İfade ÖzgürlüğüManşetTürkiye

Barış İmzacısı Hukukçular: Kuran’ın gece yarısı kurulan fakülteye dekan atanması şaşırtıcı değil

Boğaziçi Üniversitesi‘ne yeni kurulacak hukuk fakültesine Prof. Dr. Selami Kuran‘ın dekan olarak atanacağının öğrenilmesinin ardından tepkiler gecikmedi.

Barış Bildirisi‘ne imza atmış hukukçular, Selami Kuran’ın dekanlığına yönelik yapmış oldukları açıklamada, Kuran’ın imzacı akademisyenlerin görevlerinden uzaklaştırılması yönünde oy kullandığını hatırlatarak, “Gece yarısı kurulan bir fakülteye dekan olarak atanmasında şaşırtıcı hiçbir şey yoktur” dedi.

‘Kuran’ın dekanlığını üzüntüyle öğrendik’

Prof. Dr. Kuran’ın hukuk fakültesine rektör olarak atanmasını üzüntüyle öğrendiklerini ifade eden hukukçular, şu açıklamaları yaptı:

Bizler, Barış Bildirisine imza atmış hukukçular olarak, Boğaziçi Üniversitesi’nde hukuk fakültesi kurulmasına ilişkin kararı ve bu fakülteye Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selami Kuran’ın dekan olarak atandığını üzüntüyle öğrendik. Ne var ki Kuran’ın isminin, Boğaziçi Üniversitesi’nde, üniversite özerkliği ile üniversitenin kapasite ve ihtiyaçları hiçe sayılarak keyfi bir şekilde kurulmasına karar verilen hukuk fakültesiyle yan yana gelmesini hiç şaşırtıcı bulmadık.

Kuran, 20 Şubat 2021 tarihinde Milliyet’te yayınlanan röportajında “(h)erkesin aklı selim içinde, barışçıl ve demokratik sınırlarda itiraz ve ifade özgürlüğünü kullanması insan hakkıdır. Ancak bunun dışına çıkmanıza da hiçbir ülkede müsaade edilmez” demiş. Fakat bizler tanığız ki, ifade özgürlüğünün demokratik sınırlarından dem vuran Selami Kuran, uluslararası sözleşmelere ve Anayasa’ya göre ifade özgürlüğünün hangi istisnai koşullarda sınırlanabileceğini bilmezden gelen bir hukukçudur.”

Disiplin soruşturmasını yürüten beş komite üyesinden biriydi

Açıklamada, Selami Kuran’ın Marmara Üniversitesi‘nde Barış Bildirisi’ni imzaladıkları için ihraç edilen akademisyenler hakkında açılan disiplin soruşturmasını yürüten beş komite üyesinden biri olduğuna vurgu yapıldı:

Selami Kuran, Marmara Üniversitesi’nden Barış Bildirisi’ni imzaladıkları için, hukukun bilinen bütün ilkelerine aykırı olarak olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleriyle ihraç edilen akademisyenler hakkında açılan disiplin soruşturmasını yürüten beş komite üyesinden biriydi.

Kuran, bu komitede imzacıların ihraç edilmesi yönünde oy kullanan üyeler arasında yer aldı ve sonuç olarak komite, İdare Hukuku Anabilim Dalı Başkanı heyet üyesinin aleyhte görüşüne rağmen, 1’e karşı 4 oyla bildiri imzacısı akademisyenlerin kamu görevinden çıkarılması yönünde görüş bildirdi. Bu dört hukukçu üye, kararda Barış Bildirisi’ne imza atan akademisyenlerin ifade özgürlüğünün sınırlarını nasıl aşmış olabileceklerine ilişkin tek bir hukuki gerekçe dahi gösteremediler.

Olağanüstü hal rejiminin hukuksuzluklarından yararlanan Rektörlük, imzacıları kanun hükmünde kararnamelerle ihraç listelerine eklerken, Kuran’ın da içinde bulunduğu hukukçular tarafından yürütülen bu soruşturmaya işaret etmişti.”

‘Gece yarısı açılan fakülteye dekan olarak atandı’

Kuran için, sonuçları hala ortadan kaldırılmamış bir kararın altında imzasının bulunduğu kaydedilerek, var olan hukuk fakültelerinde eleştirel düşünceyi ve temel hak ve özgürlüklere riayeti esas alan bir hukuk eğitimine ihtiyaç olduğunun altı çizildi:

Selami Kuran, daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğünün koruması altında olduğunu tespit ettiği bir eylemin ağır bir şekilde cezalandırılmasını isteyen, sonuçları bugün hala ortadan kaldırılmamış bir kararın altında imzası bulunan bir akademisyendir.

Şimdi de antidemokratik şekilde rektör ataması yapılan, anayasal haklarını kullanan öğrencilerine polis şiddeti ve yargı taciziyle cevap verilen, gelenekleri yok edilmeye çalışılan bir üniversitenin gece yarısında açılmış hukuk fakültesine dekan olarak atanmıştır. Kuran’ın dekanlığının simgelediği şeyin demokrasi, hukuk, akademik özgürlük, üniversite özerkliği, bilim gibi kavramlarla bir ilgisinin olmadığı açıktır.

Ağır hasar almış yargıya ve hukuka duyulan güvenin yeniden tesisi için, bir binadan ibaret hukuk fakültelerinin açılmasına ve içlerinin de siyasal iktidar tarafından doldurulmasına değil, zaten var olan hukuk fakültelerinde eleştirel düşünceyi ve temel hak ve özgürlüklere riayeti esas alan bir hukuk eğitimini hayata geçirmeye ihtiyacımız var.”