Doğa MücadelesiManşet

Tanrılar izler bu dayanışmayı: İda

  “Vardılar canavarlar anası çok pınarlı İda’ya,

Lektos burnunda fırladılar denizden,

ayak bastılar bereketli toprağa.

Ayakları altında ormanlı doruklar titredi.

Uyku durakaldı orada, görünmeden Zeus’un gözüne

çok yüksek bir çamın üstüne kondu,

İda’da büyüyen en ulu çamdı bu,

havada yüksele yüksele göğe varıyordu.

Uyku orada çam dalları arasında,

Bir kuş oluvermişti, dağlarda yaşayan, ince sesli,

Tanrıların Khalkis, insanların Kymindis dedikleri.”

Homeros İlyada’sında çok pınarlı, bereketli topraklara sahip olan İda’da misafir ettirir Tanrıları. Hem tanrıların hem insanların yaşamları, aşkları, savaşları akıp gider. Sonu gelmez yaşamın ruhu bu topraklarda. Mücadelenin de…

İda, günümüzde bilinen adıyla Çanakkale’nin Kazdağları bugün de mevcut kömür politikaları sebebiyle tehdit altında. Bu hikaye ise Homeros’unkinden biraz farklı… Enerji üretimi fosil yakıtlara ve ithal kaynaklara bağlı olan Türkiye’nin stratejik planlamasında 2023 yılına kadar enerji ihtiyacının yaklaşık iki katına çıkacağı öngörülüyor. Türkiye bu enerji ihtiyacını ise yeni kömür, hidroelektrik ve rüzgar santralleri inşa ederek karşılamayı planlıyor. Kömür, bu noktada kalkınma planları arasında öncelikli bir yere sahip olarak görünüyor.

2012 yılını Kömür Yılı ilan eden Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının izlediği bu politikayla beraber dünyada kömür yatırımlarını en çok arttıran ülkeler arasında Çin, Hindistan ve Rusya’nın akabinde Türkiye 4. sırada gelmekte. Türkiye’deki tüm kömür rezervlerinin eritilmesini amaçlayan bir strateji oluşturulmuş durumda. Enerji üretiminde cari açığı kapatma ve dışa bağımlılığı azaltma amacı güden bu stratejide “mevcut tüm yerli linyit ve taşkömürü potansiyelinin elektrik üretim için kullanılması” ve “arz güvenliğini sağlamak için yüksek kalori değerine sahip ithal kömüre dayalı termik santrallerin kullanımını” hedefleniyor. Hükümet bu yönelime uygun bir şekilde kömür sektörüne olan desteğini kömür teşvikleri ile göstermektedir. 2012’de yürürlüğe giren Yeni Yatırım Teşvik Sistemi çerçevesinde kömür yatırımları desteklenmekte. Genel Yatırım Teşvik Planı, Bölgesel Yatırım Teşvik Planı, Büyük Ölçekli Yatırım Teşvik Planı, Stratejik Yatırım Teşvik Planı olarak 4 farklı plandan oluşmaktadır sistem. Bu sistemin yanısıra ayrıca Çevre Etki Değerlendirmelerinin (ÇED) uygulanmasındaki eksiklikler de kömür yatırımcılarını adeta teşvik eder konumda bulunuyor.

Bu kalkınma pratikleri “sürdürülebilir” olmadığı gibi mevcut iklim politikaları karşısında da tamamen zıt yönde ilerliyor. Türkiye, 30 Eylül 2015 yılında ilan ettiği Ulusal Niyet Katkı Beyanı’nda (INDC) vermiş olduğu zayıf hedeflerin yanı sıra bu kömür politikaları ile birlikte karbon emisyonunu azaltma yönünde şu an hiçbir hamlesinin olmayacağını göstermektedir. Var olan termik santrallerinin yanı sıra tüm ülkede yapılması planlanan 80’den fazla termik santral de bu öngörüyü kanıtlar nitelikte.

Halihazırda çalışan 3 termik santrali bulunan Çanakkale de bu planlanan santral alanlarına sahip şehirlerden biri. Çanakkale’de Kazdağlarını da içine alan 9 farklı kömürlü termik santral yapımı planlama aşamasında. 1/ 100 bin Çanakkale-Balıkesir Çevre Düzeni planı kapsamında Lapseki’den Karabiga’ya kadar olan bölge termik santral bölgesi olarak gösteriliyor. Oysaki planlanan santrallerin ötesinde var olanlar bile Çanakkale’nin suyunu, toprağını yeterince etkilemekte. Ziraat Odası eski Başkanı İlhan Ulus‘un Yeşil Düşünce Derneği’nden Özgecan Kara‘ya 2015 yılında verdiği demeçte iklim değişikliği tuttu mu yıkıyor, çekti mi kurutuyor sözleri ile Çanakkale’deki durumu özetliyor. “Çanakkale’de sıcaklık 1-2 derece arttı. Narenciye üretiminde verim alamıyoruz, şeftali kiraz gibi meyvelerin soğuklama ihtiyacı oluyor. İstanbul’un Bursa’nın meyve bahçesi Çanakkale, burada yetişmezse nerede yetişecek? Sıcaklık artıyor, meyve ağaçları açmıyor. Don oluyor, meyve düşüyor. 90’lı yıllarda don bile olmazdı, şimdi Nisan ayında don oluyor, kırağı oluyor. Geçen sene 5 Ekim’de don, kı- rağı yaptı. Normalde 29 Ekim’dir bizim tarihimiz, o tarihte kırağı düşer. Geçen sene 5 Ekim’de düşünce domateslerin %60’ı telef oldu.”

