Editörün SeçtikleriManşetYeşillerden

[Yeşil Kamp-6] Assos’tan kalanlar

0

Yeşil Düşünce Derneği‘nin bir geleneği haline gelen ancak pandemiyle geçen iki yılın ardından ilk kez düzenlenen Yeşil Kamp’ın ardından İstanbul’a döndük. Yeşil Kamp, zeytin ağaçları arasındaki çadırlarıyla, incir ağaçlarıyla, yemekleri, atölyeleri ve tüm etkinlikleriyle birlikte adına yakışacak derecede ‘yeşil’di.

Kampta siyasetten çocuk şarkılarına, barınma hakkından bira tarihine, yeşil kitaplardan mikroplastiğe kadar birçok alanda etkinlikler gerçekleştirildi. Kampı ilk kez katılanların değerlendirmeleriyle anlatalım:

“Umut doldum.”

Yeşil kampta bir araya gelenlerin çadırlardan denize taşan sohbetleri iklim krizine karşı alınması gereken önlem ihtiyacının yansımaları aslında.

Gökçe Coşkun’un çocuk atölyesinde şarkılar havada uçuşurken çevrede çalışanların da ilgisi Coşkun’un masalsı anlatımına çekiliyor.

Kadın cinayetleri Assos sahiline kadar vuruyor!

Assos, Sokakağzı’nda bulunan kampın birkaç metre önünde bulunan sahilde ise bölgedeki köylerde yaşayan ve kendi elleriyle yaptıkları yemeni, halhal ve şalları satan kadınlarla karşılaşıyorsunuz. Bu kadınlardan biri de artık aklaşmış saçlarıyla güneşin altında geçimini elişi ürünlerinden sağlayan Ayşe.

Kazancını torunları için harcayan bir kadın Ayşe. Kızını damadı katletmiş. Müebbet aldığını söylüyor Ayşe. Gönderildiği cezaevinden de yine birine şiddet uyguladığı için bir başkasına gönderilmiş bir katil olan damadından. Ayşe torunlarına baktığını söylüyor ve ekliyor:

“Tek çocuğumdu benim. Yavrumu aldı benden, ya!”

Yakan tek şey güneş olmuyor bu kez. Kadın cinayetleri elbette sahile kadar vuruyor!

Çırpılar: Bir Mücadelenin Anatomisi

Akşam saatlerinde kampın oturum alanında gıda sistemlerinin dayanıklılığı üzerine konuşuluyor. Hemen akabinde ‘Çırpılar: Bir Mücadelenin Anatomisi’ belgeseli var. Gecenin geç saatlerinde gösterilen belgeselin çok seyircisi yok ancak katılanlar üzerinde belgesel oldukça büyük etki yaratıyor.

Çanakkale’nin Yenice ilçesine bağlı Çırpılar Köyü’nde bir kömürlü termik santrale karşı aktivistlerin başlatmış olduğu mücadeleyi nasıl kazandıklarını izliyor katılanlar. Mücadele sürecini anlatan Çırpılar’ın eski muhtarının sesi kamp alanına yayılıyor. Katılımcılar gün içerisinde girdikleri onca etkinliğin ardından belgeselin etkisine karşı kayıtsız kalamıyor. Oldukça çarpıcı bir hikayesi olan bu ekoloji dayanışması yerelin gücüyle sağlanmış. İşte belgeselin hikayesi:

“Fosil yakıtların yakılmasıyla oluşan karbon emisyonu, geleceğimizi tehdit eden iklim krizinin baş faillerinden biri. Buna rağmen 2015’te kömürlü bir termik santral projesinin Çırpılar’da hayata geçeceği duyuruldu. Tüm engellemelere ve baskılara karşın Çırpılar Termik Santrali projesine karşı halk ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, büyük bir direniş örneği sergiledi. Altı yıllık mücadelenin ardından önemli bir kazanım elde edilerek termik santralin Çırpılar’a kurulması engellendi.”

Kampta Cumartesi günü artık son etkinlikler gerçekleştiriliyor. Yaklaşan seçim ve Yeşiller Partisi konuşuluyor. Koray Doğan Urbarlı ve İlkan Dalkuç, yaklaşan seçimlerin Türkiye için önemini ve Yeşiller Partisi’nin seçim stratejilerini tartışıyorlar.

Cinsiyet oturumunun da ardından Rauf Kösemen’i dinliyoruz. Konumuz bira tarihi. Kösemen biraların türlerine, şerbetçi otuna, birayla ilişkilendirilen doğa üstü güçlere ve biranın keyfine değiniyor. Artık herkes son günün rahatlığı içinde, biralarıyla Kösemen’e kulak veriyor.

“Doğanın ve insanın sömürüsüne son.”

Assos sokaklarında kampçılar sömürüye karşı gerdikleri pankartları, gökkuşağı bayraklarıyla çektikleri hatıra fotoğrafıyla kampı ölümsüzleştiriyor:

“Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz”

Kampta son akşamın gündemi ise barınma hakkı. Kampçıların da musdarip olduğu barınamama sorunu yalnızca bir günün gündemi değil aslında. Şehir fark etmeksizin barınma hakkı elinden alınan ve uzaklaştırılan hayatlar neredeyse herkesin dem vurduğu bir sorun.

Son gece, son etkinlik…

Gökçe Coşkun, kampçılara kendi yazdığı şarkıları söylüyor ve çalıyor. Coşkun’un sesi bütün kampçıları çevresine topluyor. Tüm etkinliklerin yoğunluğunun ardından kampçılardan oldukça yüksek bir alkış alıyor Coşkun, yeniden sahneye çıkıyor. Ardından gece ve deniz…

Son gün artık herkes evlere… Kampçılar eve umut dolu döneceklerini söylüyor. Yeşil Düşünce Derneği‘ne kampta yarattıkları güvenli ortam nedeniyle de teşekkür ediyor kampçılar, bunun ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Ekolojik sorunların önceliklendirildiği bu kamp alanından eve dönüşte kampçılar yalnız olmadıklarını gördüklerini anlatıyorlar.

“Bunu dert eden yalnızca ben değilmişim.”

Kampçılar zeytin ve incir ağaçlarıyla dolu, emekçileriyle arkadaş gibi oldukları ve çok sevdikleri Sincap Kamp’tan gelecek sene buluşmak üzere ayrılıyor.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.