Ana Sayfa Blog Sayfa 4440

Yapısal kriz: Orta vadede öngörülemeyen olgular – Immanuel Wallerstein

Daha önce kapitalist sistemin neden bir yapısal kriz içinde olduğunu ve bunun neden iki alternatifli sonuçlardan birinin galip geleceği dünya çapında bir politik mücadeleye yol açacağına değindim. Biri kapitalizmin bütün kötü özelliklerini (hiyerarşi, sömürü ve kutuplaşma) sürdüren kapitalist olmayan bir sistem, diğeri ise göreli demokratik ve göreli eşitliğe dayalı bir sistemin temelinde yatan, daha önce hiç var olmamış bir sistem.

Fakat sistemsel geçiş sürecinde öngörülemez üç durum mevcut. Bunlar modern dünya sisteminin tarihsel gelişiminin kökenlerinde yatan ve gelecek yirmi ila kırk yılda dünya çapında politik mücadeleler açısından kestirilemeyen sonuçlarla birlikte oldukça yıkıcı şekilde “patlayabilecek” olan üç görüngüyü oluşturmakta.

Bu öngörülemez üç durum iklim değişikliği, salgın hastalıklar ve nükleer savaşlar. Bunlar insanlık için taşıdıkları tehlikeler açısından değil fakat felaketin zamanlaması açısından öngörülemez. Bu öngörülemez durumların her birine dair bilgimiz derin fakat bu meseleleri (ki tam olarak ne olacağıyla ilgili emin olabileceğimize inanmıyorum) ciddi biçimde çalışmış olanların görüşlerinde bile yeteri kadar farklılıklar ve belirsizlikler mevcut. Her birini sırasıyla tartışalım.

İklim değişikliği, politik ve ideolojik nedenler dolayısıyla bu gerçekliği reddedenler dışında sorgulanamaz bir gerçeklik. Dahası iklim değişikliğine yol açan her şey yavaşlamaktan ziyade hızlanmakta. Varlıklı olan ve varlıklı olmayan devletler arasında iklim değişiklikleri konusunda ne yapılması gerektiğiyle ilgili politik farklılıklar karşısında riskleri yumuşatacak bir anlaşmaya varılması imkansız görünüyor.

Fakat dünyanın ekolojik karmaşası o kadar muazzam ve bu iklim değişiklikleri o kadar büyük ki ne türden yeniden uyum sağlamaların ortaya çıkacağını bilemeyiz. Öyle görünüyor ki su seviyesi artacak, ki şimdiden artıyor, ve bu durum geniş toprak alanlarını su altında kalmayla tehdit ediyor. Ayrıca öyle görünüyor ki dünyanın çeşitli bölgelerinde ortalama sıcaklıklar değişecek, ki şimdiden değişiyor. Fakat bu, tarımsal üretimin ve enerji kaynaklarının konumunun, şiddetli zararın diğer bölgelere “dengelenmesi” şeklinde farklı bölgelere kaymasıyla sonuçlanabilir.

Aynı şey salgın hastalıklar için de geçerli. Son yüz yıl veya daha fazlasında dünyadaki ilaç miktarının “ilerlemesi”, beraberinde kontrol altında olan pek çok hastalığı getirdi. Bu da eş zamanlı olarak insanlığın kadim düşmanı olan, medikal güçlerin mücadele etmek için oldukça zorlandığı bakterilerin daha dirençli olmasının ve yeni türden hastalıkların ortaya çıkmasının yeni yollarını bulmasına yol açtı.

Diğer yandan bakterilerin bazen insanlığın en iyi arkadaşı olabileceğini öğrenmeye başladık. Bir kez daha tekrarlarsak, bilgimiz muazzam görünmekte fakat her şey söylendiğinde ve yapıldığında bilgimizin acınacak derecede küçük olduğunu görürüz. Zamana karşı bu yarışta ne kadar hızlı öğreneceğiz? Ve hayatta kalmak için ne kadar unutmamız gerekiyor?

