Yeşeriyorum

Sinema Salonları AVM'lere Taşınırken…

0

tsilla cheltonMahalle köşelerinde bir boy kadar duvarı olan, mahallenin Fatma Teyzesi’nin yemeğini yapıp, Ali Ustası’nın iş kıyafeti, oğullarının mahalle tozlarıyla gittiği yazlık sinemalar çoktan tarihe karıştı. Annem gösterirdi bizim mahlledeki sinemayı. Az ağlamadık filmlere derdi. Şimdilerde çoğu yazlık sinemanın yerine, boş buldukları yere abanan  bir iş merkezi yapılmıştır. Camdan dış cephesiyle. Ya da büyük bir alışveriş merkezi. İçerisinde ne ararsan bulursun cinsinden. Bu alış veriş merkezlerinin bodrum katına da, birkaç sinema salonu kontamine edilmiştir.Herşey bulunsun diye.E artık, Ne Fatma teyze üstündeki yemek kokusuyla yaraşır , alış veriş merkezlerindeki(AVM) Paco Rabanne kokulu kadınların yanına, ne Ali Usta üzerindeki motor yağıyla hoş durur,  bilmem ne kapmalı gömlek düğmesiyle duran beyaz yakalıların yanına, zaten mahellenin küçük oğlu Alican da pek bir çekinir büyük AVM çocuklarının yanında. Sinema AVM’lere girmiştir, AVM’lere de birileri. Onlara da artık görkemiyle mahalleye hoş bir gerdanlık misali verdiği havasıyla avunması kalır.

Diğer taraftan, henüz heryeri istila etmeden AVM’ler, abanmadan, büyük gösterişli “ne bilim  ne” merkezleri diye , pek bir mustakil duran fuayesi buram buram sanat-mısır alaşımı kokan kışlık sinemalar vardı. Evet vardı. Şimdilerde herbiri aynı gerekçelerle terk-i diyar ediyorlar. Ettiriliyorlar.

Beyoğlu’nda şöyle bir turlarsanız; dükkanların, mağazaların, barların; neredeyse herbiryerin yanıbaşında altın renginde küçük bir tabela görürsünüz. Geçmişi mi yad ederler o tabelaları asarlar, yoksa nostalji furyasının olduğu şu günlerde prim mi yaparlar bilinmez. Ama bazılarımızın içine bir ukte oturur onları görünce.“Bu bina 19..-.19.. tarihleri arasında “X” sineması olarak kullanılıyor-du”. “X”. Melek… Atlas…Lale…Venüs…Dünya…Ar…Elhamra sineması. Daha niceleri. -Eskinin sanat sokağıydı Beyoğlu İstiklal caddesi. Her şehirde vardır hani, Diyabakır’da Tunceli’de… Sanat sokakları.-Şimdilerde ise ya bir bardır, ya bir cafe zinciri, ya da kozmetik mağazası, ya da herhangibirşey. Pek de muhim değil açıkçası. Kapandı ya oralar, kapandı ya sinemanın yerel insiyatifleri. En yerelleri. Ne olduğu ne muhim, ne kadar muhim. Kime muhim.Neye.

Geçen ayın sonunda, yani 5-6 gün önce, duymuştum Beyoğlu Alkazar sinemasının kapanacağını. Beyoğlu’nun Elhamra sinemasından sonra en eski sinemalarından biri olan sineması kapanacakmış. Hoş, Elhamra sineması çoktan kapanmış, bir film bile izletememişti bana, izletmesine musade vermemişlerdi. Atatürk’ün zamanında film izlemek için gittiği sinemaymış, Elhamra. Onun da kapısının yan tarafında  “nostalji belgesi” var. Ki tabelayı görmeyenler bir barı bu kadar estetik kaygıyla gece hayatının o karanlığında göstermek için  kimse çabalatmaz diye iç geçirir zaten . Şimdilerde İstikal’in en otantik barlarından biri olarak gece hayatçılarına kapılarını açıyor. Sinema halini görmeyenler, bar haliyle karanlıkta olsa içerisi, orta yerde asılı duran aynalı kürenin yansımalarıyla belki keşfeder burayı. Kim bilir. Henüz o süslemeleri postmodern alçılanmadan, orta yerde asılı duran ihtişamlı avizesi spot ışıklarla yer değiştirmeden.

