019’da yayınladığı raporuna göre yasa dışı soğutucular Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’daki soğutucu piyasasının yüzde 50 ila 80’ini oluşturdu.

İllegal HFC sera gazlarının bu kadar kolay şekilde Avrupa Birliği’ne nasıl girebildiğini sorgulayan Martínez-Valle, uyuşturucu, silah ve hayvanların gümrüklerde çok daha fazla üzerinde durulan bir hedef olduğunu söyledi ve ekledi: “Kaynaklar kısıtlı ve birçok kişi neye bakması gerektiğini bilmiyor. Bunun yanı sıra, karmaşık taşımacılar rotalar ve satıcı pazarları, sorunun kapsamını anlamayı ve hangi deliklerin kapatılması gerektiğini güçleştiriyor.”

 

Kategori: İklim Krizi

Editörün SeçtikleriEkonomiİklim KriziManşet

Greta Thunberg’in Davos’taki konuşmasının tam metni

İklim için okul grevlerine çıkarak tüm dünyada Gelecek için Cumalar hareketinin öncüsü olan 17 yaşındaki İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, katıldığı Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşma yaptı.

Davos’ta gerçekleşen zirvede konuşan Thunberg, dünya liderlerinden fosil yakıt arama ve çıkarma çalışmalarını durdurmalarını, fosil yakıt endüstrisine yatırımları da geri çekmelerini talep etti.

Thunberg: Panik yapın demek, eskisi gibi devam edin demek değil

Bir yıl önce Davos’ta yaptığı konuşmayı hatırlatan Thunberg, o zamandan itibaren kayda değer hiçbir gelişme olmadığını belirttiği konuşmasında oyalanmak yerine karbon emisyonlarının bugünden itibaren sııra indirilmesi gerektiğini söyledi. Thunberg konuşmasında şunları söyledi:

Bir yıl önce Davos’a gelmiş ve ‘evimiz yanıyor’ demiştim. ‘Panik yapmanızı istiyorum’ demiştim. İnsanlara iklim krizi konusunda panik yapmalarını söylememin çok tahlikeli olduğu konusunda daha önce uyarılmıştım. Ama merak etmeyin, sorun yok. Bunu daha önce yaptım ve sizi temin ederim hiçbir sonuca ulaşmadı. Ayrıca kayıtlara geçmesi için,  biz çocuklar panik yapmanızı söylediğimizde eskisi gibi devam etmenizi söylemiyoruz.

‘Olmayan teknolojilere güvenmeyin’

Bugün mevcut olmayan ve belki de hiçbir zaman olmayacak teknolojilere güvenmenizi söylemiyoruz. ‘Sıfır karbon emisyonuna’ veya ‘karbon nötrlüğüne’ ulaşmak için hile yapmanızı veya sayılarla oynamanızı da söylemiyoruz.

Biz size Amazon gibi ormanlar çok daha yüksek bir oranda katledilirken başkasına Afrika gibi yerlere ağaç dikmesi için para vererek ‘emisyonlarınızı telafi etmenizi’ söylemiyoruz.

Ağaç dikmek iyidir elbette, ama yapılması gerekenin kıyısında bile değil ve gerçek azaltmanın ve doğayı yenilemenin yerini tutamaz.

‘Emisyonlarımız tamamen durmalı’

Açık konuşalım. ‘Düşük-karbon ekonomisine’ ihtiyacımız yok. ‘Daha az emisyona’ ihitiyacımız yok. Eğer 1.5 derece hedefinin altında kalmak istiyorsak emisyonlarımız tamamen durmalı. Ve emisyonlarımızı eksiye düşürecek ölçekte teknolojilerimiz olana kadar net sıfır emisyonu unutmalı ve gerçek sıfır emisyona ulaşmalıyız.

Çünkü uzak net sıfır emisyon hedefleri, bugün için geçerli olan uzak gelecek tarihler için geçerli olmayan karbondioksit bütçesini göz ardı etmeye devam edersek kesinlikle hiçbir şey ifade etmeyecek.  Birkaç yıl boyunca bile yüksek emisyonlar devam ederse, kalan bütçe yakında tamamen tükenecek.

‘Taahhütleri yerine getirmede çuvallıyoruz’

ABD’nin Paris Anlaşması’nı terk etmesi herkesi öfkelendiriyor ve endişelendiriyor ve öyle de olmalı.

Ancak Paris Anlaşması’na kaydolduğunuz taahhütleri yerine getirmede hepimiz çuvallıyoruz ve bu durum en azından iktidardaki insanları rahatsız ediyor gibi görünmüyor.

Bugünden itibaren radikal emisyonları kökünden kesmeyi içermeyen herhangi bir planınız veya politikanız, Paris Anlaşması’nın 1,5 derece veya 2 derecenin altında taahhütlerini yerine getirmek için tamamen yetersiz.

‘Sağ ve sol meselesi değil’

Ve tekrar, bu sağ ve sol meselesi değil. Parti politikalarınızı daha az umursayamazdık. Sürdürülebilirlik açısından sağ, sol, merkez hepsi başarısız oldu. Hiçbir politik ideoloji veya ekonomi modeli iklim ve ekolojik acil durumun üstesinden gelmeyi ve bütüncül, sürdürülebilir bir dünya yaratmayı başaramadı. Çünkü dünya, eğer hala farkında değilseniz, şu anda yanıyor.

‘Endişelenmeyin diyorsunuz. Sonra… Sessizlik’

Çocuklar endişelenmemeli diyorsunuz. ‘Bunu bize bırakın. Tamir edeceğiz, sizi yüzüstü bırakmayacağız. Pesimist olmayın’ diyorsunuz.

Sonra… Hiçbir şey. Sessizlik. Hatta bazen sessizlikten de beter. Yeterli adımlar atılıyormuş gibi boş sözler ve vaatler.

Görünen o ki tüm çözümler şu anda yaşadığımız toplumda mevcut değil. Emisyonlarımızı radikal biçimde düşürmeye başlayacak teknolojik çözümleri bekleyecek vaktimiz de yok.

Bu yüzden dönüşüm kolay olmayacak. Zor olacak. Bununla şu anda yüzleşmezsek, bütün kartları açık oynamazsak, bu durumu vaktinde çözemeyeceğiz.

Liderlerden üç talep

Dünya Ekonomik Forumu’nun 50. yıldönümüne kadar geçen günlerde, dünyanın en güçlü ve etkili iş ve siyasi liderleri olan sizden gerekli önlemleri almaya başlamasını isteyen bir grup iklim aktivistine katıldım. Bu yıl Dünya Ekonomik Forumu’nda  şirket, banka, kurum ve hükümetlerden katılımcılardan şunu talep ediyoruz:

  • Fosil yakıt arama ve çıkarma konusundaki tüm yatırımları derhal durdurun.
  • Hemen tüm fosil yakıt sübvansiyonlarına son verin.
  • Ve hemen ve tamamen fosil yakıtlardaki yatırımlarınızdan geri çekilin.

‘Denemeden, vazgeçmeyin’

Bu şeylerin 2050, 2030 hatta 2021’e kadar yapılmasını istemiyoruz, şimdi yapılmasını istiyoruz. Çok fazla şey istiyormuşuz gibi durabilir. Ve tabii ki oldukça saf bulacaksınız. Ancak bu, hızlı sürdürülebilir geçişi başlatmak için gereken minimum çaba.

Yani ya bunları yaparsınız, ya da çocuklarınıza neden 1.5 derece hedefinden vazgeçeceğinizi açıklamak zorunda kalacaksınız. Denemeden vazgeçmek…

‘Benim kuşağım vazgeçmeyecek’

Sizden farklı olarak, benim kuşağımın kavgadan vazgeçmeyeceğini söylemek için buradayım. Gerçekler açık, ancak ele almanız için hala çok rahatsız edici geliyor. Vazgeçiyorsunuz çünkü çok iç karartıcı olduğunu ve insanların pes edeceğini düşünüyorsunuz. Ama insanlar pes etmeyecek.  Vazgeçenler sizsiniz.

Geçtiğimiz hafta, Polonya’da çalıştığı maden kapatıldığı için işsiz kalan kömür madencileri ile tanıştım. Onlar dahi vazgeçmemişti. Tam tersine, değişmemiz gerektiğini sizden daha iyi anlıyorlardı.

‘Evimiz hala yanıyor’

Acaba, çocuklarınıza başarısız olma ve onları bilerek iklim karmaşasına bırakma sebebi olarak ne diyeceksiniz? 1.5 derecelik hedef? Ekonomi için çok kötü göründüğünü, ve gelecekteki yaşam koşullarını güvenceye alma fikrinden denemeden dahi vazgeçtiğinizi mi?

Evimiz, hala yanıyor. Eylemsizliğiniz her geçen saat ateşi daha da körüklüyor. Hala size panik yapmanızı ve çocuğunuzu her şeyden çok seviyormuşçasınıza harekete geçmenizi söylüyoruz.

*Dünya Ekonomik Forumu’ndan alınan metnin çevirisi Yeşil Gazete tarafından yapılmıştır.

Dünyaİklim KriziManşet

Greta Thunberg Davos’ta: Hiçbir şey yapılmadı

İsviçre’nin Davos kasabasında gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) açılışında 17 yaşındaki iklim aktivisti Greta Thunberg kısa bir konuşma yaptı ve aktivizmle geçen iki yılın ardından somut herhangi bir şey yapılmamış olmasını eleştirdi.

Bu yıl 50’ncisi düzenlenen zirvenin bu yılki teması “Uyumlu ve Sürdürülebilir Bir Dünya için Paydaşlar” Üç gün boyunca sürecek toplantılar dizisinde iklim değişikliği ve çevre konularına ağırlık verilmesi bekleniyor.

Twitter: John Stackhouse

Thunberg: Bu sadece bir başlangıç

Açılışta konuşma yapan Thunberg “Hepimiz çevre ve iklim için savaşıyoruz. Bu açıdan somut olarak neyin başarıldığına bakarsanız, daha büyük açıdan bakarsanız, küresel CO2 emisyonları azalmadığı için hemen hemen hiçbir şey yapılmadı anlamına gelir. Bu tabii ki beklediğimiz bir şeydi. Bundan çok daha fazlası gerekiyor. Bu sadece bir başlangıç” dedi.

Thunberg sabah saatlerinde Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda gün içerisinde iki konuşma yapacağını söylemişti. Thunberg asıl konuşmasını ise Türkiye saatiyle 15.00’da gerçekleştirecek.

 

 

Kategori: Dünya

Ekonomiİklim KriziManşet

Davos Zirvesi başlıyor

Bu yıl 50’ncisi düzenlenecek Dünya Ekonomik Forumu (WEF) toplantıları bugün başladı. İsviçre’nin Davos kasabasında gerçekleşecek toplantıların bu yılki teması “Uyumlu ve Sürdürülebilir Bir Dünya için Paydaşlar” oldu.

Zirveye toplam 117 ülkeden 3 bin iş adamı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katılacak. 50’den fazla ülkenin devlet başkanı ve başbakan düzeyinde temsil edileceği toplantıya ABD Başkanı Donald Trump, Almanya Başbakanı Angela Merkel, İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez katılacak.

Zirvede yer alacak uluslararası kurumların temsilcileri ise şu şekilde: Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Genel Sekreteri Roberto Azevedo, OPEC Genel Sekreteri Muhammed Sanusi Barkindo, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Genel Sekreteri Angel Gurria, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de katılımcılar arasında yer alıyor.

Çavuşoğlu ve Albayrak sunum yapacak

Türkiye’den ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal katılacak.  Çavuşoğlu’nun “Ortadoğu ve Afrika Jeopolitik görünümü” ve “NATO’nun geleceği”, Albayrak’ın da, “Küresel büyüme gündemini şekillendirmek” başlıklı oturumda konuşması bekleniyor.

Türkiye’deki firmalardan üst düzey katılım

Türkiye’deki büyük firmalardan Davos programlarını takip edecek üst düzey yöneticiler ise şu şekilde: Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner, Sabancı Holding Üst Yöneticisi (CEO) Cenk Alper, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Mücahid Ören, Koç Holding Üst Yöneticisi (CEO) Levent Çakıroğlu, Limak Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Özdemir, SOCAR Başkanı ve TANAP Yönetim Kurulu Başkanı Rövnag Abdullayev, Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan ve Cüneyd Zapsu.

İklim değişikliği tartışılacak

Toplantılarda bu yıl ağırlık olarak iklim değişikliği ve çevre konularına ağırlık verilmesi bekleniyor. Dünya Ekonomik Forumu tarafından her yıl yayınlanan 750’den fazla küresel uzman ve karar vericiye kısa ve uzun vadeli endişeleri sorularak hazırlanan Küresel Riskler Raporu’na göre iklim ve çevre konuları risklerin en başında yer almıştı. Önümüzdeki 10 yılda gerçekleşme olasılığı en yüksek olarak tanımlanan ilk 5 riskin tamamı da iklim değişikliği ve çevre ile ilgili.

