Ana Sayfa Blog Sayfa 5118

Deniz Feneri hesabından 2 bin euro konser parası

Deniz Feneri soruşturmasında savcılar Uğur Arslan’ın katıldığı yardım konserlerinde 2 bin euro ücret aldığını gösteren makbuzlar buldu.

Deniz Feneri soruşturmasının sembol ismi, televizyon sunucusu Uğur Arslan’ın yardım amacıyla yapılan konserlere ‘hayır için’ katıldığı şeklindeki açıklamalarını, ulaşılan muhasebe kayıtları yalanladı. Soruşturma kapsamında ele geçirilen Deniz Fener Derneği e. V’nin muhasebe kayıtlarına göre, katıldığı her konser başına Arslan’a 2 bin euro ödeme yapılmış. Savcılık şüphelilerin Almanya’da kurdukları şirketlerin, trafik cezalarını ve şirket çalışanlarının maaşlarını da yardım paralarıyla ödediğini tespit etti.

Savcılar hakkındaki Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) incelemesi gölgesinde devam eden Deniz Feneri soruşturmasında, savcılar önemli kayıtlara ulaştı. Soruşturmanın üçüncü dalgasında dört kişiyle birlikte gözaltına alınan ancak ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılan Uğur Arslan’ın yardım toplamak amacıyla düzenlenen konserlere ücret karşılığında katıldığı, Arslan’ın ‘hayır amaçlı katıldım’ açıklamalarının ise gerçeği yansıtmadığı belirlendi. Deniz Feneri e. V muhasebe kayıtlarına göre, Arslan katıldığı konser başına 2 bin euro ücret alıyordu. Söz konusu ücreti de Deniz Feneri e. V karşılıyordu. Savcılık, söz konusu konserlere katılan vatandaşların ‘insani ve vicdani duygularının suiistimal edildiği’ iddiasında bulundu.

Sermaye arttırımı da yardım paralarıyla
Soruşturmayı sürdüren Cumhuriyet Savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yeren ve Mehmet Tamöz, son dalgada gözaltına alınan şüpheliler Harun Kapıyoldaş, Muzaffer Şafak ve Mustafa Bölükbaşı’nın tutuklama istemiyle mahkemeye yazdıkları sevk yazısında, şüphelilerin yardım paralarıyla taşınmaz aldığını vurguladı. Sevk yazısında yardım paralarının amacı dışında kullanıldığı şu şekilde anlatıldı: “Frankfurt şehrindeki 6 adet dairenin ve Avusturya’nın Viyana şehrinde bir binanın bedellerinin, Adam Opel Strasse’deki binanın taksit ve onarım giderlerinin Deniz Feneri e.V tarafından ödendiğinin gözüktüğü, hatta bu şirketlerin adına kayıtlı olan araçların trafik cezalarının, şirket yönetici ücretlerinin ve Türkiye’deki Beyaz Holding’in bir sermaye artışının dahi Deniz Feneri e. V’nin parasından ödendiği belirlenmiştir.”

‘Dernek için toplanan parayla mal edindiler’
Sevk yazısında tutuklanması istenen şüphelilerden Harun Kapıyoldaş’ın Zekeriya Karaman, Zahid Akman, İsmail Karahan gibi örgüt yöneticisi olduğu iddia edilerek, “Şüphelilerin Deniz Feneri e.V’nin parasını amacı dışında ve şahsi olarak kullanmak amacıyla suç örgütü kurup yönettikleri, örgütün amacı doğrultusunda Almanya’da kurulu ve faaliyet gösteren Deniz Feneri e.V isimli derneğin yardım amacıyla topladığı paraları yıllar içinde şahsi olarak kullanıp mal edindikleri, birçok kez nitelikli dolandırıcılık suçları ile bu durumu gizlemek için Deniz Feneri e. V’ye ait yardım belgeleri üzerinden birçok kez sahtecilik suçlarını işledikleri tespit edilmiştir” denildi.

Avukatlar soruşturmayı eleştirdi
Savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun inceleme başlatmış olması, avukatların savunmalarını da etkiledi. Harun Kapıyoldaş’ın avukatı Ozan Ergin, Nöbetçi 13. Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma sırasında soruşturmayı sürdüren savcıları hedef aldı. Ozan Ergin savunmasında şunları kaydetti: “Birleşmiş Milletler’in, savcıların rolüne ilişkin bir bildirgesi vardır. Bu bildirgede savcıların adil, tarafsız olmaları hususunda birtakım önerilerde bulunulmaktadır. Şu anda, ben savcıların hazırlayıp, göndermiş oldukları bu evrakın da bildirgeye uymadığı kanatindeyim. Soyut ifadelerle evraka eklenmiş birçok klasörle şüphelilerin suç işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin oluşmasını sağlamaya çalışmaktadır.”