Son olarak bir de nükleer savaş var. Gelecek on yıl veya fazlasında nükleer silahlanmada kayda değer bi artış olacağını savunmuştum. Devletler arası savaş hali açısından bu durumu bir tehlike olarak görmüyorum. Aslında, durum tam tersi. Nükleer silahlar esasen savunma amaçlı olduğu için devletler arası savaş ihtimalini artırmak yerine zayıflatmakta.

Ancak tahmin edilemez birkaç olgu mevcut. Devlet olmayan aktörlerin motivasyonları muhakkak aynı değil. Ve şüphesiz bu türden (nükleer) silahları (bunların yanı sıra kimyasal ve biyolojik silahları) ele geçirmek ve kullanmak isteyenler bulunmakta. Buna ek olarak birçok devletin bu silahları gasptan ve satıştan korumadaki yetersizlikleri bu silahların devlet olmayan aktörler tarafından ele geçirilmesiyle sonuçlanabilir. Sonuç olarak, bu silahların asıl kullanımı bazı şahısların elinde. Ve “hilekar” (bir Dr. Strangelove* kurgusu) bir devlet birimi olasılığı asla gözardı edilemez.

Dünyanın yeni bir dünya-sistemine küresel geçişe direnmesi veya bu felaketlerin olmadığı sistemlerin meydana gelmesi kuvvetle muhtemel. Fakat aynı zamanda tersi de mümkün. Ve eğer dünya bu dönüşümü engellerse, yeni dünya-sisteminin bu felaketlerden herhangi birinin gerçekleşme ihtimalini azaltmak amacıyla türlü önlemler alması da mümkün.

Elbette, neler olacağını görmek için öylece oturup bekleyemeyiz. Bu üç tahmin edilemeyen olgunun “patlama” ihtimalini en aza indirmek için şu an için elimizden gelen önlemi almamız gerekiyor. Bununla birlikte, modern dünya-sistemi içinde bulunduğumuz sürece politik olarak başarabileceklerimiz sınırlı. İşte bu nedenle onlara tahmin edilemez olgular diyorum. Gerçekte ne olacağını ve bunun dönüşüm üzerine olacak etkilerinin neler olduğunu tahmin edemeyiz.

Açıklığa kavuşturacak olursam; bu tehlikeli oluşumlardan hiçbiri yapısal dönüşüm sürecini nihayete kavuşturmayacak. Fakat mücadele içindeki politik güçlerin dengesini ciddi olarak etkileyebilir. Bu türden tehlikeler karşı birçok insanın vereceği temel tepkinin aşırı korumacı ve dışlayıcı bir şekilde içe çekilme olacağı şimdiden açıkça görülmektedir, dolayısıyla bu durum baskıcı bir sistem kurmak isteyenlerin elini güçlendirecek (kapitalist olmayan bir sistem olsa bile). Bu eğilimi şimdiden her yerde görmekteyiz. Bu göreli demokrat ve göreli eşitlikçi bir sistem isteyenlerin neler olduğuyla ilgili daha net olması ve bu eğilime karşı koyacak politik stratejiler geliştirmek için daha gayretli çalışması gerektiği anlamına gelmekte.

 

Dr. Garipaşk: Stanley Kubrick filmi. Filmde Amerikan haberalma ve genelkurmay noktalarında bulunan bir dizi önemli kişinin içine düştüğü yanlışlıklar zinciri sonucunda dünyanın bir atom savaşına nasıl sürüklendiği anlatılmaktadır.

 

[Binghamton.edu adresindeki İngilizce orijinalinden Pınar Atalay tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

 

 

Şinasi ve Akün Sahneleri için bugün eylem var

Ankara’da bulunan Şinasi ve Akün Sahneleri 5 Şubat’ta gerçekleştirilecek bir ihaleyle satışa çıkarılıyor. Şinasi ve Akün Halkındır Platformu, bugün (2 Şubat) saat 17:00’de sahnelerin önünde eylem gerçekleştirecek.

