Dış Köşe

ABD`de ‘İşgal` bir yaşına bastı- Can Semercioğlu

CAN SEMERCİOĞLU
21. yüzyılın ilk on yılında yaşanan küresel krizin en büyük etkilerinden biri de ABD’de görüldü. 2011 yılının Eylül ayında ekonomik eşitsizliğe ve fakirliğe karşı Wall Street sokaklarında bir hareket dolaşıyordu, “İşgal” hareketi. Hareketin önemli finansal merkezlerin işgal ederek yaptığı eylemler kısa süre içinde dünyanın gündemine oturdu. Medya sürekli olarak İşgal hareketinin yaptığı eylemleri ve polisin uyguladığı aşırı şiddeti gösterirken, İspanya, İtalya, İngiltere, Fransa gibi Avrupa’nın önemli şehirlerinde de işgal eylemleri yapılmaya başlandı. Hareket kısa sürede küresel bir nitelik kazandı.
ABD’de ekonomik krizin derinleşmesi ve hayat standartlarının düşmesinin ardından çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu gruplar geçtiğimiz yıl Eylül ayında New York’ta bulunan Zuccotti Park’ta bir eylem düzenledi. Düzenlenen eylemde göstericiler çadırlarıyla parkın içine yerleşmişlerdi ve parkı “işgal etmişlerdi.” Sonrasında Wall Street’te Amerikan küresel sermayesinin önemli şirketlerinin binalarını işgal ettiler ve buralarda eylem düzenlediler. Talepleri oldukça basitti: Bütün protestocular fakirliğin, gelir eşitsizliğinin düzeltilmesini ve paranın siyasette sözünün geçmesi devrinin son bulmasını istiyorlardı. İşgal grupları, bu taleplerinin ardından seslerini, kendilerine buldukları “biz yüzde 99’uz” sloganıyla duyurmayı başardılar. Yüzde 99 ise yüzde birlik burjuva elit kesimin gelirin yüzde 99’una sahip olması, kalan yüzde 99’luk halkın da yüzde bire tamah etmesi anlamına geliyor.

EKONOMİDEN BİRAZ DAHA FAZLASI
Hareket sadece gündelik ekonomik taleplerle kalmıyor, bu taleplerin küresel finansal bütünlük ile ilişkisini kurarak sermaye karşıtlığı temeline oturuyordu. Bu açıdan “yüzde 99” söylemi, kapitalizm karşıtlığının 21. yüzyıldaki önemli bir sloganı haline geldi. Uygulanan neo-liberalizm ve sadece para ve sermaye üzerine kurulu bir yaşam istemediğini söyleyen halk da harekete büyük destek verdi. Ancak İşgal hareketi sadece ekonomik olarak tanımlanabilecek bir hareket değil. NATO karşıtı eylemler düzenleyen hareket, Suriye’ye yapılacak emperyalist müdahaleyi protesto etmişti. Nükleer programı bahane edilerek İsrail ile birlikte ABD’nin saldırmak istediği İran konusunda da benzer bir tavır takınmışlardı. Bunun yanında ekolojist söylemler de harekette önemli bir yer kapsıyor. Hareketin önemli bir noktası da şiddet içermeyen protestoları tercih ediyor olmaları.

BÜTÜN DÜNYAYI ‘İŞGAL ET’
İşgal hareketi, sadece ABD ile sınırlı kalmadı. Dünyanın birçok noktasına yayılarak siyasal bir akım haline geldi: Wall Street’i İşgal Et’den, İşgal Et’e dönüştü. Ekonomik krizin sarstığı Avrupa başta olmak üzere dünyadaki beş kıta İşgal eylemleri ile sarsıldı. Hükümetler yapılan eylemlerden ötürü geri adım atmak zorunda kalırken, küresel anlamda bir isyan dalgası oluşmuş oldu. Hareket, Ermenistan, Avusturya, Belçika, Kanada, Kolombiya, Çek Cumhuriyeti, Kıbrıs, Danimarka, Franca, Almanya, Hong Kong, İtalya, Malezya, Meksika, Hollanda, Yeni Zelanda, Nijerya, Norveç, İrlanda, Güney Afrika, İspanya, Güney Kore, İsviçre, İngiltere, Kuzey İrlanda, İskoçya ülkelerine yayıldı. Hareketin bu şekilde küreselleşmesinin ardından, eylemciler “Dünyayı işgal et” sloganlarını kullandılar.

POLİSİN ‘ORANTISIZ GÜCÜ’ TARTIŞILMIŞTI
İşgal hareketi, yaptığı eylemlerde bulunduğu bölgede çadır kurarak ve o andaki temel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde oturarak protestosunu gerçekleştiriyor. Sembolik olarak, oturdukları binanın ya da yerin aslında kendilerine ait olduğunu böylece göstermiş oluyorlar. Polis ise bu eylemleri gerçekleştiren protestoculara çok sert müdahale etmişti. Geçtiğimiz yıl yapılan işgal eylemlerinde ve yürüyüşlerde polis cop ve plastik mermiyle göstericilere saldırmış, aşırı bir şekilde biber gazı kullanmıştı. Polis bununla beraber eylemcileri kışkırtarak şiddete karşı olan eylemcilerin şiddet eyleminde bulunmalarını sağlamak istemişti. Yaşanan küçük çaplı olaylardan sonra yapılan gözaltıların binlerle ifade edilebileceği belirtiliyor.