Muzaffer Şafak’ın avukatı Hasan Köken de savunmasında savcıların adil soruşturma yapmadıklarını iddia ederek “Savcılarımız görevlerini yaparken adil ve süratli, insan onuruna yaraşır tarzda davranmaları gerekirken buna pek uymamışlardır” dedi. Mahkeme, şüpheliler Kapıyoldaş ve Şafak’ın tutuklanmasına karar verirken Mustafa Bölükbaş’ı yurtdışı çıkış yasağı koyarak serbest bırakmıştı.

(Mesut Hasan Benli)

İngiltere Community Shield’de şampiyon ManU

0

İngiltere Community Shield’de Manchester derbisi, uzun yıllar unutulmayacak bir maça sahne oldu. İlk devreyi 2-0 geriden kapatan United, City’yi ikinci yarıda bulduğu gollerle 3-2 mağlup etti ve kupayı müzesine götürdü.

İngiltere Community Shield’de Manchester derbisi, uzun yıllar unutulmayacak bir maça sahne oldu. İlk devreyi 2-0 geriden kapatan United, City’yi ikinci yarıda bulduğu gollerle 3-2 mağlup etti ve kupayı müzesine götürdü.

United maça daha istekli başladı. Maçın başından itibaren rakip kalede daha çok gözüken Kırmızı Şeytanlar oldu. Manchester United’ın üstün oyuna karşı City, ilerleyen dakikalarda maçta dengeyi sağladı.

Karşılaşmanın ilk golü ise Manchester City’den geldi. Sağ taraftan David Silva’nın kullandığı serbest vuruşta, kale sahası içinde iyi yükselen Joleon Lescott, 38. dakikada Manchester City’yi 1-0 öne geçirdi.

Manchester United, golün şokunu üzerinden atamadan ikinci golü de kalesinde gördü. 45’te sahne alan Edin Dzeko, yaklaşık 30 metreden çok sert vurdu. Genç kalesi David De Gea’nın büyük hatası, maçta durumu City lehine 2-0’a getirdi.

İlk yarı da bu skorla tamamlandı.

İkinci yarı ise sahada bambaşka bir Manchester United vardı. Sir Alex Ferguson’un 3 oyuncuyu aynı anda oyuna dahil etmesi, maçın dengesini tamamen değiştirdi. Phil Jones, Jonathan Evans ve Tom Cleverley gibi genç oyuncularını oyuna süren Ferguson, Rio Ferdinand, Nemanja Vidic ve Michael Carrick gibi tecrübeli isimleri kenara aldı.

Bu değişiklik, 52. dakikada etkisini gösterdi. Sol taraftan kullanılan serbest vuruşta, kaleci Joe Hart’tan önce ayağını uzatan Chris Smalling, United adına farkı 1’e indirdi.

Bu golün sadece 6 dakika sonrasında ise muhteşem bir ManU, organizasyonu sonucunda Nani’nin golü geldi. Ceza sahası önünde ve içinde baş döndürücü pasları ile City savunmasını dağıtan Manchester Unitedlı oyuncular, son olarak Portekizli’nin güzel plasesi ile beraberliği yakaladı.

Manchester United, galibiyet golü için baskısını sürdürdü. 70. dakikaya kadar sahasında çıkmakta zorlanan City, 3. golü kalesinde görmemek için tüm hatlarıyla savunmaya çekildi. Zaman zaman kontra ataklarla etkili olmaya çalışan City, ikinci devre boyunca etkili bir pozisyon üretemedi.

Manchester United, maç bitti diye düşünülürken 90+4’te galibiyet golünü buldu. City’nin kullandığı kornerin dönüşünde topu iyi takip eden Nani, City kaptanı Kompany’nin büyük hatası sonucunda kalesi Hart ile karşı karşıya kaldı. Hart’ı şık bir çalımla geçen Portekizli, boş kaleye ‘Kırmızı Şeytanlar’ın galibiyet golünü gönderdi.

İngiltere Community Shield’de Manchester United, son dakikada Nani ile bulduğu golle Manchester City’yi 3-2 mağlup etti ve kupayı müzesine götürdü.

