Ana Sayfa Blog Sayfa 2452

Kaputaş için iyi haber

Kaputaş Plajı’ndan geçecek otoyol projesine verilen ‘ÇED gerekli değildir” kararı yeniden iptal edildi

Antalya‘da dünyaca ünlü Kaputaş Plajı‘nı da içine alan Kaş-Kalkan bölünmüş yol projesi için verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararı, Antalya 2’nci İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Dava süreciyle ilgili bilgi veren Avukat Tuncay Koç ‘ÇED gerekli değildir’ kararının daha önce de iptal edildiğini hatırlattı.

Kaş ilçesi sınırlarında Karayolları 13’üncü Bölge Müdürlüğü tarafından 28,7 kilometre uzunluğunda iki gidiş, iki dönüş olmak üzere 4 şeritli bölünmüş yol olarak ‘Kaş – Kalkan Yolu’ yapılması planlanıyordu.  Kaşlı 76 kişi, Kaş Kültür ve Tanıtma Derneği ile Peyzaj Mimarları Odası; Antalya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün karayolu projesine ilişkin verdiği ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararını yargıya taşıdı. Davaya bakan Antalya 2’nci İdare Mahkemesi, ‘ÇED gerekli değildir’ karanının iptaline karar verdi.

Danıştayın bozması üzerine yeniden iptal

Avukat Koç, daha önce alanın 2842 metrelik kısmındaki Kalkan Güney yamaçları 1’inci derece sit alanından geçen yol için izin veren Tabiat Varlıkları Kurulu kararına yönelik yürütmeyi durdurma kararı verildiğini, ancak Danıştay 14’üncü Dairesi’nin bu kararı, bölgede keşif yapılması ve devamında yeni bir karar verilmesi gerekçesiyle bozduğunu hatırlattı. Koç, “Bozma kararı üzerine bilirkişi heyeti ile alanda keşif yapılmış ve heyet raporu alınmış. Antalya 2’nci İdare Mahkemesi de bilirkişi raporuna dayanarak ÇED gerekli değildir kararını iptal etmiştir” dedi.

Koç, bilirkişi raporunda planlanan yolun lokal trafikten ziyared transit trafiğe hizmet vereceği sonucuna ulaşıldığını söyledi. Projeyle muhtemel yapılaşma artışının doğal ve arkeolojik sit alanlarına baskısının irdelenmediğine dikkat çeken Koç, patlatma-yarma, iş makineleri ve yüksek tonajlı araçların geçişi sonucu vibrasyon etkisi, toz ve katı madde taşımını ile bu alanlardaki canlılara veya tarihi yapılara verilebilecek etkinin dikkate alınmadığını kaydetti. Avukat Koç şöyle konuştu: “1’inci derece doğal sit alanında yer alan Likya Kaş orkidesi ve Kaputaş andız otu başta olmak üzere doğal hayata ve ayrıca yaban keçileri başta olmak üzere bölgede yaşayan kuş, yarasa, kirpi, yılan, kaplumbağa, tavşan, sincap gibi yaban hayvanlarına tehlike oluşturacağı, Likya Kaş orkidesinin yayıldığı 4 bölgenin kuzey tarafındaki 2 alanın sınırlandırıldığı gibi gerekçeler mahkeme kararında mevcuttur.”

Kaş’ın korunması herkesin görevi

Alanın tüm topoğrafyasını, coğrafi güzelliğini, doğal hayatı ve arkeolojik yapıları, tarımsal özelliği bozacak bu projenin bir daha gündeme alınmamasının Kaş halkının talebi olduğunu vurgulayan Koç, “Doğayı ve çevreyi koruyan, sürdürülebilir turizm ve geleneksel tarım ilkelerinden ödün vermeyen Kaş coğrafyasının korunması herkes için bir görevdir. Bu projeye dayalı olarak yapılan imar planları da iptal edilmelidir” dedi.

Paylan: Kirazlı altın madeni projesinde nasıl bir kamu yararı var?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle, Kazdağları’ndaki Kirazlı altın maden projesi için önerge veren HDP’li Garo Paylan, ÇED raporuna uymayan firma hakkında ne yapılacağını sordu.

