Doğa MücadelesiEditörün Seçtikleriİklim KriziManşetTürkiyeVideo

Uzun soluklu bir tahribata tek sloganla bakmak: İklimi değil sistemi değiştir

0
Fotoğraf: Mehmet Temel

Video haber: Mehmet TEMEL

*

Son yıllarda iklim değişikliğinin kendini daha çok hissettirmesi, bununla birlikte çözüm yollarınının tıkanması ile beraber iklim için harekete geçilmesi hedefiyle ortaya koyulan eylemler de arttı. Hem ulusal hem de uluslararası artan eylemlerle birlikte birçok protesto, slogan ve tepki de kayıtlara geçti. Bu eylemlerin hedefleri arasında iklim krizi karşısında ulusal ve uluslararası aktörlerin fosil yakıtı ve dolayısıyla krizi besleyen fonlamaları ve yönetimlerini iklim için harekete geçirmekten, kriz karşısında ekonomik, coğrafik, ırk, cinsiyet, yaş ve yönelim gibi nedenlerle dezavantajlı konumda olan topluluklar için iklim adaleti istemeye kadar birçok neden bulunuyor. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu iklim krizi eylemlerinde hedefler tek bir cümleyle slogana dönüştürülmüş durumda ve biz de tam olarak tüm Türkiye’de bunun izini sürüyoruz:

“İklim değil, sistemi değiştir!”

2022’de kimi zaman iklim krizlerine karşı finansmanına devam edilen fosil yakıtlara, uluslararası iklim toplantılarında vadedilen net sıfır taahhütlerine karşı hükümetlerin hala yeterli eylemliliği göstermiyor olmasına, ormansızlaşmaya, yerinden edilmelere karşı dünyanın bir eylem sahnesine dönüştüğü de söylenebilir.

Özellikle Avrupa’da iklim aktivistlerinin ulusal ve önde gelen sanat galerilerinde Vincent Van Gogh‘un Ayçiçekleri‘nden Johannes Vermeer‘in dünyaca ünlü başyapıtı İnci Küpeli Kız’ına kadar birçok tablo üzerinden gerçekleştirdiği eylemler dünya gündemine damga vurdu. Türkiye’de ise gençler İstanbul’da iklim grevi yaparken iklim aktivistleri ülke çapında kervanlar yaparak olay yerinde fosil yakıt kullanımlarına, üretimlerine ve desteklemelerine yerelde en yakında maruz kalan insanların yanında tepki gösterdi.

İklim krizine karşı eylemlilik bu kadar artarken aynı zamanda iklim krizinin sonuçları, aşırı hava olayları birçok ülkede geniş çapta zararlara yol açtı.

Hava koşullarının ekstrem seyretmesi can kayıplarına, yerinden edilmelere, iklim göçlerine, ekinlerin zarar görmesine, kültür miraslarının tahribatına, mali kayıplara ve kaygılara sebep oldu. Bu başlıkların her biri kendi özelinde dünya ve üzerinde barınan canlılar için oldukça ağır etkilere sebebiyet verdi. Ancak ekstrem hava koşullarının sıklığını ve yoğunluğunu artıran iklim krizine karşı geri dönüş için eylemlilik de devam etti.

Türkiye özelinde Trakya’dan Erzincan’a kadar iklim krizinin etkilerini kayıt altına aldığımız videoda, aynı zamanda üniversiteden sokağa “İklimi değil, sistemi değiştir” sloganını özümseyen kişilere mikrofon uzattık.

İçinde bulunduğumuz bu duruma nasıl bakılıyor, sorun nasıl ele alınıyor ve çözüm yolları nasıl görülüyor… Bir slogan üzerinden bu soruları ‘Doğanın Çocukları’ndan Beyda Ceylan‘a, TTB’den Prof. Dr. Gamze Varol‘a, iklimBU’dan Prof. Dr. Levent Kurnaz‘a, İklim Adaleti Koalisyonu‘ndan Levent Büyükbozkırlı‘ya ve Avukat Özlem Altıparmak‘a sorduk.

Üniversite öğrencisi ve iklim aktivisti Beyda Ceylan şunları söylüyor:

“İklimi değiştirenler egemenler, yoksulların, işçilerin bu konuda payı çok çok az.”

“İklimi değil, sistemi değiştir” sloganı üzerinden konuştuğumuz halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Gamze Varol ise şunları aktarıyor:

“Sağlıklı olabilmek için sağlıklı bir çevrede yaşamamız şart ve bu sağlıklı çevre içinde bulunduğumuz sistemle sürdürülemiyor.”

İklim Adaleti Koalisyonu‘ndan Levent Büyükbozkırlı ise sistemi değiştirmeye geldiklerini söylüyor:

“Bu slogan bir nevi meydan okuma, bırakın artık iklimi değiştirmeyi, biz artık sistemi değiştirmeye geliyoruz.”

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Merkezi’nden Prof. Dr. Levent Kurnaz ise sorunun kaynağına işaret ediyor:

“Çoğu çevresel problem, bizim doğaya verdiğimiz zararların bedelinin ürünlere yansımamasının bir sonucu.”

Son olarak çevre avukatı Özlem Altıparmak ise ne yapılabileceğine dair şöyle bir yol sunuyor:

“Sürdürülebilir ekonomi, sürdürülebilir kalkınma gibi kavramlar kullanıyoruz ama artık sürdürülebilir yaşam kavramını kullanmalıyız.”

 

You may also like

Comments

Comments are closed.