ManşetEkoloji

Tortum Şelalesi’nin can suyu HES çalışması nedeniyle kesildi

0

UNESCO Dünya Mirası Listesi‘ne aday gösterilen, doğal güzelliği ve turizm yatırımlarıyla her geçen gün ilginin arttığı Tortum Şelalesi‘nde su kalmadı. Türkiye’nin 11’inci sakin kenti seçilen Uzundere ilçesinde 18’inci yüzyılda meydana gelen heyelan sonucu oluşan, 21 metre genişliği, 48 metre yüksekliğiyle yılda 15 bine yakın yerli ve yabancı turisti ağırlayan şelalenin can suyu HES ihalesini alan firma tarafından kesildi.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 8 Aralık 2021 tarihinde yapılan ihaleyle Uzundere ilçesindeki Tortum HES’i alan firma, onarım ve tadilat yapacağını belirterek Tortum Şelalesi’ne giden can suyunu kesti. Erzurum’da başta DSİ olmak üzere ilgili kurumlara yazı gönderen firma, bildiriminde şu bilgilere yer verdi:

“Tortum HES tesisimizin sanat yapıları, su alma, iletim kanalı ve tüneli, can suyunun ve ulaşım yollarında oluşan uzun ve süreli bakımsızlık nedeniyle meydana gelen tahribatların onarılması için yıkılan bozulan yerlerin eski haline getirilmesi gibi birtakım çalışmalar planlanmaktadır. Yukarıda bahsi geçen planlamış olduğumuz çalışmalarda tesisin mevcut yapısında onarıma yönelik çalışmalar yapılacak olup, ilave bir iş yapılmayacaktır.”

HES ihalesini alan firma 2010 yılında Danıştay 6’ncı Dairesi tarafından belirlenen saniyede 3,5 metreküp olan can suyunu bakım onarım gerekçesiyle kesti. Kış mevsimiyle suyu da az olan şelale, kesinti sebebiyle tamamen susuz kaldı.

Tortum Şelalesi’nde işletmecilik yapan Şaban Ata, yaklaşık iki aydır suyu azalan Tortum Şelalesi’nin suyunun tamamen kesildiğini söyledi. Konuyla ilgili olarak Erzurum Valiliği başta olmak üzere HES ihalesini alan firma ve diğer kuruluşlarla irtibata geçtiklerini ifade eden Ata, Danıştay kararıyla belirlenen can suyunun bir an evvel verilmesini istediklerini söyledi. Özelleştirmeden Tortum HES’i alan firmanın onarım ve tadilat sonucunda suyu bırakacağını açıkladığını ifade eden Ata, sorun sebebiyle ziyaretçi sayısının da azaldığını kaydetti.

Balıklı köyü yakınlarındaki dağda 18’inci yüzyılda meydana gelen heyelan sonucu oluşan Tortum Şelalesi, Türkiye’nin en büyük şelalesi olma özelliğini taşıyor. 21 metre genişliği, 48 metre yüksekliği ile dünyanın da en büyük şelalelerinden biri olan Tortum’da, yılda yaklaşık 15 bin yerli ve yabancı turist ağırlanıyor.

Yıllarca tadilat yapılmadığı için harabeye dönen Tortum Şelalesi’ne iki yıl önce Vali Okay Memiş’in talimatı ile 5 milyon liraya mal olan yürüyüş yolları yapılmıştı. Bu kapsamda merdiven sistemi kuruldu, köprü yapıldı, ferforjelerle güvenlik sağlandı, gece gelecek ziyaretçiler için de ışıklandırma sistemleri yapıldı.

Özel işletme tarafından Avrupa Birliği (AB) projesi ile günübirlik ziyaretçilere hizmet verilmek üzere 4 milyon 200 bin lira daha harcanarak, modern tesis hazırlandı. Büyükşehir Belediyesi de yolları asfaltlayıp, çevrenin ağaçlandırılmasını sağladı.

Can suyu neden önemli?