Çanakkale’nin iklimi değişiyor. Peki yeni termik santrallerle birlikte ne olacak?

Kömürlü santrallerin uzun vadede iklimi değiştirmek gibi çok yıkıcı sonuçları olmasıyla beraber kısa vadede de çok zehirli etkilerinin olduğu biliniyor.

Peki yerli halk ne düşünüyor? Çanakkaleliler bu sorunun cevabını yaşayarak öğrenmek istemiyor. Santral bacalarından çıkan partikül maddeler solunum, kalp-damar ve beyin üzerinde olumsuz etkilere neden olurken aynı santraller aktığı nehri, döküldüğü toprağı yaşamsız bırakıyor. Yerli halkın bu olaylara karşı sessiz kaldığı düşünülse bile bölgesel yerel direnişler birbirine kenetlerek devam ediyor ve büyüyor.

Küresel destek yerel direnişle harmanlanabilir mi? Dünyanın pek çok bölgesinde çevre adaletinin sağlanmadığı yerlerde yerel halklar direniyor. Aynı değerler adına ortak bir dilde ancak yerelinin hikayesinde yaşam alanlarını savunuyorlar. Çanakkale’deki mücadele bu sivil direnişin bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. Yerel halkın, yapılması planlanan termik santrallere karşı açmış oldukları çevre davaları kazanılıyor. Köylüler maden şirketlerinin ortaya saçtığı kanserojen kirlilik sebebiyle yolları kapatıyor.

Yenice Çırpılar Termik Santrali’ne karşı yerel halkın vermiş olduğu mücadele sonucu Agonya Ovası’ndaki yetmiş beş köy muhtarının 68’inin imzalamış olduğu itiraz dilekçeleri ile proje toplantısı ertelendi. Bu örneklerden sadece biri.

Yerel direniş sistemli ve bilinçli bir şekilde örgütleniyor. İklim İçin STK Ağı, kömüre dayalı enerji politikasına karşı insanların yeşil enerjiyi desteklemesi bu doğrultuda uygulamaların geliştirilmesi, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması  kapsamında kurmuş oldukları bir sivil örgütlenme. Bu örgütlenme sayesinde yereldeki insanlar iklim değişikliği ile alakalı bilgi ediniyorlar. Pratikte neler yapabiliriz üzerine fikir üretebildikleri bir ortamda bir araya geliyorlar. Yerelde birbirleriyle ve aynı zamanda ortak amaç doğrultusunda ulusal/uluslararası bağlamda ağlar kuruyorlar.

Fosil yakıtlara karşı tüm dünyada yerel topluluklar tarafından ses getiren Break Free hareketi bu dayanışmanın son eylemlerinden biri. Direniş farklı şekillerde de devam ediyor. Yeşil Düşünce Derneği’nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Sektörel Yatırım Alanlarında Genç İstihdamının Desteklenmesi Hibe Programı kapsamıyla yürüttüğü İşini Güneşe Dön projesi, Çanakkale’de gençlere yenilenebilir enerji alanında eğitim alma fırsatı sunuyor.

Çanakkale direniyor dayanışmayla, bilgiyle, inançla. Tepkisiz kalmak, kömürün tozunu yutmak İda’nın boynunu bükük bırakmak anlamına geliyor bu coğrafyada. İda’nın ise boynu hiç bükük kalmadı. Tanrılar bu dağların eteklerinden ayrılırken biliyorlardı, insanlar bu toprakları sahipsiz bırakmazdı.

 

Bu haber için aşağıdaki kaynaklardan yararlanılmıştır :

Homeros, İlyada. A. Erhart ve A. Kadir(çev), 2012, İstanbul, Can Yayınları

Şahin Ü. , Türkiye’nin Enerji ve İklim Politikalarında Kömürün Yeri, Kömür Raporu, 2015, İstanbul Politikalar Merkezi

Acar S., Türkiye’de Kömür Yatırımları ve Mevcut Teşvikler, Kömür Raporu, 2015, İstanbul Politikalar Merkezi

Karabaha A.O., Kömürle Çalışan Termik Santraller ve Sağlık Etkileri, Kömür Raporu, 2015, İstanbul Politikalar Merkezi

Kara Ö., Çanakkale ÇED Muhaberesi, Türkiye’nin Kömür Hikayeleri, 2016, Yeşil Düşünce Derneği  

Yeşil Gazete, Çanakkale kömür madenleri haberleri

 

Haber: Özge Doruk

(Yeşil Gazete)