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle, Çanakkale’deki Kirazlı Altın Madeni projesi için soru önergesi verdi. Paylan, Mart 2019’da inşaat faaliyetlerine başlama izni verilen proje kapsamında yürütülen çalışmaların kamuoyunun yoğun tepkisiyle karşılaştığına, yöre halkı ve sivil toplum örgtülrenin tüm itirazlarına rağmen çalışmalarına devam edildiğine dikkat çekti. .

Paylan soru önergesinde şu görüşleri paylaştı: “Kazdağları ve bölgenin genel ekolojik dengesi adına büyük bir “katliam” olarak nitelenen proje ile siyanürlü altın madenciliği yapılmak istenmektedir. Proje için 10 yıl önce hazırlandığı iddia edilen ÇED raporunda 45.650 adet kadar, doğada “yıkım” anlamına gelecek sayıda, ağacın kesilmesine izin verilmiştir. Dahası proje kapsamında, ÇED raporuna aykırı biçimde, bu miktarın dahi 4 kat üstüne çıkılarak 195.000 adet ağaç kesimi gerçekleştirilmiştir. Söz konusu kesim çalışmalarında gerçekleşen “traşlama” ve ortaya çıkan doğal tahribat, görüntüler aracılığıyla  kamuoyuna yansımıştır. Ayrıca proje kapsamında tonlarca siyanürün kullanılacak olması da kamuoyunda halk sağlığı bakımından ciddi tepkilere neden olmaktadır.”

Siyanürlü altın madenciliğinin, 180 bin insanın tek su kaynağı olan Atikhisar Barajı ile aynı su havzasında yapılacağını hatırlatan Paylan, Bakan Murat Kurum’dan şu soruları yanıtlamasını istedi:

  1. Ormanı meydana getiren her bir ağacın on yıllar içinde yetişkin hale geldiği, doğaya ve canlı yaşamına olan katkıları hesaba katıldığında, bu canlılığa son veren altın veya herhangi türden maden çıkarma çalışmasının yapılmasında nasıl bir kamu yararı bulunmaktadır?
  2. Kirazlı Altın Madeni Projesi çalışmaları kapsamında, ÇED raporuna aykırı olacak şekilde 195 bin ağacın kesildiği iddiaları doğru mudur? ÇED raporuna aykırı olarak ve hukuksal süreç devam ederken kesildiği iddia edilen ağaç sayısına dair bir araştırma yürütmekte misiniz?
  3. Söz konusu proje için, hukuki süreç tamamlanmadan gayri sıhhi müessese ve işletme izni verildiği iddiaları gerçeği yansıtmakta mıdır?
  4. Şirketlerin ÇED kararlarına uyup uymaması şirketlere yahut keyfiyete bağlı bir hal aldı ise, ÇED raporlarına salt hukuksal anlamda bir prosedür olarak mı gerek duyulmaktadır?
  5. Maden projesinde kullanılacak olan tonlarca siyanür ve açığa çıkan başka ağır metallerin bölgenin tek içme, kullanma ve sulama kaynağı olan Atikhisar Barajı sularına karışma durumunda oluşabilecek halk sağlığı sorunları hesaba katılmış mıdır?
  6. Kesilen ağaçların yanı sıra, bölge habitatında var olan kaç canlı türü zarar görmüş veya çalışmalardan etkilenmiştir? Hazırlanan ÇED raporunda bu yönde değerlendirmelere gerek görülmüş; yer verilmiş midir?
  7. Çalışmaları hukuki sorumluluğuna aykırı biçimde yürüttüğü iddia edilen proje sahibi şirkete bir yaptırım uygulanacak mıdır? Bu proje iptal edilecek midir?

Kutuplar sıcaklık ‘alarm’ı veriyor

Sıcak hava dalgası, dünyanın en kuzeyinde yaşayanları da etkiliyor. Dünyanın en kuzeyindeki yerleşim yeri Alert’te gündüz sıcaklığı 20, gece sıcaklığı 15 derece ölçüldü.  Kanadalı meteorologlar, “Bu net bir rekor, bunu daha önce hiç görmemiştik” dedi

Alert 82 derece kuzey enleminde yer alıyor.

Kuzey Kutbu, tarihinin en sıcak yazlarından birini yaşıyor. Gezegenin en kuzeyindeki ‘Alert’ adlı yerleşim yerinin ‘benzeri görülmemiş’ bir sıcak hava dalgasıyla karşı karşıya olduğu bildirildi. Kanada’nın ulusal hava ajansı geçtiğimiz salı günü Alert, Nunavut’ta hafta sonu sıcaklıklarının bölgenin temmuz ayı ortalamasını yaklaşık 5 derece aşarak 21 dereceye ulaştığını doğruladı.

