Kültür-SanatManşet

Bir fotoğraf şairi ve doğa hakları savunucusu Ansel Adams

“Fotoğraf makinesinin en önemli parçası onun 30 cm arkasında durandır” diyen Ansel Adams hep orada durdu.

Ansel Adams, New York, Rochester, George Eastman House ‘daki Uluslararası Fotoğraf Müzesi’ nde 1958 de yaptığı konuşmada fotoğraf nedir sorusuna yanıt ararken “…Gerçekte, fotoğraf, ışık aracılığıyla oluşan bir görüntüler ürünüdür… Fakat, biz, fotoğraf dediğimizde onun gerçek tanımının oldukça dışına çıkarız.” diyor ve fotoğraf çekenleri tanımlamanın kolay bir iş olmadığını vurgulayıp, sözlerine “Fotoğraf çekenleri tanımlarken, bir meslek, bir sanat, bir iş, bir hobi veya bir yaşam biçiminden söz ederiz. Kişilik farklılıkları, bu anlatım aracının yapısında var olan karmaşalara eklendiğinde, fotoğrafçı deyimi daha kompleks bir hal alır… Fotoğrafta siz, profesyonel, amatör, portreci, ticari çalışan, resimsel anlatım yolu izleyen (pictorial), yaratıcı, belki de bir soyut anlatımcısınız. Hatta biraz daha ileri giderek daha kesin ayrımlar bile yapılabilir: Tıbbi, mimari, hukuki gibi. Fakat bunlar, olayın özünü kavramaya çalışan biri için yeterli değildir. Edward Weston da portre çekiyor; köşe başındaki fotoğrafçı da. Demek ki bu kesin ayırımlar, niteliklere ve duyarlılıklara göre yapılamaz, çünkü tamamen farklı dünyalar temsil edilmektedir ve biz bu farklı dünyaları temsil edenleri açık ve doğru değerlendirecek yeterli tanımlardan yoksunuz…” diye devam ediyordu.

Ara Güler de kendisine fotoğraf sanatçısı denmesinden pek hoşlanmaz ve kendisine en uygun tanımın foto jurnalist/ foto röportajcı olduğunu vurgulardı.

Bana göre Ansel Adams’ a en çok yakışan tanım, fotoğraf şairi tanımıdır. Ansel Adams, 20 Şubat 1902’ de San Francisco- Kaliforniya’ da doğmuş. Bugün yaşasaydı 115 yaşında olacaktı. 1984’ de hayata veda etmiş.

“Fotoğraf makinesinin en önemli parçası onun 30 cm arkasında durandır” diyen Ansel Adams hep orada durdu.

18.yüzyılda İrlanda’ dan Amerika’ ya göç eden ailenin tek çocuğu olan Adams’ ın çocukluğu Golden Gate’ i ve denizi tepeden gören görkemli manzarası olan bir evde geçmiş. Doğa tutkusu da burada gelişmiş. Kırlarda dolaşmak, çevrede keşif gezilerine çıkmak, sırt üstü çimenlere uzanıp bulutları seyretmek, tepelerde böcek toplamak, San Francisco’ nun batıklarla dolu çılgın kayalıklarında denize girmek en büyük tutkusuymuş. 1906 büyük San Francisco depreminde burnu kırılmış ve depremin izini ömür boyu yüzünde taşımış.

Hiperaktif, huzursuz ve dikkatsiz yapısıyla okulu pek sevemeyen, 12 yaşında piyano eğitimi alarak müziğe yönelen Adams’ ın fotoğraf tutkusu, 1916’ da babasının hediye ettiği Kodak Brownie marka kamerayla başlamış. Aynı yıl Yosemite’ ye yapılan bir hafta sonu gezisi, fotoğraf ve Yosemite’ nin doğasıyla yıllar boyu sürecek yolculuğunun da ilk adımı olmuş.

1917’ de tek başına ilk fotoğraf gezisini Yosemite Ulusal Parkı’ na yapmış. O yıllarda karanlık oda tekniğini de öğrenmiş. Kamera kulübünün toplantılarına katılmış ve fotoğraf dergilerinin de sıkı bir takipçisi olmuş.

***

Ansel Adams, aynı zamanda bir doğa hakları savunucusuydu.

Modern çevreci- doğa korumacı fikirlerin ana vatanının Amerika Birleşik Devletleri olduğu bilinir. George Perkins Marsh’ ın 1864’ te yayınladığı İnsan ve Doğa kitabından esinlenilerek ABD’ de ilk ulusal orman bölgeleri kurulmaya başlanmış; 1905’ de Theodore Roosvelt ve Gifford Pinchot, Marsh’ tan esinlenerek, doğanın insanın faydasına kullanabilmesi için korunmasını öneren “Faydacı Korumacılık” kavramını ortaya atmış ve orman hizmetlerini bu kavram etrafında örgütlemişlerdi.

Aynı yıllarda bugün de daha geniş kesimler tarafından savunulan doğa hakları kavramının öncülerinden Sierra Club’ un başkanı John Muir, Pinchot’ un tersine doğanın, insana olan faydası düşünülmeksizin var olmayı hak ettiği görüşünü savunuyordu. Ansel Adams’ ın uzun yıllarını geçirdiği Yosemite Ulusal Parkı’ nın kurulması için de mücadele eden Muir 1914’ de hayata veda etmiş.

Ansel Adams, 1927’ de 25 yaşında, John Muir ve arkadaşlarının kurduğu, doğa hakları savunucuları örgütü Sierra Club’ a üye olmuş ve ölene kadar bu üyeliğini devam ettirmiş. 1934- 1971 yılları arasında yönetim kurulunda da yer almış. Sierra Club bugün de iklim değişikliğine karşı Yeşil enerjiyi savunuyor ve kömüre karşı mücadele ediyor.

***

Paul Strad‘ ın yapıtlarından etkilenerek tümüyle fotoğraf üzerine yoğunlaşmaya karar verdiği 1930’a kadar, müzik ve fotoğrafı bir arada yürütmüş.

Ansel Adams sonraki yıllarda Imogen Cunningham, Edward Weston ve Willard Van Dyke ile Group F/64‘ü kurup, bu akımın kurallarını kılı kırk yararcasına uygulamış. Pozlandırma pratiğini dene- yanıl yönteminden kurtarıp bir sisteme bağlamış ve siyah/ beyaz filmden maksimum tonaj aralığı elde etmek için bölgesel pozlamayı (Zone tekniği) geliştirmiş. Bu teknik, fotoğrafçıların gördükleri ışığı negatif ve kâğıt üzerindeki belirli yoğunluklara çevirmesine izin veren bir yöntem olarak bugün de bazı fotoğraf sanatçıları tarafından kullanılmaktadır. Ülkemizde fotoğraf sanatçısı Bülent Özgören bu tekniğin seçkin örneklerini vermiştir.

Adams, 1937’de Kaliforniya’da, daha sonra tutkuyla bağlanacağı Yosemite‘ ye yerleşip, 1940’tan sonra ülkenin ulusal parklarında çok sayıda fotoğraf çekerek, kesin çizgili, ama duyarlılığı da yansıtan fotoğraflarıyla, modern fotoğrafçılığın önde gelen isimleri arasında yer aldı. “Bütün renkli filmleri denedim. Hiç birisi bana siyah/ beyazın verdiği renk izlenimini vermedi” diyerek; yalnızca siyah/ beyaz çalışıp, yoğun görüntüler yaratmak için parlak ışığı da kullanmış. Onun fotoğrafları için: “…Kesin çizgili fotoğrafları, daha önceki fotoğrafçıların çağrışıma dayalı yapıtlarıyla belirgin bir karşıtlık içindedir; hatta 19. yüzyıl peyzaj fotoğraflarının gerçekçi ayrıntılarını bile geride bırakır…” yorumu yapılır.

