Ana Sayfa Blog Sayfa 5288

Mısır’da muhalefetle hükümet bazı konularda uzlaştı

Müslüman Kardeşler hükümetle arasındaki görüşmede bazı konularda uzlaşıldığı bildirildi. Mısır’da iktidar ile muhalefet grupları, anayasada değişikliklerle ilgili olarak mart ayına kadar bir komitenin kurulmasında anlaştı.

Hükümet sözcüsü Magdi Radi, önümüzdeki ayın ilk haftasına kadar anayasada yapılması gerekli değişiklikleri hazırlayacak bir komitenin kurulacağını açıkladı. Sözcü, yargı erkini ve bazı siyasileri kapsayacak bir komitenin kurulmasında anlaşma sağlandığını belirtti.
Hükümetin muhalefetle görüşmesine Müslüman Kardeşler ile 25 Ocak’tan bu yana düzenlenen gösterilerde yer alan bazı gruplar katıldı. Mısır’da bugünkü görüşmeyle, 50 yıl sonra ilk kez iktidar, Müslüman Kardeşler ile masaya oturmuş oldu.

Hükümet SMS ve internet özgürlüğü teminatı verdi

Mısır’da iktidar ile muhalefet gruplarının görüşmesinde, üzerinde mutabakata varılan konulara ilişkin yeni ayrıntılar belli oldu. Anayasada yapılacak değişiklikleri hazırlayacak komite, öncelikle cumhurbaşkanlığı seçimine daha fazla adayın katılımına zemin hazırlayacak, ayrıca cumhurbaşkanının kaç defa seçilebileceğini belirleyen anayasal değişiklik üzerinde çalışacak. Komite bu ve diğer anayasal değişikliklerle ilgili çalışmasını, mart ayının ilk haftasına kadar bitirecek.

Resmi haber ajansının haberine göre, öteki anlaşma maddeleri arasında ise Kahire’nin merkezindeki protestolarını sürdüren göstericilere karışılmaması, taciz edilmemesi de yer alıyor. İktidar ayrıca, basın özgürlüğünü kısıtlamamayı, SMS mesajlaşmasını engellememeyi, internete sınırlama getirmemeyi taahhüt etti. Her iki taraf, hükümetin, siyasi mahkumların şikayet ve taleplerini değerlendirecek bir birim açması konusunda da mutabakata vardı. Anlaşmayla 13’üncü gününe giren gösterilerin başından beri gözaltına alınanlar da serbest bırakılacak.

Hükümet, adli yetkililer arasından, rüşvetle mücadele için görevlendirme yapacak, yolsuzlukların arkasındakilerin belirlenmesi yönünde çalışmalarda bulunacak. Bir haftadan uzun bir süre önce polisin birdenbire Kahire sokaklarından neden çekildiği ve böylece meydanın yağmacılara ve kundakçılara neden terk edildiğine ilişkin de hükümet, bir soruşturma başlatmayı ve bu kararın arkasındakileri belirleyerek yargıya sevk etmeyi kabul etti.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ömer Süleyman‘ın, “Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in yetkilerini üstlenmesi” yönünde muhalefetten gelen çağrıyı reddettiği kaydedildi. Bu tutum, Mübarek’in istifa etmesi yönündeki muhalefet talebinin reddedildiği anlamına geliyor.

İzzettin El Kassam liderlerinden Nofal, Gazze’ye döndü

Mısır’da 3 yıldır tutuklu bulunduğu cezaevinden kaçan, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugaylarının komutanlarından Ayman Nofal, dün gece Gazze’ye döndü. Nofal’ın, tüneller vasıtasıyla Gazze Şeridi’ne geçiş yaptığı, aralarında Hamas liderleri ve aile üyelerinin de yer aldığı yüzlerce kişi tarafından karşılandığı ve Nuseyra mülteci kampındaki evine kadar kalabalığın kendisine eşlik ettiği bildirildi.