Kuzey Kutbu’na 900 kilometreden daha kısa bir mesafede bulunan ve geceleri genellikle dondurucu soğuk olan yerleşim yerinde pazar gecesi, hava sıcaklığı normalin üzerinde seyrederek 15 dereceyi gördü. Şehrin bir önceki sıcaklık rekoru 20 dereceyle 1956’da kaydedilmişti. Pazartesi günü de termometrelerin ikinci kez 20 derecenin üzerine çıktığı bölgede tehlike çanları çalmıştı. Alert’in iklim istasyonu tarihinde ilk kez arka arkaya iki gün 20 derecenin üzerinde sıcaklıklar kaydetti.

100’den az nüfusu olan ve Kuzey Kutup dairesinin kuzeyinde yer alan Alert, dünyanın düzenli yerleşimin bulunduğu en kuzeyindeki bölge.

Alaska’da da bu ayın başında rekor sıcaklıklar ölçülmüştü.

Kanada Çevre Dairesi’nin kıdemli iklim bilimcisi David Phillips Kanada’nın en kuzeyinde görülen bu sıcaklığın “hayret verici” ve “benzeri görülmemiş” bir seviyede olduğunu söyledi. Canadian Broadcasting Corporation’a konuşan Phillips, “Bu daha önce görmüş olabileceğiniz bir durum değil” dedi. AFP’ye konuşan ve Kanada Çevre Bakanlığı’nda meteorolog olan Armel Castellan da aşırı sıcağın “epey olağandışı” olduğunu belirtti. Castellan, “Bu net bir rekor, bunu daha önce hiç görmemiştik” diye konuştu.

Alert sıcak şokunu yaşarken, kentin 4 bin kilometre güneyinde bulunan Victoria ise 20,6 dereceyle daha düşük sıcaklıkların keyfini çıkarıyor. The Weather Network’te meteorolog Tyler Hamilton, “Bu iki bölge arasında şaşırtıcı miktarda enlem çizgisi var. Victoria şehri 48 derece kuzey enleminde bulunurken, Alert 82 derece kuzey enleminde yer alıyor. Açıkçası gezegenin 80 derece kuzeyinde 20 derecenin üstünde bir sıcaklık ilk kez ölçülüyor” ifadelerini kullandı.

 

Alpler’de 3 bin 400 metre yükseklikte göl oluştu

Fransız Alplerine çıkan bir dağcı, buzulların erimesiyle oluşmuş bir gölü görüntüledi. Dağcı, ‘Uzun süredir buralardayım ve daha önce hiç su görmedim’ dedi

Bir dağcı Fransız Alpleri’nde haziranın sonundan bu yana Orta Avrupa’yı etkisi altına alan yoğun sıcak hava dalgası nedeniyle buzulların erimesiyle oluşmuş bir göl keşfetti. Mount Blanc’ta 3 bin 400 metre yüksekliğinde keşfettiği göl nedeniyle şok olan Bryan Mestre olağandışı görüntünün kaygı verici bir işaret olduğunu söyledi.

Independent Türkçe’nin haberine göre, bilim insanları bir süredir Avrupa’da iklim değişikliği yüzünden yaşanan sıcak hava dalgalarının giderek sıklaşacağı uyarısında bulunuyordu.

Mestre, “Alarm vermenin zamanı geldi. Yalnızca 10 günlük aşırı sıcaklar Dent du Geant ve Aiguilles Marbrees zemininde çöküş, erime ve göl oluşumu için yeterli oldu. Bu gerçekten kaygı verici. Tüm dünyada buzullar artan hızda eriyor” dedi. Gölün fotoğrafını Instagram’da paylaşan Fransız dağcı olayı 28 Haziran’da görüntülediğini söyledi. Sadece 10 gün önce bir diğer dağcı Paul Todhunter, aynı bölgenin karla kaplı fotoğrafını çekmişti.

IFL Science adlı internet sitesine konuşan Mestre, “Gölün gerçek bir sürpriz olduğunu söylemeye gerek yok. Göl 3 bin 400-3 bin 500 metre yüksekliğinde bulunuyor. Bu yükseklikte su yerine buz ve kar bulmanız gerekir. Bu yükseklikte bulunduğunuzda çoğu zaman şişenizdeki su bile donmaya başlar” diye konuştu. Haziran, temmuz ve ağustos aylarında bölgede uzun süre kaldığını anlatan Mestre daha önce hiç su görmediğini belirtti.