Bundesliga’da ilk hafta heyecanı yaşandı

0

Almanya Bundesliga’da 2011-2012 sezonu start aldı. Açılış maçında son şampiyon Dortmund, Hamburg’u 3-1 mağlup etti. Bundesliga’nın en büyük şampiyon adaylarından Bayern Münih ise sahasında şok bir yenilgi aldı.

Borussia Dortmund-Hamburg maçı ile start alan Bundesliga’da ilk hafta maçları sürprizlere sahne oldu. Sezona iddialı bir şekilde giren Bayer Leverkusen, Mainz deplasmanında mağlup olurken, ilk haftanın en büyük sürprizi ise kapanış maçında yaşandı. Bayern Münih, kendi taraftarının önünde Mönchengladbach’a 1-0 yenildi.

Nükleer karşıtları şantiye alanına girdi

Nükleer karşıtları, ABD’nin Japonya’ya atom bombası atmasının yıldönümünde, Türkiye’nin ilk nükleer santralinin kurulacağı Mersin’in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli beldesinde bir araya geldiler. Mitingde hem Hiroşima ve Nagazaki’de ölenler anıldı, hem de AKP hükümetine ‘nükleer santral istemiyoruz’ mesajı gönderildi.

Mersin ve çevre ilçelerinden gelen yaklaşık 700 kişilik nükleer karşıtları, Büyükeceli Belediye binası önünde toplandı.

Buradan nükleer santralin yapılacağı yere kadar olan yaklaşık 4 kilometrelik mesafeyi yürüyen gruptakiler, bu sırada Mersin-Antalya karayolunu bir süre trafiğe kapattı.

Daha sonra şantiye girişine gelen grup, ana giriş kapısının güvenliğini sağlayan özel güvenlik ekiplerini de aşarak şantiye alanına doğru ilerlemeye başladı.

Mitingde katılımcılara seslenen Mersin Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü Sabahat Aslan, “ABD’nin 6 ve 9 Ağustos 1945 tarihlerinde nükleer santrallerin ürettiği atom bombalarını Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atması sonucunda öldürülen insanları saygıyla anıyor, ABD’yi işlediği bu insanlık suçundan dolayı kınıyoruz” dedi.

Grup ile özel güvenlik görevlileri ve olay yerine gelen jandarma ekipleri arasında bir süre arbede yaşandı.

Grup şantiye alanına doğru ilerledikten sonra jandarma komutanlarının da araya girmesiyle sakinleştirildi. Grup bunun üzerine bir süre şantiye alanı içerisinde oturma eylemi yaptı.

(Ajanslar)

“Daha ben taburcu olmadan serbest bırakıldı”

0

Kocaeli’de kendisini tehdit ettiğini söylediği kocasından kaçmak isterken beşinci kattan düşen kadın, ”Ben daha hastaneden taburcu olmadan o kişi karakoldan serbest bırakıldı. Can güvenliğim tehlikede” dedi.

Gülten Coşkun, görücü usulüyle tanışarak Mart ayında nişanlandığı Mehmet Akif Coşkun ile 23 Temmuz’da yapılan düğünle evlendiğini söyledi.

Eşinin nişanlılık döneminde kendisini birkaç kez tehdit ettiğini anlatan Coşkun, şunları söyledi:

”Evliliğimizin ilk dört günü çok iyi davrandı. Ancak beşinci gün aramızda çıkan bir tartışmanın ardından beni dövdü ve 5-6 saat yüzüme tükürerek hakaretlerde bulundu. Bunu aileme söylemedim. Ailemi ziyarete gittiğimde ise makyajla morlukları kapatıyordum. Soran olduğunda da ‘kapı çarptı’ gibi şeyler söyleyerek geçiştiriyordum. Daha sonra beni dışarı çıkartmamaya başladı ve kimseyle görüşmeme izin vermedi. Olay günü de aramızda çıkan bir tartışmanın ardından beni ve ailemi öldürmekle tehdit etti. Daha sonra ben korkarak mutfak balkonuna kaçtım ve polisi aradım. Bu sırada tuvaletten çıkan eşim yardım istediğimi duyunca kilitlediğim mutfak kapısının camını kırarak kapıyı açtı ve üzerime geldi.”

Çok korktuğunu ve eşinin kesinlikle kendisini öldüreceğini düşündüğünü ifade eden Coşkun, ”Hemen yağmur suyu borusuna tutunarak aşağı inmeye başladım. Bu sırada kafamı kaldırdığımda eşimi yukarda görünce panikledim ve dengemi kaybederek aşağı düştüm” diye konuştu.

