Ana Sayfa Blog Sayfa 5417

'Yetmez Ama Evet' İle AKP 'İşbirliği'

1284191124Yetmez ama evet’çiler ile AKP’nin işbirliği kanıtlandı. AKP’nin ‘evet’ pankartlarıyla ‘yetmez ama evet’ pankartlarını aynı şirket asıyor. AKP İstanbul İl Başkanlığı’ndan bir yetkili de bu durumu şu sözlerle doğruladı: Pankartlar asılırken ben başında durdum.

Almanya'nın Nükleer Kararını Doğru Okumak / Özgür Gürbüz

Birkaç gün önce Alman hükümetinin ülkedeki mevcut nükleer santralleri kapatma kararını ötelemek istemesi kuşkusuz dünyadaki birçok nükleer karşıtını üzdü. İşin garibi, nükleer enerji taraftarlarını da pek sevindiremedi. 2002 yılında Sosyal Demokrat Parti ile Yeşiller Partisi koalisyonu sırasında alınan karara göre, Almanya’daki tüm nükleer santrallerin 2022 yılına kadar kapatılması kararlaştırılmıştı. Bugün iktidarda bulunan Hıristiyan Birlik Partileri (Muhafazakar-Sağ) ile Hür Demokrat Parti (Liberal-Sağ) koalisyonu ise, mevcut reaktörlerin kapatılmasını ortalama 12 yıl ertelemeyi istiyor. 1980 yılından önce çalışmaya başlayan santraller sekiz yıl, 1980’den sonra şebekeye bağlananlar ise 14 yıl ek süre kazanacak. Detaylı karar önerisinin 28 Eylül’de açıklanması bekleniyor.

Elektriğin yüzde 80’i yenilenebilirden
Almanya’da halihazırda 17 nükleer reaktör çalışıyor, Almanya’nın elektriğinin yüzde 22’sini karşılıyor, yenilenebilir enerji kaynaklarıysa yüzde 15’ini. Merkel’in kararı kabul görse bile Almanya’nın yenilenebilir enerji hedefleri değiştirmeyecek gibi görünüyor. Bilmeyenler için hatırlatmakta fayda var, 4 Ağustos 2010’da Federal Hükümet, Ulusal Yenilenebilir Enerji Eylem Planı’nı kabul etti. Plana göre Almanya’nın toplam enerji tüketiminin (sadece elektrik değil) yüzde 18’inin rüzgar, güneş, biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanması zorunlu hale getirildi. Şu anda bu oran yüzde 10 civarında seyrediyor. Plana detaylı bakılacak olursa, 2020 yılı için ısıtma ve soğutma alanında yenilenebilir enerjilerin payının yüzde 15,5, elektrik tüketiminde yüzde 38,6 ve ulaşımda ise yüzde 13,2 olması hedefleniyor. Dahası da var. Almanya hükümetinin Ekonomi ve Çevre bakanlarınca 30 Ağustos’ta bir özeti açıklanan ve dokuz farklı senaryodan oluşan Federal Hükümet’in enerji görünümüne ilişkin çalışmada, elektrik enerjisi üretiminin 2050 yılında, yüzde 77 ila 81 oranında yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanabileceği belirtiliyor. Bu rakam bile, Türkiye’deki bazı mühendislerin, nükleer ve termik gibi “baz yük” santralleri olmadan elektrik talebini yenilenebilir enerjiyle kesintisiz karşılamanın mümkün olmadığı savını çürütüyor. Almanya bu dokuz senaryodan hangisini seçerse seçsin, 1990 yılı seragazı emisyonlarını da 2050’ye kadar yüzde 85 oranında azaltabiliyor.1 Sorun teknik değil, ekonomik ve politik kısacası. Aynı nükleer enerji tercihinin bir teknik zorunluluk değil, siyasi bir tercih olması gibi. Bu ay sonunda Almanya’nın 2050 yılına ilişkin planını da açıklaması bekleniyor.