Buzullar üzerine çalışan bilim insanı Ludovic Ravanel de 2015’te Fransız Alpleri’nin tepesinde bir gölün belirdiğini fark etmiş ve gölün oluşumunu küresel ısınmayla ilişkilendirmişti. AB’nin Kopernik İklim Değişikliği Servisi’ne (C3S) göre geçen ay gezegenin kaydedilen en sıcak haziranıydı. Uzmanlar, temmuz ayında da sıcaklık rekorları kıracağını belirtiyor.

Zuhal Olcay’ın hapis cezasına onama

Sanatçı Zuhal Olcay’a, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret iddiasıyla verilen 11 ay 20 gün hapis cezası, Yargıtay tarafından onandı. Yerel mahkeme cezayı ertelemişti.

Zuhal Olcay’ın 5 Ağustos 2016’da Kadıköy’de bir mekanda şarkı söylediği sırada “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yönelik hakaret içerecek şekilde eliyle hareket yaptığı” iddiasıyla açılan davanın Yargıtay aşaması sonuçlandı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Olcay’a, verilen ve ertelenen 11 ay 20 gün hapis cezasını oy birliğiyle onadı.

Olcay hakkındaki dava, 155’i arayan bir kişinin ihbarıyla açılmıştı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Zuhal Olcay’ın ‘Cumhurbaşkanına alenen hakaret’ suçundan 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesi Olcay’a ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan 10 ay hapis cezası verirken, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi cezayı 11 ay 20 güne çıkardı.

Erdoğan’ın avukatları 11 ay 20 günlük hapis cezasının ertelenmesi kararını temyiz etmişti.

Bakur belgeselinin yönetmenlerine 4.5 yıl hapis cezası

Gazeteci Mavioğlu ve yönetmen Demirel, belgesel nedeniyle ‘örgüt propagandası’ suçlamasıyla Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyordu.

Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ve yönetmen Çayan Demirel’in Bakur belgeseli nedeniyle “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılandıkları davada, Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklara gıyablarında 4.5 yıl hapis ceza verdi. Mahkeme ayrıca Mavioğlu ve Demirel’e yurtdışı çıkış yasağı da koydu.

Haberi sosyal medya hesabından paylaşan Mavioğlu, “Henüz son savunmamızı dahi vermediklerinin altını çizerek, “Batman 2. ACM’de bugün görülen Bakur filmi davasında Çayan Demirel’e ve bana gıyabımızda 4’er yıl 6’şar ay ceza verildi. Ayrıca her ikimize de yurtdışı çıkış yasağı konuldu. Henüz son savunmamızı dahi vermemiştik.” dedi.

Çözüm sürecinin devam ettiği 2013 yılında Türkiye sınırları içindeki PKK kamplarını görüntüleyerek örgütün Türkiye dışına çekilme sürecine tanıklık etmek üzere yola çıkan Bakur, gerek Türkiye’de gerekse DOK Leipzig, Visions du Réel, Stockholm Film Festivali ve Akdeniz Film Festivali gibi uluslararası önemli belgesel festivallerinde bugüne kadar on binlerce izleyiciyle buluştu.

2015 yılında, 34. İstanbul Film Festivali’nde eser işletme belgesi olmadığı gerekçesiyle gösterimi engellenen ancak daha sonra birçok kentte gösterimi gerçekleşen belgeselin yönetmenlerine açılan bu davanın yanı sıra Nû Jîn belgeselinin yönetmeni Veysi Altay ve filmin Batman’da gösterilmesini sağlayan sinema müdürü Dicle Anter’e de yine “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla dava açılmıştı.

Bayrampaşa otogarı yerine, teknokent temelli ‘ekosistem’

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner ile birlikte incelemelerde bulunduğu İstanbul otogarının, ‘kendi içinde değerli bir ekosisteme dönüştürüleceğini’ söyledi.

