Dünya

“Seehofer özür dilemeli”

Alman Yeşiller Eşbaşkanı Claudia Roth, Türkler’i ve Müslümanlar’ı kast ederek farklı kültürden yeni göçmen gelmesine izin verilmemesini isteyen Bavyera Eyalet Başbakanı Horst Seehofer’in özür dilemesini istedi.

Almanya’da Bavyera Eyalet Başbakanı ve Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Başkanı Horst Seehofer’in Türkleri, Arapları ve diğer Müslümanları kast ederek Almanya’ya farklı kültür çevrelerinden yeni göçmen getirilmesine izin verilmemesi yönünde yaptığı açıklamasına tepkiler arttı. Yeşiller Eşbaşkanı Claudia Roth, Horst Seehofer’in Türklerden ve Araplardan özür dilemesini istedi. Almanya Türk Toplumu (TGD) Başkanı Kenan Kolat da, CSU liderinin söylemenin aşağılayıcı ve dışlayıcı olduğuna dikkat çekerken, Seehofer’in özür dilemesi gerektiğini söyledi.

ŞOK OLDUM
Federal Hükümetin Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer, Horst Seehofer’in talebini duyunca şok olduğunu söyledi. Başka kültürden insanlara toptancı bir biçimde şüpheli gözle bakılmasının tehlikeli olduğuna dikkat çeken Hıristiyan demokrat Birlik Partili (CDU) Böhmer, aile birleşimi yoluyla insanların Almanya’ya gelmesinin engellenmesinin Alman Anayasası ile bağdaşmayacağının altın çizdi. Hür Demokrat Parti (FDP) Bavyera Teşkilatı Başkanı ve Federal Adalet Bakanı Sabine Leutheussser-Schnarrenberger, Seehofer’i “popülist bir tutum sergilemekle” suçladı.

Anamuhalefet Sosyal Demokrat Parti (SPD) de Seehofer’in önerisine tepki gösterdi. SPD’li Berlin Eyalet Başbakanı Klaus Wowereit, “Uyum politikası tartışmalarında böyle söylemlere kesinlikle ihtiyacımız yok” dedi. SPD Federal meclis milletvekili ve Türk-Alman Parlamenterler Dostluk Grubu Başkan Yardımcısı Johannes Kahr da Seehofer’i aşırı sağcı çevrelerin söylemlerine sahip çıkmakla suçladı. SPD’li Berlin İçişleri Senatörü Ehrhart Körting de, “bir ulusa dönük göçü sınırlandırma politikası hem buradaki insanların damgalanmasına yol açar hem de iç barışın korunmasına zarar verir” dedi.

SORUMLULUK BEKLİYORUZ
Heidelberg Politik ve Bilim Forumu Başkanı Hasan Şeker de Horst Seehofear’e bir mektup yazarak, popülist söylemlerden kaçınmasını istedi. Şeker mektubunda, “Hıristiyan sosyal bir partinin liderinden ve Bavyera’nın Eyalet Başbakanı’ndan dana sorumlu bir politik davranış bekliyoruz. Onyıllardır bu ülkede yaşayan, bu ülkenin gelişmesine katkıda bulunan insanları dışladığınız gibi Almanya’nın yurt dışındaki imajına da zarar veriyorsunuz” diye yazdı.

Hükümet Sözcü Yardımcısı Sabine Heimbach, hükümetin Göç Yasası’nda bir değişiklik düşünmediğini, bu nedenle aile birleşimi yoluyla Türkiye’den ve Arap ülkelerinden yeni geçmen gelmesinin engellenmesinin kesinlikle sözkonusu olmadığının altını çizdi. Başbakan Angela Merkel’in Bavyera Eyalet Başbakanı Horst Sehofer ile dün uzun bir telefon görüşmesi yaptığını belirten Heimbach, kalifiye göç konusunda iki lider arasında bir görüş ayrılığı olmadığını söyledi. Sabine Heimbach, Angela Merkel başbakanlığındaki hükümetin ülkede yaşayan göçmenlerin uyumuna ayrı bir özen gösterdiğini belirtirken, “Türkler de Araplar da ülkeye hoşgelmiştir ” dedi.

Bavyera Eyaleti Çevre Bakanı Markus Söder, “Almanya’nın tabii göçe ihtiyacı var, ama Almanya’ya yarayanlar buraya gelmeli” dedi. CSU Federal Meclis Grup Başkanı Hans-Peter Friedrichs de Almanya’ya ancak nitelikli göçmen getirilmesine izin verilmesini savundu. CSU’lu politikacı, Almanya’nın önce ülkedeki insanlara nitelik kazandırarak bazı alanlarda yaşanan eksikliğin giderilebileceğini de ileri sürdü. Federal çalışma Ajansı Başkanı Frank J. Weise ise Almanya’da yaşayan kalifiye eleman sıkıntısının giderilebilmesi için kontrollü bir göçten yana olduğunu söyledi. Weise, ülkedeki işsizlere nitelik kazandırma yoluyla bu alanda yaşanan sıkıntının giderilmesinin mümkün olmadığını da söyledi.

Engel düşünülmüyor

Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, göçmenlerin Alman toplumuna uyum konusunda talepleri olması gerektiğini söyledi. Westerwelle, “Frankfurter Allgemeine Zeitung” gazetesine yaptığı açıklamada, talepkar bir uyum politikasından yana olduğunu belirterek, “Göçmenler değerler sistemimizi kabul etmeli” dedi. Eşcinsel kimliğiyle kendisi de bir azınlığa mensup olduğu için bu konuda yoğun şekilde çaba harcadığını ifade eden Westerwelle, uyumun romantik bir şey olmadığını, aksine talep edici olduğunu savundu. Almanya ’daki düºünce özgürlüğünün ters görüºlü kitapları da kaldırabilecek güçte olması gerektiğini, liberal bir politikacı olarak, ülkede yaºayan Müslüman göçmenleri eleºtiren Thilo Sarrazin ’in “Almanya Kendini Yok Ediyor” adlı kitabını da lanetleyenlerden biri olmadığını kaydeden Westerwelle, yıllar önce göçmenlerin Almanca öğrenmeleri gerektiğini söylediğinde kendisini sağcı olmakla eleştirenlerin bulunduğunu söyledi. Westerwelle, Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un, İslamiyet ’in Almanya’ya ait olduğunu söylemesini nasıl karşıladığı şeklindeki bir soruya karşılık da, “İslamiyet Almanya ’nın toplumsal gerçeğinin bir parçası. Bizim kültürel kökenimiz Hristiyanlık ve Musevilik geleneğine dayanıyor” şeklinde yanıt verdi. Öte yandan, Almanya Aile Bakanı Kristina Schröder ve Yeşiller Partisi, ülkede yayılmakta olan “Alman düşmanlığına” karşı uyarıda bulundu. Bakan Schröder, ülkede yabancı ve İslam düşmanlığına karşı en sert şekilde mücadele edilmesi gerektiğini, ancak Alman düşmanlığının da yabancı düşmanlığı ve ırkçılık olduğunu, bu nedenle buna karşı da mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir de, benzer görüşleri savunarak, Alman düşmanlığının da önüne geçilmesi ve buna izin verilmemesi gerektiğini ifade etti. (Hürriyet)

Kategori: Dünya