Hafta SonuManşet

Son dönemin yeşil kitapları (15)

Çevre Hukuku

Çeşitli hukuk alanlarında olduğu gibi, ilgili kanunların ve yargı kararlarının yanısıra  çevre alanındaki çok sayıda yönetmelikteki ayrıntılı ve önemli düzenlemeleri de içeren bu çalışmamızı, Çevre kanununda ve ilgili yönetmeliklerde çok sayıda kapsamlı değişiklikler yapılması, bazı yönetmeliklerin tümüyle değiştirilmesi, Avrupa Birliği Direktiflerini esas alan yönetmelikler çıkarılması, Türk Ceza Kanunu ile Türk Borçlar Kanunun yenilenmesi ve Bakanlıklar  ve Kamu kuruluşlarında yapı ve görev değişiklikleri öngören bir dizi Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girmesi karşısında, artık yapılacak mevzuat değişiklilerinin eskiye oranla çok daha sınırlı kapsamda  ve zaman itibariyle daha seyrek olacağı düşüncesiyle yayınlamaktayız.

Çevre Hukuku
H. Güzin Üçışık ve H. Fehim Üçışık
Ötüken Neşriyat
2013

Devlet ve Tabiat (Biyoteknoloji Çağında İnsan Hakları)

Biyoteknoloji, yani bir ayağı laboratuarlara bir ayağı borsa endekslerine uzanan ve hayallerimizi süslediğinin farkında olan zamanımızın yeni kahramanı, popülerliğini aslında geçtiğimiz on beş yıla sığdırmıştır. Ancak her çağın kahramanı gibi, nefesinin hızla tükenip tükenmeyeceği üzerinde konuşmak için elbette çok erken. Bir popüler kültür ikonu olarak hayatımıza giren koyun Dolly, kısa sürede edebiyattan sinemaya bilim kurgu sahasının yeniden biyoteknoloji istilasına açılmasına öncülük etmiştir. 2000 yılında İnsan Genomu Projesi’nin tamamlanmak üzere olduğunun açıklanmasıyla, medyanın düş gücü konuyu daha ciddiye almaya başlamış ve takip eden yıllarda genetik mucizeler periyodik olarak haberlerde kendilerine yer bulmakta zorluk çekmemişlerdir.

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren biyoteknolojinin aldığı mesafe kuşkusuz ortadadır. Fakat yaratılan beklenti, özellikle sağlık alanında beş on yıl içinde büyük dönüşümlerin olacağı algısını ortaya çıkarmış ve medya-sermaye ortaklığı bundan beslenmiştir. Biyoteknolojinin popülerliği kaybolmasa bile, harikalar diyarına açacağı kapıya eskiye oranla ihtiyatlı yaklaşılmakta ve konu doğal rotasına oturmaktadır. Teknolojik rüzgârın dinmesiyle, zaman içinde daha sağlam bir tartışma zemini kendini gösterecektir. Fakat uzun süre gözden kaçan nokta, biyoteknolojinin tarım alanına büyük vaatlerle girmesine rağmen, bu alanda kısa sürede olumsuz bir tortu bırakmasıdır. Çünkü biyoteknolojik uygulamaların asıl sonuçları burada yavaş yavaş karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda tartışmaların sağlık alanından tarım alanına kayması ve insanların tedirgin biçimde olanları anlamaya çalışması bu durumun net göstergesidir.

Devlet ve Tabiat (Biyoteknoloji Çağında İnsan Hakları)
Hürol Çankaya
Sosyal Araştırmalar Vakfı
2012

Kapitalizmin Ekolojik Sorunları

“Kapitalizmin suçları; işkenceden, sömürüden, insanların işsiz ve umutsuz bir yaşama mahkûm edilmesinden, aşağılanmasından, ulusların baskı altında tutulmasından ve hatta soykırımdan ibaret değil, ekolojik suç da var!
Bu suç hayat(ımız)a kasteden, bütün insanlığa karşı işlenen bir cinayettir.

Örneğin kapitalizm insan(lık)ı kısırlaştırır!

Bilmiyor olamazsınız! Erkeklerdeki ortalama sperm sayısı 120 milyondan 15 milyona düştü…

Kadınlar yumurtlama sorunu yaşıyor, erkeklerde sperm kalitesi ve sayısı düşüyor. 100 yıl önce sperm sayısı mililitrede 100-120 milyonken, Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre birçok erkekte rakam artık 15 milyon. Yani dünya giderek kısırlaşıyor…

Bunda hava, su ve çevre kirliliği gibi faktörler çok etkili. Sanayide kullanılan ağır metallerin, gıdalarla, suyla ve havayla aldığımız yabancı maddelerin çok büyük rolü var. Benzindeki kurşun, ağır sanayide kullanılan civa, nikel, kadmiyum gibi metallerin hepsi toksiktir… Özellikle baca gazları kısırlıkta çok etkili… Sanayide kullanılan baca gazlarından çıkan dioksin kısırlık oranını önemli ölçüde artırıyor.” sözleriyle Demirer, Kapitalizmin çevreye (havayı, suyu, toprağı kirletmek, kaynakların aşırı tüketimi gibi) doğrudan ve (insan etkinliğinin neden olduğu iklim değişiklikleri gibi) dolaylı saldırıları, biosu hızla yıkıma sürüklediğini anlatıyor. Salt emeğin sömürüsüne yaslanan kapitalizm döneminin çoktan geride kaldığını, sistemin artık dünya yaşamının her veçhesini doğrudan tüketerek ayakta kalabildiğini de söylüyor.
Temel Demirer kitabında “Karşı koymazsak eğer tehlikededir günlük ekmeğimiz bacamızın tütmesi tehlikededir evimiz, aşkımız, çocuğumuz pencerede saksı kitap sevgisi, insan sevgisi tehlikededir.” gerçeğini çarpıyor yüzümüze yüzümüze. Bilimselliği roman tadında sunuyor biz okurlarına.. Silkeliyor, sarsıyor, uyarıyor, uyandırıyor. Belki kitabı bir solukta okuyamayacaksınız belki,ama okuduktan sonra da nasıl soluk alabildiğinizi düşüneceksiniz derinden derinden.. Biri mutlaka ölecek ama kim olacağını siz belirleyeceksiniz!

Şevki Yıldırım

Kapitalizmin Ekolojik Sorunları
Temel Demirer
Kaldıraç Yayınevi
2012

(Yeşil Gazete Kitap)

Kategori: Hafta Sonu