İzmir başta olmak üzere Ankara, Antalya ve Aydın’da DHKP- C adına faliyet gösteren devrimci memur hareketi adlı grubuna yönelik operasyon yapıldı, 15 kişi gözaltına alındı. Operasyon kapsamında 167 kişi hakkında gözaltı kararı alındığı bildirilirken, bu sayı doğrultusunda gözaltıların artması bekleniyor.
DHKP- C adına faliyet gösteren devrimci memur hareketi adlı grubuna (Kamu Emekçileri Cephesi) yönelik, İzmir Emniyet Müdürüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince operasyon düzenlendi.
10 adrese yaplan baskında İzmir merkezde 7, Torbalı İlçesi’nde 2, Tire İlçesi’nde 1, Antalya’da 2 ve Aydın’da 3 olmak üzere 15 kamu görevlisi gözaltına alındı. Zanlılar, emniyete getirildi.
Operasyon kapsamında KESK Genel Merkezi’nde de arama yapılıyor.
Amerika’nın kuzeybatısındaki Washington eyaletinde bulunan eski bir plütonyum işleme tesisinde yıllardır sızıntı olduğu tespit edildi.
Artık faaliyette olmayan Hanford Nükleer Tesisi’nde tek bir tanktan her yıl bin 135 litre radyoaktif madde sızmış olabileceği bildiriliyor. Bu durumun ise yeraltı su kaynaklarına yönelik uzun vadeli bir tehdit oluşturabileceği belirtiliyor.
Sızıntının yol açtığı kirlenmenin milyarlarca dolara temizlenebileceği, bu temizliğin ise uzun yıllar alabileceği kaydedildi.
Washington eyaleti valisi Jay Inslee‘nin olayla ilgili tepkisi, “Bize bu sorunu yıllar önce çözdüklerini söylediler,” demek oldu.
Sızıntı yaptığı bildirilen tankta yıllar süren plütonyum üretiminden arta kalan 1 milyon 700 bin litre, radyoaktif madde içeren çamurlu su bulunuyor.
Hanford Nükleer Tesisi, İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerika’nın gizli atom bombası projesinde plütonyum işlemek amacıyla kuruldu. Tesisin işlediği plütonyum, 9 Ağustos 1945’te Nagazaki’ye atılan atom bombasının yanı sıra, Amerika’nın ürettiği çok sayıda nükleer bombada kullanıldı. Birçok reaktörü 1960 ve 70’li yıllarda kapatılan tesisin en son reaktörü 1987’de hizmete kapatıldı.
Aynı tankta ilk sızıntı 2005 yılında saptanmıştı. Ancak yetkililer sızıntının kontrol altına alındığı güvencesi vermişti.
Ermenistan’da Pazartesi günü yapılan seçimleri Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın kazandığı açıklandı. Resmi sonuçlara göre Sarkisyan oyların yaklaşık yüzde 59’unu aldı. Sarkisyan’ın en yakın rakibi Raffi Hovanisyan’ın oy oranı ise yüzde 37 civarında kaldı.
Sarkisyan’ın bazı önemli rakipleri seçimden çekilmişti. Gözlemciler, bu nedenle halka gerçek bir seçim yapma fırsatı verilmediğini söylüyor.
Geçen ay adaylardan Milli İrade Birliği Başkanı Paruyr Hayrikyan Erivan’da evinin önünde saldırıya uğramış silahla omzundan vurulmuştu. Andreas Hukasyan, kampanya döneminin başlangıcından bu yana Sarkisyan’ın adaylığının iptal edilmesi talebiyle açlık grevi yapıyordu.
Diğer aday Arman Melikyan da Sarkisyan’ın seçimlere hile karıştıracağını öne sürerek sandığa gitmeyeceğini açıklamıştı.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Assamblesi, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada seçim sürecine güvenmeyen büyük siyasi partilerin aday çıkarmamasının kaygı verici olduğunu açıklamıştı.
Raffi Hovanisyan’ın sözcüsü Hovsep Hurshudyan ise “Birçok usulsüzlüğün yaşandığı utanç verici bir seçim oldu. Sandık çıkış anketi sonuçları gerçeği değil, yetkililerin isteklerini yansıtıyor” dedi.
