Yeşeriyorum

Azad İle Mehmet / Fırat Bilir

0

Dün Barcelona’da 1 milyon Katalan yürüdü, “Biz bir ulusuz, İspanya Anayasası’nda yapılan değişiklikleri kabul etmiyor ve kaderimizi kendimiz tayin etmek istiyoruz” dediler. Aynı akşam İspanya futbol takımı, ülkelerinden kilometrelerce uzakta dünya kupası finali oynuyordu ve o takımda İspanyol, Katalan, Basklı, Endüliçyalı, Galiçyalı omuz omuza mücadele edip kupayı kaldırdı. Ne mi? Katalanlar “yeni anayasaya hayır” dedi. İspanya kupayı aldı. Birlikte sevindiler. Çünkü orada insanlar ölmüyor.

İspanya’nın otonomiye sahip bölgelerinden biri olan Katalonya, 2006’da yapılan Anayasa değişikliği ile özerklik statüsünü genişletmişti. Yapılan değişiklik Katalanları da İspanya’nın uluslarından biri olarak tanımlamakta ve Katalancayı da resmi dil statüsüne almaktaydı. Bununla birlikte ileride yapılabilecek diğer değişikliklerin de önü açılmış oluyordu. Özellikle ekonomik açıdan merkezi yönetimden özerk olma ve merkez ile ilişkilerin hükümetler düzeyinde olması konularında adım atılması olanaklı hale gelecekti.

Ancak muhafazakar Halk Partisi’nin 2006’da İspanya Anayasa Mahkemesine başvurusu ve sonucunun gerekçeli olarak açıklanmasından sonra yukarıda belirtilen değişiklikler Anayasa’dan çıkarıldı ve dört yıldır süren mahkeme kararıyla Katalonya’nın özerkliğinin genişletilmesinin önüne geçilerek İspanya’nın “tek ulus” olarak tanımlanması sağlandı. Ancak Katalanların, Pazar günü yaptıkları kitlesel eylem ve burada verilen demeçler de gösteriyor ki yapılan değişikliklerin bu haliyle kalmasına izin vermeyeceği ortada. Özellikle Katalonya’daki tüm siyasi partilerin eyleme katılımı ve özerkliklerinin genişletilmesinden öte “kendi kaderini tayin hakkı”nı kullanma ve bağımsız Katalonya’nın inşa edilmesi sürecinin başlatılması yönündeki açıklamaları, İspanya’da siyasetin kızışacağı anlamına geliyor.

Türkiye’den bakıldığında kimilerinin garipseyeceği kimilerinin ise karşılaştırmalara eğilim göstereceği bir durum bu. Katalanların eylemlerini gerçekleştirdikleri günün akşamı İspanya futbol takımında oynayan ve İspanya halklarının bir izdüşümü görünümü veren futbolcuları Dünya Kupasını kazanmanın coşkusunu yaşadı. İspanyol kaleci Casillas ile Katalan savunma oyuncusu Puyol’un birbirlerine sarıldığı anın, Katalanların sokaklara dökülmesine vesile olan mahkeme kararını fiili olarak ortadan kaldırdığını düşünmek için İspanyol ya da Katalan olmaya pek de gerek kalmıyor. Zira birlikte mücadele etmiş olmanın naifliği kadar ortak paydada buluşabilmektir aslolan.

12 Eylül’de yapılacak olan Anayasa Değişikliği Referandumu’na da bu çerçevede bakmak mümkün. Türkiye halklarının barışa ve onurlu bir birlikteliğe olan hasretini giderecek olanın da böylesi bir kucaklaşma olduğunu düşünebilir miyiz? Öyle ki İspanyolların Katalanlarla “ölesiye” bir sorunu olmadığı aşikarken. Bask ya da Katalan modelleri üzerinde tartışılırken gözden kaçan nokta da buydu sanırım. Orada insanlar siyaseten birbirine cephe almış olsa da (ki bu siyasetin doğasında vardır) hükümet ya da İspanya Ordusu, Katalanları şiddete maruz bırakmıyor. Böylece ne hazırlanan Anayasa Paketi ne de Kürt Sorunu konusundaki mevcut politikalar Türkiye’yi barışa götürecektir diyebiliriz.

Kaderin cilvesine bakın ki yine dün Başbakan Erdoğan, Srebrenitsa Katliamının 15. yıldönümü törenlerine katılmak için Bosna Hersek’e gitmiş, burada TRT üzerinden canlı yayında “barış ve kardeşlik”ten bahsetmişti. Dış politik gezilerinin neredeyse tamamında böylesine barışsever olan Erdoğan’ın ülkesinde de aynı mağrur duruşu sergilemesini beklemek, ona oy verenlerin en büyük sorunu olmalı. İşte o zaman Türkiye futbol takımının ileriki kadrolarında yer alacak olan Azad ile Mehmet’in birlikte verdikleri mücadeleyi izlemenin şerefine nail olabiliriz.


(Şırnak Emek Platformu Üyesi – [email protected])

Kategori: Yeşeriyorum

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.