Ana Sayfa Blog Sayfa 2464

Türkiye’nin sondaj çalışmalarına ABD’den de karşı çıkış: Provokatif adım

ABD Dışişleri Yavuz sondaj gemisinin Kıbrıs açıklarındaki sondaj faaliyetlerinden ‘derin endişe duyduğunu’ bildirdi; ‘provokatif ve bölgedeki gerilimi artıran bu operasyonları durdurma’ çağrısı yaptı.

Rusya ve Avrupa Birliği‘nden sonra, ABD‘den de Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de doğal gaz arama çalışmalarına tepki geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Morgan Ortagus, Washington’un Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerinden ve Yavuz sondaj gemisinin Karpaz açıklarına ulaşmasından “derin endişe duyduğunu” ifade etti.

Konu ile ilgili bir yazılı açıklama yayımlayan Ortagus, Yavuz sondaj gemisinin Karpaz açıklarına gönderilmesini “provakatif ve bölgedeki gerilimi artıran bir adım” olarak nitelendirdi. Açıklamanın devamında “Türkiye’ye bu operasyonları durdurma çağrısında bulunuyor ve bölgedeki bütün taraflara gerilimi artıracak adımlardan kaçınmalarını tavsiye ediyoruz” ifadeleri yer aldı.

Ortagus’un yayımladığı açıklamada bölgedeki doğal kaynakların  tarafları “işbirliği” ne teşvik etmesi gerektiği belirtilirken, “Kıbrıs’taki  petrol ve doğal gaz kaynaklarının iki toplum tarafından eşit bir şekilde paylaşılması gerektiğine inanıyoruz” ifadeleri de yer aldı.

Rusya da pazartesi günü yaptığı açıklamada “bir Türk sondaj gemisinin Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesine girmesinden kaygı duyduklarını” belirtmiş, Avrupa Birliği ise sondaj çalışmalarını yasa dışı olarak tanımlayıp endişe duyduklarını bildirerek yaptırım tehdidinde bulunmuştu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan geçen günlerde yaptığı açıklamada şunları söylemişti: Şu anda sondaj gemilerimiz koordineli olarak kendi yol haritası içinde süreci devam ettiriyor. Sağdan soldan rahatsız edici sesler çıkarabilir. Bu seslerin bizi yolumuzdan alıkoyamayacağını söylemiştim. Süreci aynı kararlılıkla devam ettiriyoruz. Bazı liderlere de hassasiyetimizi aktardık. Umarım Yunanistan’da yeni bir süreci barışık şekilde devam ettiririz. Seçimin ardından görüşmelerimizi de devam ettireceğiz.”

Almanya kömüre veda için düğmeye basıyor

Federal Ekonomi Bakanlığı, Alman kömür komisyonunun kömürü yürürlükten kaldırma önerisini, hazırladığı yasa tasarısı ile onayladı. Ancak Alman Yeşiller Partisi’ne göre süreç yavaş ilerliyor.

 Almanya Ekonomi ve Teknoloji Bakanlığı, 3 Temmuz’da  kömürü yürürlükten kaldırmayı planlayan yasal strateji planını yayımladı. Hangi linyit santrallarının ne zaman kapatılacağına dair müzakereleri başlatan strateji planına göre, kömüre dair taslak bir yasa sonbaharda hazırlanacak. 2019 yılının sonunda ise kömürü yürürlükten kaldıracak yasanın uygulamaya geçmesi bekleniyor.

İklimhaber’e göre, taslağın hazırlanma aşamasında bakanlık, kömür komisyonunun Ocak ayında sunduğu önerilere uymayı hedefledi. Anlaşmaya göre, 2038 yılına kadar Almanya’nın kömürü tamamen bırakması öngörülüyor. Almanya’da enerji üretiminin, 41 gigavatını oluşturan dörtte biri hâlâ kömürden sağlanıyor.

Alman kabinesi ilk adım olarak 22 Mayıs’ta “Kömür Bölgelerinde Yapısal Güçlendirme Eylemi” rehberi yönergelerini uygulamaya başladı. Şu an hâlâ linyit madenciliği yapılan bu bölgelerin, 2038 yılında derin bir yapısal değişikliği gerektiren bu geçişi sağlamasının garanti altına alınması adına 26 milyar euroya ulaşan fon sağlanacak. Almanya’da, Brandenburg, North Rhine-Westphalia, Saxony ve Saxony-Anhalt bölgeleri başta olmak üzere, geçimi kömür sanayiine bağlı yaklaşık 20 bin insan yaşıyor. Fonlardan bu bölgeler yararlanacak.

