Editörün SeçtikleriManşetTürkiye

Sosyal medya düzenlemesi Meclis’te: Ağ sağlayıcılara büyük yaptırımlar geliyor

AKP tarafından hazırlanan ve MHP’nin de katkıda bulunduğu sosyal medyaya ilişkin düzenlemeleri içeren kanunun teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu.

Dokuz maddelik düzenleme ile ilgili bilgi paylaşan AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, “Sosyal ağ sağlayıcıların Türkiye’de bir merkez oluşturmalarını istiyoruz. Soruşturma ve kavuşturmaya imkan veren biz düzenleme yapacağız. Muhataplık oluşturmaya çalışıyoruz” dedi.

Bilişim Hukuku ve Ticaret Hukuku alanlarında çalışan Avukat Gökhan Ahi ise Yeşil Gazete’ye yaptığı değerlendirmede bu düzenlemenin “Muhalif seslerin kısılması, hükümete yönelik eleştirilerin azalması ve toplumda paranoya yaratılması” tehlikelerini barındırdığına dikkat çekiyor.

Düzenleme ne getiriyor? 

Zengin, yükümlülüklerin günlük erişimi bir milyondan fazla olan ve merkezi yurt dışında olan sosyal ağ sağlayıcılarını kapsayacağını duyurdu.  Önceliklerinin sosyal ağların kapatılması olmadığını vurgulayan Zengin, düzenleme ile hak ve hukuk arasında bir denge kurmaya çalıştıklarını ve kademeli bir yaptırım uygulayacaklarını belirtti.

Buna göre Türkiye’de temsilci bulundurmayan sosyal ağlara beş aşamada cezalar uygulanacak. Bunların ilk üçü denetleme kurumu başkanı tarafından son ikisi ise Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından verilebilecek:

  • 10 milyon TL para cezası
  • 30 milyon TL para cezası
  • Üç ay süre reklam yasağı
  • Yüzde 50 bant daraltma
  • Yüzde 90 bant daraltma

Avukat Ahi: Amaç sosyal medya eleştirilerini engellemek

Bilişim Hukuku ve Ticaret Hukuku alanlarında çalışan Avukat Gökhan Ahi  “Böyle bir yasa çalışması gerekli değildi. Hali hazırda, hem sosyal medya şirketleri, hem de mahkemelerden özel hayatın gizliliğini ihlal, kişilik haklarını ihlal, fikri ve sınai ürünlere tecavüz gibi hukuka aykırılık durumları giderilebiliyordu. Sadece sistemin daha iyi işlemesi için birkaç küçük değişiklik yapılması yeterli olabilirdi” ifadelerini kullandı.

Bu şekilde sıkı bir düzenleme yapılmak istenmesinin sebebinin sosyal medya şirketlerini Türkiye’de temsilci göstermeye zorlamak ve bu yapılmadığı takdirde erişimleri kademeli olarak kısmak olduğunu söyleyen Ahi, “Hükümet eskiden beri, kendisi hakkındaki eleştirilere tahammül edemiyordu, bu yasayla internetteki ve sosyal medyadaki eleştirileri kısmak, ayrıca anonim hesaplı kullanıcıların kimliğine çabuk erişmek istiyor” dedi.

‘Temsilicilik açma zorunlulukları yok’

Ahi, sosyal medya şirketlerinin her ülkede temsilcilik açmak gibi bir yükümlülükleri olmadığını belirtiyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde kurulu mevcut ofisler ise temsilcilikten ziyade, yazılım geliştirme, ürün pazarlama, sunucu barındırma, yerel çözümler üretme, çağrı merkezi, içerik moderasyon üzerine kurulu.

Temsilcilik denilen kurumun ise sorumluluk gerektiren farklı bir kurum olduğunu belirten Ahi,  “Twitter’ın 19 ülkede 34 ofisi var, ancak bunların hiç biri yasal temsilcilik düzeyinde değil” örneğini paylaştı. 

‘Almanya’da uygulanması bile sorunlu’

Sosyal medya düzenlemesinin olduğu ülkelere örnek olarak Almanya’nın gösterildiğini belirten Gökhan Ahi, Almanya’da uygulamada olan düzenleme hakkında şu bilgileri paylaştı:

Almanya örneğinden bahsediliyor. 2018’de Almanya’da yürürlüğe giren yasa, internet platformlarına ve sosyal medya şirketlerine, nefret söylemi, hakaret ve terör propagandasına karşı aksiyon alma zorunluluğu getirdi. Yasa dışı içeriğin, 24 saat içinde silinmesi, kullanıcı şikayetlerinin ise 48 saatte incelenmesi zorunluluğu geldi.

Bu düzenleme, her ne kadar ifade özgürlüğünü engellemeye yönelik olmasa da, yasanın uygulanma tarzı fazlaca sorun yaratabiliyor. Çünkü herkes benimsemediği bir fikri bu şekilde ötekileştirebiliyor ve buna karşı yasal aksiyon alabiliyor. İfade özgürlüğünü engellediği şeklinde yoğun eleştiriler var. Almanya’da dahi uygulanması sorunlu bir düzenleme.

‘Temsilcilik açarlarsa tutuklanabilirler’

Gökhan Ahi açıklamasının devamında hiçbir sosyal medya şirketinin ve internet platformunun Türkiye’de temsilci bulunduracağını düşünmediğini söyledi: “Çünkü bu temsilci her an gözaltına alınabilir veya her an tutuklanabilir. Ayrıca verilerin güvenliği sorunu da olabilir, zira herhangi bir mahkeme herhangi bir hukuki denetim yapmadan ve hukuki bir talep olmadan, bilgi talep etme kararları verebiliyor. Hiçbir internet platformunun, hele ki ifade özgürlüğünün kullanılması yönünde ciddi iddiaları olan, kullanıcı bilgilerini vermeye yanaşacağını sanmıyorum”

Bu platformların Türkiye’den çekileceklerini de düşünmediğini söyleyen Gökhan Ahi, bunun yerine Türkiye’deki trafiklerinin yavaşlatılabileceğini söyledi. Bu durumun yaratacağı sorunlara değinen bilişim hukukçusu,  “Dolayısıyla, içerikleri kimseye ulaşmayan insanlar kendilerine başka platformlar veya mesaj platformu bulmak zorunda kalabilirler. Bu da muhalif seslerin kısılması, hükümete yönelik eleştirilerin azalması ve toplumda paranoya yaratılması anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu.