Doğa MücadelesiManşetTürkiye

Türkiye Ormancılar Derneği: Milli parkların ucuz hammadde için kullanılması kabul edilemez

Türkiye Ormancılar Derneği, milli parklar ve diğer korunan alanlarda yapılan odun üretimiyle ilgili bir açıklama yayımladı.

Açıklamada, son dört yılda ormanlardan yapılan odun üretiminin yüzde 53,6 oranında arttığına vurgu yapılırken, “Milli parkların, sermayeye ucuz hammadde sağlamak için gözden çıkarılması kesinlikle kabul edilemez” denildi.

Endüstriyel odun üretiminde yüzde 59,5’e varan artış yaşandı

Türkiye’de yaşanan döviz fiyatlarındaki artış nedeniyle, orman endüstrisinin odun hammaddesini ülke içi üretimden karşıladığı belirtildi:

Ülkemiz ormanlarından yapılan odun üretimi 2017 yılında 18,5 milyon metreküp iken, 2020 yılına kadar 10 milyon m3 attırılarak 28,5 milyon metreküpe ulaşmıştır. Yani sadece son dört yıl içinde yüzde 53,6 oranında artmıştır.

Bu kısa süre içinde yakacak odun üretiminde, yüzde 23,8’lik bir artış görülmüşken, sanayi odun üretimi yüzde 59,5 artmıştır. Endüstriyel odun üretimindeki yüzde 59,5’e varan rekor artışın ana nedeni; 2018 yılında ülkemizde döviz fiyatlarında yaşanan aşırı artış nedeniyle, yurt dışından getirilen odun hammadde fiyatlarındaki maliyetlerin artması sonucu, orman endüstrisinin odun hammaddesini ülke içi üretimden karşılamak istemesinden kaynaklanmaktadır.

Çünkü orman ürünleri endüstrisi sektörü kapasitesini kısa süre içinde olması gerekenden oldukça fazla artırmış ve odun hammaddesi gereksinimini iç piyasadan karşılayarak maliyetlerini düşürebilmek için Tarım ve Orman Bakanlığı üzerinde büyük bir aşırı odun üretimi baskısı oluşturmuştur.”

‘Orman ekosistemine ciddi zarar veriliyor’

Açıklamada, orman endüstrisine hammadde sağlamak için Türkiye’deki orman ekosistemine ciddi anlamda zarar verildiği de kaydedildi:

Türkiye’deki odun üretiminin 3/4’ü tomruk ve lif yonga odunu üretimidir. Bu yüzden bu iki ürünü işleyen orman endüstri sektörlerindeki kapasite artışının yakından takip edilmesi gerekmektedir. Çünkü bu sektörlere hammadde sağlamak için Türkiye’deki orman ekosistemlerine ciddi zarar verilmektedir.

Orman endüstrisine ucuz hammadde sağlamak amacıyla odun üretimi miktarını artırmak için dikili ağaç satışı, endüstriyel plantasyon, orman bakımı, olağanüstü üretim vb. yöntemlere başvurulmaktadır. Bu yöntemler aslında ormancılık ilkelerine aykırı birçok uygulamayı içinde barındırmakta ve odun üretimindeki aşırı artışın gerçek nedenleri bu şekilde perdelenmeye çalışılmaktadır. Bu yöntemler yeterli olmamış olmalı ki bunlarla yetinilmeyerek, doğal ekosistemlerdeki biyolojik çeşitliliğin sürekliliğinin sağlandığı en önemli alanlar olan milli parklarda yeni yapılan amenajman planlarıyla odun üretimi için etalar (kesilmesi planlanan odun miktarı) verilmeye başlanmıştır.”

Milli parklar, orman alanlarının yüzde 4’ünü oluşturuyor

Milli parkların sermayeye ucuz hammadde için gözden çıkarılmasının kabul edilemeyeceği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

Köprülü Kanyon Milli Parkı’nda 9 bin 477 metreküp, Termessos Milli Parkı’nda 176 metreküp, Beyşehir Milli Parkı’nda 5 bin 703 metreküp, Kızıldağ Milli Parkı’nda 9 bin 520 metreküp ve Kovada Milli Parkı’nda 948 metreküp yıllık odun üretimi için eta verilmiştir.

Beyşehir Gölü Milli Parkı ve Kızıldağ Milli Parkı Amenajman Planları 2021 yılında onaylanmıştır. Bu alanların amenajman planlarında son hasılat etasının belirlenmiş olması çok olumsuz bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Üretim ormanı değil de, korunan alan olarak yönetilmekte olan bu alanların odun üretimi mantığı ile planlanmış olması korunan alan yönetimi anlayışına hem hukuki, hem de bilimsel açıdan uygun değildir.

Günümüzde milli parklarımızdaki biyolojik çeşitlilik unsurlarının tümüne ait bilgilere sahip değiliz. Bu alanlar aynı zamanda, biyolojik çeşitlilik süreçlerinin tanımlanabileceği, gelecekte yapılacak bilimsel çalışmalar için süreç dinamiklerinin en iyi gözlemlenebileceği alanlardır.

Ekosistem çeşitliliğinden gen çeşitliliğine kadar tüm canlı unsurların henüz daha tam olarak bilinmediği milli parklar ülkemiz orman alanlarının sadece yüzde 4’ü (907.500 hektar) kadar bir alanı kaplamaktadır. Milli parklar içinde yer alan ormanların toplam orman alanına oranı ise sadece yüzde 1,3 (304.000 hektar)’tür. Milli parkların sermayeye ucuz hammadde sağlamak için gözden çıkarılması kesinlikle kabul edilemez.