Ayman Nofal, Mısır’daki protesto gösterileri sırasında, Kahire yakınlarındaki Ebu Zabal Cezaevi’nden diğer tutuklular ile birlikte kaçmıştı. Nofal, 27 Ocak 2008’de terör saldırıları planladığı gerekçesiyle El Ariş’te, Mısır güvenlik güçleri tarafından tutuklanmıştı. Gazze’deki kaynaklar, Nofal’ın tutuklandığı sırada işkenceye maruz kaldığını, özellikle Gazze’ye kaçırılan İsrailli asker Gilad Şalit‘in saklı tutulduğu yer ile Gazze’deki direnişçi gruplarla ilgili bilgi vermesinin istendiğini öne sürüyor.

Mısır’daki Ebu Zabal Cezaevinden kaçan Filistinlilerden, Nofal dahil 6’sının Gazze’ye döndüğü, bazılarının yakalandığı kaydediliyor. Gazze’deki Filistin kaynaklarına göre, Mısır’daki cezaevlerinde 39 Filistinli tutuklu bulunuyordu.

Mısır’da isyan 13. gününde

Mısır’da Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek karşıtı isyan hareketinin merkez üssü başkent Kahire’deki Tahrir Meydanında ordu varlığını güçlendirirken, çok sayıda dükkan ve mağaza ile yol ve köprülerin açıldığı başkentte yaşam yavaş yavaş normale dönüyor. Askerler, 2 Şubat’ta en az 11 kişinin öldüğü şiddetli çatışmalarda Mübarek yanlılarının göstericilere saldırmak için kullandıkları Tahrir yakınındaki 6 Ekim köprüsünde mevzilendi. Göstericiler, bugün öğleden sonra Midan Tahrir’de (İstiklal Meydanı) toplu namaz kılmayı planlıyor.

Mısır ordusu, meydan üzerindeki Mısır müzesinde de güvenliği arttırdı. Mübarek karşıtlarının meydana kurduğu barikatlar hala dururken, Kahireliler meydanı doldurmaya başladı. Gecenin sakin geçtiği meydanda hala çok sayıda gösterici, tankların buradan gitmesine engel olmak için önlerinde oturmayı sürdürüyor.

Öte yandan, tarihin yazıldığı meydanın yakınındaki birçok mağaza ve dükkan yeniden açıldı. Kent merkezi normal ritmini yavaş yavaş bulmaya başladı. Yollar yeniden otomobiller ve yayalarla dolarken, araçların klakson sesi yeniden duyuluyor.

Muhalifler Tahrir’de, Kahire’de gündelik hayat normale dönüyor

Mısır’ın başkenti Kahire’de muhaliflerin Tahrir Meydanı’ndaki gösterileri devam ederken, kentin diğer bölgelerinde gündelik yaşamın normale döndüğü gözleniyor. Hükümetin kamuda çalışan memur ve işçilere bugün iş başı yapmaları çağrısında bulunmasının ardından, kamu kesiminde çalışanlar sabah saatlerinden itibaren iş başı yaptı. Polisin bazı bölgelerde görev başı yapmasıyla birlikte özel döviz büroları ve petrol istasyonları da hizmet vermeye başladı. Bankaların da yavaş yavaş açılmaya başladığı görülüyor. Gazete dağıtımındaki sıkıntılardan dolayı gelişmeleri televizyonlardan izleyen halka, bugün ülkede yayımlanan tüm gazeteler de ulaştı.

Kahire’de hükümetin normal yaşama dönüşle ilgili aldığı tedbirler başarılı olurken, bazı özel iş yerlerinin güvenlik sorunlarından dolayı hala kapalı tutulduğu öğrenildi. Giza bölgesinde taksicilik yapan Hasan Muhammed Ali, kentte normal yaşama dönüşü teyit ederek, “Şu anda her şey normal. Ekmek var, petrol var. Bugün herhangi bir sıkıntı yok” diye konuştu. Güvenlik sorununun Kahire’de devam ettiğini belirten döviz bürosu işletmecisi Salah Halim ise yine de halka hizmet için büroyu açtıklarını söyledi. Tahrir Meydanı’ndaki göstericiler, muhalif siyasi partiler ve örgütlerin hükümetle kuracakları diyaloğun sonucunu bekliyor.