Yaz tatilinin ardından Alman kabinesi taslak için oylama yapmayı planlıyor. Almanya’nın Ekonomi Bakanı Peter Altmaier ise elektrik santralı şirketi RWE ile görüşmelere başladı. Bakanlığın “yapıcı” olarak değerlendirdiği, kapatma planı ve RWE grubuna yapılacak tazminat ödemesi ile ilgili müzakereler şu anda ileri bir aşamada.

Alman madenciliğinde ufak bir paya sahip taşkömürü için ise ihale çağrısı yapılacak. Devlet, faaliyetlerini durdurma talebinde bulunan enerji santralları operatörlerine de belirli bir tazminat veriyor.

Ancak Yeşiller bu konuya eleştirel yaklaşıyor. Yeşiller Partisi milletvekili Oliver Krische, “Ekonomi bakanlığının strateji programı oldukça yavaş ilerliyor. Altmaier işleri bir şekilde ‘yavaşlatıyor’” dedi ve ekledi: “Altmaier’ın, kömür komisyonu raporunun yayınlanmasından altı ay sonra uygulamaya yönelik bir program sunması bile başlı başına bir yenilgi işaretidir.”

Fransa uçak biletlerine ‘eko-vergi’ getiriyor

Fransa gelecek yıl başlayacak uygulamayla, uçak biletlerinden karbon vergisi alacak. Amaç, çevreyi daha az kirletecek bir ulaşım altyapısı oluşturmak.

Daha çevreci bir ulaşımı hedefleyen Fransa, uçak biletlerinden karbon vergisi alınacağını açıkladı. Önümüzdeki yıl başlayacak uygulamayla 180 milyon euro gelir elde edilmesi bekleniyor. Fransa Ulaştırma Bakanı Elisabeth Borne, çevreyi daha az kirletecek bir ulaşım altyapısı oluşturmak adına ülkeden yapılacak her uçak için alınan bilete ‘eko-vergi’ getireceklerini duyurdu. Borne, “Fransa’dan yapılacak tüm uçuşlar için eko-vergi uygulamasını hayata geçirmeye karar verdik” dedi.

Derecelendirilen uygulamaya göre Fransa ve başka bir Avrupa Birliği ülkesine alınan ekonomi sınıfı biletler için 1.5 euro, birinci sınıf için 9 euro vergi alınacak. AB dışına yapılacak uçuşlarda birinci sınıf biletlerden alınan vergi 18 euroyu bulacak. Transit uçuşlardan ise vergi alınmayacak. Gelecek yıl başlayacak uygulama sayesinde 180 milyon euro gelir elde edilmesi bekleniyor.

Bakan Borne’un bu açıklamasından sonra ise Fransız ulusal hava yolu şirketi Air France‘ın hisseleri yüzde 4.5 ve Alman hava yolu şirketi Lufthansa’nın hisseleri de yüzde 2.5 değer kaybetti.

İsveç de geçen yıl benzer şekilde hava taşımacılığının neden olduğu karbon salımını gerekçe göstererek her bilete 40 euroya kadar vergi getirmişti.

Paris’te iklim acil durumu ilan edildi

İklim acil durumu ilan ettiklerini duyuran Paris Şehir Meclisi, gençleri iklim krizi konusunda bilgilendirmek için bir İklim Akademisi kurulacağını açıkladı.

Paris Şehir Meclisi Çevreden Sorumlu Başkan Yardımcısı Celia Blauel, şehir meclisi toplantısı sonrası resmi olarak iklim acil durumu ilan ettiklerini duyurdu. Blauel, küresel ısınmayla mücadele için imzalanan 2015 İklim Anlaşması’na ev sahipliği yapan Paris meclisinin aldığı bu kararın, 2015 yılında koyulan hedeflere ulaşılması amacı ile verildiğini belirtti. Paris Şehir Meclisi tarafından yapılan açıklamada ise, bu karar çerçevesinde gençleri iklim değişikliği konusunda bilgilendirmek için bir iklim akademisinin kurulacağı aktarıldı.

Birleşik Krallık Parlamentosu da, sembolik sayılabilecek önergeyi 10 Mayıs’ta kabul ederek iklim acil durumu ilan emiş; dünya üzerinde bir ilke imza atmıştı. Ardından İrlanda, meclisinden geçirdiği benzer bir önergeyle kararı alan ikinci ülke olmuştu.

