Editörün Seçtikleriİklim KriziManşet

Ülkü Ocakları ve iklim krizi raporu: Kızıl elmanın yeşile dönmesi mümkün mü?

0

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı “İklim Krizi ve Türkiye Raporu” isimli bir çalışma yayınladı. İklim krizinin Türkiye ve dünyadaki etkilerine değinilen raporda ulusal, yerel ve bireysel iklim eylem planı önerileri yer alıyor.

Rapor, ultra sağ-milliyetçi siyasal çizgide bulunan Ülkü Ocakları için iklim değişikliği konusunda atılmış ilk adım olma özelliği taşıyor. Peki böyle bir raporun yayınlanması ne anlama geliyor?

Kaçınılmaz olanla yüzleşme

Hollanda’da bulunan Groningen Üniversitesi’nde çevresel planlama alanında öğretim üyesi Dr. Ethemcan Turhan, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada raporu, “Kaçınılmaz olanın kaçınılmazlığıyla yüzleşiyorlar” şeklinde değerlendirdi.

1990’lı yıllardan bu yana büyüyen iklim değişikliği tartışmalarında küresel sağ siyasetin konuya iki yönden yaklaştığını belirten Turhan, “Ya meseleye ekonomist bir açıdan yaklaşarak meseleye ‘milli ekonomik çıkarlarımıza zarar verir’ diyerek baktılar ya da doğrudan iklim inkarcılığı yolunu seçtiler” dedi.

‘Argümanlarının geçerliliği kalmadı’

Ancak günümüzde iki yaklaşımın da yetersiz kaldığını söyleyen Dr. Turhan, “Argümanlarının geçerliliği kalmadığı noktada özellikle mevcut sağ popülist dalganın iklim değişikliğini kendi argümanlarına katarak gündemlerine almaya başladıklarını görüyoruz” yorumunu yaptı.

Türkiye’de Paris Anlaşması’nın onaylamayan altı ülke kalmışken “milli çıkar” argümanını kullanmanın milli çıkara zarar verdiğini gördüklerini belirten Turhan, “O yüzden kendi argümanlarıyla harmanlayarak konuyu içselleştirdiklerini görüyoruz” dedi.

Nitekim raporda da “1990’lardan bu yana benimsediğimiz katı hukuki-politik çizgiyi esneterek Paris Anlaşması’na taraf olmak milli çıkarlarımız bağlamında yeniden müzakere edilebilir” ifadeleri kullanılıyor.

‘Küresel gelişmelerden bağımsız değil’

Yayınlanan bu raporun küresel gelişmelerden bağımsız okunamayacağını öne süren Ethemcan Turhan, “Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) eski lideri Nigel Farage’ın bir çevre şirketine baş danışman olarak atandığını görüyoruz. Farage, Brexit’in mimarlarından ve yabancı düşmanlığını körükleyen bir isimdi” örneğini verdi.

Küresel olarak “İklim değişikliği var, bu yüzden ekonomik olarak güçlenirken göçmenlere kapımızı kapatmalıyız” şeklinde daha içe kapanmacı bir yaklaşım olduğunu belirten Turhan, Türkiye’deki gelişmelerin de bununla paralel olduğunu söyledi.

Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi eski lideri Nigel Farage

İklim adaleti ve milliyetçilik yan yana olur mu?

Rapor içerisinde yapılan vurgulardan bir tanesi ise iklim adaleti. İklim krizinin etkilerinin toplumun her kesimini aynı derecede etkilemediği belirtilen raporda “İklim krizinde toplumsal ve siyasal dönüşüm sağlanırken bu dönüşümün adil bir dönüşüm olması gerekmektedir. Bu noktada devlet iklim eylem planını oluştururken ‘iklim adaletini’ gözetmelidir” ifadeleri kullanılıyor.

Peki milliyetçilik ile iklim adaleti kavramları yan yana gelebilir mi? Ethemcan Turhan bu soruya şu şekilde yanıt verdi:

İklim adaleti 1990’lardan bugüne kadar enternasyonalist bir yaklaşım belirlemiş bir terim. Bu yüzden hiçbir koşul altında milliyetçilik ve iklim adaletinin uzlaşacağını düşünmüyorum.”

Kimin için iklim adaleti?

İklim adaleti tartışmasının en temelinde eşitsiz coğrafi, tarihsel gelişimle ilgili olduğunu vurgulayan Turhan, “İklim adaleti diyorsak kapitalizmden bahsetmek, toplumsal cinsiyet ayrımından, ırk ayrımından bahsetmek zorundayız. Eğer bu alandan çıkarıp ülkelerin bir araya gelip doğmamış kuşağa adil davranması gibi dar alana hapsedersek terimin içerisini boşaltma riskiyle karşı karşıya kalırız” dedi.

Ethemcan Turhan milliyetçilik ve iklim adaleti kavramlarını konuşurken şu soruların mutlaka sorulması gerektiğini söyledi:

İklim adaleti olsun evet, ama kimin için olsun? Bütün ülkeleri kapsıyor mu? Türkiye’deki Suriyeliler için de geçerli mi? Göçmenler için geçerli mi?

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.