Mısır’da borsa salı günü de kapalı

Mısır’da yaşanan yönetim karşıtı gösteriler nedeniyle borsada Salı günü de işlem yapılamayacak. Bir borsa yetkilisinin yaptığı açıklamada, muhalefetin Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek aleyhine başlattığı protesto gösterileri nedeniyle 27 Ocak’ta işleme ara verilen Mısır Borsası Salı günü de kapalı olacak. İsmi açıklanmayan bir borsa yetkilisi dün yaptığı açıklamada, borsanın açılış tarihinin, işleme başlamadan 48 saat önce duyurulacağını belirtmişti. Gösteriler nedeniyle bir haftadır kapalı olan bankaların 152’si Kahire’de olmak üzere 341 şubesi bugün açıldı. (Cumhuriyet)

Tarihe tazyikli su

Alman İmparatoru ve Prusya Kralı II. Wilhelm’in 1898’de İstanbul’a gelişinin anısına, Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid’e, Almanya’da yaptırarak parçalar halinde gönderdiği “Alman Çeşmesi”nde yapılan akıl almaz temizlik, İstanbul İl Genel Meclisi’nin CHP’li üyeleri Müfit Yetkin ve Yetkin İnan’ın ihbarıyla ortaya çıktı. Meclise resmi dilekçeyle başvuran Yetkin ve İnan, çevre düzenlemesi sırasında Alman Çeşmesi’nin temizliği yapılırken, altın varak ve mozaiklerin ne kadar korunduğunu sorarak bunların incelenmesini istedi.

Uzmanınız yok mu?

Bu talep üzerine Meclis Kültür ve Sanat Komisyonu, tarihi çeşmeyi incelemek için görevlendirildi. Hakkı Cesur Kılıç, Hayrettin Şallı, Recep Uzunallı, İhsan Alpaslan ve Mehmet Kıvılcım’dan oluşan komisyon tarihi çeşmeyi inceleyerek 11 Ocak 2011’de bir rapor hazırladı. Raporda şu ifadeler yer aldı: “Sultanahmet Meydanı’nda bulunan Tarihi Alman Çeşmesi’nde yapılan incelemede, tarihi yarımadanın yayalaştırma çalışmaları sırasında, kültürel miraslarımızdan Alman Çeşmesi’nin bakım ve onarımı yapılırken basınçlı su ile yıkandığı belirlenmiştir. Basınçlı su, derz dolguların ve bazı altın varak mozaiklerin dökülmesine neden olmuş, boşalan derz aralarının tahta çıtalar ile kapatıldığı görülmüştür. Kültürümüzün en önemli eserlerinin bakım ve temizliği yapılırken bu işlemin eserin kıymetini bilen yetkili uzmanların denetiminde dikkatlice olması gerektiğine inanmaktayız.” Raporda Alman Çeşmesi’nin restorasyona alınması ve sorumluların bulunması için de adli ve idari takip yapılması istendi. Raporu yazan İstanbul İl Genel Meclisi Kültür ve Sanat Komisyonu üyesi Heykeltıraş İhsan Alpaslan, “Alman Çeşmesi’nin başka bir örneği yok. Kültür ve sanat değeri taşıdığı için yapılan tahribatın manevi değerini ölçmek mümkün değil. Anıtın gördüğü hasarları tespit ederek raporumuzda da yer verdik” dedi.

Alman Çeşmesi’nin dünyada benzeri yok

HabertürK’ten Sultan Uçar’ın habiren göre, Sultanahmet Meydanı’nda Sultan I. Ahmet Türbesi’nin karşısında yer alan Alman Çeşmesi, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in 1898’deki İstanbul ziyareti anısına Almanya’da yaptırılarak parçalar halinde getirilip Sultan II. Abdülhamid’e hediye edildi. Çeşmenin planlarını imparatorun özel danışmanı Mimar Spitta çizdi, yapımını ise Mimar Schoele üstlendi. İtalyan Mimar Joseph Antony de bu projede yer aldı. II. Wilhelm’in doğum günü olan 27 Ocak 1901’de ise görkemli bir törenle açıldı.

(Cumhuriyet)

Erdoğan davaları bloglara indi

Erdoğan’ın meydanlarda söylediği “CHP, MHP terör örgütüyle ruh üçüzü oldu” sözlerini değiştirerek internetteki blogunda kullanan Barış Ünver davalık oldu.