Sol Gazetesi’nin haberinde, bileşenleri Kültür Sanat-Sen, Mimarlar Odası, Ankara Sanat Tiyatrosu, Nazım Hikmet Kültür Merkezi gibi örgüt ve kurumlardan oluşan Şinasi ve Akün Halkındır Platformu yaptığı açıklamada dünya standartlarına sahip sahnelerin pek çok festivale ev sahipliği yaptığı belirtilirken, “Sahibi halk olan bu binaları satacağını söyleyen Emek İnşaat bu yapıları kendisi kurmadı. Bizlerin vergileriyle kurulan bu kültür ve sanat varlıkları halkın yararı için vardır” denildi.

Küçük Tiyatro da satılacak

Evrensel Gazetesi’nden Hilal Yağız’ın Kültür Sanat Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya ile yaptığı röportaja göre “Küçük tiyatronun da satılması söz konusu… Aynı anda Kültür Bakanlığı’nın 4848 sayılı kanununu değiştirecek olan taslak da hazırlandı. Taslak, sendikadan saklanıyor. Sanat kurumlarına kadrolu personel alımının tamamen biteceği tahmin ediliyor.”

Sol, Evrensel, Yeşil Gazete

Santralistanbul Çağdaş Sanat Müzesi kapanıyor mu?

14-17 Şubat tarihlerinde Maçka Mezat’ta yapılacak müzayede akıllarda “Santralistanbul Çağdaş Sanat Müzesi kapanıyor mu?” sorusunu uyandırdı.

Sanatın bir çok disiplininden yaklaşık 150 eserin satışa çıkarılacağı müzayedede Türkiye modern ve çağdaş sanatının önemli isimlerinin eserleri yer alıyor. Nejad Devrim, Selim Turan, Fikret Mualla, Mubin Orhon, Hakkı Anlı’nın eserlerinin yanında Yüksel Arslan’ın Santralistanbul’da sergilenen Arture serisinden 20 eserin bulunması Santralistanbul Çağdaş Sanat Müze’sinin kapanacağı yönündeki kanıyı güçlendiriyor.

Ünlü sanatçı Taner Ceylan’ın 30 Ocak’ta Twitter’da “Santralistanbul Çağdaş Sanat Müzesi Kurulurken benden resim bağışlamamı istemişlerdi, Şubat’ta müze kapanıyor ve eserler müzayedeye gidiyor..” biçimindeki açıklamasından sonra Milliyet Gazetesi’nin, üniversitenin Halkla İlişkiler Müdürü Elvan Omay’la görüşerek yaptığı ve bugün çıkan haberde Omay, müzenin kapanmayacağını söylüyor; “Müzayedeye eserler gidecek ancak bunlar, zamanında üniversitenin satın aldığı ve Santralistanbul Kurumsal Koleksiyonu’nda yer alan eserler. Bunlardan üçü bağışlanmış ancak şartlı değil ve hiçbir hukuki engeli bulunmayan eserler” dedi. Haberde Omay, müzeye bağışlanan eserlerin müzayedeye gitmeyeceğinin de altını çiziyor.

Konuyla ilgili görüştüğümüz Yüksel Arslan’ın küratörlüğünü yapan Levent Yılmaz ise Santralistanbul’da Çağdaş Sanat Müzesi oluşturma fikrinin eski kurucu ve yönetici Oğuz Özerden’e ait olduğunu, yeni ABD’li Laureate Education Inc. yönetimiyle birlikte bu fikrin artık rafa kalktığı kanısında.

Yılmaz, Yüksel Arslan’ın eserlerinin müzayedeye çıkmasıyla ilgili yönelttiğimiz soruya ise, Yüksel Arslan’ın eserlerini müzeye bağışlamadığını, sattığını belirtiyor. Bu anlamda müze yönetimi bu eserleri müzayedeye çıkarma hakkına sahip. Yılmaz, eserlerin artık pek işlevli olmayan müzede kalmasındansa sanatseverlere satılmasını daha anlamlı buluyor. Yine de Yılmaz, Arslan’ın kendi eserlerini müze yönetimine satarken, daha sonra müzayedeye çıkacağından habersiz olduğunu da hatırlatıyor.

