Koronavirüs SalgınıManşetSağlık

Saç dökülmesinin koronavirüsle ilgisi olabilir mi?

Dış haberlerde konuyla ilgili yazılan yazılara ve forumlara bakıldığında, başta tiroid ve benzeri kronik rahatsızlıkları olan kişiler olmak üzere pek çok kişinin, değerleri normal olduğu halde ortalamanın üzerinde saç kaybı yaşadığından yakındığı görülüyor.

Uzmanlar, Covid-19 geçirmiş pek çok kişinin yaşadığı saç dökülmesinin, telogen effluvium olarak anılan, geçici ve akut saç dökülmesi tipine uyduğu görüşünde. Telogen effluvium çoğunlukla fiziksel ve psikolojik stres, yüksek ateş, hastalık ve ani kilo verme neticesinde gerçekleşiyor; ki bunların bir çoğuna koronavirüs doğrudan yol açıyor. 

Facebook‘ta, Covid-19 atlatmış ve hastalığın uzun vadeli yan etkilerinden mustarip olan Long Haulers adlı dayanışma grubunda yapılan bir anket, katılımcıların yüzde 27’sinin saç dökülmesi yaşadığını gösteriyor. Grupta, saçlarını eskisi gibi bağlayamadığından ya da eskiden tercih ettikleri biçimde ayıramadığından yakınan pek çok kişinin paylaşımı mevcut.

Fotoğraf: EMILY TALKINGTON

Hastalığı geçirmeyenlerde de şikayetler arttı

Öte yandan saç dökülmesi sorunu, yalnızca koronavirüsle enfekte olan kişilerde artmış değil. Doktorlar her ne kadar koronavirüs ve saç dökülmesi arasındaki bağlantıyı elemeye yanaşmasa da, hastalığı geçirmediği halde saç dökülmesi nedeniyle kendilerine gelen kişilerin sayısındaki artışa dikkat çekiyor. Bu da, virüsle enfekte olayanların da pandemi nedeniyle alıştığının üzerinde bir stres seviyesine maruz kalmış olabileceğini ve saç dökülmesinin bu duruma tepki olarak gerçekleşiyor olabileceğini düşündürüyor. 

Kendisi de bu artışa tanık olan The Derm Group adlı New Jersey merkezli cilt araştırmaları merkezinden saç uzmanı Dr. Marc Glashofer şöyle söylüyor:

Tepesi açılmış birini gördüğümde ona gündelik yaşamında, işte ya da trafikte ne kadar strese maruz kaldığını sormuyorum. Genelde konu; sevilen birinin ölümü, kariyer değişikliği, boşanma ya da Covid-19 (ki ciddi bir stres kaynağı) gibi konulara geliyor.

UCLA David Geffen Tıp Okulu‘ndan Sara Hogan, konuyla ilgili araştırmaların yeni yeni başladığını, çünkü pandemi ve telogen effluvium arasında bir bağlantı kurabilmek için belli bir zaman geçmesinin gerektiğini söylüyor. Hogan‘a göre, şikayetlerin, salgının ülkelerde görülmesinden yaklaşık beş ay sonra dile getirilmeye başlaması anlamlı. Çünkü özellikle stresin tetiklediği saç dökülmelerinde belirtiler, strese yol açan unsurun gerçekleşmesinin üzerinden belli bir süre geçtikten sonra ortaya çıkıyor.

Stres tetikleyici olabilir

Saçların telojen faza geçmesi dinlenme anlamına geliyor. Aslında yeni saçların daha güçlü olarak gelmesi için gerekli bir süreç, ancak bu faza saçların ortalama yüzde beşinin geçmesi gerekirken ortalamanın üzerinde stresle karşılaşıldığında saçların yarısı telojen faza geçebiliyor. Saçın uzaması ve dökülmesi döngüsel bir süreç olduğu için, kişi, saçlarındaki seyrelmeyi yaklaşık üç ayın sonunda birden fark ediyor. Konu hakkında yazılan çeşitli yazılara ve sosyal medyaya bakıldığında, uzmanların halihazırda gözlemlediği tam olarak bu.

Elbette saç dökülmesine yol açan tek neden stres değil, genetik yapı, yaş, hormonal dengesizlikler, çeşitli sağlık problemleri ve ilaçlar da buna yol açıyor; ancak yatkınlığın olduğu hallerde stresin tetikleyici olduğu da konunun uzmanları tarafından dile getiriliyor. 

Ne yapmalı?

Dr. Glashofer telojen effluvium kaynaklı saç dökülmesinin geçici olduğunun, bu nedenle stres yapılmaması gerektiğinin altını çiziyor.

Saçların gelecek haftalarda ya da aylarda geri geleceğini belirten Glashofer, bunun ilk işaretinin çoğunlukla alın bölgesindeki küçük ve ince telli saçlar olduğunu söylüyor.

Bununla birlikte saç dökülmesi şikayetleri olanların D vitamini, B12, demir gibi değerlerine ve tiroid hormonlarına baktırmasında yarar var, çünkü bunların eksikliği de sıklıkla dökülmeye yol açabiliyor.

Öte yandan, telogen effluvium kaynaklı dökülme durumunda biotinin fayda etmeyeceğini söyleyen Glashofer’e göre, bu noktada PRP (Platelet-Rich Plasma) terapisi düşünülebilir bir seçenek.