“Beyn.org” adlı kendi blog sayfasında çeşitli yazılar kaleme alan üniversite öğrencisi Barış Ünver (22) referandum sürecinde AKP ve açılımı eleştiren bir yazı kaleme aldı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın meydanlarda söylediği “CHP, MHP terör örgütüyle ruh üçüzü oldu” sözlerine atıfta bulunan Ünver, Abdullah Öcalan’ın devlet ile olan temasının da değerlendirildiği yazıda Erdoğan ile aynı kelimeler kullanılarak, “Erdoğan da Öcalan ile ruh ikizi oldu” dedi.

“SADECE ELEŞTİRİYDİ”

Bu yazı üzerine Erdoğan, üniversite öğrencisi hakkında suç duyurusunda bulundu. Erdoğan suç duyurusunda, “kişilik haklarına saldırı kastıyla fevkalade ağır, katlanılması ve tahammülü gayri kabil hakaretlerde bulunulduğunu” iddia etti. Suç duyurusu üzerine Ankara Cumhuriyet Savcısı Osman Atalay, Ünver hakkında 2 yıl hapis istemiyle Sulh Ceza Mahkemesi’ne dava açtı. Ünver, soruşturmada alınan ifadesinde, yazının amacının sadece eleştiride bulunmak olduğunu, hakaret amacı taşıyan kelimeleri kullanmadığını vurguladı. Ünver, ceza alırsa, atama veya seçilmeye tabi tüm memur hizmetlerinden de yararlanamayacak. (Kıvanç El)

‘Amazon karbondioksit emme gücünü kaybediyor’

Bilimadamları geçen yıl Amazon’da yaşanan kuraklığın bölgenin karbondioksit emme kapasitesiyle ilgili kaygılar yarattığını açıkladı.

Araştırmalarının sonuçlarını Science adlı bilim dergisinde yayımlayan İngiliz ve Brezilyalı uzmanlara göre, Amazon’da 2010’da, 2005’tekine göre daha büyük bir kuraklık yaşandı ve muhtemelen daha fazla ağaç kaybedildi.

2005’teki sıcak hava dalgası son bir asrın en büyük kuraklığına neden olmuştu.

Kuraklığın yaşandığı yıllarda Amazon, karbondioksit emen değil, yayan bir bölge haline geliyor.

Bilimadamlarına göre bu veriler, Amazon’un küresel ısınma karşısındaki kırılganlığını ortaya koyuyor. Uzmanlar “Amazon ormanlarının sera etkisi yaratan gazları sınırladığı günler geride kalabilir” diyor.

2010’da Amazon nehrinde su seviyesi son yarım asrın en düşük düzeyine indi. Bölgedeki 20’den fazla belediye olağanüstü hal ilan etti.

Leeds Üniveristesi’nden Simon Lewis, iki kuraklık ölçümünün gidişatı görmek için yeterli olmayabileceğini ancak yine de bunun kaygı verici bir tablo olduğunu söylüyor.

İki kuraklık da Brezilya açıklarındaki Atlas Okyanusu sularının alışılmadık derecede ısınmasıyla ilişkilendiriliyor.

‘Kuraklık devam edecek’

Dr. Lewis, “Eğer bunun nedeni atmosferdeki sera gazları yoğunlaşması ise, yakın gelecekte yine kuraklık göreceğiz demektir” diyor.

Simon Lewis şöyle devam ediyor:

“Eğer bu tür olaylar daha sık yaşanırsa, Amazon ormanları, karbon emerek küresel ısınmayı yavaşlatan değerli bir bölge olmaktan çıkarak önemli bir sera gazı kaynağı olabilir.”

Ağaçlar kuraklıktan ölüyor ve çürüyor. Ağaçların sayısı azaldıkça bölgenin karbondioksit emme kapasitesi de azalıyor.

Uzmanlar bu araştırmaları için Tropical Rainfall Measuring Mission (Tropikal Yağmur Ölçüm Misyonu) adlı bir Amerikan-Japon uydusunun sağladığı verileri kullandı. Bu uydu, Ekvator’un iki tarafını kapsayan bir kuşakta yağmur ölçümleri yapıyor.