 

Kategori: Ekonomi

İklim KriziManşet

Davos Forumu, şirketlerden ‘sıfır  emisyon’ hedefine bağlılık istedi

21 – 24 Ocak tarihlerinde İsviçre’nin Davos kasabasında gerçekleştirilecek Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Buluşması’nın (WEF) bu yılki teması; “Birbirine Bağlı ve Sürdürülebilir bir Dünya için Paydaşlar.” 3000’den fazla yatırımcı, siyasetçi ve şirket yöneticisini bir araya getiren WEF, Davos’a gelen bütün şirketlere birer mektup göndererek, 2050 veya öncesinde net sıfır karbon emisyonu için bağlılık göstermelerini istedi.

WEF ayrıca forum kapsamında emisyon azaltımının yemek, ulaşım ve kullanılan materyalleri olmak üzere her alanda öncelikli bir hedef haline getirdiklerini belirtti.

Forum’un Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Amerikan Bankası ile Royal DSM’nin başında bulunan Klaus Schwab, bu seneki toplantının iklim değişikliğiyle ilgili  çalışmalara liderlik etmek için mükemmel bir fırsat olduğunu söyledi.

Mücadeleye açıkça atıfta bulunan toplantının “İklim kıyametinin bertaraf edilmesi” başlığını taşıyan oturumunda, kilit tema iklim eylemi olacak.

Davos katılımcılarına gönderilen mektup şöyle:

‘Taahhütte bulunun’

 

2020 Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısının Değerli Katılımcısı,

Şirketlerin ve yatırımcıların iklim değişikliği konusunda liderlik etme fırsatı ve ihtiyacı hiç olmadığı kadar önemli bir konumda.

Acil iklim değişikliği sorunuyla mücadele etmek için bir taahhütte bulunulmalı. Bu, aynı zamanda zorunlu 2020 Davos Manifestosu ve 50. Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısının “Birbirine Bağlı ve Sürdürebilir bir Dünya için Paydaşlar” temasına ayak uydurabilmek adına da bir gereklilik.

Sonuç olarak, dünyanın önde gelen küresel şirketlerinden birinin lideri ve Dünya Ekonomik Forumu’nun saygın bir ortağı olarak, iklim değişikliğini önleme adına eyleme geçme fırsatını değerlendirmeniz için sizleri teşvik ediyoruz.

Hâlâ yapmadıysanız, 2050 veya öncesi için net sıfır seragazı emisyonu hedefi belirlemeye davetlisiniz. Mektuba eşlik eden kısa bir notta, bu konuda size yardımcı olacak bazı seçenekler bulunuyor.

Bu girişime, Yıllık Toplantı’ya bağlı birçok Topluluk Toplantısı’nda yer verilecek.

2020 Yıllık Toplantısı’nın, iklim değişikliği ile ilgili işletme eyleminde bir dönüm noktası olmasını umuyor ve bu acil küresel sorunu dikkate alıp liderlik ettiğiniz için şimdiden teşekkürlerimizi iletiyoruz.

En iyi dileklerimizle…

 

Kategori: İklim Krizi

Ekolojiİklim KriziManşet

Yokoluş İsyancıları Davos’a tırmanışa geçti

İsviçre’nin Davos kasabasında gerçekleşecek Dünya Ekonomik Forumu’nda (WEF) iklim krizine dikkat çekmek isteyen Yokoluş İsyancıları Pazar günü Doğu İsviçre’deki Landquart‘tan Davos kayak merkezine üç günlük bir yürüyüşe başladı.

Sayıları bini bulan protestocular 40 km uzunluğundaki yürüyüşe başlamak için Landquart merkezinde toplandı. Avustralya’daki yangınlara atıfta bulunarak koala kostümleri giyen eylemciler “Donald’ları değil Greta’ları dinleme zamanı” yazılı pankartlar taşıdı.

Yetkililer yürüyüşü başta onaylamışlardı, ancak eylemcilerin güvenlik nedeniyle Davos’a karayoluyla devam etme talebini reddetti. Eylemin organizatörleri ise Davos’a gitmeye kararlı olduklarını, ancak kullanma iznine ihtiyaç duymadıkları daha küçük yürüyüş yollarına gideceklerini söyledi.

Davos Zirvesi

Bu yıl 50’ncisi düzenlenecek Davos Zirvesi’ne toplam 117 ülkeden 3 bin iş adamı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katılacak. Her yıl gerçek dünyayla temastan uzak olduğu için eleştirilen tema bu yıl “Uyumlu ve Sürdürülebilir Bir Dünya için Paydaşlar” olarak belirlendi.

Kategori: Ekoloji

EkonomiGündemManşet

Oxfam’da servet raporu: 2 bin 153 kişinin servesi 4.6 milyar kişininkinden fazla

Bugün başlayacak Davos Zirvesi öncesi Birleşik Krallık Merkezli yardım kuruluşu Oxfam’ın açıkladığı rapora göre,  dünyanın en zengin 2 bin 153 kişisinin elinde bulunan servet, 4,6 milyar kişinin toplam servetinden daha fazla.

BBC Türkçe’nin aktardığı raporda, “Eğer herkes 100 dolarlık banknotlardan oluşan servetlerinin üzerinde otursaydı, dünyanın büyük kısmı yerde oturuyor olurdu. Gelişmiş bir ülkede yaşayan orta halli bir kişi bir sandalye yüksekliğinde otururken, en zengin iki kişi uzayda olurdu” ifadesine yer verildi.

Dünyanın en zengin kişisi olan Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’un toplam serveti 116,4 milyar dolar seviyesinde. En zengin ikinci kişi olan Fransız işadamı Bernard Arnault ise 116 milyar dolarlık servete sahip.

Raporda yer alan bir diğer benzetmede ise bundan 5 bin yıl önce inşa edilmiş piramitlerin yapıldığı dönemde günde 10 bin dolar biriktiren bir kişinin toplam servetinin dahi servetinin en zengin beş kişinin servetinden yüzde 80 düşük olacağı vurgulandı.

Gelir adaletsizliğinin ortadan kaldırılabilmesi için ülkeleri zenginlerden daha fazla vergi almaya çağıran Oxfam, sadece yüzde 0,5’lik vergi artışının dahi eğitim ve sağlık alanlarında 117 milyon yeni istihdam yaratabileceği vurgulandı.

Aşırı servet, işlemeyen ekonomik sistemin emaresi

Raporda, fırsat ve gelir adaletsizliğinin azaltılması için hükümetlerin ulusal sağlık hizmetlerine daha fazla yatırım yapması gerektiği ve aşırı servet anlayışının ortadan kaldırılması önerileri yer aldı.

“Aşırı servet, işlemeyen bir ekonomik sistemin emaresidir” denen raporda, hükümetlerin zengin ve fakir kesimler arasındaki uçurumu kapatacak radikal politikaları yürürlüğe koyması gerektiği vurgulandı.

Benzer bir çağrı geçen ay, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva‘dan da gelmiş, IMF’nin yeni Başkanı, ülkeleri vergi sistemlerini gözden geçirmeye çağırmıştı.

Kadınların ücretsiz emeğinin karşılığı 18.8 trilyon dolar

Oxfam, dünya genelinde kadınların hiç ücret almadan çalıştığı sürenin 12,5 milyar saat olduğunu da kaydetti. Maaş almadan çalışan kadınların küresel ekonomiye katkısı ise yılda 18.8 trilyon dolar. Bu, teknoloji sektörünün küresel ekonomiye katkısından üç kat daha fazla.

Kuruluşun Hindistan CEO’su Amitabh Behar, Reuters ajansına verdiği röportajda ‘bu durumun değişmesi gerektiğini’ söyledi. Bir taraftan Hindistan’da günde 16-17 saat çalışan kadınların, diğer tarafta da ‘Davos’ta kişisel uçakları, kişisel jetleriyle toplanan milyarderlerin olduğunu’ dile getiren Behar, “Milyoner patlamasına son vermemiz gerekiyor” dedi. Behar, bu durumu düzeltmek için hükümetlerin, zenginlerin vergilerini ödediklerinden emin olması ve kontrol etmesi gerektiğini, ödenen bu vergilerin de temiz su ve sağlık hizmetlerinde kullanılması gerektiğini ifade etti.

Behar sözlerine şöyle devam etti: “Şu an en az 30 ülkede protestolar düzenleniyor. İnsanlar sokakta ve ne söylüyorlar? Eşitsizliği kabul etmiyorlar, bu şartlar altında yaşamayacaklarını söylüyorlar.”

Dünyanın en büyük şirketlerinin yöneticileri, çok sayıda ülke lideri ve sayısız ünlü isim bugün İsviçre’nin küçük Davos kasabasında Dünya Ekonomik Forumu (WEF) için toplanıyor. ABD Başkanı Donald Trump, iklim aktivisti Greta Thunberg ve Uber’in kurucusu Dara Khorowshahi konuşmacılar arasında olacak.

Kategori: Ekonomi

İklim KriziManşet

İklim aktivisti gençlerden Davos mektubu: Fosil yakıtı hemen, şimdi terk edin

Genç iklim aktivistleri, ocak ayının sonunda Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu için toplanacak liderlere yönelik açık bir mektup yayımladı. Liderlerden fosil yakıt yatırımlarını derhal durdurmalarını isteyen mektupta, baskı oluşturmak için kendilerinin de Davos’ta olacaklarını belirtildi. Açık Radyo’dan Ömer Madra’nın çevirdiği mektubun tam metni şöyle:

“Yeni bir onyıla yeni girdik; öyle bir onyıl ki bu, geleceğimizin neye benzeyeceğini kararlaştırmakta her ayın, hatta her günün can alıcı önemi olacak. Ocak sonuna doğru şirketlerin baş yöneticileri, yatırımcılar ve siyasetçiler, Dünya Ekonomik Forumu’nun 50. yıldönümü için Davos’ta toplanacaklar.

Dünyanın dört bir yanından genç iklim aktivistleri ve okul grevcileri de bu liderlere baskı yapmak üzere orada olacaklar.

Bu yılki forumda tüm şirketlerin, bankaların, kurumların ve hükümet temsilcilerinin fosil yakıt arama ve çıkartma faaliyetlerine yapılan tüm yatırımları derhal durdurmasını, tüm fosil yakıt sübvansiyonlarını derhal sona erdirmesini, fosil yakıtlara yaptıkları yatırımları da derhal ve tümüyle geri çekmesini talep ediyoruz.

Bunların 2050’de, 2030’da hatta 2021’de bile yapılmasını istemiyoruz; bunların şimdi yapılmasını istiyoruz biz – hemen şimdi deyiminde olduğu gibi.

Dünyanın karmaşık ve çetrefilli bir yer olduğunu, taleplerimizin de kolay yerine getirilir şeyler olmayabileceğini gayet iyi anlıyor ve biliyoruz. Ne var ki, iklim krizi de de son derece karmaşık ve çetrefilli bir şey ve bu, bir âcil durum. Âcil durumlarda konfor bölgenizin dışına çıkar, çok rahatlatıcı olmayan ya da nâhoş bazı kararlar alırsınız. Açık konuşalım: İklim ve çevre âcil durumu konusunda kolay, rahat veya hoş olan tek birşey bile yok.

Aktivist gençler, liderler üzerinde baskı oluşturmak için Davos’ta olacaklarını söyledi.

Gençler, kendilerinden büyük nesiller ve iktidardakiler tarafından iyice yüz üstü bırakılmaktalar. Bazıları, bizim çok fazla şey istediğimizi düşünüyor olabilir. Ama bu, hızla sürdürülebilir bir dönüşümü başlatmak için gereken gayretin aslında en azı. Bunun hâlâ –2020 yılında– yapılmamış olması bile, açıkçası, utanç verici.

Gelgelelim, Rainforest Action (Yağmur Ormanları Eylemi) kuruluşunun raporuna bakılırsa, 2015 Paris Anlaşması’ndan bu yana 33 majör küresel banka, fosil yakıtlara ortaklaşa 1,9 trilyon dolar (1,5 trilyon £) akıttılar. Uluslararası Para Fonu (IMF), sadece 2017 yılında dünyanın fosil yakıtlara 5,2 trilyon dolarlık sübvansiyon harcaması yaptığını saptıyor. Bunun sona ermesi şart.

Finans dünyasının gezegene ve onun üstünde yaşayan insanlarla tüm diğer canlı türlerine karşı sorumluluğu var. Aslına bakılırsa, üzerinde yaşadıkları gezegenin serpilip gelişmesini garanti altına almanın, her şirketin ve her hisse senedi sahibinin çıkarına olması gerekir. Ne var ki tarih, şirketler âleminin kendini dünyaya karşı sorumlu tutma konusunda istekli olduğunu göstermiyor. Öyleyse, onları sorumlu tutma yükümlülüğü de biz çocukların üstüne düşüyor. Dünya liderlerini bu gezegen krizinin yüreğinin tam ortasında duran fosil yakıt ekonomisine yatırım yapmaya artık son vermeye çağırıyoruz. Onlar, paralarını şu anda zaten var olan sürdürülebilir teknolojilere, araştırmalara ve doğanın onarım ve sağaltılmasına yatırmalılar. Kısa vadeli kâr güdüsü, hayatın uzun vadeli istikrarını gölgede bırakmamalı.

