TürkiyeEditörün SeçtikleriManşet

Yeni Anayasa tartışmaları: Mümkün mü, kim ne diyor, kapsamı ne olacak?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Şubat’taki kabine toplantısının hemen ardından yaptığı basın toplantısında dile getirdiği “yeni anayasa” önerisi  Türkiye’yi yeni bir tartışma içine soktu. Söz konusu konuşmasında 2021’in bir “reform ve şahlanma” yılı olduğunu söyleyen Erdoğan, daha önceki anayasa değişikliği girişimlerinde kendilerini CHP’nin engellediğini belirterek şunları söyledi:

Esasen sorunların kaynağının 1960’tan beri hep darbeciler tarafından yapılan anayasalar olduğu açıktır. Ne kadar değiştirirsek değiştirelim bu vesayet izini silmek mümkün olmuyor….Cumhur İttifakı’ndaki ortağımızla bu konuda bir anlayış birliğine varmamız halinde önümüzdeki dönemde yeni anayasa için harekete geçebiliriz.”

Erdoğan’ın 2023’e kadar yeni bir anayasanın hazırlanarak hayata geçirilmesi önerisi, ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından hemen destek buldu. Bahçeli, Erdoğan’dan bir gün sonra bir açıklama yayımlayarak, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 9 Temmuz 2018 tarihi itibariyle resmen uygulanmaya başlamış, yönetim hayatımız bu haliyle güçlenmiş, kuvvetler ayrımı arasındaki çizgiler netleşmiştir. Elbette yeni sisteme müzahir ve müstahak bir anayasanın yazılması mecburiyet olmasının yanı sıra demokratik bir mükellefiyettir” dedi.

‘Yeniden kuruluş’

İki lider ve küçük ortakları arasında görüşmeler konuyla ilgili görüşmeler başlatılırken, AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan, katıldığı bir Tv programında yeni anayasanın adının “Yeniden Kuruluş Anayasası” olacağını söyledi. Türkiye’nin kurucu değerlerinden uzaklaştığını öne süren Özkan, iki yıllık bir süre içinde anayasayı temellendirip hayata geçirmek istediklerini, bunun için oluşturulacak Bilim Kurulu ile Cumhur İttifakı’ndan hukukçuların hazırlayacağı taslağı Meclis’e getireceklerini, ardından da referandumda halk oylamasına sunacaklarını anlattı.

Ancak Özkan’ın “yeniden kuruluş” ifadesi pek çok çevre tarafından tepki ve eleştiriyle karşılandı. Bunun üzerine yeni bir açıklama yapan Grup Başkanvekili, ”Yeniden kuruluş anayasa ile kastımız; yenileyici bir ruhla, geçmişin birikimini dikkate alarak ve o kuruluşumuzda bizi bir arada tutan maddi ve manevi değerleri yeniden hayata geçirmek suretiyle, geniş katılımlı yeni anayasa yapma talebidir. Amacımız, cumhuriyetimizi elbirliği ile modern geleceğe daha güçlü bir şekilde taşımaktır. Böylesi bir anayasa, aziz milletimize olan bir borcumuzdur ve inşallah 83 milyon hep birlikte yerine getireceğiz” ifadelerini kullandı.

AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan.

8 Şubat’ta Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı. Gaziantep’e gazilik unvanı verilişinin 100. Yıldönümü dolayısıyla Birinci Meclis’te düzenlenen törende konuşan Bakan Gül, yeni anayasa için ‘1921 Anayasası ruhunu’ hedef olarak göstererek şunları söyledi:

Bugün 1921 Anayasasının ruhuyla, cumhuriyetimiz ikinci yüzyılına girerken yeni bir toplumsal sözleşmeyi yine Gazi Meclisimizin iradesiyle, milletimizin iradesiyle yeni anayasayla taçlanacağına olan inancımız tamdır.”

Konuşmasında, Kurtuluş Savaşı sonrasında tarihte yeni bir sayfa açıldığını ve Birinci Meclis binasında tam 100 yüz önce 1921 Anayasası’nın kabul edildiğini hatırlatan Gül, “1921 Anayasası, Türkiye’de yaşayan herkesin her düşüncenin, her inancın, her anlayışın yansıdığı bir toplumsal sözleşme metnidir. Yine aynı anlayışla, 100 yıl sonra aynı ruhla bunun yine gerçekleşeceğine, 83 milyonu kuşatan, insan onurunu koruyan, hak ve özgürlükleri teminat altına alan yeni Anayasa’nın yapılacağına olan inancımız tamdır” ifadelerini kullandı.