Arslan’ınkilerle birlikte tüm eserler 17 Şubat’ta Maçka Mezat’ta düzenlenecek açık artırmayla satışa sunulacak. Santralistanbul müzesinin kapanacağı konusu ise haklı bir söylence olarak, resmi bir açıklama yapılana kadar konuşulmaya devam edecek gibi duruyor.

– Yeşil Gazete, Milliyet –

Haftasonu hava sıcaklığı artıyor

Hafta sonu, hava sıcaklığı ülke genelinde artarak, mevsim normallerinin 4-8 derece üzerinde çıkacak.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü yapılan açıklamaya göre, Balkanlar üzerinden gelen ve halen iç ve doğu bölgelerde görülen yağışlı havanın etkisini kaybederek, yarın ülkeyi terk edecek.

Tahminlere göre, yarın Doğu Karadeniz’in, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun doğusuyla Güney Ege kıyıları yağışlı, diğer bölgeler ise parçalı ve az bulutlu geçecek. Yağışlar Doğu Anadolu’nun doğusunda kar, diğer yerlerde hafif yağmur şeklinde olacak.

Pazar günü de güney Ege ve Akdeniz kıyı kesimiyle Edirne ve Kırklareli çevreleri yağmurlu, diğer yerler parçalı ve az bulutlu geçecek.

Hava sıcaklığı, hafta sonunda yurdun kuzey ve iç bölgelerinde hissedilir derecede olmak üzere tüm yurtta artacak ve mevsim normallerinin 4-8 derece üzerinde seyredecek.

Mevsim normalleri üzerindeki hava sıcaklığı, önümüzdeki hafta boyunca da yurt genelinde etkisini sürdürmeye devam edecek.

Rüzgar, hafta sonunda, yurdun iç kesimlerinde orta kuvvette, batı bölgelerde de kuvvetli olarak esecek.

(CNNTürk, Yesil Gazete)

[Son Dakika] İklim Değişikliği Daire Başkanlığı kapatıldı!

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde çalışmalarda bulunan İklim Değişikliği Daire Başkanlığı alınan ani bir kararla kapatıldı.

İklim değişikliğine ilişkin  ulusal ve uluslararası gelişmeleri izleyip değerlendirerek, konuyla ilgili politika ve strateji belirlemeye ve uygulamaya yönelik çalışmalar yapması amacıyla 2010 yılında kurulan daire, çalışmalarına Hava Yönetimi Dairesi Başkanlığı‘nda devam edecek.

(Yeşil Gazete)

ABD Büyükelçiliği’nde patlama! Canlı Bomba dahil 2 ölü

ABD’nin Ankara’da bulunan büyükelçiliğinde saat 13:25 sularında bir patlama olduğu bildirildi.

ABD Büyükelçiliği’nin Paris Caddesi’ndeki ziyaretçi ve vize işlemleri için gelenlerin giriş yaptığı 2 No’lu kapısı önünde şiddetli bir patlama oldu. Patlamada, güvenlik noktasının büyük bir bölümü yıkıldı.

İlk belirlemelere göre 2 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerden birinin ABD’li personel diğerinin de canlı bomba olduğu öğrenildi.

Aralarında bir kadının da bulunduğu çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi. Yaralı kadının durumunun ağır olduğu ifade edildi.

Yaralılar ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı. Olayın ardından bölgeye çok sayıda ambulans ve polis ekibi sevk edildi. Polis ekipleri bölgeyi güvenlik çemberine aldı. Caddeden geçişlere şu an için izin verilmiyor.

Bomba imha ekiplerinin olay yerindeki incelemesi devam ediyor. Bir polis helikopteri de olay bölgesinde uçuş yapıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, patlamayla ilgili olarak, “Şu anda detaylı bilgim yok. Bilgi alacağım” dedi. Ankara Emniyet Müdürü Kadir Ay ile Ankara Valisi Alaaddin Yüksel de olay yerine gelerek incelemelere bulundu.