Davos’ta bu yılki toplantının ana konusu “birbirine tutunan ve sürdürülebilen bir dünyanın paydaşları” şeklinde belirlenmiş. Dünya Ekonomi Forumu’nun internet sitesine bakılırsa, liderler iklim değişikliği konusunda kaydettiğimiz küresel ilerlemeyi daha ileri götürmek üzere ortaya atılan fikirleri tartışmak üzere bir araya gelecekler. Bu âciliyet durumunu kavradıklarını ve buna öncelik verdiklerini söylediklerine göre, bizim talebimiz de o kadar abartılı ve zorlama bir şey sayılmasa gerek. Fosil yakıt endüstrisine yapılan bu yatırımları derhal kesmekten daha azını yapmak, hayatın kendisine ihanet etmek olacaktır. Günümüzün “işler böyle gelmiş böyle gider” anlayışı, insanlığa karşı suç halini alıyor artık. Bu cinnete bir son verme konusunda liderlerin kendi üstlerine düşen rolü oynamasını talep etmekteyiz. Burada geleceğimiz sözkonusu; liderler de buna yatırım yapsınlar işte.”

Makaleyi kaleme alan iklim aktivistleri şöyle: Greta Thunberg, İsveç; Luisa Neubauer, Almanya; Tokata Iron Eyes, ABD; Jean Hinchliffe, Avustralya; Danielle Ferreira de Assis, Brezilya; Robin Jullian, Fransa; Licipriya Kangujam, Hindistan; Holly Gillibrand, İskoçya; Alejandro Martínez, İspanya; Isabelle Axelsson, İsveç; Sophia Axelsson, İsveç; Ell Jarl, İsveç; Mina Pohankova, İsveç; Linus Dolder, İsviçre; Joel Enrique Peña Panichine, Şili; David Wicker, İtalya; Julia Haddad, Lübnan; Oladosu Adenike, Nigeria; Iqbal Badruddin, Pakistan; Arşak Makiçyan, Rusya; Vanessa Nakate, Uganda.

Kategori: İklim Krizi

ManşetMedya-İnternet

Sputnik News’den görüntülü açıklama: Mehmet Şimşek’in açıklamasını çarpıtmadık!

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in Davos Zirvesi’ndeki bir oturumda İngilizce olarak sarf ettiği “Türkiye, artık Esad’sız bir anlaşmada ısrar edemez” sözlerinin, Sputnik News’de yayınlanması sonrası Şimşek’in ‘sözlerim çarpıtıldı’ beyanına Sputnik News’den açıklama gecikmedi. Sputnik News, Şimşek’in Davos’ta reddettiği sözlerini youtube üzerinden Türkçe altyazılı olarak vererek, ‘Mehmet Şimşek’in açıklamasını çarpıtmadık!’ dedi.

Hazine Müsteşarlığı’nın resmi internet sitesinde yayınlanan bir açıklamada Başbakan Yardımcısı Şimşek’in Davos Zirvesi’ndeki Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la ilgili sözlerinin, Sputnik Haber Ajansı tarafından çarpıtıldığı öne sürüldü.

Açıklamada, “Sputnik Haber Ajansı konuyu bağlamından çıkartarak Başbakan Yardımcımızın “Türkiye artık Esad’sız bir anlaşmada ısrar edemez” dediği yönünde bir algı oluşturmaya çalışmıştır. Başbakan Yardımcımız Sn. Mehmet Şimşek’in hiçbir şekilde haberde yer verildiği gibi bir ifadesi olmamıştır. Bu Sputnik Haber Ajansının kendi yorumudur” ifadelerine yer verildi.

Mehmet Şimşek, moderatörün en başta ‘toplantının kayıt altına alındığı’ uyarısı yaptığı Davos Zirvesi’nde İngilizce yaptığı konuşması sırasında tam olarak şu ifadeleri kullanmıştı:

“Pragmatik ve gerçekçi olmalıyız. Sahadaki gerçekler çarpıcı şekilde değişti. Türkiye, artık (Suriye Devlet Başkanı Beşar) Esad’sız bir uzlaşmada ısrar edemez. Bu gerçekçi olmaz. Bu nedenle elimizde olanlarla çalışmamız gerektiğini düşünüyorum. Rusya, İran ve Türkiye’nin başarıyla bir araya geldiği nokta da bu… ve ABD’nin”

Sputnik News, Mehmet Şimşek’in söz konusu açıklamasının, kendi mecralarının yanı sıra, Reuters, AFP, AP gibi pek çok uluslararası haber ajansı tarafından da son dakika olarak yayınladığını belirtti.

 

(Yeşil Gazete, Sputnik News)

Kategori: Manşet

EkonomiManşet

Oxfam gelir eşitsizliği raporu: 8 erkeğin serveti 3.6 milyar insanın servetine denk

İngiliz yardım kuruşulu Oxfam’ın verilerine göre, dünyanın en zengin sekiz kişisinin serveti, dünyanın yarısını oluşturan 3.6 milyar nüfusun servetine eşit.

Yarın Davos’ta toplanacak Dünya Ekonomik Forumu öncesi bir rapor yayınlayan Oxfam, zengin ve yoksul arasındaki uçurumun daraltılması için hükümetleri ve iş dünyasını göreve çağırıyor.

Zengin ve yoksul arasındaki eşitsizliğin sanılandan daha büyük olduğunu vurgulayan Oxfam, özellikle hükümetlerin vergi cennetlerinin işleyişini sona erdirmek için beraber çalışması gerektiğini vurguluyor.

Oxfam’ın raporunu hazırlarken yararlandığı, Mart 2016’da yayınlanan Forbes’un milyarderler listesinin ilk sırasında 75 milyar dolarlık servetiyle Microsoft’un kurucusu Bill Gates var.

Listenin geri kalanında İspanyol tekstil devi Inditex’in kurucusu Amancio Ortega, yatırımcı Warren Buffett, Meksikalı iş adamı Carlos Slim Helu, Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, Facebook’un yaratıcısı Mark Zuckerberg, Oracle’ın kurucusu Larry Ellison ve New York’un eski belediye başkanı Michael Bloomberg var.

‘Öfke artacak’

Yoksulluğa karşı mücadele eden bir kuruluş olan Oxfam, daha önce 62 kişinin dünyanın yarısının servetini elinde tuttuğunu açıklamıştı; ancak İsviçre Bankası Credit Suisse’den aldığı yeni veriyle bunu sekiz kişiye düşürdü.

Kurum, eğer eşitsizlikle mücadele etmek için gereken önlemler bir an önce alınmazsa bireylerin öfkesinin daha çok büyüyeceğini, ABD’de Donald Trump’ın başkan seçilmesi ya da İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmak için referandumda Brexit’ten yana tavır alması gibi köklü siyasi değişikliklerin olacağını söylüyor.

‘Vergi cennetleri eşitsizliği körüklüyor’

Şirketlerin ve hükümetlerin sadece rekabet etmemesi gerektiğini, aynı zamanda çalışan hakları için işbirliği yapması gerektiğini vurgulayan rapor, zenginlerin vergi cennetlerini kullanmasının eşitsizliği körüklediğini aktarıyor.

Rapora göre büyük şirketler ve zenginler, maaşların düşmesi ve politikalar üzerinde etkilerini kullanarak eşitsizliği artırıyor.

Dünya Bankası’nın eşitsizliği azaltma hedefine ulaşması için, zenginlere uygulanan verginin artırılması ve çalışanların daha adil bir şekilde maaş kazanması için hükümetlerin işbirliği yapması gerektiğine dikkat çekiliyor.

Hükümetlerin ‘vergi cennetleri’ çağını sona erdirmek için beraber çalışması gerekliliğinin altı çiziliyor.

Davos’taki zirveye katılacak olan Oxfam’ın direktörü Winnie Byanyima, “10 kişiden biri günde neredeyse iki doların altında bir parayla geçinirken bu kadar servetin birkaç kişinin elinde olması korkunç. Eşitsizlik, yüz milyonlarca insanın yoksulluk içinde yaşamasına yol açıyor, toplumlarımızı parçalıyor ve demokrasimizi zayıflatıyor” diyor.

 

(BBC Türkçe)

Kategori: Ekonomi

Uncategorized

28 Ocak 2014

 Mısır’da Mursi’nin Yargılanması Başlıyor

Mısır’ın devrik lideri Muhammed Mursi 2011’de 20000 kişinin hapisten kaçması olayıyla ilgili yargılanmak üzere başkent Kahire’ye getirildi. Öte yandan, dün İçişleri Bakanlığı’nda görevli General Muhammed Said silahlı kişilerce düzenlenen saldırıda vurularak öldürüldü.

 

Ukrayna’da Başbakan Azarov İstifa Etti

Ukrayna’da Başbakan Mykola Azarov, Başbakanlık basın dairesince yapılan açıklamaya göre ‘ülkede iki aydır süren gösterilerin ekonomiyi tehdit ettiği’ gerekçesiyle istifa etti.

 

Dünya Bankası Başkanı Fosil Yakıtlara Sert Çıktı

Dünya Bankası Başkanı Jim Yong Kim, Davos’ta süren Dünya Ekonomik Forumu’nda hükümetlerin fosil yakıtlardan yatırımlarını çekmeyi düşünmesi gerektiğini söyledi.

 

Sırbistan’da Erken Seçim Kararı

Geçen hafta AB ile üyelik müzakerelerine başlayan Sırbistan’da ‘üyelik için gerekli reformların meşruiyeti için’ erken seçim kararı alındı.

 

DDT Alzheimer Bağlantısı

JAMA Neurology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre sıtma kontrol ilacı olarak hala dünyanın bazı yerlerinde kullanılan DDT, Alzheimer’a yol açıyor olabilir. ABD’de yapılan araştırma, Alzheimer hastalarının vücudunda sağlıklı bireylere oranla dört kat daha fazla DDT bulunduğunu ortaya koydu. Ancak, araştırmacılar DDT’nin kesin olarak Alzheimer’a yol açtığını söylemek için erken olduğunu belirtiyorlar.

 

Filipinler’de 17 Ölü

Flipinler’de ordu güçleri ve isyancı Müslüman gruplar arasındaki çatışmalarda 17 militan öldürüldü.

 

Londra’dan Dünyanın En Büyük Güneş Enerjisi Köprüsü

Londra’da toplam 4400 güneş paneli ile kaplanan Blackfriars köprüsü ‘dünyanın en büyük güneş enerjisi köprüsü’ oldu. Köprünün Blackfriars tren istasyonunun enerji ihtiyacının yarısını karşılaması bekleniyor.

 

Avustralya’da Kömür Eylemleri

Dünyanın en büyük kömür ihracatçılarından Avustralya’da 120 aktivist, Maules Creek kömür madeninde çalışmaları engellemek için kendilerini iş makinalarına zincirledi.

 

Kosta Rika Karbon Nötr Olma Yolunda

Ülkeye milyonlarca hektar ormanlık alanı geri kazandıran Kosta Rika şimdi de 2021 itibariyle tümüyle karbon nötr olma yolunda yerel karbon pazarı kuruyor.

 

Kategori: Uncategorized

Uncategorized

24 Ocak 2014

Ankara’ya yürüyen işçilerin önünü TOMA kesti

Tes-İş ve Maden-İş’e üye çok sayıda işçi ile aile bireyleri, Ankara’ya gitmek Yatağan Termik Santrali önünde toplandı. Yatağan’dan Ankara’ya gitmek üzere 35 otobüsle yola çıkan işçiler önü TOMA’larla kesildi, işçilerin oturma eylemine başladı.

“Bilal Erdoğan ifade vermeye hazır”

Avukat Ahmet Özel, İstanbul Başsavcılığı’nca 25 Aralık’taki soruşturma kapsamında müvekkili Bilal Erdoğan hakkında yakalama ve gözaltı olan bir çağrı kağıdının ulaşmadığını ifade ederek: “Müvekkilim sabit ikamet sahibi olup savcılık makamlarınca yapılacak bildirim üzerine ifadeye gitmek için hazır.” Dedi.

Yolsuzluk soruşturmasını yürüten Savcı Muammer Akkaş’ın Bilal Erdoğan’la ilgili yazdığı iddia edilen “çağrı kağıdı” medyaya yansımıştı. Çağrıda ifade günü olarak 2 Ocak tarihi görünüyordu. Soruşturmadan alınan Savcı Akkaş 16 Ocak’ta Tekirdağ’a atandı.