Bu ölçümlere göre, 2005’teki kuraklık yaklaşık 2 milyon, 2010’daki ise 3 milyon kilometrekarelik bir alanda etkili oldu.

Bu bölge yılda atmosferden ortalama bir-buçuk milyar ton karbondioksit emiyor.

Ancak buna tezat bir şekilde, 2005’teki kuraklığın yıllara yayılan sonucu olarak bölge atmosfere beş milyar ton karbon saldı.

2010’da bölgeden yayılan karbon miktarının sekiz milyar ton olarak tahmin ediliyor. Bu, Çin ve Rusya’nın karbon salımlarının toplamından daha büyük bir miktar. (BBC)

‘Yeni zamanlar için yeni gazetecilik gerekli’

New York’daki Guggenheim Müzesinde düzenlenen bir toplantıda iPad üzerinden sunulacak ‘The Daily’yi tanıtan Rupert Murdoch, yeni gazetenin tablet bilgisayar döneminde “vazgeçilmez bir haber kaynağı olacağını umduğunu” söyledi.

‘The Daily’ için haftada 99 sent ödenecek ve yalnızca Apple’ın iTunes ‘mağazası’ üzerinden satılacak.

Gazete önce sadece ABD’de piyasaya çıkarılıyor. News Corp, yeni gazetede 100 dolayında gazeteci çalıştırıyor.

‘The Daily’de, haberler, etkileşimli grafikler, HD videoları ve iPad’in dokunmatik ekranına uygun olarak tasarlanan 360 derecelik fotoğraflar yer alıyor.

Bazı yazılara Twitter mesajları eklenecek ve gazetenin içeriği, kişinin tercihlerine göre biçimlendirilebilecek.

News Corporation’ın sahibi Rupert Murdoch, “Hedef kitlemiz, gelecek yıl içinde iPad sahibi olması beklenen 15 milyon Amerikalı.” dedi ve tablet bilgisayar çağında, yeni, taze ve güçlü bir sese ihtiyaç olduğunu; “Yeni zamanların yeni tür gazeteciliği gerektirdiğini” söyledi.

Murdoch, ‘The Daily’nin, çağdaş teknolojinin en iyi unsurlarıyla, “yumuşak bir haberciliği, iyi bir editörlüğü ve kuşkucu bakışı bir araya getireceğine” söz verdi.

Apple’ın, News Corp ile yaptığı bu anlaşmadan yararlanarak abonelilk ödemelerinde de değişikliğe gideceği tahmin ediliyor.

Rupert Murdoch, gazete okurlarının internetten haber ve yazılara ulaşabilmek için ücret ödemesi gerektiğini savunuyor.

Murdoch imparatorluğuna ait olan The Wall Street Journal, The Times ve The Sunday Times gazetelerinin internet sayfalarına, abonelik ücreti ödenerek ulaşılabiliyor.

The Times gazetesi, abonelik uygulamasının başlamasından bu yana, internet okurlarının sayısında yüzde 87’lik bir düşüş olduğunu belirtiyor. (BBC)

Ian Thorpe yüzmeye geri dönüyor

0

Olimpiyatlarda beş altın madalya ile adını spor tarihine yazdıran Avustralyalı yüzücü Ian Thorpe, havuzlara geri döndüğünü açıkladı.

“Thorpido” lakaplı 28 yaşındaki yüzücü, 2006’da profesyonel yüzmeyi bıraktığını açıklamıştı.

Ancak Thorpe, düzenlediği basın toplantısında, yeniden yarışlara katılacağını ve 2012 Londra Olimpiyatları’nda yarışmak istediğini söyledi.

Ian Thorpe, bayrak yarışı kategorisine odaklanacağını söylüyor.

Thorpe’un spora yeniden dönebileceği yolunda aylardır spekülasyonlar yapılıyordu.

Olimpiyat cazibesi

Thorpe geride bıraktığı kusursuz bir kariyer ardından, yeniden spora dönme kararının kolay olmadığını anlattı.

Ancak Londra’daki olimpiyat tesislerini gördükten sonra çok heyecanlandığını ve antrenmanlara başlama kararı aldığını kaydetti.

