İklim KriziManşetTürkiye

TÜSİAD Başkanı: Yeşil Mutabakat geleceğin yol haritasıdır

Fotoğraf: AA

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı ve Divanı, Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Haysiyet Divanı asil ve yedek üyelerinin seçimi için Olağan Genel Kurul Toplantısı’nı gerçekleştirdi.

Yapılan seçim sonucunda TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski ve TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan yeniden seçildi.

Toplantı açılışına video konferans yöntemiyle katılan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaslowski, kuruluşlarının 50’nci yılının “Salgın nedeniyle dünyanın çok boyutlu bir krizden geçtiği, iklim değişikliği felaketinin tüm haşmetiyle kendisini gösterdiği bir döneme” denk geldiğini söyledi.

‘İşsizlik toplumu tehdit ediyor’

İşsizliğin, toplumun bugününü ve geleceğini korkutucu şekilde tehdit ettiğini belirten Kaslowski, AA’nın aktardığına göre “Bunun yanında geçmiş 10 yılın küresel ölçekteki kolay finansman koşulları, giderek ortadan kalkıyor. Rezervlerimiz azaldı. İşte böyle bir dönemde hükümetimiz yeni bir ekonomi paketiyle piyasalara olumlu mesaj vermeye çalıştı. Bu çabayı olumlu karşılıyoruz” dedi.

Atılması planlanan adımların, somutlaştırılarak paylaşılmasının ve rakamsal hedeflerin netleşmesinin, programı daha verimli ve kredibilitesi daha yüksek hale getireceğine değinen Kaslowski, “Bir reform sürecinin olmazsa olmazı olarak gördüğümüz hesap verilebilirlik, ancak bu şekilde anlam kazanacaktır. Geçtiğimiz 3 yılda, benzer programların ve eylem planlarının açıklandığına tanık olduk. Bunların istenen sonuca ulaşamadığını da üzülerek gözlemledik” şeklinde konuştu.

Fotoğraf: AA

‘Gıda enflasyonu için önlem alınmalı’

İstikrarlı büyüme hattına oturulması için ana hatları ve gereklilikleri herkesçe bilinen yapısal reformların bir an önce hayata geçirilmesinin şart olduğuna işaret eden Kaslowski, şunları kaydetti:

Aksi taktirde had safhaya varan işsizliğin de etkisiyle, alım gücündeki azalma, enflasyonun yükselmesi, büyümenin finansmanı gibi temel sorunların çözülmesi mümkün değildir. TL’ye, kaybettiği güveni mutlaka yeniden kazandırmalıyız. Aksi halde krizden çıkışımızın çok zorlaşacağı kanısındayız.

Bu bağlamda gıda enflasyonunun özel olarak ele alınmasının, tarım sektörünün sorunlarını gündeme getirecek ve kalıcı olarak çözecek bir programın da hazırlanmasının gereğine inanıyoruz. Bu konularda hazırladığımız kapsamlı raporun yetkililerce değerlendirileceğini umuyoruz. Reform Programında bu yönde öngörülmüş adımların takipçisi olacağız. Gıda enflasyonu ve işsizliğin, artması ve yayılması, eğer önlem alınmaz ise toplumumuza çok zarar verecektir.”

‘Üniversitelerde özerklik sağlanmalı’

Simone Kaslowski, ekonominin sadece ekonomiden ibaret bir mesele olmadığını, herhangi bir ekonomik programın başarısının o programın teknik özellikleri kadar bir ülkedeki yargı sisteminin güvenilirliği, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygının düzeyi, kurumların yetkinliği ve ülkenin eğitim sistemindeki seviyenin yüksekliğine bağlı olduğunu söyledi.

Verilen eğitimin kız ve erkek çocuklarını ve gençleri çağın gereklerine uygun bir tedrisatla yetiştirmesi, potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri niteliklere sahip olmaları ve nitelikli işler bulabilmeleri açısından elzem olduğunu belirten Kaslowski, “Tıpkı o ülkenin üniversitelerinin güçlü özerk yapılarının, yüksek bilimsel kapasitelerinin, eğitimin özgür tartışma ve özgür düşünce ortamında yapılmasının elzem olduğu gibi” dedi.

‘İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmamalı’

Kaslowski, özellikle 21. yüzyıl dünyasında kadınların haklarının tam anlamıyla hayata geçirilmesinin, onların şiddetten korunmasının öncelikli bir konu olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

Kadınların iş dünyasında ve aslında hayatın her alanında eşit muamele görmeleri hem her şeyden önce bir insan hakları meselesidir hem de bir ülkenin ekonomik cazibesini etkileyen unsurlardan birisidir. Bu nedenle bizzat Avrupa Konseyi bünyesinde tüm ülkelerce imzalanmış, Türkiye’nin öncülük de yaptığı, ilk imzacısı Türkiye olan ve dünyanın incisi şehrimizin adını taşıyan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını, daha önceki basın açıklamalarımızda da vurguladığımız gibi, düzeltilmesi gereken bir karar olarak değerlendirdiğimizi tekrarlamak istiyorum.”

‘Yeşil mutabakat geleceğin yol haritası’

Geleceğin renginin pandemiyle iyice açığa çıktığını belirten Kieslowski,  iklim değişikliğinin ve çevre tahribatının maliyetinin tüm çıplaklığıyla sergilendiğini söyledi. Açıklamasında “Yeşil bir ekonomiyi, küresel ölçekte yaratmayı beceremediğimiz takdirde, dünyanın bu yüzyılı ancak zar zor çıkarabileceğini düşünenlerin sayısı hızla yükseliyor. İktisadi açıdan da AB’nin öncülük ettiği, ABD’nin Biden yönetiminde tüm iradesiyle katılıp kendi programını açıkladığı Yeşil Mutabakat, artık geleceğin yol haritasıdır. Çin, bu konuda da kendisini öne çıkararak sıfır karbon salınımı konusundaki zamanlama hedefini açıklamıştır” dedi.

İklim değişikliğinden en fazla etkilenen coğrafyalardan biri olan Türkiye için, yeşil dönüşüm bir tercih değil gereklilik olduğunun altını çizen Kaslowski,  “Küresel düzeydeki bu yeşil ekonomi dönüşümünün gerekleri ile ülke ekonomimizin yapısal nitelikleri arasındaki açığın büyümesine izin veremeyiz. Çevresel, toplumsal, ekonomik sürdürülebilirlik için kalıcı çözümler getirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

‘Paris Anlaşması onaylanmalı’

Açıklamasının devamında “Türkiye’nin bu yeni çarkın dışında kaldığı, devletin bu işi önemsemediği, iş dünyasının şimdi masraf zamanı değil diyerek gerekli yatırımları ertelediği bir durumda kalamayız. Bu dönüşümün gereklerini yapmazsak, bırakın tedarik zincirlerinde imtiyazlı bir konuma erişmeyi, mevcut pazarlarımızı tutmakta dahi zorlanırız” dedi.

Kaslowski, bu bağlamda 2021’in Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı onayladığı bir yıl olmasını, tüm taraflar için öngörülebilir bir çerçeve çizecek bir yol haritasına vesile olmasını diledi.

Kategori: İklim Krizi