***

1923’ten beri ara ara açılıp kapanan Alkazar sineması Onat Kutlar öncülüğünde  Yeşilçam’ın seks filmleri furyasına kapılarını kapatıp 1994’ün 28 Şubat’ında  yep yeni bir sinema olarak, makinist odasını şekilledirmişti. Avrupa Sinema’sından, Uzakdoğu sineması’na, Festivalerden sonra kendisine gösterilecek perde bulamayan filmlerden, Bağımsız Sinemacıların filmlerini, sarmıştı Alkazar’ın makinistleri. Ta ki, bu yılın 28 Şubat’ına kadar. Büyük AVM’lerin rekabetine gelememişti, hayallerini kaybetmiş bir toplumu, sistemin hayelet filmlerini göstererek çekemeyecekti sinemasına. Ahım şahım koltukları da yoktu, arkadan ayarlamalı. Fuayesinde bar tezgaları, camdan üçyüzaltmış derece dönen siyah koltukları da yoktu ne de olsa. İçeri girdiğinizde pek de “sınıf” atlayamıyordunuz. Modern mi? Hiç değildi! Çok “loser” kalırdı şimdilerdeki bize.

sinemalkazar sinemasıCumartesi son defa gittim.Gidebildim Alkazar’a; son seansına, son filmine. Koltukları sökülmeye başlamıştı 3 salondan ikisinin.İsmi Alkazar olan salon duruyordu bir tek. Asya Sineması Salonunun mor koltukları karşıladı bizi kapıda. Birileri gişedeki kadınla sohbet ediyordu. “Peki ya siz?” “Bizim de işimiz gitti” dedi kadın. Sonra ben son gün mü diye sordum. Kafasını salladı, pek de üzgün durmuyordu. Haklı da. Ölünün üstünden kürekle alınan topraklar gibi geliyordu bu ilgimiz ona.

16 yıllık hayatı boyunca çizgisinden taviz vermemeye çalışan Alkazar, perdesine hiç çütük film gölgesi düşürmemeye çalıştı. Festivalde bir filme yetişemediğiniz zaman, girişinde asılı duran gelecek programlarıyla müdavimlerini hep mutlu etmesini bildi. Kim ne isimle betimler bilmiyorum, gişe film, piyasa film,populer film, ticari film, abıdik, kubidik, sabuk film göstermedi izleyicisine. Bazı filmler gelmezdi zaten buraya, bilen bilirdi. Alkazar’ı da herkes bilmezdi. Gelen bilirdi.

Eğlence Merkezi değildi Alkazar. Ama hala eğlence vergisi alırlar sinemalardan. En çok da Alkazar’ın zoruna gidiyordu sanırım bu, eğlence merkezi kıvamında seyirciler yetiştirmek değildi ki derdi

Az film izlemedim şu son 5 yıl içerisinde Alkazar’da Son 2 yılda Türkiye’de kapanan sinema sayısı Alkazar ile birlikte 37’ye yükseldi. Kapanmayı bekleyen sinemlar da, son çırpınışlarını yapıyor. Gösteriş fetişinin, marka fetişinin, zincir mağazaları fetişinin “peak” bu dönemde,. Sizlerde zincirlere halka olabilir, saadet bulabilirsiniz kim bilir… Çok da ümitli değilim açıkçası. Birkaç gün sonra Beyoğlu Sineması kapancağını duysam pek şaşırmam, tavanı yaldızlı barok süslemeli Emek sineması da kapalı duruyor şu aralar, Festival’de açalacak diyorlar. Tek tek kapanıyor hepsi. Sanırım kapanacak da. Artık izlemek istediğiniz filmi değil, gösterilen filmleri izleyeceğiz, hem de istemediğimiz bir mekanda. Gösterişlerin ortasında. Ayşe Teyze, Ali Usta ve oğulları Alican mı? Onlar zaten müşterisi değil oraların. Sanat zaten para için.

Ya ben?

Hiç para vermediğim teşrifatçıya, ilk defa para uzattım. Nedendir bilinmez. Ve son defa baktım, duvardaki postere; Tsilla Chelton’ın hınzır gülüşüne merdivenden inerken. Şu çerçeveli koca posteri bana verin dedim… Olmaz onlar  başka sinemaya gidecek, küçüklerinden verelim size dediler.. Ama onlar AVM’lere yakışmaz ki, depo da kalsın bari!

Bence Tsilla o gülüşünü kaybetti orda. Gidin bakın!

Kategori: Yeşeriyorum

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.