Akarsular üzerine inşa edilen HES’ler, suyun akış hızını, akış miktarını, akarsuyun derinliğini ve taban yapısını önemli ölçüde değiştirir. Bunlar nehir ekosistemlerinin sağlığı için kritik unsurlar. Akarsu yatağına bırakılan suyun miktarı, doğal hayatın sürekliliği açısından hayati öneme sahip.HES’lerden nehirlere az oranda su bırakılması sucul canlıların yok olmasına, beslenme, üreme ve göç davranışlarında kısıtlamalara neden olur.

WWF-Türkiye HES’lerin doğal akış rejimini değiştirmesinin sonuçlarını şöyle açıklıyor:

  • Doğal akış rejiminin değiştirilmesi akarsulardaki sucul türlerini dramatik derecede etkiler. Aynı zamanda, düzenli su akışına uyum göstermiş kara canlıları da etkilenir.
  • HES işletimi nedeniyle akarsu yatağına bırakılan suyun azalması sonucunda ortam nemi azalır. Yer altı suları yeterince beslenemez. Bu durum, bitki örtüsünü ve bunlarla yakın ilişkili biyolojik çeşitliliği olumsuz etkiler.
  • Akarsu yakınlarındaki bitki örtüsünün sel azaltıcı bir işlevi vardır. HES işletimi sonucunda azalmış bitki örtüsü aynı zamanda taşkın kontrolünün de azalması anlamına gelir.
  • Akarsudaki suyun derinliğinin azalması, balıkların su içindeki hareketlerini olumsuz etkiler.
  • Akarsuyun derinliğinin azalması, su sıcaklığını etkiler. Suyun sıcaklığı, balık için sınırlayıcı bir faktördür. Örneğin alabalık soğuk su türüdür ve 15°C’nin üzerindeki sıcaklıklarda hayatta kalması mümkün değildir. Su derinliğinin azalması nedeniyle su sıcaklığının 15 °C’nin üzerine çıkması alabalık popülasyonlarını tehlikeye sokar.
  • HES nedeniyle su akış hızındaki değişim, dere yatağı bileşenlerini değiştirir çünkü su, farklı hızlarda, farklı büyüklükte maddeler taşır. Bu nedenle, suyun akış hızındaki değişiklik, su kalitesini değiştirir.
  • Sucul türler, yaşam tercihlerini, suyun sıcaklığına, su kalitesine, su derinliğine ve su hızına göre yaptığından, suyun akış hızına yapılan müdahale, sucul yaşamın kompozisyon ve dağılımını etkiler.

Türkiye’deki HES işletimi sırasında dere yatağına bırakılması öngörülen su miktarına “can suyu” deniliyor. “Su Kullanım Hakkına Dair Yönetmelik” gereğince, HES kuran şirketler, doğal hayatın idamesini sağlayacak miktarda suyu dere yatağına bırakmakla yükümlü. Yönetmelikte, dere yatağına bırakılacak can suyu miktarı, “HES projesine esas alınan derenin son on yıllık ortalama akışının en az %10’u” olarak saptanmış durumda. Ancak ÇED sürecinde ekolojik ihtiyaçları tespit ederek bu miktarın arttırılıp arttırılmaması gerektiği şirketlerin insiyatifine bırakılmış.

Can suyu yerine ‘Çevresel Akış Uygulaması’

Uzmanlar, nehirlerin sağlığını korumak ve ekolojik hizmetleri desteklemek için can suyu uygulaması yeterli olmadığına, bunun yerine “Çevresel Akış” adı verilen uygulamaların tercih edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.  Çevresel akış, tek bir yöntem değil, farklı nehir sistemlerinde su ihtiyacını bilimsel olarak değerlendirme metotlarına verilen genel bir isim ve bunun hesaplanmasında kullanılan 200’ü aşkın metot bulunuyor.  Farklı coğrafya ve iklimsel koşullardaki nehirlerle ilgili ayrı ayrı hesaplanması gerekiyor.

Kategori: Manşet

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.