Olayın ardından kaldırıldığı hastanede iki bacağının kırıldığını öğrendiğini dile getiren Coşkun, ”Ancak ben daha hastaneden taburcu olmadan o kişi karakoldan serbest bırakıldı. Bu beni çok üzdü. Can güvenliğim tehlikede. Bana ve aileme koruma talep ediyorum. Bir an önce bu kişinin cezasını çekmesini istiyorum. Başbakanımızdan bu konuda destek bekliyorum. Gebze Kaymakamımız feryadımı duysun bana sahip çıksın, çok korkuyorum. Ailem ve ben tehlikedeyiz” dedi.

Boşanma davası açacağını dile getiren Coşkun, ”Artık evli kalamam. Bu kişi normal değil. Adalete güveniyorum ve o kişinin mutlaka cezasını çekmesini istiyorum” dedi.

Bu arada, gözaltına alınan Mehmet Akif Coşkun’un ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığı öğrenildi. (Ajanslar)

Koza maden çalışanından itiraf

2005’te Koza Altın Madeni’ne yönelik protestoda çevrecilere saldırılması olayını ele alan davaya, çalışanlarını saldırıya azmettirdiği iddia edilen işletme sahibi gelmedi. Çevreci sanıkların avukatı, “eylemlerin yöneticisi” olmakla suçlandı; maden çalışanlarından, “şirketin talimatıyla eylemcileri engelledik” itirafı geldi.

Bergama Asliye Mahkemesi’nde devam eden, 2005’teki Dünya Çevre gününde çevrecilere Koza Altın İşletmeleri çalışanları tarafından taş ve yumurta atılıp yollarının kesilmesiyle ilgili davada, çevrecilerin avukatı Arif Ali Cangı, sanık olmadığı halde son duruşmada (22 Temmuz) Koza Altın İşletmeleri’nin genel müdür yardımcısı Hayrettin Öğüt tarafından suçlandığını bildirdi.

Cangı’nın aktardığına göre, Öğüt davaya avukat olarak gelen Cangı’nın “yaklaşık 10 seneden beri çevredeki eylemlerin yöneticisi” olduğunu söyledi. Bunun üzerine Cangı kendisinin şirket çalışanlarına hedef olarak gösterildiğini ifade etti. Cangı’nın itirazı duruşmanın tutanaklarına şöyle yansıdı: “Müşteki sanık Hayrettin Öğüt savunmasındaki sözleri ve sunduğu fotoğraflarla beni sanık pozisyonunda göstermekte ve şirket çalışanlarına hedef göstermektedir. Kendisi hakkındaki başvuru hakkımı saklı tutuyorum, ayrıca müşteki sanık Hayrettin Öğüt tarafından sunulan benimle ilgili fotoğraf ve görüntülerin bu dava dosyasında yer almaması gerekmektedir, mahkeme gerekli görürse jandarma kaymakamı ve komutanın oraya gelmesini sağlayan kişi olarak, tanık olarak beyanda bulunabilirim.”

Bianet’e konuyla ilgili açıklamada bulunan Avukat Cangı 22 Temmuz’daki duruşmada yaşananları anlattı. “O dönem halkla ilişkiler müdürü olan Koza Altın İşletmeleri Genel Müdür Yardımcısı Hayrettin Öğüt bir anlamda adamlarıyla geldi duruşmaya, savunma yerine doğrudan doğruya beni hedef alan, suçlayan bir savunma yaptı. ‘Doğrudan doğruya bu işi yöneten Arif Ali Cangı’dır’ şeklinde… Ben sanık değilim burada. Sanıkların, müştekilerin avukatıyım. Bu epey tartışıldı.”

MADENCİLERDEN İTİRAFLAR

22 Temmuz’daki duruşmada önemli bir gelişme daha yaşandı. Davaya konu olan saldırıda saldırganlar arasında bulunan, maden çalışanlarından Yüksel Gencer itiraflarda bulundu.

Duruşmanın tutanaklarına göre, Gencer, “Çamköy yolu çevre köylülere açıktı, eyleme gelenlere kapalıydı, çevreci grup Çamköy yoluna geçmek istedi, biz geçirmedik. Yumurtalar bize şirketten verildi, bir elimize yumurta bir elimize taş aldık, attık” dedi.

