Editörün SeçtikleriEkolojiManşetTürkiye

TUİK’in atık istatistikleri ne söylüyor? Termik santrallerin külleri tehlikesiz mi?

Haber: Eylem YILMAZ

*

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) 2020 yılının Termik Santral Su, Atıksu ve Atık İstatistiklerini açıkladı. TUİK verilerine göre, imalat sanayi işyerleri, maden işletmeleri, termik santraller, Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), sağlık kuruluşları ve hanehalklarında 2020 yılında 30,9 milyon tonu tehlikeli olmak üzere toplam 104,8 milyon ton atık oluştu. Toplam atık miktarı 2018’e göre yüzde 10,5 arttı.

Termik santrallerde 10 bin tonu tehlikeli olmak üzere toplam 24,4 milyon ton atık oluştu. Toplam tehlikesiz atığın yüzde 79,5’ini kül ve cüruf atıkları, yüzde 20,5’ini ise metal, kâğıt, plastik atıklar, atıksu arıtım çamurları ile evsel ve benzeri atıklar oluşturdu. Toplam atığın yüzde 85,9’u kül dağı, kül barajı veya düzenli depolama tesislerinde bertaraf edilirken, yüzde 13,2’si lisanslı tesislere gönderildi ve maden/taş ocaklarının geri doldurulmasında kullanıldı, yüzde 0,9’u ise diğer yöntemlerle bertaraf edildi.

2018 yılında termik santrallerde biriken atık 27 milyon 127 bin 134 ton olarak kaydedilmişti.

Çukurova Üniversitesi’nde öğretim üyesi ve aynı zamanda Mikroplastik Araştırma Grubu’nun kurucusu Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, TUİK’in 2020 Atık İstatistikleri’ni Yeşil Gazete‘ye değerlendirdi. Doç. Dr. Gündoğdu’ya göre, termik santral atıklarının 2018 yılına oranla azalmış olmasının nedeni enerji fazlası ve fiyat dengesizliklerinden kaynaklı olarak yılın belli dönemlerinde çalıştırılmamış olması olabilir. Verilerdeki asıl sorunun ise 24,4 milyon atıktan 10 bin ton tehlikeli atığın içerisinde külün yer almaması olduğunu söylüyor:

“Termik santraller, enerji fazlası ve fiyatlarındaki dengesizlikten kaynaklı olarak yılın belli dönemlerinde çalışmadı. Fark bununla ilgili olabilir ama tam olarak gerekçesini bilmiyorum. Termik santrallerin sayısında bir azalma olmadı. Hatta arttı. Verilerdeki ’10 bin ton tehlikeli’ kısmı muhtemelen termik santralin teknik bölümlerindeki çeşitli tamirat, tadilat, yağ değişimi gibi çeşitli kimyasal kullanımı gibi durumlar için ifade edilmiş olabilir. Elektrik aksamlı atıkları içeriyor olabilir. Ancak buradaki gariplik külün tehlikesiz atık olarak sınıflandırılması. Oysa kül son derece tehlikeli atık statüsündedir. Bunun tehlikesizleştirilmesi için yüksek teknoloji gerekiyor. Bunların yapılıp yapılmadığı belirsiz. Külün doğrudan tehlikesiz atık sınıfında depolama alanlarına gönderiliyor olması ilginç bir durum olarak değerlendirilebilir. 24,4 milyon tonluk kısım içerisinde 10 bin ton çok da değerlendirmeye konu olabilecek bir miktar değil.”

‘Depoların sızdırmadığından şüpheliyim’

Atıkların depolanmasının güvenli bir uygulama olmadığını belirten Doç. Dr. Gündoğdu, depoların kontrol edilip edilmediğiyle ilgili şüpheli olduğunu söylüyor:

“Depolama genellikle atık yönetim alt yapısı olmayan ülkelerin başvurduğu bir yöntemdir. Örneğin, Avrupa’da depolama yoktur. Aynı şekilde Amerika’da da çok sınırlıdır. Hindistan, Malezya, Türkiye ve Afrika ülkelerinde var. Bu ülkelerde atık türlerine bakılmaksızın hemen hemen bütün atıklar düzenli-düzensiz isimlendirmelerle depolanıyor, gömülüyor. Depolama işleminde teoride sızdırmazlığı sağlanıyor. Bu güvenli bir uygulama değil. Sızdırma olup olmadığını en son patlayan atık havuzundan biliyoruz. Benzer durumlar farklı yerde de zaman zaman olabiliyor. Dolayısıyla bunların düzenli olarak kontrol edilip edilmedikleri ya da istenilen standartlara uygun olup olmadığı konusunda şüpheliyim. Çünkü öyle olsaydı o atık havuzu patlamazdı.

Özellikle belediye atıklarının depolandığı yerlerle ilgili ciddi tartışmalar söz konusu. Örneğin, Adana’daki yer ciddi bir çöp suyu problemi yaratıyor. Adana halkı bundan çok rahatsız. Bunu sadece su olarak düşünmemek gerekiyor, ciddi bir koku da yayılıyor. Bunun sızdırmazlığının sağlanması gerekiyor. Ancak bu yapılıyor mu? Şüpheliyim. Hali hazırda Türkiye’nin bazı illerinde atıklardan biyogaz, enerji üretiliyor ve üretim sonrası kalan posa depolanıyor. Bazı illerde, bütün çöpler belirli bir alana herhangi bir işleme tabi tutulmadan olduğu gibi dökülüyor. Özellikle Büyükşehir olmayan küçük yerlerin bazı ilçelerinde bunları yaygın olarak görmek mümkün.”

Belediyelerde 32,3 milyon ton atık toplandı

TUİK verilerine göre, toplam 1 389 belediyenin 1 387’sinde atık hizmeti verildiği tespit edildi. Atık hizmeti verilen belediyelerde toplanan 32,3 milyon ton atığın yüzde 69,4’ü düzenli depolama tesislerine, yüzde 17’si belediye çöplüklerine ve yüzde 13,2’si geri kazanım tesislerine gönderilirken, yüzde 0,4’ü ise açıkta yakılarak, gömülerek, dereye veya araziye dökülerek bertaraf edildi. Belediyelerde toplanan kişi başı günlük ortalama atık miktarı 1,13 kg olarak hesaplandı.

Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, bu verileri “tutarsız” bulduğunu belirtiyor. Pandemi sırasında uygulanan karantinalarda evsel atık sorunun çok yükseldiğini hatırlatan Gündoğdu, “daha yüksek olması gerekirdi” diyor:

“32,2 milyon tondan, 32,3 milyon tona çıkmış. Burada bir tutarsızlık var. İki yılda bu kadarlık bir artış olması bana eksik geldi. Sadece pandemi döneminde ciddi bir evsel atık üretimi oldu. Daha yüksek olması gerekirdi ama önemli değil, bu oran da ciddi bir atık miktarı olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de toplam atığın yüzde 80’e yakını depolama alanlarına gidiyor. Bu oran yüzde 90’a kadar çıkabiliyor. Bunun nedeni atıkların ayrı toplanmaması, kompost üretim tesislerinin sayısının sınırlı olması.

Bir diğer sorun, bu atıkların içerisindeki diğer malzemelere oranlarının tam olarak bilinmemesi. Çünkü bir ayrıştırma sistemimiz olmadığı için toplananların ne olduğu konusunda yeterli bilgiye sahip değiliz. İstatistiklerde sayılar verilmiş ama bunların doğru olduğunu düşünmüyorum. Örneğin, 2013 yılında İstanbul için yapılan bir çalışmada belediye atıklarının yüzde 14’ü plastiklerden oluşuyordu. Bu dönemki belediye atık miktarının 20 milyon ton olduğunu düşünürseniz sadece İstanbul’da 900 bin ila 1 milyon ton arasında bir plastik atık miktarı ortaya çıkar. Burada 300 bin ila 400 bin ton arasında değişen bir miktar var. Özetle ortada çok ciddi bir atık üretimi ve atık yönetimi sorunu söz konusu. TUİK verileri bize bunu gösteriyor.”

İmalat sanayinde 4,6 milyonu tehlikeli 23,9 milyon ton atık

İmalat sanayi işyerlerinde ise 4,6 milyon tonu tehlikeli olmak üzere toplam 23,9 milyon ton atık oluştu. Toplam atığın yüzde 56,3’ü satıldı veya lisanslı atık işleme tesislerine gönderildi, yüzde 24,2’si düzenli depolama tesislerine gönderildi, yüzde 7,1’i işyeri sahasında depolandı, yüzde 7’si tesis bünyesinde geri kazanıldı, yüzde 3,2’si belediye veya OSB yönetimleri tarafından toplandı, yüzde 1,7’si beraber yakma (ko-insinerasyon) veya yakma tesislerine gönderildi, yüzde 0,4’ü dolgu malzemesi olarak kullanıldı/doğaya yeniden kazandırıldı, yüzde 0,1’i ise diğer yöntemlerle bertaraf edildi.

Maden işletmelerinde 27,6 milyon ton atık oluştu

Maden işletmelerinde dekapaj malzemesi/pasa hariç 27,6 milyon ton atık oluştu. Dekapaj malzemesi/pasa dahil oluşan 896,4 milyon ton toplam atığın yüzde 99,995’ini mineral atıklar oluşturdu. Toplam atığın yüzde 71,3’ü pasa sahalarında, atık barajlarında veya düzenli depolama tesislerinde bertaraf edildi, yüzde 26,4’ü ocak içine geri dolduruldu, yüzde 2,3’ü ise diğer yöntemlerle geri kazanıldı ya da bertaraf edildi.

110 bin ton tıbbi atık toplandı

Sağlık kuruluşlarından 110 bin ton tıbbi atık toplandı. Toplam tıbbi atığın yüzde 23,7’si İstanbul, yüzde 7,8’i Ankara ve yüzde 5,8’i İzmir olmak üzere, yüzde 37,3’ü bu üç büyükşehirde bulunan sağlık kuruluşlarından toplandı. Toplanan tıbbi atığın yüzde 90,6’sı sterilize edilerek depolama alanlarına, yüzde 9,4’ü ise yakma tesislerine gönderilerek bertaraf edildi.

OSB, 279 bin ton atık oluşturdu

Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) müdürlüklerinin altyapı hizmetleri, atıksu arıtımı vb. idari faaliyetleri sonucu 117 bin tonu tehlikeli olmak üzere 279 bin ton atık oluştu. Oluşan atığın 6 bin tonu OSB bünyesinde geri kazanıldı veya geçici depolandı, 208 bin tonu OSB dışında geri kazanıldı, 66 bin tonu ise OSB bünyesinde veya OSB dışında bertaraf edildi. Bertaraf edilen atıkların yüzde 59,4’ü düzenli depolama tesislerinde, yüzde 40,6’sı ise belediye/OSB çöplüklerinde bertaraf edildi.