Koronavirüs SalgınıManşetSağlık

Pandemi kronik kalp hastalarını ciddi anlamda etkiledi

Dicle Üniversitesi Kalp Hastanesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Faruk Ertaş, 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası vesilesiyle açıklama yaptı.

Dünyadaki en sık ölüm nedenlerinin başında kalp damar hastalıklarının geldiğine dikkat çeken Ertaş, pandeminin kronik kalp rahatsızlığı olan kişileri ciddi anlamda etkilediğini belirtti.

‘Her yaşta görülebiliyor’

“Kronik kalp hastalıkları daha çok yaşlı nüfusta görülmekle beraber bu hastalıkları bireyselleştirdiğimizde her yaş grubunda karşılaşabiliyoruz” diyen Prof. Dr. Ertaş şunları söyledi:

Bir yaş sınırı vermek istersek kırk yaş, kronik kalp hastalıkları için başlangıç yaş olarak kabul edebiliriz. Bu hastalıkların tedavisi hastadan hastaya değişmekle beraber genelde medikal, kapalı (iğne ile gerçekleşen) ve açık cerrahi tedavi olmak üzere üç tedavi yolu mevcut. Ülkemiz bu konuda çok iyi bir yerde. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde uygulanan tüm tedavilere ülkemizde de ulaşılabilmekte ve hekimlerimiz tarafından rahatlıkla uygulanabilmektedir.”

‘Risk faktörlerini tanımak önemli’

Kalp damar hastalıklarına yol açan risk faktörlerini iki kategoride ele alındığını belirten Ertaş, “Değiştirilemeyen risk faktörleri yaş, aile öyküsü ve cinsiyettir. Bunlar için yapılacak bir şey yoktur. Ancak değiştirilebilen risk faktörlerini kontrol altına alabiliriz. Bunların başında hipertansiyon, diyabet, kolesterol, tütün kullanımı, obezite, hareketsiz yaşam, stres ve sağlıksız beslenme gelmektedir. Bunlarla ayrı ayrı mücadele etmeliyiz” dedi.

Ertaş, “Bu faktörlerin bir arada olması kardiyovasküler ölüm riskini ikinin katları şeklinde artırmaktadır. Örneğin diyabet hariç bir kişide beş tane risk faktörü varsa bu kişinin sağlıklı bir bireye oranla kardiyovasküler olay yaşama risk 32 kat daha fazladır. Diyabet ise iskemik kalp hastalığının eşdeğeri olarak kabul edilmektedir” ifadelerini kullandı.

‘Farkındalığı artırmak gerekiyor’

Burada en önemli nokta geri dönüşü olmayan bir hastalık sürecine girmemek uyarısında bulunan Prof. Dr. Faruk Ertaş: “Kalp damar hastalıkları konusunda farkındalığımızı artırmak ve risk faktörleri ile mücadele etmektir. En başta tütün kullanımından uzak durmak, fiziksel egzersizi hayatımızın merkezine koymak, sağlıklı beslenmek ve stresi hayatımızdan uzaklaştırmak, kırk yaş sonrası yıllık taramalarımızı yaptırmaktır” dedi.

Kronik kalp hastalıklarında hastaların ömür boyu her gün kullanması gereken ilaçları vardır, bu ilaçların devamı bu hastalık gruplarında hayati önem taşımaktadır diyen Prof. Dr. Faruk Ertaş sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu ilaçların kesilmesi durumunda ilgili kronik hastalığa bağlı olarak ölüm dahil istenmeyen dramatik olaylar yaşanabilmektedir. Örnek verecek olursak; hipertansiyonu olup ilacını kullanmayan hasta beyin kanaması, atrial fibrilasyon olup kan sulandırıcı ilacını kullanmayan hasta iskemik inme, iskemik kalp hastalığı olup ilacını bırakan hasta yeni bir kalp krizi atağı geçirebilir. Bu tarz kötü sonuçlar yaşamama adına kronik kalp hastalığı olan hastalar hekimlerinin önerileri doğrultusunda tedavilerine devam etmelidirler.”

Pandemi etkisi

Prof. Dr. Faruk Ertaş: “Pandemi sürecinin kronik kalp hastalığı olan hastaları pek çok açıdan ciddi anlamda etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Faruk Ertaş Bu konuda yapılan çalışmaların verilerine bakıldığında Covid-19 pozitif olup ölen hastalarda en yaygın eşlik eden hastalıkların başında kronik kalp hastalıklarının olduğu görüldü” dedi. Ertaş, şu ifadeleri kullandı:

Bunun dışında pandemi sürecinin psikotravmatik etkisi, hastaların hastalığa yakalanma korkusu nedeniyle hastaneye rutin kontrollerine gidememe, evlerinde hareketsiz bir hayata mahkûm olma ve bu hastalar için hayati önemde olan bazı ilaç grupları için Covid-19 hastalığına yakalanma riskini artırdığına dair tartışmaya açık verilerin oluşturduğu kafa karışıklığı bu hasta gurubunu olumsuz yönde etkilemiştir.

Bu sürecin geçici bir süreç olduğunu, hastalığa yakalanmamak için bilim kurulunca belirlenen tüm kurallara azami riayet etmelerini, hastalıkları ile ilgili kendilerini takip eden hekimlerinin önerilerinin dışına çıkmamalarını tavsiye ederim.”