Adams’ ın yaşadığı yıllar dünyada savaşların ve devasa sosyal meselelerin yaşandığı yıllardı. O dönemin fotoğrafçıları bu meseleler üzerine çalışırken; o kendisine yöneltilen eleştirileri “Ben en iyi bildiğim işi yapıyorum! “diyerek karşı durmuş ve çok da iyi yapmış. Bu inadıyla John Muir ve öğrencilerinin ABD’ de başlattıkları Doğa Hakları mücadelesine çok büyük katkılarda bulunmuş. Sırtında ağır körüklü kamerası ile dağ- bayır dolaşır ve doğayı keşfeder- fotoğraflarmış ve sonra da dönemin hükümetleri bu bölgeleri ulusal doğa koruma alanı olarak koruma altına alırlarmış. Sequoia ve Kings Canyon ulusal parkları buna örnek verilebilir.

***

1980’ lerin ortalarında fotoğraf ilgi alanıma girmeye başlamıştı. Beyazıt’ ta çalışıyordum ve her cumartesi öğleden sonra işten çıkar, önce Sahaflar Çarşısı’ na sonra Beyazıt meydanına kurulan Rus pazarını giderdim. Sahaflarda karşılaştığım National Geographic’ in siyah- beyaz fotoğraflara yer veren ilk dönem sayılarını edinmeye başlamıştım. Ansel Adams’ ın şiirsel, siyah/ beyaz doğa fotoğraflarıyla da ilk kez o dergilerde karşılaştım. Kısa bir süre sonra Rus pazarından Zenith marka bir makine aldım. Siyah beyaz filmleri de Sirkeci’ de bugün tarih olan küçük bir fotoğraf dükkanından alıyordum. Orada banyo ve baskı hizmetleri de veriliyordu.

Hep hayıflanırım. Keşke daha önce bunu yapsaymışım. Makineyi alınca doğduğum yer olan, Küçükçekmece- Sazlıdere civarını fotoğraflamaya çalıştım ama TEM otoyolu çoktan köyü ikiye bölmüş ve sulak alan da yavaş yavaş ölmeye başlamıştı. Artık ne boyum kadar Turna balığı çıkıyordu gölden ve ne de Sazlıdere’ nin göğe yükselen sazlarından geriye bir eser kalmıştı. Ekosistemi oluşturan canlılar, börtü- böcek, kelebekler, yırtıcı kuşlar da gitmeye başlamışlardı. Bugün o görüntüler sadece çocukluk anılarımda saklı.

***

Fotoğrafları “Life Magazine” gibi önemli dergilerde yayınlanan, fotoğraf tekniğine dair yayınlanmış birçok kitabı bulunan Adams’ a 1980’de Başkan Jimmy Carter ülkenin en büyük sivil şeref madalyası olan Başkanlık Özgürlük Madalyasını verdi.

1983 yılında California Eyaleti Yasama Meclisi Ansel Adams’ ın doğum günü olan 20 Şubat’ ı Ansel Adams Günü ilan etti.

1984’te Kongre, Yosemite Ulusal Parkı ile John Muir Vahşi Doğa Alanı arasında 100.000 dönümlük alana kurulu bölgeyi Ansel Adams Vahşi Doğa Alanı‘nı ilan etti.

1984’ de ölümünün ardından cesedi yakıldı ve külleri Yosemite Ulusal Parkı’nın güneydoğu sınırındaki Merced Nehri kıyısında yükselen 1170 metrelik bir tepeye gömüldü, 1985’ de bu dağa Ansel Adams Dağı adı verildi.

Ansel Adams’ ın fotoğrafları 1989’ da San Francisco’da açılan Ansel Adams Center’ da sergileniyor.

Fotoğraflarını buradan izleyebilirsiniz: http://www.anseladams.com/

“Güzelliğe inanıyorum, taşlara, suya, havaya ve toprağa, insanlara ve geleceğe inanıyorum” diyen Ansel Adams yaşamı boyunca taşlara, suya, havaya ve toprağa sadakatle bağlı kaldı; fotoğraflarıyla yitip giden güzellikleri ölümsüzleştirdi ve ardından gelen birçok doğa hakları savunucusuna- fotoğrafçıya ilham kaynağı oldu. Gezegenin geleceğine dair kaygıların giderek çoğaldığı günümüz dünyasında bugün de insanlara ve geleceğe dair umudumuzu kaybetmemek, güzelliğe inanmak ve her türlü çirkinliğe karşı mücadele etmek tek çıkar yol gibi görünüyor.

 

Ercüment Gürçay

 

 

Kategori: Kültür-Sanat