Seçimlere gözlemci gönderen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın raporunu bugün açıklayabileceği belirtiliyor.
Ermenistan ekonomisi 2012’de yüzde 7 oranında büyümesine rağmen işsizlik yüzde 16 civarında ve halkın yüzde 30’undan fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Ermenistan’daki ekonomik kriz bir ölçüde Türkiye ve Azerbaycan’ın uyguladığı ticari ablukaya bağlanıyor.
Venezuela Cumhurbaşkanı Hugo Chavez, kanser tedavisi gördüğü Küba’dan ülkesine döndü.
58 yaşındaki Chavez, Twitter’dan Küba Devlet Başkanı Raul Castro ve eski Küba lideri Fidel Castro’ya teşekkür etti.
Chavez, gösterdikleri destek için Venezuela halkına da teşekkür etti ve tedavisinin ülkesinde devam edeceğini söyledi.
14 yıldan beri cumhurbaşkanı olan Chavez, Ekim 2012’de altı yıllığına yeniden bu göreve seçilmiş fakat hastalığı nedeniyle yemin töreni ertelenmişti.
11 Aralık’ta tedavi için Küba’nın başkenti Havana’ya giden Chavez, ilk 2011 ortalarında teşhis edilen kanseri için 18 ay içinde dört kez ameliyat geçirdi.
Geçen hafta Venezuela Hükümeti, Chavez’in operasyondan sonraki ilk fotoğraflarını yayımladı. Bu fotoğraflarda başında iki kızı bekleyen Chavez, gülümseyerek gazete okurken görülüyor.
Sevinç gösterileri
Chavez Venezeuala’ya dönüşünü 3,9 milyon takipçisinin olduğu Twitter’dan bir dizi mesajla duyurdu.
Hugo Chavez, fazla ayrıntı vermediği mesajlarında “Venezuela topraklarına geri geldik. Teşekkürler Tanrım. Sevgili halkıma teşekkürler. Tedavimize burada devam edeceğiz” dedi.
Chavez’in neden döndüğü ve aktif olarak görevine dönüp dönmeyeceği bilinmiyor.
Ülkeye döndüğünün açıklanmasından sonra bazı Venezuelalılar ‘Komutan Chavez geri döndü”, “Hepimiz Chavez’iz” sloganları atarak Bolivar meydanına yürüdü.
Chavez’in ne kanseri olduğu şimdiye kadar açıklanmadı. Daha önce Venezuala liderinin pelvis bölgesindeki tümörlerin alınması için ameliyat geçirdiği açıklanmıştı.
Hugo Chavez ışın tedavisi ve kemoterapi de görmüştü.
23 Yaş Altı Halter Milli Takımı bulunan 16 sporcunun doping yaptığı ortaya çıktı. Sporcuların testlerinde yasaklı ‘Stanozolol’ maddesi çıktığı tespit edildi.
Türkiye Halter Federasyonu Başkanı Hasan Akkuş‘u istifaya götüren doping olayının ardından ikinci bir doping şoku daha yaşandı…
Ercan Ata‘nın Doğan Haber Ajansı’nda yer alan haberine göre, geçen yıl Kasım ayında İsrail’de düzenlenen Avrupa 23 Yaş Altı Halter Şampiyonası’nda 5 Türk sporcunun testlerinde doping kapsamına giren yasaklı ‘Stanozolol’ maddesi bulunmuştu. Köln’de bulunan doping kontrol merkezinden gelen numunelerin dopingli çıkması üzerine o dönemin başkanı Hasan Akkuş, tüm sporcuların numunelerini yeniden Köln’e gönderdi. Geçen hafta cuma günü Köln’den gelen cevap ise federasyon yetkililerini şok etti. 5 sporcunun dışında gönderilen 16 numunenin de dopingli çıkması federasyon yetkililerini şaşırtırken, bugün tüm sporculara dopingli oldukları tebliğ edildi.
Tunceli’de askeri operasyonda çıkan orman yangınları ‘kanunun verdiği yetki kapsamı’nda sayılarak suç olmaktan çıkarıldı.