Gelişmeleri bildirmeye devam edeceğiz.

(Yeşil Gazete, Ntvmsnbc, Zete.com)

İşte Samatya katilinin robot resmi!

İstanbul Feriköy ve Samatya’da 4 Ermeni kadını hedef alan ve 2’sini öldüren saldırganın robot resmi çizildi. Dosyaya bakan özel ekip, 24 saat iz sürüyor.

28 Aralık’ta işlenen Maritsa Küçük cinayetinin ve yaşlı Ermeni kadınların hedef alındığı diğer üç saldırının faili veya failleri hakkında İstanbul Emniyeti’nin sürdürdüğü geniş çaplı soruşturma devam ediyor. İstihbarat ve terör birimlerince son olarak katilin robot resmi çizildi. Dosyayla ilgilenen özel birim çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Samatya’da yaşlı Ermeni kadınlara yönelik tüm semt sakinlerini tedirgin eden olaylar gerçekleşmesi üzerine olayla ilk olarak Asayiş Şube Müdürlüğü ilgilendi. Saldırıların hırsızlıktan farklı bir amaçla gerçekleştiği ihtimaline karşın İstihbarat ve Terör birimleri de devreye girdi. Çok yönlü araştırma başlatan İstanbul polisi, 4 olayı da adım adım incelemeye aldı. Kurulan özel bir ekip delilleri titizlikle topladı. Yaralı kurtulan kadınlar ile görgü tanıklarının ifadeleri alındı. Sonuçta 4 olaydaki saldırganın aynı kişi olduğu tespit edildi. Polis, ifadeler doğrultusunda saldırganın robot resmini çizdi. 1.70 metre boylarındaki saldırganın, renkli gözlü olduğu bildirildi. Robot resim, tüm emniyet birimlerine dağıtıldı.

Hep aynı yöntem

İlk olay 28 Aralık’ta yaşandı. Saldırgan, bakkal dükkânı olan Maritsa Küçük’ü (85) tek başına yaşadığı evinde vahşice öldürdü. Ziynet eşyalarını da alıp kaçtı. Polis bu olaydan önce de Feriköy’de yalnız yaşayan yaşlı bir kadının da aynı şekilde öldürüldüğünü tespit etti ve olayla bağlantılı olma ihtimalini değerlendirdi. Öte yandan polis yetkililerinin konuyla ilgili Agos’a yaptığı açıklamalarda, Feriköy saldırısı üzerinde durulmadı. Samatya’daki ölümle sonuçlanan ilk saldırıdan kısa bir süre sonra 87 yaşındaki T.A. da oturduğu eve girdiği sırada bıçaklı saldırıya uğradı. T.A. hastanede yoğun bakıma alındı. Geçtiğimiz hafta ise S. A. evine girerken bıçaklı saldırıya uğradı. Komşuların yetişmesi üzerine saldırgan kaçtı. S. A. kurtarıldı.

(AGOS)

 

İstanbul’da kaybolan ABD vatandaşı Sarai Sierra ile ilgili yeni ipuçları

Beyoğlu’nda kaldığı evden çıktıktan sonra ortadan kaybolan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) vatandaşı Sarai Sierra (33)’nın en son 21 Ocak’ta internet üzerinden konuşup buluşmak üzere yola çıktığı “Taylan” takma adlı kişinin kimliği belirlendi.

Polis cep telefonundan ulaştığı bu kişiyi ifade için çağırdı. Ancak basının ilgisinden çekinen bu kişinin emniyete gelmek istemediği öğrenildi. Polis bunun üzerine soruşturmanın yürütüldüğü Asayiş Şubesi’nde değil de başka bir yerde bu akşam bu kişinin ifadesine başvuracak.

Yetkililer, adını açıklamak istemedikleri “Taylan” takma adlı kişini şüpheli durumda olmadığını ve sadece bilgisine başvurulacağını belirttiler. Ancak ifadesinin alınmasının ardından soruşturmayı yürüten savcının talimatına göre gözaltına alınıp alınamayacağına karar verileceğini belirttiler.