Nükleer enerji bir geçiş teknolojisi
Enerji konularına yakın olanların bile bazen bilerek bazen de bilmeyerek karıştırdığı gibi, enerji demek sadece elektrik demek değil. Ancak, nükleer demek, çevre için oluşturdukları riskleri bir yana bırakırsak, sadece “elektrik” demek. Halbuki, güneş, jeotermal ve biyokütle enerjileri ısıtmadan soğutmaya kadar enerji sektörünün birçok alanında faaliyet gösterebiliyor. Ulusal Yenilenebilir Enerji Eylem Planı’da yenilenebilir kaynaklı elektriğin payının yüksek olması, kısa bir süre içerisinde yüzde 40’lara çıkarılmasına çalışılması, kapatılacak nükleer santrallerin ürettiği elektriği temiz enerjiden sağlamayı amaçlıyor. Nükleer santrallerin kapatılma tarihlerinin ertelenmesi bu hedefe ulaşılmasını engeller mi; başta Almanya olmak üzere bugün herkes bu soruyu soruyor. Alman Şansölyesi Angela Merkel’in, kararı açıklarken yaptığı konuşmada, “nükleer enerjinin bir köprü”2 olduğunu söylemesi bu sorunun yanıtı olarak algılanabilir. Almanya’nın nükleer lobisine yakınlığı tartışma götürmez sağ partilerden oluşan koalisyonunun başındaki Merkel’in bile, nükleer enerjinin olmazsa olmaz bir enerji kaynağı olduğunu söylememesi düşündürücü. En azından nükleer enerjiyi savunanlar için üzücü. Çünkü, köprü dediğiniz, sizi diğer yakaya geçirir ve işlevi orada biter. Geri gitmeye niyetiniz yoksa tabii. Merkel bile artık nükleer enerjiye, ülkeyi yenilenebilir enerjiye ulaştıracak bir köprü gözüyle bakıyor. İklim değişikliği nedeniyle fosil yakıtlardan daha az seragazı salan nükleerde bir süre daha ısrar edilecek, daha sonra ise nükleerden de az seragazı emisyonuna sahip yenilenebilir enerjilere geçilecek.

Nükleere teşvik rüzgarın önünü keser mi?
Almanya’da nükleer santrallerin daha uzun süre çalıştırılmasına izin verilmesinin nedeni yenilenebilir enerji kaynaklarının yeterince hızlı geliştirilememesi olarak açıklanıyor. En azından hükümet bunu söylüyor. Bu doğru bile olsa, alınan kararın yenilenebilir enerji kaynaklarının daha hızlı gelişmesine neden olacağını söylemek zor. Almanya Yenilenebilir Enerji Federasyonu Başkanı Dietmar Schütz, “Nükleer santrallerin çalışma ömrünü uzatarak yenilenebilirin önüne bir engel kondu. Kedi çuvaldan çıktı” diyor.3 Yenilenebilir enerji her ne kadar hayatın çok farklı alanlarında (ısıtma, soğutma, tarım, elektrik gibi) insanlığa hizmet verse de, enerji piyasasını, verilen destekleri, nükleer ve fosil yakıtla çalışan santrallere göre düzenlediğinizde işler zorlaşıyor. Yenilenebilir ve nükleer iki farklı enerji sisteminin kaynakları olduğu için birine evet demek diğerine hayır anlamına geliyor aslında. Türkiye’de yapılmaya çalışıldığı gibi kirletenle kirletmeyen, kirletene hiçbir cezai yaptırım uygulamadan (karbon vergisi, emisyon ticareti, çevre denetimi vs.), üstüne teşvik verilerek aynı kefeye konduğunda, yenilenebilir enerjinin pahalı bile olduğunu iddia edebileceğiniz tutarsız bir piyasa yaratmış oluyorsunuz.

Nükleerciler para verdi, kapanma kararı ertelendi
Özetlersek, Almanya’nın mevcut 17 reaktörün kapatılmasını geciktirmesinin nükleer enerji savunucuları arasında büyük bir sevinç yaratmamasına şaşırmamak gerek. Söz konusu kararın Almanya’nın dört nükleer deviyle anlaşılarak, yılda 2 milyar 500 milyon avrodan daha fazla para ödemelerine neden olacak şekilde yapılması işin rengini daha da belli ediyor. Yapılan anlaşmaya göre dört firma, santrallerin kapatılmasının geciktirilmesi karşılığında, en azından 2016’ya kadar her yıl federal bütçeye, 2 milyar 300 milyon avro tutarında nükleer atık vergisi ödemeyi kabul ettiler. Önümüzdeki beş yıl boyunca yenilenebilir enerji projelerine harcanacak 300 milyon avroya yakın bir başka ödeme planı da pazarlıklar sonucu kabul edilmişe benziyor. Nükleer santrallerin ilk yatırım maliyetinin çok yüksek olması nedeniyle, elektrik üretilecek her yıl bu firmalar için daha fazla kar anlamına geliyor. Ekonomik krizde yokta yaratılan ek bir kaynak da hükümet için bir velinimet sayılır.

Alan ve satan memnun ancak Alman vatandaşlarının çoğunluğunun hala nükleer santrallerin kapatılmasını destekledikleri unutulmamalı. Sosyal Demokrat Parti’nin iktidara gelir gelmez kararı iptal edeceklerini açıkladıklarını, oylarını giderek arttıran Yeşiller’in de benzer bir tutum içerisinde olacaklarını da belirtelim. Almanya’nın tüm nükleer rönesans söylentilerine ve sağ partilerden oluşan bir koalisyona rağmen yeni nükleer santrallerden değil de yenilenebilir enerjiden bahsetmesi herhalde üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir nokta. Türkiye’nin milyarlarca dolar harcanmış, bu nedenle de geçiş teknolojisi olarak kullanmak zorunda kalacağı nükleer santralleri henüz (!) yok. Almanya’nın kararı doğru okunmalı, kısa bir sürede dünyada hatırı sayılır bir konuma gelebilecek ve binlerce işsize iş sağlayabilecek Türkiye’nin yenilenebilir enerji sektörünün önü tıkanmamalı.

