Hafta SonuManşet

[Yeşil Kamp Mektupları] ‘Seviyorum ulen!’ ve ‘Şenlikli Yeşil Kamp!’

Yeşil Kamp bu sene 1-5 Ağustos tarihlerinde Çanakkale Assos, Son Gemi Camping’de gerçekleştirildi önceki 3 senede de olduğu gibi.

2 arkadaşımız Güneş Akçay ve Mikail Taşçı’nın Yeşil Kamp mektuplarını paylaşıyoruz.

***

Seviyorum Ulen!

İki hafta önce tamamlanan Yeşil Kamp boyunca hem her birine ayrı ayrı aşk hissettiğim insanların konuşmaları-sunumları- sohbetleri, hem de bu belirlenmiş etkinliklerin yanı sıra bir sürü konuyu orasından burasından çekiştirdiğimiz, düşündüğümüz zamanlarımız oldu.

Genel olarak kamp benim için her sene iple çektiğim bir festival gibi ve bu sefer de genel olarak müthiş iyi geldi. Üstelik üç dört senedir kendimi gitgide aşırı örgütsüz hissettiğim bu aralar olması yeniden kanımı bitlendirdi doğrusu. Ümit ve Savaş’ın artık biz çekildik, siz örgütleyeceksiniz demesi <bu insanlar daha ne kadar taşıyacak bu yükü, hakkaten bir yerlerinden tutmak lazım> hissini de canlandırdı ekstradan. Zaten bütün kamp boyu örgütlenme, birliktelikler, alternatifler, şiddet ve şiddet karşısında biz, son seçim ve sonuçları ve buna dair endişeler, bireysel olarak duygularımız ve paylaşma imkanlarımız ve imkansızlıklarımız gibi konularda hem (biz) konuşadurduk, hem de (ben) düşünedurdum.

En çok ümit ve ümitsizlik üzerine düşündüm. Hayal kurabilme yeteneği gibi bir kavramı mıncıkladım içimde uzun uzun. Duygularımızın ürettiğimiz politikalar üzerine etkilerini düşündüm. Her gün sistematik şiddet mağdurları olarak, bununla nasıl baş edebileceğimizi düşünürken, arkadaşlarımla konuşma, onları ve onlarda bulduğum kendimi gözleme olanağım oluştu.

Kamp çok güzeldi, birlikte olmak müthişti ama herkesin evlerine döneceğini bilmek içime sinsi bir kurt düşürdü. Çünkü yıllardır arkadaşım olan ve çok değer verdiğim sevgilim insanların veya sözlerini okuduğum insanların gözlerindeki ümitsizlikleri, kaygıları gördüm. Birbirimize hiç sorgulamadan sarılacak kadar yakın hissedip gerçekte, birbirimizin acılarına ve kaygılarına dokunamayacak kadar uzak olduğumuzu farkettim. Belki mesafe olarak uzak olduğum için böyle gelmiştir diyorum ama iki telefon etmek ve nasılsın diye sormak o kadar zor olmasa gerek, bunu becerebilirim.

Velhasılı, en iyi örgütlenme biçimi olarak arkadaşlığın önemini vurguladı kafamda bu kamp ve arkadaşlarımın hayal kurma becerisini bugünün koşullarının ele geçirmesine izin vermemek için çabalamam gerektiğini… Her gün seni seviyorum diye mesaj atsam, bir masalın minik bir parçasını anlatsam, bulunduğum yerden bi gırık sevinç, bi topan ekmek, bi tutam deniz kokusu göndersem ve beslesem onların içindeki sevinci, ümidi iyi olacak.

Eğer hayal kurmayı bırakır, asıl en saçma sapan zamanlarda önerdiğimiz alternatiflere insanları ikna etme olanaklarımız* olduğunu unutursak, işte o zaman teslim oluruz ve kendimizi büyük bir boşluğa atarız gibi geliyor. Bugüne dek becerememiş olabiliriz belki ancak belki zamanı gelmemiştir ve belki hamur ekmek olmak için yeterince kabarmamıştır önceden. Belki şimdi tam zamanıdır sözlerimizi yükseltmenin. Herkesin kaçtığı sorumluluklarını başkalarının üstüne atıp hep birilerinin bedel ödemesi veya başka birilerinin sessizce ölmesini bekleyerek zaman geçirip oyalanmaktan çok daha iyi gelecektir. Hiç bir şey beceremesek bile iktidarın sözlerinin ve şiddetinin birbirimizin içine yerleştirmeye çalıştığı kötü tohumları söküp atmış, birbirimize nefes alabildiğimiz alanlar yaratmış oluruz. Birlikte gerçek hayatlarımıza dair çözüm yolları ararken, uzaktan uzağa da olsa, gerçek sorunlarımıza alternatif çözümler üretiriz bir yandan da. Ege’nin dediği gibi: <evler kurulacak ağaçlar büyüyecek, meyveler verecek, çocuklar büyüyecek, etrafta koşturacak, çiçekler açacak…>

*Allah insanı açlık ve çaresizlikle terbiye etmesin deriz ya, ne yazık ki bugün ülke ekonomisinin geldiği durum ortada. Yani Allah değil ama birileri çeşitli yollarla terbiye etmeye çalışıyor insanları. O halde işte alternatiflerimizi mahallede yeşertme zamanı değil mi şimdi tam da?

 

 

 

 

 

Güneş Akçay

 

 

 

***

Şenlikli Yeşil Kamp

Bu yıl 1-5 Ağustos tarihleri arasında, Yeşil Düşünce Derneği’nin Çanakkale Assos’da,  Son Gemi kamping’de gerçekleştirdiği kampa katılma mutluluğuna nail oldum.

Bu yıl Assos’taki dördüncü kamp olduğunu öğrendiğim ve önceki yıllarda gerçekleşmiş olan üç kampı kaçırdığım için üzüldüğüm Yeşil Kamp, hem öğretici bir o kadar da keyifliydi.

Sabah yoga ile güne başlayan, gündüz atölyeler ile devam eden, akşam ise denizden gelen esinti eşliğinde sabahlara kadar süren sahil sohbetleri ile günü dolu dolu yaşadığını hissettiren bir kamp oldu Yeşil Kamp.

Çeşitli konularda atölyelerin yapıldığı, birlikte dans edip şarkıların söylendiği verimli, renkli mi renkli, şenlikli mi şenlikli bir kamp hem de.

Doğanın ve diğer bütün canlıların haklarını gözeten, çeşitlilik ve sürdürülebilirlikten yana,  ekolojist, özgür, sıcak,  samimi insanların buluşması diyebilirim.

Hiyerarşinin ve ötekileştirilmenin hissedilmediği, herkese her konuda söz hakkı tanınan, insanların birbirlerini dinlediği ve anlamaya çalıştığı, her türlü şiddet karşıtı bir topluluk düşünün…

İletişimden demokrasiye, eğitimden örgütlenmeye, enerji politikalarından doğanın haklarına kadar birçok konuda güncel vegeniş bir yelpazede konuşan, tartışan ve bunu eğlenerek gerçekleştiren bir topluluk…

Bu güzel kampın organizasyonundan atölye çalışmalarına kadar gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Bir sonraki Yeşil Kampta görüşmek dileği ile, hoşça kalın.

 

 

 

Mikail Taşçı

Kategori: Hafta Sonu