Otopark hizmetleri belediye meclisi kararıyla İSPARK A.Ş.’ye devredilen Bayrampaşa Otogarı’nda incelemelerde bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, otogarın sözleşmesinin Mayıs ayı itibarıyla bittiğini, kendilerinin de işletmesini IBB iştiraki olan İSPARK A.Ş’ye devrettiklerini anlattı. İmamoğlu, otogarların şehir dışına alınması konusuna da değindi: “İstanbul’un yapılan makro planlamasında herkesin ortak fikri, hem Bayrampaşa hem Harem otogarlarının daha şehir dışına, ana ulaşım akslarına hakim, elbette raylı sistemlerle de buluşan bir düzenekte yerleştirilmesidir” dedi.

Otogar’daki aktörlerle tartışarak ve uzlaşarak, bölgenin dönüştürüleceğini, en başta güvenlik sorunu ve çevreye verdiği zararları gidermeye odaklanacaklarını belirten İmamoğlu, otogarın geleceğiyle ilgili şunları söyledi: Daha önce birkaç sıfat içeren tanımlama olduğu için öyle ifade ettim. Dedim ki, ‘Bu güzel otogarı biz akla ve bilime peşkeş çekeceğiz.’ Nedir o? Biz, burayı büyük bir yeşil alan içerisinde bilim, AR-GE ve teknokent merkezine dönüştürmek istiyoruz. Yani yüksek teknolojiye insan yetiştiren, eğitim veren, meslek öğreten bir merkeze dönüştürmek istiyoruz. Var olan yapının büyük bir revizyona ihtiyacı var. Bütün bunları yerine getirerek kendi içinde değerli bir ekosistem oluşturmak istiyoruz. “

İmamoğlu, otogarın yerinde 21. yüzyıla yakışan, İstanbul’un göbeğinde insanların nefes aldığı keyifli bir merkez yapacaklarını belirterek, “Kamusal alanda kamu hizmeti üretmek zorundayız” dedi. Taşınma ve teknokent projesinin iki yıl içinde bitirilmesi planlanıyor.

 

Düzce’deki sel ve heyelanda kayıp yedi kişi aranıyor

Cumayeri ve Akçakoca ilçelerinde etkili olan selin ardından ulaşılamayan yedi kişinin dördü çocuk. iklim bilimciler, şimdiye dek görülmemiş düzeyde ısınan Karadeniz’e dikkat çekiyor, bu tür olayların daha sık ve etkili yaşanacağı uyarısını yapıyor.

Düzce‘nin Cumayeri ve Akçakoca ilçelerinde 17 Temmuz gecesinden beri etkili olan kuvvetli sağanak ve heyelan nedeniyle mahsur kalan 69 kişi kurtarılırken yedi kişiden hâlâ haber alınamıyor. Selden en fazla Akçakoca’nın Esmahanım köyünün etkilendiğini belirten İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, köyde dördü çocuk, ikisi kadın, biri erkek erkek olmak üzere yedi kişinin kayıp olduğunu açıkladı. Düzce Valiliği, kaybolan 7 kişi için AFAD, jandarma ve bölgeden gelen gönüllü arama kurtarma ekipleri ile itfaiye ekiplerinin sabah 06.30 itibarıyla arama çalışmalarına başladığını duyurdu.

‘En çok dere yatağındaki evler etkilendi’

Şiddetli yağışla birlikte gelen selden en çok etkilenen yerleşim yerlerinden biri de Cumayeri ilçesine bağlı Avlayan köyü oldu. 190 hanelik köy, sabaha karşı tamamen sel sularına teslim oldu. Sel sularından özellikle dere yatağındaki evler etkilendi. Köy yollarının kapalı olması nedeniyle devreye askeri helikopterler girdi. Çatılara ve yüksek noktalara çıkarak kurtarılmayı bekleyenler helikopterle alınarak Düzce ve Sakarya’ya götürüldü. Sel özellikle Cumayeri ilçe merkezinde hasara yol açtı. Park halindeki araçlar denize sürüklendi. Hasarın boyutu çalışmalar sonucunda belli olacak.

İklim değişiyor, denizler ısınıyor

İklim uzmanları, Karadeniz’de şimdiye dek görülmemiş deniz sıcaklıkları ölçüldüğünü, bunun da sel getiren aşırı yağışların en önemli etkisi olduğunu söylüyor. İklim krizi nedeniyle Türkiye’nin sıcaklık rejiminin büyük oranda değiştiğini belirten iklim bilimcilere göre, bu gibi aşırı hava olaylarını çok daha sık görmeye başlayacağız.

