ManşetSivil Toplum

15 Ağustos: Ermenilerin Surp Asdvadzadzin (Meryem Ana) kutlaması

Ermeni Apostolik Kilisesi’nin beş büyük yortusundan biri olan Surp Asdvadzadzin (Meryem Ana) bu yıl 14 Ağustos Pazar günü kutlandı.

Meryem Ana’nın Göğe Alınışı’nın kutlandığı bu önemli günün simgesi üzüm. Dünyanın dört bir yanındaki Ermeni kiliselerinde olduğu gibi, İstanbul’daki Ermeni kiliselerinde de, yılın ilk hasadına ithafen Khaghoğorhnutyun (üzüm okuma) töreni yapıldı ve bereket için dua edildi.

14

Asdvadzadzin, aynı zamanda, Kumkapı Meryem Ana Patriklik Kilisesi’nin, Kartal Surp Nişan ve Vakıflıköy’deki Surp Asdvadzazin kiliselerinin isim günü. Vakıflıköy’de kutlamalar ‘harisa’ yani keşkekle bütünleşiyor ve her yıl festival havasında geçiyor. Harisa geleneğini İstanbul’da yaşatmak isteyen Boyacıköy Kilisesi’nde din görevlisi olmadığından ayin yapılamayacak. Kınalıada Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi’nde ise son yıllarda olduğu gibi Asdvadzadzin’den iki hafta sonra Vakıflıköylüler harisa kazanlarının etrafında buluşacak. Uzun bir restorasyon sürecinin ardından geçen yıl tekrar ibadete açılan Kartal Surp Nışan Kilisesi’nde Kınalı ve Çınarcık’tan kalkan motorlarla kiliseye ulaşılabilecek.

Bu vesileyle, Agos’un kendi arşivindeki, Asdvadzadzin’in din ve kültür açısından taşıdığı anlama dair makalelerden yaptığı derlemeyi sunuyor ve Ermeni toplumunun bu özel gününü kutluyoruz.

Meryem Ana’nın göğe alınışı

Başrahip Zakeos Ohanyan, Agos’a vediği röportajda Asdvadzadzin yortusunu şöyle tarif ediyor: “Bu yortunun özü, Aziz Bakire Meryem’in göğe alınışıdır. Meryem Ana, oğlu İsa Mesih gibi ölmüş, dirilmiş ve göğe yükselmiş değildir. Yani söz konusu olan, Meryem Ana’nın dirilişi değil, ölmüş bedeninin mezarından alınarak Tanrı’nın Krallığı’na götürülmesidir. İşte biz bunu kutluyoruz.

İsa Mesih göğe çekildikten sonra, öğrencileri ve ilk Hıristiyanlar, Meryem Ana’nın önderliğinde toplanıyorlardı. İsa Mesih fiziksel olarak kilisede olmadığından, öğrenciler ve ilk Hıristiyanlar için Meryem Ana’nın sesini duymak, onunla dua etmek, onun yakınında bulunmak, İsa Mesih’le birlikte olmak gibi bir şeydi.

Elçisel imanımıza göre, Meryem Ana sadece İsa Mesih’in değil, vaftiz olmuş tüm Hıristiyanların da annesidir. İsa Mesih, Haç’ın üzerinde, annesi Meryem Ana’yı en çok güvendiği öğrencisi Yuhanna’ya teslim etmişti ve dolayısıyla, İsa Mesih göğe çekildikten sonra Meryem Ana’yı hep Yuhanna korudu. Meryem Ana çok uzun bir süre Kudüs’teki kilisenin başında oldu ve ileri bir yaşta hayatını kaybetti. Havariler ve ilk Hıristiyanlar Meryem Ana’yı çok büyük bir üzüntüyle, Getsemani bahçesinde mezara koydular. Meryem Ana mezara konurken, öğrencilerden biri başka bir yere İncil’i vaaz etmeye gitmişti. Meryem Ana gömüldükten tam üç gün sonra geri dönen Bartholemeos, bu kötü haber üzerine çok üzülerek, Meryem Ana’nın yüzünü son bir kez görmek istedi. Mezarı açtıklarında mezarın bomboş olduğunu gördüler. O esnada Kutsal Ruh göründü; Allah’ın ruhu, öğrencilerin yüreğine konuştu ve öğrenciler o gün İsa Mesih’in gökten inerek annesinin cansız bedenini Tanrı’nın Krallığı’na çıkardığını anladı.

‘Meryem Ana bereketi simgeliyor’

Başrahip, bu yortuyla üzümün bağlantısını şöyle anlatıyor: “Meryem Ana dünyaya en güzel meyveyi, bütün insanları kutsayan bir meyve olan İsa Mesih’i verdi. Üzüm şaraba dönüşüyor, şarap da bizim için İsa Mesih’in kanını temsil ediyor. Üzümden şarap yapıldığı ve bunu Badarak’ta kullandığımız için, üzüm Hıristiyanlar için özel bir meyve oldu. Meryem Ana bizim için bereketi simgeliyor; o yüzden, Meryem Ana Yortusu’nda bizim için en anlamlı meyve olan üzümü kutsuyor ve yiyoruz. O güne dek üzüm orucu tutuyoruz. Üzüm orucu çok köklü ve halk olarak benimsediğimiz bir şey. Mesele üzüm yiyip yememek değil; önemi, bunu hep beraber yapmamızdan kaynaklanıyor. Ama bu bir üzüm bayramı değildir. Üzüm burada sadece simgesel bir araçtır. Badarak’tan sonra üzümler, ruhani önderler tarafından kutsanır ve dolayısıyla bütün üzüm bağları da kutsanmış sayılır.”

 

AGOS

Kategori: Manşet