Radikal Gazetesi’nden İsmail Saymaz’ın haberine göre; Tunceli Barosu Başkanı Fatma Kalsen ve İHD Temsilcisi Barış Yıldırım OHAL’in başladığı 1987’den 2012 yılına kadarki süreçte askeri operasyonlarda atılan mühimmatlardan kaynaklı orman yangınlarını yargıya taşıdı. Suç duyurusunda, ‘ormanlarda yangın çıkabileceği bilinmesine rağmen bombalandığı’ ileri sürüldü.
Tunceli Savcılığı, şikâyet üzerine İl Orman İşletme Müdürlüğü’nden 2002’den bu yanaki yangınlarla ilgili bilgi istedi. Gelen bilgide, çeşitli yangınlarla ilgili kimi faillerin halen yargılandıkları ifade edildi. Oysa İHD’li Barış Yıldırım’a göre bu yangınlar askeri operasyonlardan kaynaklanmıyordu.
Terörle mücadele edildi
Savcılık da yaptığı incelemenin ardından, terör örgütüyle mücadelenin devletin en temel görevi olduğunu ve görevini yerine getirmek için terör örgütleriyle mücadelesinde orantılı güç kullanılması sonucunda orman yangınları çıkmasının TCK 24. maddesine göre, ‘kanunun verdiği görevi yerine getirmek’ kapsamında kaldığı ve buna ceza verilemeyeceği ifade edildi.
Savcılık ayrıca, 25 Aralık 2012’deki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında, ‘Terör örgütünün yol kesme, halı saha tarama ve bombalama gibi eylemlerinin olması ve faillerinin yakalanmasına yönelik operasyonlar yapıldığı, örgütün bu eylemleriyle orman yangınlarına neden olduğu’ kaydedildi. ErzincanAğır Ceza Mahkemesi ’ne yapılan itiraz 31 Ocak’ta reddedilince karar kesinleşti.
İHD’li Yıldırım, operasyonlar sürecinde, milli park statüsündeki Munzur Vadisi başta olmak üzere, tabiata zarar veren ciddi yangınlar çıktığını kaydederek “Bunlar etkili şekilde soruşturulmazsa yangınlar devam edebilir” dedi ve anayasanın “Ormanlara zarar veren faaliyete izin verilmez” şeklindeki 169. maddesini anımsattı. Yıldırım, Dersim Harekâtı’nda Başbakanlık’tan İçişleri Bakanlığı’na gönderilen yazılarda, “Meşeliklere zarar verilmemeli” dendiğini de vurguladı.
BDP’nin Sinop ziyareti sırasında çıkan olaylar sonrası 14 kişi gözaltına alındı.
Sinop Valiliği, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) heyeti üyelerinin Sinop ziyaretindeki protesto eylemine yaklaşık 800 kişinin katıldığını, eylemler sırasında yaralanan 16 kişinin ise ayakta tedavi edildiğini bildirdi.
Valilikten yapılan yazılı açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Bazı BDP milletvekillerinin ilimizi ziyaretleri sırasında ani gelişen protesto eylemlerine takriben 800 kişi katılmış, eylemler sırasında yaralanan 16 kişinin tedavileri ayakta yapılarak bu kişiler taburcu edilmiştir. Eylemler sonrasında 14 kişi hakkında yasal işlem başlatılmıştır.
Süreçte güvenlik güçleri telafisi imkansız olayların olmaması için özen içerisinde görevlerini icra etmeye dikkat etmişlerdir. Bu saat itibarıyla ilimizde herhangi bir olumsuzluk olmayıp hayat normale dönmüştür.”
Eşcinsel olduğu bilgisinin kendi izni dışında, Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) sızdırıılmasının ardından hakemlik görevine devam etmesine izin verilmeyen Halil İbrahim Dinçdağ hakemlik görevini artık amatör bir futbol ligi olan Gazoz Ligi’nde devam ettirecek.
Cinsel kimliği bahane gösterilerek çok sevdiği işinden koparılan Dinçdağ’ın TFF aleyhine açtığı tazminat davasının yeni duruşması ise 19 Şubat Salı (yarın) günü Çağlayan adliyesinde görülecek.