Dolar 2.30, Borsa düşüşte

Merkez Bankası, doları frenlemek için 3 milyar dolar daha sattı, bu satışla gün içinde sadece 3 kuruş düştü. Dolar rekor kırdı ve günü 2.3010’dan kapattı. BIST 100 endeksi günü yüzde 2,88 düşüşle tamamladı.

Davos’a 9 kadın katılımcısıyla Türkiye en çok kadın katılımcı sağlayan oldu

Dünya Ekonomik Forumu’nun düzenlediği Davos zirvesi konuklarının arasındaki kadınların oranı yüzde sadece yüzde 15. Geçen yılki katılımcıların yüzde 17’si kadındı. Türkiye’den Davos’a katılanlar arasında kadınların erkeklere oranı ise yüzde 27.6 oldu. Bu oran Davos’ta bu sene en kadın ağırlıklı kadronun Türk delegasyonu olmasına neden oldu. Türkiye’den zirveye 29 kişi katılırken, bunun 9’u kadın 20’si ise erkek.

Kategori: Uncategorized

İklim KriziManşet

IMF Başkanı Lagarde: “Gelecek nesiller fırınlanmış, kavrulmuş, kızarmış, ızgara edilmiş olacak”

The Globe and Mail sitesinde David Runnalls imzasıyla yayınlanan yazıyı, Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Gizem Hasırcıoğlu‘nun çevirisiyle sunuyoruz.

***

Geçtiğimiz günlerde, alışılmadık kaynaklardan iklim değişikliği konusundaki acil çözümlerin ekonomiye olan kritik önemi ile ilgili konuşmalar duyduk.

Vuruşu görev açılış konuşmasında Başkan Obama başlattı ve Amerikalıları düşük karbon ekonomisi için geliştirilmesi gereken teknolojilerde öncü olmaya çağırdı.  Kuraklığa ve Sandy Kasırgasını işaret ederek, bunları iklimimizin kötüye gittiğinin en yakın somut kanıtları olarak gösterdi.

Ama en önemli beyanlar, ortodoks ekonominin kalelerinden, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) geldi.

IMF Genel Müdürü ve muhafazakâr Nicolas Sarkozy hükümeti eski maliye bakanı Christine Lagarde, İsviçre Davos’taki Dünya Ekonomi Forumu’nda yaptığı konuşmada ekonomik gelecekteki kritik dönüm noktalarını vurguladı.

“Kaynak kıtlığının artan hassasiyeti ve iklim değişikliği ile büyük sosyal ve ekonomik bozulma potansiyeli, içinde bulunduğumuz durumun gerçek belirleyicileridir” diyen Lagarde sözlerine iklim değişikliğinin “21.yüzyılın en büyük ekonomik sorunu” olduğunu söyleyerek devam etti. Evet, bu sözler IMF’nin başındaki kişiye ait.

Lagarde sözlerine yeni bir ekonomik büyüme çağrısı ile son verdi: “ Evet, büyümeye ihtiyacımız var ama bu büyümenin çevresel sürdürülebilirlik ilkelerine uyan yeşil büyüme olması gerekiyor. İyi bir ekoloji iyi bir ekonomi demektir. Doğru karbon fiyatlaması ve fosil yakıt sübvansiyonları azatılmasının bu kadar önemli olmasının bir nedeni de budur.”

Dinleyicilerden gelen bir soru üzerine Lagarde şu ilginç ve çarpıcı cevabı verdi: “ İklim değişikliği ile ilgili harekete geçmemeye devam edersek, gelecek nesiller fırınlanmış, kavrulmuş, kızarmış ve ızgara edilmiş olacak.”

Öte yandan, Dünya Bankası başkanı Jim Yong Kim de iklim değişikliğinin finans ve büyüme ile birlikte Davos gündeminin başında gelmesi için ısrarcı oldu ve ekledi: “Çünkü küresel ısınma, bugüne dek kat ettiğimiz tüm “yolu” tehlikeye sokuyor.”

Sözlerine “Dünyanın en öncelikli konusu düşük karbon büyümesini desteklemek için enerji maliyetleri açısından doğru finansal akış ve fiyatlandırmalar olmalı” diyerek devam eden Kim’e göre, karbon üzerinde gerçek çevresel maliyetleri doğru yansıtan öngörülebilir bir fiyat sağlanması emisyon azaltımını istenen noktaya çekmenin anahtarı. Doğru enerji fiyatlandırmaları da yatırımcıları enerji verimliliği ve temiz enerji teknolojileri yatırımları konusunda teşvik edebilir.

Emisyon azaltımını 2020 yılına kadar %5 seviyelerine getirebilecek ikinci acil adım ise zararlı yakıt sübvansiyonlarını küresel olarak bitirmek.

Yukardaki bu cümleler Greenpeace’ den ya da David Suzuki’den değil. Bu sözler uluslararası finans sisteminin en kilit isimlerinden geliyor.

IMF yıllarca çevre ve finans konusunu uluslararası çevre örgütleri için “sol” bir yan-konu olarak gördü ve bu konuların etrafında dolanmakta ısrar etti. Her ne kadar Dünya Bankası düşük karbon vadelerine yatırım yapmaya ve iklim konuşmalarında etkin bir oyuncu olmaya başlamadıysa da, bu konu acil ve önemli gündem maddeleri arasına yerleşmemişti.

Ta ki, bugüne kadar.

İklim değişikliği, hükümetlerin ve çok uluslu kurumların zengin ve ünlü liderlerinin yıllık toplantılarının ana ekonomik tartışma konusu oluyor. Peki, Başbakanımız veya Maliye Bakanımız ışığı gören sıradaki kişiler olabilecekler mi?

David Runnalls Ottawa kökenli düşünce kuruluşu Sustainable Prosperity (Sürdürülebilir Refah) kıdemli üyesi

 

Yeşil Gazete için çeviren: Gizem Hasırcıoğlu

Yazının özgün hali için tıklayınız.

(Globe and Mail, Yeşil Gazete)

 

Kategori: İklim Krizi

İklim KriziManşet

Lord Stern: “İklim değişikliği hakkında yanılmışım. Durum çok, çok daha kötü”

Lord Stern, sıcaklık artışlarının ekonomilere olan etkisi konusunda daha açık sözlü yazmış olması gerektiğine inanıyor. Fotoğraf: Guardian adına Sarah Lee

The Guardian’ın pazar günleri çıkardığı The Observer’ın ekonomi editörü Heather Stewart ve The Guardian’ın ekonomi editörü Larry Elliott‘un ortak imzalarını taşıyan haberi, Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Bora Kabatepe‘nin çevirisiyle ve ön-yorumuyla sunuyoruz.