Daha önce bir başka maden çalışanı Halil Etfal de 18 Ocak’taki duruşmada itiraflarda bulunmuştu. Etfal tutanaklara geçen sözlerinde, o gün piknik yerinde altın madeninde çalışan 550 işçi olduğundan söz ediyordu… “Olay tarihinde Koza altın madeninde işçi olarak çalışıyordum, o gün piknik yerinde altın madeninde çalışan 550 kişi vardı, ancak bunların bir kısmı iddianamede yer almıştır, pikniğe gelmek mecburiyeti vardı, gelmeyenlerin işten atılma korkusu vardı, Hayrettin Öğüt, Hamdi Akın İpek, Celalettin Çetin birebir gelmeyen işçisi kontrol ediyorlardı, o gün olay sonunda Hayrettin Öğüt birebir bana ‘neden taş atmadın’ diye baskı yaptı, işçiler kendi istekleri ile eylemde bulunmamıştır, yönetimin baskısı ile Celalettin Çetin, Hamdi Akın İpek ve Hayrettin Öğüt ile yönetim kadrosunun müdürlerinin yönlendirmesi ile hareket etmişlerdir.”

DAVANIN SEYRİ

Dava sürecinin ilginç bir seyri var…

2010 Ocak ayında dava açıldığında çevrecilerin avukatları, davaya konu olan 2005’teki saldırıyı yönlendiren konumda olduğunu söyledikleri Akın İpek’in sanık olmamasına itiraz ettiler ve mahkemenin araştırmasını istediler. Ayrıca müşteki olarak savcılığa da başvurdular.

Savcılık tekrar ele aldığı dosyada, Akın İpek hakkında takipsizlik kararı verince bir kez daha itiraz süreci başladı. Yapılan itirazın ardından Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi “şüphelinin maden çalışanları üzerinde inisiyatif sahibi olduğu … şüpheli Hamdi Akın İpek’in yönetici sıfatı ile kendi çalışanlarını diğer gruba karşı azmettirdiğine dair yoğun şüphe bulunduğu” ifadelerine yer verdiği kararında Akın İpek hakkındaki takipsizlik kararını kaldırdı.

Böylece Bergama Asliye Ceza Mahkemesi’nde Akın İpek hakkında dava açıldı ve diğer davayla birleştirilmişti.

Avukat Arif Ali Cangı son duruşmaya Koza Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın İpek’in gelmediğini söyledi. Duruşmada Akın İpek’in Ankara Ceza Mahkemesi’nde ifadesinin alınması kararlaştırıldı.

(Bianet)

Lukaku resmen Chelsea’de

0

Chelsea, Bursaspor’un Avrupa Ligi’ndeki rakibi Anderlecht’in genç yıldızı Romelu Lukaku’yu kadrosuna kattı.

Bursapor’un UEFA Avrupa Ligi’ndeki rakibi Anderlecht, Lukaku’yu Chelsea’ye verdi.

Anderlecht ile Chelsea arasında uzun süredir süren pazarlıklar son buldu ve 18 yaşındaki Romelu Lukaku Chelsea’nin yeni oyuncusu oldu.

Anderlecht kulübü resmi sitesinden duyurulan transferin ayrıntıları açıklanmadı. Oyun stili olarak Drogba’ya benzetilen Lukaku, Chelsea’nin bu sezon yaptığı 3. transfer oldu.

İngiliz kulübü daha önce Genk’in genç kalecisi Thibaut Courtois’i transfer etmiş ancak Atletico Madrid’e kiralamıştı. Chelsea son olarak Barcelona altyapısında yetişen Oriol Romeu’ya 4 yıllık imza attırmıştı.

Doğu Karadeniz Çevre Planı’na HES karşıtı itiraz

Derelerin Kardeşliği Platformu üyelerince, Doğu Karadeniz Bölgesi Çevre Düzeni Planına itiraz dilekçesi verildi.
Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansının hazırladığı, Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) onayladığı, Doğu Karadeniz Bölgesi Çevre Düzeni Planı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca uygun görülerek askıya çıkarıldı. 

Artvin, Trabzon, Rize, Ordu, Giresun, Ordu ve Gümüşhane illerinde gelişim ve imarlaşmayı düzenleyen plana, Derelerin Kardeşliği Platformu İkizdere Temsilcisi İsmet Ekşi, merkeze bağlı Küçükçayır köylülerinden ve platform üyesi Kazım Delal ile bazı çevre örgütü temsilcileri, Rize İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne başvurarak itiraz dilekçesi verdiler.