Anayasa tartışmalarına Ayasofya Camisi’nin baş imamı Prof. Mehmet Boynukalın da Twitter’dan katıldı. #AnayasadaİslamOlsun” etiketini kullanan Boynukalın, 10 Şubat’ta paylaştığı mesajda, laikliğin yeni anayasada yer almamasını istedi: 

“1921 ve 24 anayasalarında devletin dini İslam’dı ve laiklik yoktu. Cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün”

Bir önceki TBMM Başkanı, AKP’li İsmail Kahraman da 2016’da aynı görüşü savunmuş; 1982 Anayasası’nın herhangi bir yerinde Allah ifadesinin geçmediğini belirterek şu görüşleri dile getirmişti:

Anayasa inanca göre tasnif edildiğinde, bu 82 Anayasası da, 61 Anayasası da dindar anayasalardır. Neden? Resmi tatiller, Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı’dır. Din dersleri mecburidir ve inanca dayalı bir yapısı vardır. Yani seküler değildir, dindar anayasadır. Laiklik tarifi de ona göre olmalıdır. Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır.”

Anayasa tartışmaları yeni değil. AKP’nin daha önce de birkaç kez değiştirme niyetini beyan ettiği 82 Anayasası’nın değiştirilmesini pek çok kesim talep ediyor. AKP ise bu kez yeni bir anayasa konusunda “2023 hedefleri” doğrultusunda kararlı görünüyor. Ancak hukukçular ve uzmanlar sıfırdan yeni bir anayasa yapılmasının o kadar da kolay olmadığı kanısında.

TBMM yeni bir anayasa yapabilir mi?

Askeri darbenin hemen ardından, cunta tarafından Danışma Meclisi’ne yazdırılan 1982 Anayasası, kabul edildiğinden bu yana, 13’ü AKP iktidarınca olmak üzere  21 kez değiştirildi; 2001’de 33, 2010’da 26 maddesi yeniden düzenlenlendi. Yani, bugünkü anayasanın şu andaki maddelerinin yarısından fazlası, 1982’de kabul edilenler değil, değiştirilmiş olan maddeler.

Ancak uzman hukukçular, iktidarın anayasal tanımı ile “tali kurucu iktidar” olarak maddeleri değiştirebilse de sıfırdan yeni bir anayasayı ancak “asli kurucu iktidar”ın yapabileceğini söylüyor. Bunun için de öncelikle var olan anayasayı “ilga etmek”, yani ortadan kaldırmak, önce bir “hukuksal boşluk” yaratıp ardından bu boşluğu yeni bir anayasayla doldurmak gerekiyor. Bunun darbe ya da devrim dışında nasıl yapılabileceği ise, daha önce denenmediği için bilinmiyor.

Anayasa Hukukçusu Prof. Kemal Gözler şunları söylüyor: “Tali kurucu iktidarın yeni bir anayasa yapamayacağını, sadece mevcut bir anayasada, yine o anayasanın öngördüğü usûle uyarak değişiklik yapabileceğini söyleyebiliriz. Uzun lafın kısası, tali kurucu iktidar, anayasa tarafından kurulmuş bir iktidar olarak anayasayı ilga edip, yerine yeni bir anayasa yapamaz.”

Meclis’in kendisini kuran anayasayı ilga etmesinin bizzat kendisini ortadan kaldırması anlamına geleceğini kaydeden Gözler, birinin yürürlükteki anayasa ve onunla kurulmuş yasama, yürütme ve yargı organlarını ortadan kaldırmaya veya bunların görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etmesinin ceza hukuku bakımından da suç teşkil edeceğine işaret ediyor.

Gözler, iktidarın, darbe kanunlarına benzer bir kanun çıkarmasının da anayasaya aykırı olduğunu hatırlatarak, bu uygulama hakkında iptal davası açılması halinde Anayasa Mahkemesi’nden döneceğini; dönmemesi halinde ise hukuken Türkiye’de bir darbenin yapıldığı anlamına geleceğini, asli kurucu iktidarın  zor gücüyle ele geçirildiği anlamına geleceğini anlatıyor. 