Serbest yüzme gibi bireysel kategorilere katılmayı olasılık dışı bırakmayan Thorpe’un sözleri bir diğer rekortmen yüzücü olan “Amerikalı Michael Phelps ile olimpiyatlarda devlerin mücadelesi yaşanır mı?” sorusunu gündeme getirdi.

Thorpe, 2012 Mart ayındaki olimpiyat takımı seçmelerine girebilmek için ülkesinde doping inceleme kurumları nezdinde lisansını yeniledi.

Düzenleyici kuruluş FINA’nın kurallarına göre kayıttan sonra müsabakalara katılabilmek için dokuz ay beklemek gerekiyor.

İlk şampiyonluğunu 1988’de kazanan sporcu şimdiye dek olimpiyatlarda beşi altın, üçü gümüş toplam dokuz madalya elde etti; 11 kez dünya şampiyonu oldu ve 13 kez dünya rekoru kırdı. (BBC)

“Hıncal Uluç, namus cinayetlerini kışkırtıyor!”

0

Kadınların Medya İzleme Grubundan Doç. Dr. Hülya Uğur Tanrıöver Tanrıöver, sunucu Defne Joy Foster’ın ölümünün ardından “Su testisi su yolunda kırılır” yazan Hıncal Uluç’u “kadınlara karşı nefret söylemini durdurmaya” çağırdı; Uluç’un yazdıklarıyla “her gün üç kadının namus bahanesiyle öldürüldüğü Türkiye’de bu cinayetleri kışkırttığını hatta onlara ortak olduğunu” söyledi.

Uluç, “32 yaşında ölen bir kadına, kendisi çok istiyorsa ‘oh olmuş’ diyebilir, bu onun vicdanını bağlar ama bunu köşesinde yazması aynı zamanda da okurlarını yani toplumu kendi çarpık zihniyeti doğrultusunda bir ‘linç’e davet etmek anlamına gelir. Zaten günde üç kadının öldürüldüğü, önemli bölümünün de ‘namus’ bahanesiyle öldürüldüğü ülkemizde bu tür söylemler, bu ve benzeri cinayetleri kışkırtmak, hatta onlara ortak olmaktır.”dedi.

“Kadınların özel hayatları kendilerini ilgilendirir”

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Doç. Dr. Hülya Uğur Tanrıöver, şu değerlendirmede bulundu:

“Kadınlar yasal haklarına rağmen hayatta erkeklerle eşit olamıyorlar, daha doğrusu oldurulmuyorlar. Siyasal iradeden medyaya tüm kurumlar oluşturdukları söylemler ve uygulamalarıyla onları, fizik özellikleri, anatomik özellikleri ya da bazılarının deyimiyle ‘fitrat’ gibi binbir anlamsız gerekçeyle engelliyor; hayattan erkeklerle eşit pay almalarını hazmedemiyorlar.

Ne yazık ki bu durum hayatta olduğu gibi ölümde de geçerli. Bunun son örneğini Foster’ın özel hayatını kendi varsayımları ve ikiyüzlü ahlaki görüşü doğrultusunda didikleyen yazısıyla Hıncal Uluç verdi.

Kadınların özel hayatları kendilerini ilgilendirir. İstediklerini içmek ya da yemek, istedikleri eve misafir gitmek ya da gitmemek, medeni durumları ne olursa olsun, istedikleri kişiyle istedikleri türden ilişki kurmak ya da kurmamak sadece kendi kararlarına bağlı olmalıdır.

Uluç’un ve linçe davetiye çıkaran tüm medya kurumlarının tutumunu kınamak, sadece kadınların değil medyada ve toplumda giderek daha da fazla yara alan ‘özel hayata saygı’ adına herkesin görevi olmalıdır. Medya kadınların özel hayatlarından elini çekmeli, kadınlara karşı nefret söylemini durdurmalıdır.”

(Burçin Belge)

Mısır’da iktidar partisi’nden istifalar geldi

0

Mısır’da, gösterilerin 13. gününe girilirken on binlerce kişi hala Tahrir Meydanı’nda. Eylemcilerin hedefindeki Mübarek’in liderliğini yaptığı iktidar partisindense istifa haberleri geldi.

Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in partisi Ulusal Demokratik Parti’nin üst düzey yönetim kadrosundaki istifaların, Genel Sekreter’in başkanlığındaki 6 kişilik Yönetim Komitesi’ni kapsadığı bildirildi.

Bu komite, Parti’nin en üst karar organı. Parti kaynaklarına göre istifalar, Genel Sekreter Safvat el Şerif’i ve Komite üyesi olan, Mübarek’in oğlu Cemal Mübarek’i de kapsıyor.

Cemal Mübarek’in ayrıca partinin güçlü organı olan Siyasi Komite’nin de başkanı olduğu, Cemal Mübarek’in bu görevden de ayrıldığı ve yeni Genel Sekreter Hossam Bedrevi’nin bu görevi de üstlendiği kaydedildi.

El Cezire ve El Arabiya televizyonu, Mübarek’in de parti liderliğinden istifa ettiğini duyurdu ama iki yayın kuruluşu daha sonra bu haberi geri çekti.

ŞEFİK: İSTİKRAR GERİ DÖNÜYOR
Mısır Başbakanı Ahmet Şefik, 12. günündeki protestolara karşın Mısır iktidarının krizi atlatmakta olduğunu ve ”istikrarın geri dönmekte olduğunu” söyledi.

Resmi TV kanalında bir açıklama yapan Başbakan Şefik, krizi, Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in görevinden ayrılmadan bir çözüme kavuşturulacağından, bu konuda muhalefetle uzlaşmaya varılacağından emin olduğunu ifade etti. Şefik, Hükümetin, ”protestolarla ilgili sorunu atlatacağını hesap ettiğini” ifade etti.

Cuma günü yapılan ve Şefik’in, ”100.000 kişi katıldı” dediği protesto gösterisinin, muhaliflerin umduğunun aksine Mübarek’i istifa ettiremediğini kaydeden Şefik, ”Bundan etkilenmedik ve Allah izin verirse gelecek cuma da etkilenmeyeceğiz. Bütün bunlar istikrara doğru gidiyor” diye konuştu.

GÖSTERİLER DEVAM EDİYOR
Kahire’nin merkezindeki Tahrir Meydanı’ndaki göstericiler, Mübarek istifa edinceye kadar protestolarını sürdürmekte kararlı olduğunu belirtiyor.

Öte yandan Mısır ordusunun bir subayı bugün Tahrir Meydanı’nda halka hitap ederek, gösteriyi sona erdirmelerini istedi. Hasan el Roveni adlı komutan hoparlörle yaptığı konuşmasında, ”ifade özgürlüğü tümünüzün hakkı ancak lütfen Mısır’ın geri kalanını da düşünün” diyerek, gösterilerin ekonomik zarara yol açtığını belirtti. Göstericiler ise yanıt olarak ”Mübarek istifa” sloganları attı. (Ntv)

Tunus’ta polis göstericilere ateş açtı: 2 ölü

0

Tunus’ta polis merkezine saldıran göstericilere polisin ateş açması sonucu 2 kişi öldü, 17 kişi yaralandı.

Tunus’un kuzeyindeki El Kef kentinde, polis merkezine yangın bombaları ve taşlarla saldıran göstericilere polisin ateş açması sonucu 2 kişi öldü, 17 kişi yaralandı.

İçişleri Bakanlığı kaynaklarına göre, göstericilerin polis merkezine saldırması üzerine, polisler de grubu dağıtmak üzere ateşle karşılık verdi.

Adı açıklanmayan bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, yaklaşık bin kişinin, El Kef polis merkezi önünde toplandıklarını ve kent emniyet müdürünün, görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle görevden alınmasını talep ettiklerini söyledi. (aa)

Başbakan 12 kayıp yakınıyla görüştü

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 12 kayıp yakını ile İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon’dan iki temsilciyi Dolmabahçe’deki Başbakalık Çalışma Ofisi’nde kabul etti.