İklim Seferberliği  örgütü, dünya genelinde 650 civarı şehirdeki yerel yetkililerin iklim acil durumu ilan ettiğini ve ABD’deki birçok sivil toplum kuruluşunun da bu yönde baskıyı arttırdığını açıkladı.

Hava kirliliği de cezalandırılmıştı

Parist’te geçtiğimiz haftalarda şehir ve çevresindeki hava kirliliği nedeniyle solunum hastalıklarına yakalanan üç kişinin, devlete karşı İdare Mahkemesi’ne karşı açtığı davada da mahkeme, hava kirliliğiyle mücadelede yetersiz kalındığını, devletin de bundan sorumlu olduğunu belirten bir karara imza atmıştı.

 

Trafik saldırganlarına 20 yıl hapis cezası istendi

Pendik’te yol vermedikleri gerekçesiyle önünü kestikleri araç içindekilere saldıran iki kardeş için iddianame düzenlendi. Seydioğlu Baklava A.Ş. sahipleri Hasan ve Hüseyin Sel hakkında 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul Pendik’te, D-100 karayolunda geçen cuma akşamı trafikte yaşanan tartışma sonucu yedi aylık hamile Ayfer Bahçıvan ve eşi Yunus Emre Bahçıvan’ın içinde bulunduğu araca saldıran Seydioğlu Baklava AŞ’nin sahipleri Hasan Sel ve Hüseyin Sel hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Şüphelilerin, 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanması talep edildi.

İstanbul Anadolu başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucu hazırlanan iddianamede taraflar arasında yaşanan olay anlatıldı. İddianamede Sel kardeşler şüpheli, Yunus Emre Bahçıvan ve eşi Ayfer Bahçıvan ise müşteki olarak yer aldı.

Müştekilerin saldırıyı cep telefonlarıyla kaydettiği, görüntülerin bilirkişiler tarafından incelenmeye alındığı kaydedilen iddianamede, şüphelilerin, ‘kara ulaşım araçlarını alıkoyma’‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ‘mala zarar verme’suçlarından beş yıl dört aydan 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmaları talep edildi. Mahkemenin 15 gün içinde iddianameyi kabul veya ret yönünde karar vermesi bekleniyor.

Saldırıya uğrayan Bahçıvan’a takipsizlik

Sel kardeşlerin şikayeti üzerine Yunus Emre Bahçıvan hakkında başlatılan soruşturma ise takipsizlikle sonuçlandı. Takipsizlik kararında, olayların Hasan ve Hüseyin Sel kardeşlerin suç teşkil eden davranışları sonucu gerçekleştiği belirtilerek Bahçıvan hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

Alman bilim insanlarından İstanbul için deprem uyarısı

Alman bilim insanları, Marmara Denizi’ndeki tektonik gerginlikler nedeniyle büyük bir deprem meydana gelebileceği uyarısında bulundu. Olası depremin büyüklüğü 7,1-7,4.

Almanya’nın Kiel kentinde bulunan GEOMAR Helmholtz Okyanus Araştırma Merkezi’nden jeofizikçi Dietrich Lange, Marmara Denizi’nde olası depremle ilgili açıklamalarda bulundu. Nature Communications dergisine konuyla ilgili bir makale yazan Lange, Marmara Denizi’nde büyük tektonik gerginlik olduğunu belirterek, “Bu, 7,1-7,4 büyüklüğünde bir depremin meydana gelmesi için yeterli” dedi.

Alman bilim insanları iki buçuk yıl boyunca GEOMAR’ın geliştirdiği ölçüm sistemi GeoSEA ile Marmara Denizi’nin 800 metre altında ölçümler yaptı. GeoSEA Proje yöneticisi Heidrun Kopp, “Bu gerginlik bir deprem sırasında çözülürse fay hattı dört metreden fazla hareket eder” diye konuştu. Kopp, olası bir depremin büyük bir yıkıma neden olacak tsunami dalgasına yol açacağını ise düşünmediğini ifade etti.

Alman bilim insanları olası bir depremin zamanı hakkında da bir tahminde bulunmazken, böyle bir değerlendirme ile bir paniğe yol açmak istemediklerini özellikle vurguladı. Açıklamada, 17 Ağustos 1999 tarihindeki deprem gibi, olası yeni bir sarsıntının Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde ağır sonuçlara yol açabileceği de ifade edildi.