***

2006 yılında yayınlanan Stern raporu iklim değişikliği konusunu araştırmış herkesin bildiği önemli bir rapor. Bazı çevrelerce bu raporun iklim değişikliğini abarttığı ve gerçekleri yansıtmadığı iddia ediledursun, raporun yazarı Lord Stern, Davos zirvesinde işlerin tahmin edilenden çok daha kötü bir noktaya geldiğini ve bu kötü gidişatı öngörmüş olsaydı raporu çok daha açık sözlerle ve sert bir üslupla kaleme almış olacağını açıkladı. Aynı dönemde iklim değişikliğine bakışında değişiklik olan bir kurum da Dünya Bankası gibi gözüküyor. Geçtiğimiz yıl sonu yayınladıkları raporla 4 derecelik bir yükselişin getireceği tehditlere işaret eden kurumun yeni başkanı Jim Yong Kim’in iklim değişikliğinin insan kaynaklı olduğunu kabul eden açıklamaları umut verse de, Davos’ta yaptığı ve aşağıdaki çeviride görebileceğiniz kâr ve büyüme odaklı çözüm çağrıları, iklim değişikliği mücadelesinin neden hükûmetlere ve şirketlere bırakılmaması gerektiğini kanıtlıyor gibi.. (Bora Kabatepe)

***

Birleşik Krallık tarafından görevlendirilerek iklim değişikliği konusunda politikacıların ve çevre örgütlerinin en çok atıfta bulunduğu raporlardan birisini yazan Lord Stern, riskleri hafife aldığını ve raporu yazarken sıcaklık artışlarının ekonomileri üzerinde getirdiği tehditler açısından daha “açık sözlü olması” gerektiğini açıkladı.

Artık bağımsız çalışan Stern, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda verdiği bir röportajda,  “Geriye baktığımda, riskleri hafife almış olduğumu görüyorum. Gezegen ve atmosfer, beklediğimizden daha az karbon emiyor ve salımlar hızlı bir şekilde artıyor. Hal böyle olunca bazı etkiler beklediğimizden çabuk gerçekleşiyor” dedi.

2006’da yayınlanan Stern Raporu, uzun dönem sıcaklık ortalamalarının 2-3 C derece yükselmesi olasılığını %75 olarak vermişti. Raporun yazarı Nicholas Stern, bugünkü görüşünü ise “4 C civarında bir artışa doğru giden bir yoldayız” diye ifade ediyor: “İşlerin böyle gideceğini bilseydim sanırım çok daha açık sözlü olurdum. 4-5 C’lik bir artışın riskleri konusunda çok daha kararlı olurdum.”

 

Lord Stern, sıcaklık artışlarının ekonomilere olan etkisi konusunda daha açık sözlü yazmış olması gerektiğine inanıyor. Fotoğraf: Guardian adına Sarah Lee

 

Stern, Çin’in de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin, risklerin ciddiyetini kavramaya başladıklarını, ancak hükümetlerin ekonomilerini daha az enerji tüketen ve çevre açısından sürdürülebilir teknolojilere doğru kaydırmak konusunda daha güçlü adımlar atmaları gerektiğini söylüyor: “Bu kadar güçlü adımlar atmak zorunda olmamız çok ciddi bir tehlikeye işaret ediyor. Rus ruletini bir kurşunla mı oynamak istiyoruz, yoksa iki kurşunla mı? Bahsedilen riskler bazıları için ölüm-kalım anlamına geliyor.”

Stern, Birleşik Krallık’ın, hükümeti iddialı karbon hedeflerine zorlayan İklim Değişikliği Kanunu”nu da desteklediğini, ancak ekonomiyi yeşillendirme konusunda daha fazla yatırım yapılması gerektiğini “Bu heyecan verici bir büyüme hikayesi” sözleriyle ifade ediyor.

David Cameron çevrecilerden aldığı desteğin çoğunu, 2010 seçimlerinden önce, iklim değişikliği konusunda kararlı olduğunu göstermek için yaptığı Kuzey Kutbu ziyaretiyle toplamıştı. Ancak koalisyonun yeşil poltikalara olan bağlılığı, rüzgar santrallerinin faydaları üzerindeki şüpheci yaklaşımı ve Britanya’nın kaya gazı rezervlerini genişletmek için gösterdiği çabaların ortasında daha fazla sorgulanmaya başladı.

Stern’in yorumları, Dünya Bankası’nın yeni başkanı Jim Yong Kim’in Davos’ta 4 C’lik sıcaklık artış  tahminlerinin gerçekleşmesi halinde “doğal kaynakların kontrolü üzerinde yaşanacak anlaşmazlıklar” konusunda uyarılarda bulunduğu günlere denk geldi.

Kim, “Heryerde su ve gıda savaşları olacak” demiş, beş yıllık döneminde iklim değişikliği ile mücadele etmenin öncelikleri arasında olduğunun altını çizdi.

Kim, bir karbon pazarı yaratılması, fosil yakıt teşviklerinin kaldırılması ve küresel salımların %60-70’inden sorumlu olan dünyanın 100 mega şehrinin yeşillendirilmesi için hemen harekete geçilmesi gerektiğini de belirtti.

2012’de ABD’de yaşanan ve buğday ile mısır fiyatlarını yukarı çeken kuraklığın geliri düşük halkların daha kötü beslenmesine neden olduğunu hatırlatan Kim, aşırı hava olaylarının ilk defa insan kaynaklı iklim değişikliğiyle bağlantılandırıldığını belirterek, “İnsanlar noktaları birleştirmeye başlıyorlar. Eğer unutacak olurlarsa, ben hatırlatmak için buradayım” dedi.

“Ekonomik büyümeyi devam ettirecek iklimle dost yollar bulmalıyız. İyi haber şu ki, bunların olduğunu düşünüyoruz” diyen Kim’e göre özel sektörün katkısı olmadan iklim değişikliğine çözüm bulmak mümkün değil. Kim, şirketleri de “bu fırsatı kâra dönüştürme” konusunda teşvik etti: “İklim değişikliğini tersine çevirme mücadelesinde ve bunu getirecek teknolojilerin geliştirilmesinde çok para var.”

 

 

 

 

 

 

Yeşil Gazete için çeviren: Bora Kabatepe

Editör: Durukan Dudu

Haberin özgün metni için tıklayınız.

(The Guardian/The Observer, Yeşil Gazete)

 

 

Kategori: İklim Krizi