Endüstrileşen futbolun körelttiği centilmenlik ve oyundan keyif alma olgularını öne çıkaran futbol organizasyonu Gazoz Ligi, bunun yanı sıra toplumda ayrımcılığa uğrayanların yanında olan duruşunu bu kez de Halil İbrahim Dinçdağ’a liglerinde maç yönettirerek devam ettiriyor.
Maçları her hafta salı ve çarşamba akşamları oynanan ligde Halil İbrahim Dinçdağ, iki günde birer maç yönetecek. Beşiktaş Futbol Kulübü’nün eski antrenman tesisleri olan Fulya Şan Ökten Halı Sahası’nda oynanan ligde Halil İbrahim Dinçdağ 19 Şubat Salı akşamı 21.00’de Espora FC ile İstanpauli FM ve 20 Şubat Çarşamba akşamı 21.30’da Etkisiz Eleman ile Spartakistanbul arasında oynanacak maçları yönetecek.
Bu yıl 3. senesini dolduran Gazoz Ligi, daha önce de ağustos ayında vefat eden Devrimci Spor Emekçileri Sendikası eski Başkanı ve Galatasaray’ın 70’li yıllardaki sol açığı Metin Kurt’u anmak üzere sezon başında düzenlediği hazırlık kupasının adını Metin Kurt Kupası koymuştu. 19 Ocak haftasına denk gelen maçlarda da sosyal paylaşım sitesi twitter’da #GollerAhparigİçin sloganıyla ligde atılan golleri Hrant Dink’i anmak vesilesiyle ona ithaf etmişti.
Metin Kurt Kupası ve Ahparig için oynuyoruz etkinliği hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için :
2009 yazında yazarlar arası turnuvalar ve özel maçlara katılmak üzere Bağış Erten’in kaptanlığında kurulan Ayazma’nın (Anadolu Yazarlar ve Müzisyenler Ayaktopu Takımı) bir buçuk yıldır maç yaptığı ve dostluk kurduğu 10 takımla bir araya gelmesiyle kurulmuştur. Bu sene 3. yılını yaşayan ligde 13 takım bulunmaktadır. Küme düşmenin olmadığı ligde, normal sezonu sonuncu bitiren takımın da şampiyon olma olanağı var.
Uluslararası Şeker Hastalığı Birliği tarafından yayınlanan rapora göre, düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerde şeker hastalığı vakaları son yıllarda artış gösterdi. İklim değişikliği etkilerinin insanların beslenme alışkanlıklarını değiştirmesi de bunun ana nedeni arasında.
Dünya üzerinde 366 milyon şeker hastası yaşıyor. Bu hastalığın, 2030 yılında 500 milyon kişide yani yaşayan on yetişkinden birinde görüleceği tahmin ediliyor. Şeker hastalığı yılda 4,6 milyon kişinin ölümüne ve küresel ölçekte 465 milyar dolar değerinde sağlık harcamalarına neden oluyor.
İşlenmemiş gıdalara talep artıyor
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Baş, konuyla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, iklim değişikliğiyle taze gıda üretiminin azalması ve bedelinin artmasının, daha ucuz olan işlenmiş gıda ürünlerine talebi artırdığını söyledi.
Toplumun yeme alışkanlıklarının da buna bağlı olarak değiştiğine dikkati çeken Baş, düzensiz beslenmeyle de obezitenin artığını ve şeker hastalığının yaygınlaştığını anlattı. Baş, iklim değişikliği etkilerini azaltmak için çeşitli projeler ürettiklerini ve uyguladıklarını dile getirdi.
Hazırlayıcı kurumu dağıtılmış olsa da bir “İklim Değişikliği Eylem Planı” var
İklim değişikliğiyle ilgili mücadele politikalarının oluşturulduğuna işaret eden Baş, “Enerji, sanayi, ormancılık, tarım, binalar, ulaştırma, atık ve iklim değişikliğine uyum konuları olmak üzere tam 8 sektörü kapsayan iklim değişikliği politikalarını 2011-2023 yılları arasında uygulamak için İklim Değişikliği Eylem Planı’nı (İDEP) hazırladık. Eylem planında yer alan tüm sorumlu kuruluşların çalışmaların uygulanmasına ilişkin bilgi girişi yapabilecekleri internet tabanlı İDEP İzleme Sistemi de oluşturuldu” dedi.