Marmara Denizi’nin altında Avrasya ve Anadolu tektonik plakalarını ayıran Kuzey Anadolu fay hattı bulunuyor.

Rize’de denizde hortum paniği

Rize’de denizde hortum paniği

Rize’nin Fındıklı ilçesi sahiline yüzmeye giden vatandaşlar, denizde hortum çıkınca endişe yaşadı. Denizin üzerinde bir süre ilerleyen hortum, ardından gözden kayboldu. O anlar, cep telefonuyla saniye saniye görüntülendi.  Son aylarda Karadeniz açıklarında sıkça hortum görüldüğü belirtildi. Geçen ay da Ordu’nun Fatsa ilçesi açıklarında benzer büyüklükte hortum meydana gelmişti.

‘Hortumlar artıyor ve alanı genişliyor’

İklim değişikliğinin Türkiye’deki etkileri üzerine gazetemize konuşan Boğaziçi Üniversitesi, İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu üyesi ve Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Murat Türkeş, uzun süreli klimatolojik gözlemlerden elde edilen bulgulara göre, Türkiye’de hava ve iklim olaylarındaki aşırı değişikliklerin, şimdilerde dramatik şekilde fark etsek de 90’lı yıllarla birlikte yaz ve tropik gün sayısındaki artış, buna karşılık don olayları ve kar yağışlı gün sayısındaki belirgin azalmayla kendini göstermeye başladığını anlatmıştı. Normalde Karadeniz’de pek görülmeyen hortumlara da vurgu yapan Türkeş, “Sadece yağış rejiminin değil, son 10 yıl önceki 10 yılla karşılaştırıldığında Türkiye’de hortum sayısı ve hortumun görüldüğü alan sayısında da artış var. Bütün bunlar yaşanırken kış kuraklığının sıklığında da bir artış olduğunu görüyoruz” demişti.

SETA’nın mali kaynakları Meclis gündeminde

Yabancı basına çalışan gazetecileri fişleyen SETA’nın vergiden muaf tutulduğunu belirten CHP’li Çakırözer, soru önergesinde, bunun gerekçelerini ve kamu kurumlarının ödeneklerinden yardım yapılıp yapılmadığını sordu.

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) vergi muafiyeti durumuna ve mali kaynaklarına ilişkin Meclis’e soru önergesi verdi. Varfın geçen hafta yayınlanan ‘Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları’ raporuna ‘fişleme’ gerekçesiyle birçok eleştiri gelmişti. Çakırözer de SETA raporunu iktidarın toplumu basın üzerinden bölen ve kutuplaştıran resmi dilinin yansıması’ olarak değerlendirdi. Kurumun iktidarla yakın ilişkileri olduğunu vurgulayan Çakırözer, rapora dair açıklamasında şunları söyledi: “Bu zehirli dilin iktidara yakınlığıyla bilinen bir kuruluş tarafından kamuya açık bir yayın haline dönüştürülmesi çok tehlikelidir.”

Çakırözer, SETA’nın 2013 Bakanlar Kurulu kararıyla vergiden muaf tutulduğunu hatırlatarak, vakfın mali kaynaklarına ve vergi muafiyetine dair meclise verdiği soru önergesinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’dan şu soruları yanıtlamasını istedi:

  • SETA’nın Bakanlar Kurulu kararıyla vergiden muaf tutulmasının gerekçeleri nelerdir?
  • Vakıf, vergi muafiyeti için gereken şartların hangisini karşılamıştır?
  • SETA’ya kamu kurum ve kuruluşlarının ödeneklerinden yardım yapılıyor mu? Yapılıyorsa hangi kurumun ödeneğinden yardım için ne kadarlık bir bütçe ayrılmıştır?

Hükümet işçiye yüzde 5 zam teklif etti, grev kartı çıktı

Hükümet, kamu işçilerine ilk 6 ay için yüzde 5, ikinci 6 ay içinse yüzde 4 maaş zammı teklif etti. Teklifi müzakere etmeyi reddeden Türk-İş Başkanı Atalay, ağustos sonuna kadar anlaşma sağlanamaması halinde greve gideceklerini söyledi.