Gazetemize konuşan Boğaziçi Üniversitesi, İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu üyesi ve Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Murat Türkeş de bu duruma dikkat çekerek, son yıllarda yaşadığımız şiddetli yağışlar, fırtınalar, seller, taşkınlar ve hortumlar gibi aşırı iklim olaylarının etki ve sıklığının artışının altında, küresel ısınmanın etkisi sonucu özellikle denizlerde buharlaşma ve terlemenin artmasıyla atmosfere daha fazla su buharının salınması ve bunun sonucunda hidrolojik döngünün hızlanmasının yattığını anlatmıştı. Türkeş şunları söylemişti: “Uzun süreli klimatolojik gözlemlerden elde edilen bulgulara göre, Türkiye’de hava ve iklim olaylarındaki aşırı değişikliklerin, şimdilerde dramatik şekilde fark etsek de 90’lı yıllarla birlikte yaz ve tropik gün sayısındaki artış, buna karşılık don olayları ve kar yağışlı gün sayısındaki belirgin azalmayla kendini göstermeye başladı. Türkiye’nin son 25 yıllık döneminde, hem sıcaklık rejimi belirgin olarak daha ılıman ve sıcak koşullara doğru değişti hem de sıcak hava dalgalarının sıklığı ve şiddetinde önemli artışlar tespit ettik.”

Bayraklarıyla fotoğraf çekmek isteyen Kürt turist gruba linç girişimi

Trabzon’da Kürdistan bayrağı ile fotoğraf çektirmek isteyen turist grubu çevredekilerin saldırısına uğradı. Olay sonrası Trabzon Valiliği turist grubundaki dokuz kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Grup sınır dışı edilecek.

Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl’de turistler, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) bayrağıyla fotoğraf çektirmek isterken çevredeki insanların saldırısına uğradı. 50 kişilik turist grubundan dokuz kişi olay sonrası gözaltına alındı.

Yerel basında yer alan haberde turist kafilesinden bir kişinin IKBY bayrağıyla fotoğraf çektirmek istediği ancak çevredekilerin bayrağa tepki göstererek turistlere saldırdığı belirtiliyor. Linç girişimine dönüşen saldırıda videoyu çeken kişinin de hakaret ve küfür ettiği duyuluyor. Linç edilmek istenenler, jandarma ekipleri tarafından güçlükle saldırganların elinden alındı ve bölgeden uzaklaştırıldı.

Dokuz turiste önce gözaltı sonra sınır dışı

Olayla ilgili açıklama yayınlayan Trabzon Valiliği saldırıya maruz kalan dokuz Kürt turistin gözaltına alındığını duyurdu. Valiliğin yapılan açıklaması şöyle: “İlimiz Çaykara ilçesi Uzungöl mahallesinde bugün 11:00 sularında Kuzey Irak’tan bölgemize gezi amacıyla gelen 50 kişilik Irak uyruklu gruptan 9 kişi, üzerinde Kürdistan yazılı atkı ile fotoğraf çekildikleri sırada yöre halkı tarafından kendilerine tepki gösterilerek kısa süreli arbede yaşanmıştır. Olaya kolluk kuvvetlerimiz tarafından müdahale edilerek vatandaşlarımız sakinleştirilmiş ve durum kontrol altına alınmıştır. Olayla ilgili olarak Çaykara Cumhuriyet Savcılığınca 9 Irak uyruklu şahıs hakkında gözaltı işlemi yapılarak adli tahkikata başlanılmıştır.”

Valilik daha sonra ikinci bir açıklama yayımlayarak, gözaltındaki dokuz kişinin, sınırdışı edilmek üzere ilgili birimlere teslim edildiğini duyurdu. Açıklamada, şöyle denildi: “Kuzey Irak’tan gezi amacıyla, ilimiz Çaykara/Uzungöl Mahallesine gelen gruptan dokuz kişinin “Kürdistan” yazılı atkı ile fotoğraf çekinmeleri nedeniyle çıkan olayla ilgili soruşturma başlatılmış olup, ifadeleri alınan şahıslar sınırdışı edilmek üzere ilgili birimlere teslim edilmiştir.”

Kadın liderlerden iklim adaleti için birlik ve dayanışma çağrısı

Dünyanın çeşitli ülkelerinden bir araya gelen 34 kadın lider, iklim adaletine ilişkin yaptıkları eylem planını açıkladı. Açıklamada, “Tüm kız kardeşlerimizi iklim adaleti için ayaklanmaya, liderlik etmeye davet ediyoruz” denildi.