Taylan’ı FBI buldu

Sarai Sierra’nın Taylan takma isimle şahısla görüştüğü bilgisine Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (FBI – Federal Bureau İnvestigation) ulaşmış ve Türkiyeli güvenlik birimlerine bilgi vermişti.

FBI, Sierra’nın, kaybolmadan bir gün önce, 21 Ocak 2013 günü 11.00′de, elektronik posta sağlayıcısı ‘Gmail’ üzerinden, ‘Taylan’ ismini kullanan bir kişiyle mesajlaştığını belirledi. FBI, Sierra’nın, fotoğraf çekimi için ‘Taylan’ adlı bu kişiyle Galata Kulesi’nde buluşmak için randevulaştığını bildirdi.

Sarai Sierra, ‘Taylan’ adlı bu kişiye, “Ben birazdan Galata Kulesi’nin karşısına gelicem, gelir misin?” mesajı geçti. Saat 11.33′te tekrar mesaj geçen Sierra, bu kez, “Ben çıkıyorum ulaşmak istersen beni telefondan ara” dedi. Saat 12.45′te, bu kez ‘Taylan’ adlı kullanıcı, “Ben oraya gelicem, umarım wirelessin vardır” mesajı geçti. Bilgi üzerine polis, Galata Kulesi ve çevresindeki kamera görüntülerini topladı. Polis, Sierra’nın Amerika’dayken de Taylan’la görüştüğünü de belirledi.

(T24, Dipnot.tv)

Amazon Yağmur Ormanları kuraklığın pençesinde

Amazon  Yağmur Ormanlarında iklim değişikliğine bağlı bozulma belirtileri görünüyor. Araştırmacılar, 2005 yılında yaşanan ve ardından 2010 yılında daha şiddeti bir şekilde tekrarlayan kuraklığın etkilerinin Amazon yağmur ormanlarının Türkiye’den daha büyük bir alanında ciddi hasar geliştiğini tespit etti.

Yüzyıldır görülen en ciddi kuraklık sebebi ile öncelikle yaşlı ve daha büyük olan ağaçlar etkileniyor, kuruyorlar. Ancak bu durum onların gölgesi/koruması altındaki diğer bitki örtüsünün de kuraklığın olumsuz etkilerine daha açık hale gelmesine sebep oluyor.

Dünyanın iklimi üzerine önemli etkileri olan Amazon yağmur ormanlarında yaşanan değişiklikler iklim değişiminin de hızlanmasına önemli katkılarda bulunacaktır.

Bu arada Avustralya’da da şimdiye kadar ölçülen en yüksek sıcaklıklar tespit ediliyor: Sıcaklılar Sidney’de 45,8 derece, Penrith’de 46,5 dereceye ulaştı.

(Küresel Eylem.org)

Osman Baydemir beraat etti

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir hakkında, katıldığı çeşitli toplantı ve eylemlerde suç işlediği gerekçesiyle toplam 42 yıl hapis cezası istemiyle açılan davada beraat kararı verildi.

Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava duruşmasına tutuksuz yargılanan Baydemir katılmazken, avukatı Keziban Yılmaz hazır bulundu.

Esas hakkındaki mütalaasını okuyan cumhuriyet savcısı, yargılama sonucu sanığın propaganda içerikli bir söz ve eyleminin tespit edilemediğini belirterek, sanığın iddia edilen suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığını ve beraatine karar verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti, verdiği kısa aradan sonra, Baydemir hakkındaki suçlamalardan dolayı beraatine karar verdi.

İddianamede, 2011 yılında katıldığı 3 toplantı ve protesto eylemi nedeniyle ”Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek”, ”Terör örgütü propagandası yapmak” ve ”2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Kanunu’na muhalefet etmek” suçlarından toplam 42 yıl hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.

(Ntvmsnbc, İmc-Tv)