1“Germany debates role of nuclear in its 2050 energy mix”, Worldwatch Institute, 9 Eylül 2010.
2“Germany ExtendsNuclear Plants’ Life”, NY Times, 6 Eylül 2010.
3Germany ExtendsNuclear Plants’ Life, NY Times, 6 Eylül 2010.

http://www.ozgurgurbuz.blogspot.com/

KPSS'de Telekulak Şüphesi

Eğitim Bilimleri Testi’nde “şekilli anlatım içeren sorular”a ait cevapların sızmamış olması dikkatleri telekulak şüphesine çekti.

Kopya iddialarıyla ilgili soruşturmada her gün farklı bir iddia gündeme geliyor.

ÖSYM’deki Yüksek Güvenlikli Test Geliştirme ve Araştırma Merkezi’nden sorular nasıl ve kim tarafından sızdırıldı? Bu sorunun yanıtını arayan polis ilginç bir detaya ulaştı.

Önce BDP'li Akın Birdal'a Saldırı Sonra Saldırgana Linç Girişimi

BDP’nin Bursa’da düzenlediği mitinginde konuşan Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, üniversite öğrencisi Bilgihan Şimşek’in saldırısına uğradı. Birdal’a kafa atıp yumruk vuran Şimşek, kendisini linç etmek isteyen BDP’lilerin elinden polislerce biber gazı sıkılarak güçlükle kurtarıldı ve hastaneye kaldırıldı.

Kınalıada’ya Hrant Dink Parkı

CHP’li Adalar Belediye Başkanı Farsakoğlu’nun girişimiyle Kınalıada’daki bir çocuk parkına ‘Gazeteci Hrant Dink Çocuk Parkı’ adı verildi.

CHP’li Adalar Belediyesi, AK Partili meclis üyelerini de katkısıyla, öldürülen AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in evinin olduğu Kınalıada’daki isimsiz çocuk parkına ‘Gazeteci Hrant Dink Çocuk Parkı’ adını verdi.

Boykot'a Bir Dini: Caiz Değil, Bir de Yasal Engel: 22 Lira Ceza

Referandum yaklaşırken BDP’nin özellikle Kürt illerinde etkili olacağı görülen ‘boykot’ çağrısına karşı iktidar baskıyı arttırıyor. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) sandığa gitmeyenlere ceza vereceğini duyurmasının ardından, Diyanet İşleri Başkanlığı da vatandaşlara ‘boykot’un caiz olmadığını söylüyor.

KPSS Skandalının Kilit İsmi: Soruları Bana Cemaat Verdi

2010 KPSS sınavı sorularının çalındığı ve kopya çekildiği iddialarıyla yürütülen soruşturma derinleştirildikçe ortaya çıkan skandallara her gün yenisi ekleniyor. ÖSYM’ce gerçekleştirilen KPSS ve Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda (YGS) soruların çalındığının saptanmasının ardından geçmiş yıllarda yapılan Yüksek Lisans (ALES – Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) Sınav Soruları’nın da çalındığı ortaya çıktı.

'Almanya kendini Yok Ediyor' istifa ettirdi

fft28_mf537259Almanya’da Türkler ile Müslümanlar’ı hedef alan açıklamaları ve piyasaya yeni çıkan ‘Almanya Kendini Yok Ediyor’ adlı kitabıyla Almanya’nın gündeminde ilk sıraya oturan Thino Sarrazin, Alman Merkez Bankası (Bundesbank) yönetim kurulu üyeliğinden istifa etti.

Ölüler Gerçekten Oy Kullanacak Mı?

fft5_mf537356Izmir’in Gaziemir İlçesi’nde 40 yıldır berberlik yapan Mehmet Küçük’ün, 31 yıl önce 59 günlükken ölen ‘Gonca’ adlı kızına seçmen kağıdı geldi. 54 yaşındaki Mehmet Küçük, ilk eşinden olan ve dükkanına da ismini verdiği kızının seçmen gösterilmesiyle şaşkına döndü.

Referandum İngiltere Basınında

Financial Times gazetesi, 12 Eylül’de yapılacak Anayasa değişikliği referandumu ile ilgili bir haber-yoruma yer vermiş.

Türkiye’deki siyasi değişimin Erdoğan’ın ne kadar popüler olduğuna bağlı olduğunu yazan gazete, Anayasa değişikliği oylamasının, aynı zamanda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi’ne duyulan güvenin de ölçümü olduğu tespitini yapıyor.