FARKLI BİR DEMOKRASİ TALEBİ
İşgal hareketinin yaptığı eylemler ve kullandığı siyasal dil, çok partili rejimlerde oluşturulacak çözümlerin ötesinde bir demokrasi anlayışını kendinde görüyordu. Göstericiler halkın kendiliğinden ve aşağıdan demokrasisini talep ediyorlardı. Özellikle de günümüzde sermayenin küreselleşmesi, hareketin ulus-devlet ölçeğindeki bir demokrasiye inanmayışının ve ulus-ötesi bir demokratik tavra sahip olmasının en önemli temeli oldu. Hareket, ekonomik yıkım yıllarında parlamenter sisteme dayanmayan ve halkın taleplerini baz alan küresel bir demokrasi anlayışı inşa etmek istedi. Bu demokrasi anlayışının simgesi de sosyal medya oldu. Nitekim göstericiler sosyal medya üzerinden örgütlenerek ve ortak kararlar alarak eylemlerini gerçekleştiriyordu. Daha sonra İspanya’da Indignados (Öfkeliler) ve diğer birçok ülkede İşgal adı altında eylemler düzenlenmesi bu tarz bir demokrasi için umut olmasına karşın, İşgal hareketi taleplerini dile getirmede ve eylemlerini sürdürmede sürekliliğini koruyamadı.
2012’ye girildiğinde, dünyanın birçok ülkesinde neo-liberal politikalara ve kemer sıkma paketlerine karşı eylemler yapılıyordu. Yapılan eylemler sermayedarları ve hükümetleri sarsıyordu. On binlerce kişinin katıldığı protesto gösterilerine zamanla halkın desteği azalmaya başladı. Medyanın da ilgisini kaybetmesinin ardından İşgal hareketi düşüşe geçmeye başladı. Çok az sayıda kişi ile etkisiz eylemler yapan hareket, birinci yıldönümüne kadar sessizliğe gömüldü.

İşgal’ciler ne talep ediyor?
İşgal hareketi, her ne kadr halkın kendiliğinden bir hareketi olsa da tamamen hedefsiz ve savruk bir hareket değil. Hareketin de kendine özgü belirli talepleri var. Eylemlere katılan aktivistler, kurumların üzerindeki siyasi etkinin kaldırılmasını istiyor; daha eşitlikçi bir gelir dağılımı istiyor; daha çok ve nitelikli iş talebinde bulunuyor; bankalarda spekülatif işlemlerin yapılmasına karşı çıkıyor; öğrencilere yönelik eğitimin ücretlerinin düşürülmesini talep ediyor. Bu talepler her ne kadar yazılı olmasa da hareketin içinde bulunan herkesin ortak paydasını oluşturuyor. Hareketin içindeki bazı gruplar da “Yüzde 99 Manifestosu” yazmış ve küresel kapitalist sistemin durumunu ve kendilerinin ne istediğini bu broşürde anlatmışlardı.
Resimiçinde yazı: İşgal’cilerin profili
İşgal hareketine mensup kişiler, elbette gökten zembille inmedi. Onlar da ABD’nin bir parçası ve ülke siyaseti içinde farklı yelpazelerde konumlanıyorlar. Fordham Üniversitesinin yaptığı bir araştırma İşgal hareketi katılımcılarının yüzdelik profilini gösteriyor:
– Demokratlar: 25
– Çay Partisi: 12
– Sosyalistler: 11
– Yeşiller: 11
– Cumhuriyetçiler: 2
– Çay Partisi: 0
– “Ötekiler”: 12
– Kendilerini konumlandırmayanlar: 39
İşgal’de birinci yıl eylemleri
Spot: İşgal hareketinin birinci yılında New York’un finans merkezinde eylem düzenleyen göstericiler, ülke sermayesinin simge haline gelmiş binalarını işgal etti. Polis çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.
Wall Street işgalinin birinci yıldönümünde sokağa dökülen göstericiler, Zuccotti Park’ta yeniden işgal eylemi düzenledi. Göstericiler, ABD finansının merkezi olan Wall Street’i tıklım tıklım doldururken, polis de New York Menkul Kıymetler Borsası önüne barikat kurdu. Birinci yıl işgalinde yaklaşık 200 kişinin “huzuru bozmak” ve “araç ve yaya trafiğini” engellediği iddiasıyla gözaltına alındığı belirtildi. Görgü tanıklarının da iddiaları doğruladığı belirtildi.
Göstericiler, bunun dışında dün öğle saatlerinde Bank of America binasında eylem düzenledi, burada da gözaltılar yaşandı. Dünya Finans Merkezi’ne yürüyüş yapmak isteyen göstericilerin bir kısmını da polis gözaltına alırken, Goldman Sachs Tower’ın önünde oturma eylemi yapmak isteyen protestocular da polis tarafından yaka paça gözaltına alındı.

BİZ SATILDIK, BANKALAR KURTARILDI
Eylem planlarının hedefine New York Borsası’nı koyan ve burada oturma eylemi düzenlemek isteyen protestocular, polis tarafından engellendi. Bowling Green Park’a gönderilen göstericiler, Battery Park’a yürüdü. Yürüyüşte yaklaşık bin kadar gösterici vardı. Sabah saatlerinde de sendika liderleri ve aktivistler, işgalin simgesi haline gelmiş olan Zuccotti Park’ta eylem düzenlediler. İşgal hareketi aktivistleri “Bankalar kurtarıldı, biz satıldık”, “Bizler yüzde 99’uz” sloganları attılar.
Yaklaşık bin kadar gösterici dört farklı noktadan sabah yürüyüşe geçerek hareketin ilk kez başladığı Zuccotti Park’a geldi ve Broadway Caddesi’nde yürüyüş yaptılar. Yürüyüş sırasında polisle tartışan bazı göstericiler oturma eylemi yapmaya çalışınca polis tarafından gözaltına alındı. Elli kişilik bir grup da JP Morgan binasının lobisine girerek eylem düzenledi. Eylemcilerden sekizi gözaltına alındı.

 Can Semercioğlu – Birgün

Kategori: Dış Köşe