Başbakan Erdoğan’ın daveti üzerine gerçekleşen buluşma, saat 17.00’de başladı ve yaklaşık iki saat sürdü. Buluşmaya; İHD Şube Başkanı Abdulbaki Boğa, Gözaltına Kayıplara Karşı Komisyon’dan Sebla Arcan ile 12 kayıp yakını katıldı. O aileler şöyle:

Fehim Tosun’un eşi Hanım Tosun, Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya, Abdurrahman Coşkun’un annesi Hediye Coşkun, Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, Tolga Baykal Ceylan’ın annesi Kadriye Ceylan, Hayrettin Eren’in annesi Elmas Eren, Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır, Nurettin Yedigöl’ün annesi Beycan Yedigül, Hasan Ocak’ın ağabeyi Hüseyin Ocak, Rıdvan Karakoç’un ağabeyi Hasan Karakoç, İsmail Şahin’in eşi Kiraz Şahin ve Kasım Alpsoy’un eşi Erdoğan Alpsoy.

Geçen ay CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ve Sena Kaleli, İstanbul Galatasaray Meydanı’nda yapılan Cumartesi Anneleri’nun buluşmasına destek için gelmiş, eyleme katılmıştı.

İşte, o kayıpların hikayesi:
CEMİL KIRBAYIR: Devrimci Yol üyesi Kırbayır, 13 Ekim 1980’da Kars’ın Göle ilçesinde gözaltına alındı. Bir daha gören olmadı.

HAYRETTİN EREN: İstanbul’da, Devrimci Sol üyesi olduğu iddiasıyla 21 Kasım 1980’de gözaltına alındı. Önce Karagümrük Karakolu’na, ardından Gayrettepe’deki il emniyet müdürlüğüne götürüldü. Bir daha izine rastlanmadı.

NURETTİN YEDİGÖL: İstanbul’da, Marksist Leninist Silahlı Propaganda Birliği üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alındı. İddialara göre 17 Nisan 1981’de işkencede öldürüldü. Cesedi bulunamadı.

HÜSEYİN TAŞKAYA: Siverekli Hüseyin Taşkaya, 6 Araık 1993’te evinden alındı. Bir daha bulunamadı.

KASIM ALPSOY: Adana’da, Mayıs 1994’te gözaltına alındığın günden beri akıbetinden haber yok.

MURAT YILDIZ: İzmir’de, 23 Şubat 1995’te havaya ateş açtığı iddiasıyla gözaltına alındı. Polislerce vapurla İstanbul’a götürüldüğü sırada denize atladığı iddia edildi.

HASAN OCAK: Öğretmen Hasan Ocak, Gazi Mahallesi olaylarının hemen ertesinde, 21 Mart 1995’te İstanbul’da gözaltına alındı. Cesedi ailesinin çabası ile 26 Mart’ta Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulundu. Ocak, Rıdvan Karakoç’la birlikte kayıplar mücadelesinin sembolü oldu.

RIDVAN KARAKOÇ: Ocak’tan bir gün önce ortalıktan kayboldu. Yine aynı mezarlıkta gömüldüğü ortaya çıktı.

İSMAİL ŞAHİN: Temizlik işçisiydi. 1995’ten bu yana haber alınamıyor.

FEHİM TOSUN: Diyarbakır’da, 19 Ekim 1995’te evinden telsizli bir grup tarafından alındı. Kendisinden bir daha haber çıkmadı. U2 adlı müzik grubu, bir albümüne “Fehim Tosun’u unutmayın” yazılı bir not koymuştu.

ABDURRAHMAN COŞKUN: Dargeçit’te, 29 Ekim 1995’te gözaltına alınan yedi kişiden biri de lise öğrencisi olan 18 yaşındaki Coşkun’du. Coşkun ile 13 yaşındaki Seyhan Doğan, 21 yaşındaki Abdullah Olcay, 18 yaşındaki Mehmet Emin Aslan, 13 yaşındaki Nedim Akyol ve 12 yaşındaki Davut Altunkaynak’tan bir daha haber alınamadı. Sadece 58 yaşındaki Süleyman Seyhan’ın gözaltına alındıktan beş ay sonra cesedi yakılmış olarak bir kuyuda bulundu.

TOLGA BAYKAL CEYLAN: Tatil için 11 Ağustos 2004’te gittiği Kırklareli’nin İğneada ilçesindeki jandarma bölgesinde kayboldu. Ardında valizi ve kimi giysileri kaldı. Jandarma Ceylan’ın kaçtığını iddia etti. (İsmail Saymaz)