1921 Anayasası tartışmaları ne anlama geliyor?

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı ve yerine kurulacak Cumhuriyet’in sancılı doğumu sırasında İlk Meclis’in meşruiyet arayışıyla 1921’da kabul edilen Teşkilat-ı Esasi, yani Birinci Anayasa, ilk maddesinde hakimiyeti kayıtsız şartsız millete bırakıyordu. Dönem itibarıyla güçlü bir halkçılık düşüncesinin hakim olduğu anayasanın yapım sürecinin en çoğulcu ve demokratik anayasa süreci olduğu konusunda genel bir görüş birliği bulunuyor.

Üç yıl hayatta kalan 1921 Anayasası’nda bugünkü tartışmalara zemin hazırlayan en önemli iki madde, icra gücünün Meclis’e verilmesi, güçler birliği anlayışı ve “devletin dini İslam’dır” maddesi:

“1921 Anayasası İcra kudreti ve teşri selahiyeti; milletin yegane ve hakiki mümessili olan TBMM’de tecelli ve temerküz eder. (m. 2) Türkiye Reisicumhuru Devletin Reisidir. Bu sıfatla lüzum gördükçe Meclise ve Heyeti Vekileye riyaset eder.”

Madde 3’te Türk değil, Türkiye halkından bahseden ve ayrıca bir devlet başkanlığı makamı bulunmayan anayasanın 10. Mmddesinde de yerel özerkliğe denk düşen “Vilâyet mahalli umurda manevi şahsiyeti ve muhtariyeti haizdir” ifadesi de yer alıyor.

AKP’nin gönderme yaptığı “ruh”un daha ziyade ziyade “devletin dini İslam”dır maddesini içerdiğine dikkat çeken Anayasa uzmanları, bir geçiş anayasası olan 1921’in koşullarının bugün bulunmadığını vurguluyor. Ancak siyaset kulislerinde, AKP’nin rejim inşa eden bir parti oluşu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendini koyduğu konum dolayısıyla İslam ve muhtariyet maddelerinin muhafazakar ve Kürt seçmenin oylarını almaya yönelik bir manevra olduğu konuşuluyor. 

Bunlar ise bütün cumhuriyet anayasalarında değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk dört maddeden özellikle ikincisindeki “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” ifadesine aykırılık teşkil ediyor.

Yasama ve yürütme erklerinin Meclis’te toplandığı, yani Meclis hükümetinin dünyada en başarılı ve şu andaki tek örneği İsviçre. Genelde olağanüstü ve krizli dönemlerde uygulanan sistem, Fransa’da 1792-1795 yıllarında Konvansiyon döneminde de uygulanmıştı. İsviçre’deki halen süren sistemde ise parti hiyerarşisi bulunmuyor. Siyasi partiler Meclis’te temsil edildiği oranda hükümette de aşağı yukarı aynı oranda temsil ediliyor, böylece sürekli bir koalisyon hükümetleri iktidarı söz konusu oluyor.

AKP’nin öngördüğü yeni anayasada neler var?

Hükümete yakın isimlerden Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi yeni “kuruluş anayasası” anlayışını şöyle anlatıyor:

“AK Parti reformlarla büyüyen bir parti. Ama bir süredir kitleleri heyecanlandıracak yeni bir hikâye yazamıyordu. Yeni anayasa ve reformlarla birlikte buna kavuştu.”

Selvi’ye göre yeni anayasanın iki kırmızı çizgisi; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Anayasa’nın ilk dört maddesi. 

Erdoğan’ın yeni anayasa önerisi ile siyaseti yeniden şekillendirmeyi amaçladığını yazan Selvi, ilk hamlesiyle muhalefetin parlamenter sisteme dönüşle ilgili kurgusunu bozduğunu öne sürüyor. Buna göre, yeni anayasa bir süre tartışılarak “anayasa siyaseti” oluşturulacak, muhalefet partileri bir tavır almaya zorlanacak, ilk altı ayın ardından ise anayasa çalışmalarını yapmak üzere Meclis zemininde bir çağrı yapılacak.

Selvi, Erdoğan’ın “yeniden kuruluş anayasası”nı Cumhuriyet’in 150, 200’üncü yılları kutlanırken tarihi dönüm noktalarından biri olarak gösterilmesini istediğine de vurgu yapıyor

AKP’nin yol haritasıyla ilgili medyaya yansıyanlara göre, yeni anayasa için öncelikle akademisyenlerden görüş alınacak; ardından başta 2012’de Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda sundukları kendi önerileri ve üzerinde uzlaşılan düzenlemeler olmak üzere daha önce yapılan anayasa çalışmaları  incelenecek; Meclis grubunda bir komisyon ya da çalışma grubu oluşturarak, teklifin altyapısını oluşturulacak ve Cumhurbaşkanlığında görevli bir hukuk profesörünün koordine edeceği bu ön çalışmaların ardından destek vermek isteyen siyasi partilerinden öneri alınacak. 