Hükümetle, Türk-İş arasında yürütülen kamu işçileri toplu iş sözleşmesinde anlaşma sağlanamadı. Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un, yaklaşık 200 bin işçi adına toplu iş sözleşmesi görüşmelerini yürüten Türk-İş’e sunduğu zam teklifi, enflasyonun çok altında kaldı. Enflasyon, TÜİK’in açıkladığı resmi rakamlara göre mayıs ayında yüzde 18,7, haziranda ise yüzde 15,7 olarak gerçekleşmişti. Hükümet ise ilk 6 ay için yüzde 5, ikinci 6 ay için yüzde 4 zam ve maaşı 3500’ün liranın altında olanlar için artı 60 lira teklif etti.

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, “Bu teklifin kabul edilir, müzakere edilir bir tarafı yok. Ağustos sonuna kadar ya imzalayacağız ya da grev. Yasalar ne emrediyorsa onu yapmakla mükellefiz. Teklifin kabul edilecek bir yanı yok” dedi.

‘Elektriğe yüzde 50, çaya yüzde 40 zam gelmiş, bize yüzde 5’  

Ocak ayında 3400 lira alan bir işçinin, vergiden dolayı maaşının 3215 liraya düştüğünü belirten Atalay, şöyle devam etti: “Biz sıkıntılı insanların, dar gelirli insanların başkanıyız. Elektriğe yüzde 50, çaya, şekere, tüpe yüzde 35-40-45 civarında zam var. Enflasyonun yüzde 17 olduğu yerde diyorlar ki yüzde 5. Bunun kabul edilecek bir tarafı yok. Arzumuz; yaşayabilen, nefes alabilen bir ücret alalım. Bu ücretle nefes almayı bırak, adım atacak durumumuz yok. Hükümet çağırırsa geliriz, çağırmazsa bir talebimiz olmaz.”

Türk-İş en düşük ücret için 3.500 lira istiyor

Atalay, işçilerin zam teklifini İstanbul seçiminden önce Bakan Selçuk’a sunmuştu. Türk-İş, en düşük brüt çıplak ücretin 3 bin 500 liraya çıkartılıp, 300 lira seyyanen zam yapılmasını istiyor. Sendika ayrıca çekme ve iyileştirmenin ardından birinci yıl ilk altı ay yüzde 15, sonraki 1.5 yıl boyunca da altı ayda bir enflasyon + yüzde 3 refah payı talep ediyor. .

HAK-İŞ’in talepleri

Hak-İş ise en düşük brüt ücretin 4 bin 250 liraya yükseltilip, 360 lira iyileştirme yapılmasını, birinci altı ay yüzde 15, sonraki altışar aylık dönemlerde de enflasyon artı yüzde 5 refah payı istiyor.

Yaklaşık 200 bin kamu işçisinin 70 bini Hak-İş’e bağlı sendikaların üyelerinden oluşuyor. Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde tüm işçileri Türk-İş temsil ediyor

Süreç nasıl işleyecek?

Kamudaki yaklaşık 200 bin işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmelerinin yürürlük sürelerinin dolması üzerine hükümet ve Türk-İş, yeni sözleşme için geçen hafta masaya oturmuştu. Bugün yapılan ikinci görüşmede ise hükümet zam teklifini sundu. Teklifin sunulmasının ardından iki aylık yasal süreçte anlaşma sağlanamaması halinde, işçi konfederasyonları grev kararı alabiliyor. Ancak AKP iktidara geldiği 2002’den bu yana 16 grevi yasakladı. Yasaklanan en son grev, İZBAN işçilerinin greviydi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, OHAL döneminde yaptığı konuşmalarda, “Sanayicilere sesleniyorum. Bir tane fabrikada grev söz konusu mu? Böyle bir şeyde anında müdahalemizi yapıyoruz. Ve OHAL anında bir çözüm kaynağı oluyor” demişti.

10 yeni dokunulmazlık dosyası daha Meclis’te

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu 10 milletvekili hakkında dokunulmazlık dosyası Cumhurbaşkanlığınca Meclis’e sevk edildi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) yeni dokunulmazlık dosyaları sevk edildi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu 10 dokunulmazlık dosyası Meclis’e sunuldu. Yasama dokunulmazlığının kaldırılması için gönderilen fezlekelerin beşi HDP, dördü HDP ve biri MHP milletvekiline ait.

Son sevkedilenlerle birlikte Meclis’e gelen fezleke sayısı toplam 644 oldu.

Yasama dokunulmazlığının kaldırılması hakkında Cumhurbaşkanlığı tezkereleri Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyonuna sevk edilen milletvekilleri şöyle:
CHP İzmir Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı
CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel
HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül
HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş
HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü
HDP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan
HDP Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü
MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt