Hafta SonuManşet

[Babil’den Sonra] Müzik Köyü Fethiye’de hayat var!

Günümüzde bağlamasını şelpe tekniğiyle ve parmak vurarak çalan birçok saz sanatçısı var. Bu tekniği Talip Özkan’ın Anadolu’da derlemeler yaptığı dönemde edindiği, Paris’te yaşadığı yıllarda daha da geliştirdiği, onun öğrencisi olan Hasret Gültekin’le bu tekniğin Türkiye’de bilinir hale geldiği bir gerçek. Ama bir isim var ki, o isim çoğu zaman göz ardı ediliyor. Veya geniş kesimlerce tam olarak bilinemiyor demek belki daha doğru olur. Fethiye’de 1924’de dünyaya gelen ve kendi adıyla özdeşleşen “üç telli bağlama” nın yaratıcısı Ramazan Güngör’den bahsediyorum.

Bu tavrın modern zamanlarda gelişmesinde Ramazan Güngör’ün üç telli bağlamasını çalma tekniğinin öneminin bir tarafa not edilmesinin, Anadolu halk müziği tarihi açısından faydalı olacağını düşünüyorum. Ki onun da öncesi var. Bu bağlamanın ve çalma tekniğinin yörük kültüründe kullanılan kopuz ailesinden geldiği biliniyor. Bu çalma tekniği kuşaklar boyunca ondan ona, ondan ona ve ondan da diğerine taşınarak bugüne kadar geldi.

Ramazan Güngör videoda kısaca kendi yaşamından ve müzik tercihini ortaya çıkaran yerel söylencelerden-olaylardan da bahsediyor. Fethiye’de bir dağ köyü olan Kadıköy’de 1924’de dünyaya gelen Ramazan Güngör, köyde okul olmadığı için okuyamamış ve küçük yaşlarda el işlerine olan yeteneği ile marangozluğa merak sarmış.

Müziğe de annesinin 2,5 kuruşa aldığı curayla başlamış. 12 yaşındaymış o sıralarda.

1949’da dam onarırken düşüp, kalçasını ve ayaklarını sakatlayınca hayatını tamamen saz yapmaya ve çalmaya adamış. Her türden saz yapmış ama daha çok kendisiyle özdeşleşen, yaklaşık kırk, kırk beş santim uzunluğunda, teller rahatsız etmesin, el rahat hareket edebilsin diye göğsü balık sırtını andıran, yumruk büyüklüğünde teknesi olan, diğer sazlara nazaran daha az perdesi ve sadece üç teli olan; teline tezene ile vurulmayan, şelpeyle çalınan; atası dağlardaki yörüklerin çaldığı kopuz olan “üç telli bağlama” yı benimsemiş ve çalmış.

Ramazan Güngör, bu çalgıya “curadır” diyenlere ısrarla karşı çıkmış ve “bu bağlamadır!” demiş. Rebetiko müziğinde kullanılan küçük çalgıya da Yunanlılar “baglama” derler ya. Bu kadim Anadolu çalgısının Ege’nin diğer yakasında da aynı adla bugün de süren yolculuğunun, aslında kültürlerin iç içe geçmişliğine, birbirini beslediğine ve sürekliliğine de güzel bir örnek oluşturduğunu düşünüyorum.

Kendisi de Yörük olan Ramazan Güngör, Batı Toroslarda yer alan, Antalya’dan batıya doğru Fethiye’ye kadar uzanan, Burdur Gölü havzasını ve Dalaman Çayı’nın yukarı bölümünü içerisine alan, seyrek nüfuslu, daha çok göçebe yörük yaşamının kültürel renkleriyle bezeli, kısmen tarım ve hayvancılık kültüründen de izler taşıyan Teke yöresine has zeybekler, zortlatmalar, uzun havalar, gurbet ve boğaz havaları çalmış ve onlarla ünlenmiş.

Ramazan Güngör, 1960’lı yılların başından itibaren çok sayıda müzisyeni etkilemiş, ne biliyorsa hiçbir karşılık beklemeden bildiklerini gençlere aktarmış; ondan derlemeler yapılmış ve bu derlemelerin bir bölümü de Kültür Bakanlığı arşivine ve TRT repertuvarına dahil edilmiş. Ama ne acıdır ki eserlerini arşive almakta tereddüt etmeyenler, bu değerli kültür insanına ölümünden kısa bir süre önce maaş bağlayabilmişlerdi!

Ramazan Güngör ömrünün özellikle son yıllarında ona vefayla bağlı dostlarının, öğrencilerinin her türlü dayanışması ile yaşama tutunmaya çalıştı ve 2004 yılında 80 yaşında rahatsızlanarak hayata veda etti.

Müzik köyü Fethiye

2015 senesinde Ramazan Güngör’ün yaşadığı Fethiye’de bir Müzik Köyü Projesi hayata geçirildi. “Topraktan kopuk her müzik, ölmeye mahkumdur.” diyerek yola çıkan hayatını müziğe adamış bu kurucu ekip uzun yıllar boyu adeta bir “açık hava konservatuvarını” andıran Anadolu’nun en ücra köşelerine giderek kaybolmaya yüz tutan müzikleri araştırdılar, derlediler ve bu çalışmalardan edindikleri kültürel birikimi bir Müzik Köyü Projesi altında kalıcı bir hale getirmek amacıyla, 2015 yılının Ağustos ayında yerel müzisyenlerle, profesyonel müzisyenleri ve akademisyenleri, Türkiye’den ve dünyanın 7 farklı ülkesinden gelen müzikseverler ile ilk kez Fethiye’de bir araya getirdiler.

Müzik Köyü Ekibi 2016 Yaz döneminde, 3 hafta sürecek bir programda, Anadolu’nun dört bir yanından, İran, Yunanistan, İsrail ve İspanya’dan yaklaşık 50 sanatçının katılacağı 2. buluşmayı planladılar ama 15 Temmuz 2016’da yaşanan olaylar bu etkinliğin gerçekleşmesine olanak tanımadı ve Müzik Köyü 2016 etkinliği yapılamadı.

 Müzik Köyü 2017

Bu yıl 6 – 11 Ağustos ve 13-18 Ağustos tarihlerinde, iki periyot şeklinde gerçekleştirilecek olan Müzik Köyü 2017 projesi kapsamında, Anadolu’nun yanı sıra İran, Yunanistan ve İspanya’dan birçok sanatçının, müzikseverlerle bir araya geleceği Müzik Köyü 2017 buluşmasında çok sayıda atölye, seminer, söyleşi ve konserler düzenlenecek. Bu müzisyenleri birleştiren en önemli özelliğin “ana akım endüstriyel müziğin” dışında yer almaları olduğunu söylemeye gerek yoktur sanırım.

6-11 Ağustos 2017’de gerçekleştirilecek olan 1. Periyotta Kemal Dinç, Selim Özyol, Ador Hooyar (İran), Erdem Şimşek, Arslan Hazreti, Ahmet Aslan, Doç. Dr. Özgü Bulut, Efren Lopez Sanz (İspanya), Ali Ulutaş-Yusuf İhsan Bodur, Gülay Diri, Ozan Özdemir, Metin Yılmaz, Gürkan Özkan, Ozan Sarı, Merih Aşkın, Stelios Petrakis (Yunanistan), Raquy Danziger, Sabri Kuşkonmaz, Başak Gürcan ve Giorgos Stavrakakis (Yunanistan) yer alacaklar.

13-18 Ağustos 2017’de gerçekleştirilecek olan 2. Periyotta da Erkan Oğur, Sami Hosseini (İran), İsmail Hakkı Demircioğlu, Derya Türkan, Osman Kırca, Hasan Bülbül, Doç. Dr. Cenk Güray, Doç. Dr. Özgü Bulut, Selim Özyol, Filiz İlkay, Ali Tekbaş, Salih Korkut Peker, Ozan Özdemir, Sabri Kuşkonmaz ve Mehmet Günay Eser yer alacaklar.

Bu yıl Türkiye’de ilk kez Girit Müziğine dair bir atölye gerçekleştirilecek. Giritli müzisyenler Giorgios Stavrakakis ve Stelios Petrakis Müzik Köyü Fethiye’de düzenlenen atölyede bu müziği anlatacak ve dinletiler gerçekleştirecekler.

Yarsan Tanburu ustası İranlı sanatçı Ador Hooyar da atölyesinde Yarsan Kültürü, Persian Def’i tarihinden söz edip, tanbur ve def eğitimi verecek.

Raguy Danziger’in darbuka atölyesi ve İranlı sanatçı Sami Hosseini’nin ritm atölyesi de köyde katılımcılarını bekliyor olacak.

Doç.Dr. Attila Özdek “Cumhuriyet Dönemi Müzik Politikalarına Anadolu Müziği Penceresinden Bir Bakış” sunumu ile Müzik Köyü’nde yer alacak bir başka isim.

Anadolu geleneksel müziği üzerine sunumları ve dinletileri ile Doç.Dr. Cenk Güray da Müzik Köyü’nde yer alacak.

Aynı zamanda Müzik Köyü’nün Genel Sanat Yönetmenliği’ni yürüten üç telli saz icracısı Mehmet Günay Eser “Anadolu Geleneksel Müziğinde Protest Unsurlar” konulu bir atölye gerçekleştirecek. Anadolu’nun yaşayan birçok farklı müzik gelenekleri üzerine de ayrı ayrı sunumlar yapacak.

Yazar- yönetmen Sabri Kuşkonmaz da belgesel gösterimleri ve geleneksel kültürlere dair anlatımlarıyla Müzik Köyü’nde olacak.

Merih Aşkın’ la perdesiz gitar atölyesi, Selim Özyol ile zeybek atölyesi, Özgü Bulut ile beden müziği atölyesi, Metin Yılmaz ile Piyano- Caz atölyesi, Başak Gürcan ile Jazz vokal teknikleri atölyesi, Derya Türkan ile klasik kemençe atölyesi, Kemal Dinç bağlama atölyesi, Gülay Diri yerel ses teknikleri ve geleneksel kültürler atölyesi gibi daha çok sayıda atölye katılımınızı bekliyor.

Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu, Ahmet Aslan ve Salih Korkut Peker de sunumları ve dinletileriyle bu yıl Müzik Köyü’nde olacaklar.

İspanyol müzisyen Efren Lopez Sanz da köyün sanatçı konukları arasında yer alıyor.

Müzik Köyü’nde her yıl olduğu gibi bu yıl da çok sayıda yöresel üç telli saz ustası da yer alacak. Ali Ulutaş da bu yerel sanatçılardan.

Müzik Köyü etkinlikleri her yıl Fethiye’nin bir köyünde gerçekleştiriliyor.

Ama etkinliklerde mekân sınırı yok. Fethiye’nin dağları, ırmak kenarları, deniz kıyısı, yani her yer bir atölyeye, bir konsere, bir dinletiye ve benzeri etkinliklere mekân olabiliyor.

Bu etkinliklere katılmak için herhangi bir çalgı çalma ön şartı yok. Müziksever olmanız yetiyor.

Sadece geleneksel müziğin değil bu müziği oluşturan kolektif yaşam tarzının hayat bulduğu bir yaşamı da bu topraklarda kurmayı amaçlayan Müzik Köyü Ekibi, uzun vadede bu dönemsel projeyi kalıcı bir müzik köyüne dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu imkânsız değil. İMECE kültürünün Anadolu’da çok köklü bir tarihi var. Bugün ekonomik-teknolojik küreselleşmenin de etkisiyle tek tipleşen bir dünyada yerel kültürler bu erozyondan payına düşeni alıyorlar ama hala umut bu topraklarda yaşıyor. Geçen hafta Yeşil Gazete’de Şirince Tiyatro Medresesi’nden bahsetmiştim. Bir müzik Köyü neden olmasın? Yapmamız gereken tek şey önce buna inanmak ve bu amaçla bir İMECE’yi kurmak. Bu yıl biraz geç oldu ama 2018 için bu önümüzdeki sonbahar aylarında belki İstanbul’da birkaç ayrı konserle bu İMECE’ye bizler de katılabiliriz.

Ama 2018’i beklemeden, hemen bu yıl için yapabileceğimiz şeyler de var. En azından Ağustos ayında yapılacak Müzik Köyü Fethiye atölyelerine katılabiliriz. Atölyeler hakkında www.muzikkoyu.net sitesinden bilgi edinebilir ve aşağıdaki iletişim numaralarından Müzik Köyü Fethiye’ye ulaşabiliriz:

Aytaç Gökdağ: 0545 370 57 37/[email protected]

Mehmet Günay Eser: 0531 387 12 62/[email protected]

Uzun zaman önce Anadolu Halk Müziğinin peşi sıra Anadolu’yu arşınlayan Macar müzik adamı Bela Bartok ne diyordu: Konservatuvarlarınızı dağlara kurun! Müzik Köyü Fethiye ekibi 2015’de bu yolda bir adım attı ve tüm olanaksızlıklara karşı bugün de bu umudu diri tutmaya çabalıyorlar ve hepimizin desteğine de ihtiyaçları var. Haydi o zaman!

 

Ercüment Gürçay

Kategori: Hafta Sonu