İsmet Ekşi, burada yaptığı açıklamada, İkizdere Vadisinde 26 HES projesi planlandığını, ancak vadinin tek bir HES’i bile taşıyacak kapasitesinin kalmadığını savunarak, ”Vadide nem oranı aşırı derecede yükseldi. Çünkü İkizdere Deresi, yapılan HES’ler nedeniyle kuruma aşamasına geldi. Oysa İkizdere Vadisi dar bir vadi. Vadinin sirkülasyonunu da İkizdere Deresi sağlıyordu” dedi.

Platform üyesi Kazım Delal ise köylerini en iyi kendilerinin bilebileceğini ifade ederek, ”Ancak hiç kimsenin haberi olmadan hazırlanan bir plan var. Bu plan kimseye duyurulmadan askıya çıkartıldı ve bir aylık itiraz süresi tanındı. Bizim de itiraz süresinin dolmasına az bir süre kala haberimiz oldu” diye konuştu.

Plan içeriğiyle ilgili bilgi sahibi olabilmek için belgeleri istediklerini, belgeleri alabilmek için kendilerinden 350 lira istendiğini iddia eden Delal, ”Ben bir ineğimi satıp HES’lere karşı dava açmıştım. İkinci bir ineğim yok ki satıp bu belgelere ulaşayım” dedi.

(Ajanslar)

Bağbaşı’nda HES karşıyı köylülere saldırı

0
Erzurum’un Tortum ilçesine bağlı Serdarlı, Bağbaşı, Pehlivanlı beldelerinde yapımına başlanan hidroelektrik santrali (HES) çalışmaları köylüler ile santral çalışanlarını karşı karşıya getirdi.
Tortum’un Serdarlı, Pehlivanlı, Bağbaşı beldeleriyle Dikmen ve Uzunkavak köylerinden geçen Ödük Çayı üzerine kurulması planlanan HES çalışmalarını yöre halkı protesto etti.

Dün gece saatlerinde projeyi üstlenen yüklenici firmanın kurduğu şantiyenin önünden kalabalık araç konvoyuyla geçen köylülere bir grup işçinin taş atması gerginliğin daha da artmasına neden oldu. Olay yerine gelen jandarma tutanakla olayı kayıt altına aldı.

Ağaçları ve ekili alanlarıyla su kaynaklarının ellerinden gideceğini belirten yöre halkı, iş makinelerinin üzerine çıkarak çalışmaları engellemek istedi. Jandarma ekipleri, protestocuları ikna ederek, HES çalışmalarının yapıldığı alandan uzaklaştırdı.

Köylerine HES kurdurmak istemeyen Bağbaşı beldesi sakinleri, projenin gerçekleşeceği alanda nöbet tutmaya başladı. İş makinelerinin HES alanına gelmesi üzerine belde sakinleri ve çevredeki köylüler toplanarak iş makinelerini engelledi.

Bağbaşı beldesi sakinlerinden Suat Çolak, mahkeme kararı çıkmadan köylerinde HES çalışmalarına izin vermeyeceklerini belirtti.

Çolak, HES’ten bölgede yaşayan 15 bin kişinin olumsuz etkileneceğini dile getirerek, “Mahkeme kararıyla yapılacak HES’e karşı değiliz. Biz sadece hukuksuzluğa karşıyız. HES’in yapılmasıyla 3 milyon meyve ağacımız yok olacak. Ödük Çayı’ndaki suyumuz kesilecek. Toprağımızı terk etmek zorunda kalacağız.” diye konuştu. (Ajanslar)

Anonymous kendisine yönelik tutuklamalara yanıt verdi

Bilgisayar korsanları grubu Anonymous, İngiltere ve ABD’de yandaşlarının tutuklanmalarına misillime olarak ABD’nin orta kesimiyle güneyinde 70 kadar icra makamının internet sitelerine saldırdı.

Grup, ABD’de 70 civarında icra makamının internet sitelerini “hacklediklerini” ve e-postalar, kredi kartı ayrıntıları ve yerel icra makamlarından gelen diğer bilgiler dahil olmak üzere 10 GB’lık veriyi çaldıklarını açıkladı.

Anonymous’un iddiası henüz resmen doğrulanmazken, Arkansas, Kansas, Louisiana, Missouri ve Mississippi gibi eyaletlerde çoğunlukla şerif bürolarına ait internet sitelerinin hedef alındığı görülüyor.

(Yeşil Gazete)