Baş, 2012’de yayımlanan “Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik” ile 2016’dan itibaren, Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık yarısının, tesis bazında kayıt altına alınacağına dikkati çekerek, ülke genelinde 218 emisyon azaltım projesi geliştirildiğini kaydetti.
Türkiye’nin iklim değişikliğinden en çok etkilenecek olan Akdeniz Havzası’nda yer aldığını vurgulayan Baş, bu olumsuz etkilere karşı hazırlıklı olmak amacıyla çalışmaları sürdürdüklerini sözlerine ekledi
ABD tarihinin en büyük iklim eylemi BeyazEv önünde 40 bin kişinin katılımıyla gerçekleşti.
“iklim İçin İleri” (forward on climate) sloganı ile, 350.org, Sierra Club ve HiphopCaucus organizayonları ile biraraya gelen yaklaşık 40 bin kişi BeyazEv’e yürüyerek, başkan Obama’yı verdiği sözü tutması çağrısını yaptı.
Yaklaşık 40 eyaletten ABD’nin başkenti Washington D.C’ye gelen yaklaşık 40.000 kişi, başta Kanada’dan çıkan dünyanın en kirli petrolünü ABD toprakları üzerinden Meksika körfezine taşıyacak olan Keystone XL projesine ve ABD’nin yeni enerji tutkusu haline gelen ama çevreye ve insan sağlığına zararı henüz bilimsel olarak bilinmeyen kayagazı çalışmalarına karşı seslerini yükseltti.
Yürüyüş başlamadan önce yapılan konuşmalarda, Amerikan yerlilerinden, işadamlarına, Sivil toplum temsilcilerinden, iklim aktivistlerine kadar birçok kişi, ABD hükümetini iklim değişikliği konusunda bir an önce harekete geçilmesini istedi.
İklim eylem ağı 350.org’un kurucusu olan Bill McKibben, Keystone XL kumul petrolleri projesine değindiği konuşmasında, “gezegenin en kirli petrolünün ABD’nin gıdasepeti üzerinden Meksika körfezine getirilecek!” uyarısını yaptık yaptıktan sonra, kumul petrollerinin diğer türlerine nazaran 3 kat daha fazla karbon salımına neden olduğunu söyleyerek, bu durumun iklim için bir felaket olacağı vurgusunu yaptı.
BeyazEv’in eski “Yeşil işler” (Green Jobs) danışmanı Van Jones, “Bu durum mirasınız olacaktır, Bay Başkan” diyerek başladığı konuşmasına, karbon salımını azaltacak olan yenilenebilir enerji kaynaklarının binlerce amerikalıya iş sağlanabileceğinin, aileleri yüksek elektrik faturası derdinden kurtarılmasının ve en önemlisi Amerikalıların ve gelecek jenerasyonlarının sağlığında gerçek bir fark yaratılmasının mümkün olduğunu söyledi.
ABD’in en büyük çevre örgütlerinden biri olan Sierra Club’un genel direktörü Michael Brune, bundan 20 yıl sonra Başkanlık Günü’nde insanların başkanın yükselen deniz seviyesi, rekor kıran kuraklıklar ve olağanüstü hale gelmeye başlayan fırtınalar karşısında ne yaptığını bilmek isteyeceğini söyledikten sonra, Başkan Obama’yı kalemi eline alıp söz verdiği gibi çocuklarının geleceği için iklim değişikliğine karşı harekete geçmeye çağırdı.
Kanada yerlileri de Washington D.C’deydi. Saik’uz kabilesi şefi Jacqueline Thomas, Amerikan yerlileri ve ABD vatandaşlarını biraraya gelmesine neden olduğu Enbirdge Şirketi’ne şaka yollu teşekkürlerini sunduktan sonra, şirketler gibi milyarlarca dolarlarının olmadığını ama insanların doğa anayı korumaları için gereksinimi olan inanca sahip olduklarını söyledi.
Konuşmaların ardından onbinlerce kişi BeyazEv’e doğru yürüyüşe geçti. Kalabalık, yerlilerin davulları eşliğinde yürürken, gökyüzünde beliren kartal kısa bir süre şaşkınlığa neden oldu.