Ancak teklif metninin MHP ile birlikte şekillendirileceğine kesin gözüyle bakılıyor. Parlamentodaki diğer partiler destek vermese bile yol haritasına göre, MHP ve destek verebilecek diğer partilerin imzasıyla teklif Meclis Başkanlığı‘na sunulacak.

Anayasa değişikliğinin doğrudan Meclis’ten geçmesi için 600 milletvekilinden 400’ünün oyunu almak gerekiyor. Referandum içinse 360 vekilin oyuna ihtiyaç var. AKP’nin 291, MHP’nin 49, yeni anayasa için destek vereceğini açıklayan Büyük Birlik Partisi’nin 1 milletvekili bulunuyor, yani yeterli çoğunluğa sahip değiller.

Muhalefet ne diyor?

Yeni anayasa çağrısının muhalefet partilerinde karşılık bulmadığını söylemek mümkün.

CHP “oyalama ve gündem değiştirme taktiği” olarak değerlendirirken, İYİ Parti lideri Meral Akşener ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nden vazgeçip güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilmesi yer almadığı sürece, yeni anayasa çalışmalarına katkı vermeyeceklerini bildirdi. Güçlendirilmiş parlamenter sistem arayışına güçlü bir destek de AKP’den kopan DEVA ile Gelecek partilerinden geldi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile DEVA lideri Ali Babacan ortak bir çalışma için müzakere yürütme konusunda karar aldı.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da  yeni bir anayasa hazırlamanın hayati bir mesele olduğunu belirterek “HDP’nin bu konuda tavrı açıktır. Eğer amaç toplumu oyalamaksa, iktidar bu sıkışıklıktan bir parça kurtulmak istiyorsa, hesap iktidara bir parça nefes aldıracak bir manevra ise HDP buna karşı tavrını açıkça ortaya koyar ve böyle bir oyunun parçası olmaz” dedi.

Hükümetin yeni anayasa için içerik ve yöntem konusunda önerilerini Meclis’e getirmesini, ona göre bir değerlendirme yapacaklarını belirten Sancar,  2Biz, yeni anayasanın toplumun bütün kesimlerinin katılımı ile şeffaf ve demokratik bir ortamda yapılmasını savunuyoruz” diye konuştu. 

Muhalefet partilerinin neredeyse tamamı, ülkenin yoksullaşma, işsizlik, koronavirüs salgını ve benzeri önemli sorunlarının sıkıştırdığı iktidarın erken seçim çağrılarından kaçınmak için bu gündemi yapay olarak ortaya attığı görüşünde ortaklaşıyor. Erdoğan’ın hukuk ve yargı reformu sözlerinin üzerinden geçen üç aylık sürede somut tek bir adım atılmadığına da vurgu yapan muhalifler, “doğaz gaz rezervi, uzay projesi, yeni anayasa gibi sanal projelerle 2023’ü garantilemek istediği kanısında.

Pek çok kişi tarafından dile getirilen bir diğer görüş de başta AYM ve AİHM kararlarının yerel mahkemelerce uygulanması, halihazırdaki Anayasa’ya aykırı “izinsiz gösteri” gerekçesiyle hoşa gitmeyen her toplantının polis zoruyla dağıtılması, katılanların tutuklanmasının önüne geçilmesi, temel hak ve hürriyetlerin güvence alınması, hukukun üstünlüğü ilkesinin hayata geçirilmesi gibi “reformlar” yerine, yeni ve “kurucu” olduğu ifade edilen bir anayasanın gündeme getirilmesi, “güçlendirilmiş dikta” niyetinden başka bir şey değil.

Yeni anayasa tartışması, 2023’e veya bir erken seçim gündeme gelirse bu tarihe kadar gündemdeki yerini koruyacağa benziyor. İktidarın yanına yeni ortaklar araması veya referandumu zorlaması bekleniyor,  ancak muhalif kesimin bundan sonra alacağı tavır, tartışmanın hangi yöne evrileceğini büyük ölçüde belirleyecek. 

Kategori: Türkiye