“Değişim için Kadın Lider Dayanışması” ismiyle bir araya gelen dünyanın çeşitli ülkelerinden 34 kadın lider, iklim adaletine ilişkin eylem planı sunan bir bildiri yayınladı. Türkiye’den Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu Kurucusu Gülseren Onanç’ın da çağrıcı olduğu bildiride, “Şimdi kadınların ve kız çocuklarının bilgeliğini ve liderliğini tanıma zamanı. Tüm kız kardeşlerimizi iklim adaleti için ayaklanmaya, liderlik etmeye davet ediyoruz” denildi.

Bir araya gelen kadınlar arasında, İrlanda Eski Cumhurbaşkanı Mary Robinson, Birleşmiş Milletler Kadın Bölümü Başkanı Dr. Phumzile Mlambo-Ngcuka ve TEDWomen Küratörü Pat Mitchell gibi isimlerin de bulunuyor.  Kadın liderler iklim adaleti için kadın liderliğinin önemine vurgu yapıyor.

Yayımlanan bildiride şu ifadeler kullanıldı: “Şimdi kadınların ve kız çocuklarının bilgeliğini ve liderliğini tanıma zamanı. Şimdi sayıca büyüme ve güç inşa etme zamanı. Tüm kız kardeşlerimizi iklim adaleti için ayaklanmaya, liderlik etmeye, görece güç ve ayrıcalık sahibi olanları başkaları için alan açmaya ve destek vermeye davet ediyoruz. Her şeyi değiştirmek için herkese ihtiyacımız var.”

Bildiri ile ilgili Mary Robinson, “Bu bildiri kritik bir çağrı yapıyor. Alanları veya uzmanlıkları ne olursa olsun, kadınlar ve kız çocukları iklim adaletine öncülük edebilir ve bu liderliğe derinden ihtiyaç duyuyoruz” derken, Küresel Kadınlar Fonu Başkanı ve CEO’su Musimbi Kanyoro şu ifadeleri kullandı: “Bu konuda kadınların liderliğinin küresel olarak tanınması, desteklenmesi ve coğrafyalar ve cinsiyetler arası bağlantılar kurmaya ihtiyacımız var.”

Bildirinin tamamı şöyle: 

İklim hareketi, Küresel Güney ve Küresel Kuzey’deki kadın liderliğinde acil bir yükseliş olmadan başarılı olamaz. Kadınlar ve kız çocukları, sistemik adaletsizlikleri derinleştirmek yerine iyileştirmek için zaten cesaretle iklim adaletine öncülük ediyorlar. Yine de bu sesler çoğunlukla yetersiz temsil edilmekte ve çabalar yeterli ölçüde desteklenmemektedir.

Şimdi kadınların ve kız çocuklarının bilgeliğini ve liderliğini tanıma zamanı. Şimdi sayıca büyüme ve güç inşa etme zamanı. Tüm kız kardeşlerimizi iklim adaleti için ayaklanmaya, liderlik etmeye ve görece güç ve ayrıcalık sahibi olanları başkaları için alan açmaya ve destek vermeye davet ediyoruz.

Her şeyi değiştirmek için herkese ihtiyacımız var.

Güç ve ayrıcalığımızı şu amaçlarla kullanmaya aktif ve kararlı bir şekilde söz veriyoruz:
•Dünyadaki kadınlar ve kız çocuklarına iklim hareketi içinde öne çıkıp, alan ve liderlik talep etmeleri, seslerini ve hikâyelerini duyurmaları için destek vermek. Bunun gerçekleşmesinde bütün kadınlar ve kız çocukları önemli bir role sahip.
•Kadınların sağlık, eğitim, ekonomi, politika, barış ve güvenlik konularında eşitlik yaratma çabalarını iklim adaleti hareketiyle birleştirmek. İnsan hakları ve iklim birbirinden ayrı düşünülemez.
•Yönetim kurulları, girişimler, konferanslar ve forumlar dâhil olmak üzere, tüm kurumsal ortamlarda mümkün olduğunca iklim krizini ve çözümlerini masaya yatırmak. İklim krizi herkesin sorunudur.

Tek Dünya. Tek şans. Bu şansı yakalayalım.”

https://womenleadclimate.org sitesinden deklarasyona ulaşabilir ve imzalayabilirsiniz.