Ana Sayfa Blog Sayfa 2340

Sanatçılardan cinsel şiddetle mücadele videosu

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, Türkiye’de cinsel şiddetin önlenmesi, azalması, konu ile ilgili toplumsal farkındalığın artması için bir video hazırladı.

#ÖyleDeğilBöyle diyerek cinsel şiddete maruz bırakılanı suçlayan ve faili aklayan toplumsal algı ve yaklaşıma müdahale ediyoruz. Çünkü öğrenilen bir şiddet biçimi olan cinsel şiddet, ancak onu besleyen toplumsal algının dönüşmesiyle önlenebilir.” denilen çalışmada, Ayça Damgacı, Berrak Tüzünataç, Ceren Moray, Esra Dermancıoğlu, Hasibe Eren, Laçin Ceylan, Seyhan Arman ve Tülin Özen rol aldı.

 

Toplumun her kesimini çözümün bir parçası olmaya çağıran videoda cinsel şiddetin kontrol edilemeyen dürtülerden kaynaklanmadığı, güç ilişkileriyle ilgili olduğunun altı çiziliyor. Hayat tarzının cinsel şiddetin bahanesi olarak gösterilemeyeceği ve onay almanın önemini anlatan videoda şiddetin dilde başladığı ve normalleştiği de ifade ediliyor.

 

Venedik’te deniz seviyesi 1,87 metre yükseldi, sokaklar su altında

İtalya‘nın kanallarıyla ünlü turistik kenti Venedik‘te deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle sokakların büyük bölümü sular altında kaldı. İtalyan medyası, evini su basan 78 yaşındaki bir Venedikli kadının elektrik çarpması sonucu hayatını kaybettiğini bildirdi.

BBC, son 53 yılda görülen en büyük su baskınında deniz seviyesinin 1.87 metre yükseldiğini aktardı. Kentte 1966 yılında su seviyesi 1.94 metre yükselmişti.

Sel alarmı

Kentin en alçak noktalarından biri olan San Marco Meydanı ve diğer sokakları su basması sonucu sel alarmı verildi. Sahil güvenlik su ambulansı olarak hizmet veren ilave botlarla kanallardaki turistleri kurtardı. Meydanda su seviyesinin yükselmesiyle birlikte çevredeki işletmelerin girişlerine setler çekildi. Lüks otelleri su basarken, birçok işyeri kepenk kapattı. Bazı turistlerin, su taksilerinin yardımıyla otellerdeki odalarına pencerelerden girdiği görüldü.

Belediye Başkanı: İklim değişikliğinin sonucu

Venedik Belediye Başkanı Luigi Brugnaro, deniz seviyesinin görülmedik derecede yükselmesi nedeniyle herkesin seferber olduğunu ve bugün acil durum ilan edeceğini söyledi. Yaşananları iklim krizine bağlayan Brugnaro, “Durum çok dramatik. Hükümetten bize yardım etmesini istedik. Fatura ağır olabilir. Bu, iklim değişikliğinin bir sonucu. 187 santimetrelik gelgit onarılmaz bir yara bırakacak” ifadelerini kullandı.  Selden en fazla etkilenen yerlerden biri ünlülerin kaldığı Gritti Sarayı oldu. Otelin halıları ve mobilyası sular içinde kaldı.

San Marco’da büyük hasar endişesi

Venedik’in en önemli tarihi yapılarından San Marco Bazilikası’nın da sel sularından zarar gördüğü belirtiliyor. Bazilika’daki su seviyesi 1,1 metreye ulaştı. İtalyan basınına göre, “Venedik’in mimari mücevherlerinden olan” San Marco Bazilikası’nda “felaket” boyutlarında bir hasar oluşmasından endişe ediliyor.

Yıllardır bitmeyen bariyer projesi

Venedik yönetimi, lagüne kurulu 100’den fazla adadan oluşan kentin bu gibi sel felaketlerinden korunması için, yıllardır bitirilemeyen “Mose” projesinin bir an önce tamamlanması çağrısı yapıyor.

Kenti deniz sularından koruyacak bariyerlerden oluşan Mose, 2003’ten bu yana yapım aşamasında. 7 milyar euro’luk projenin 2016’da bitirilmesi planlanıyordu ancak gecikmeler ve skandallar nedeniyle bu tarih 2021’e ertelendi.

HDP’li dört belediyeye daha kayyım atandı

Diyarbakır Yenişehir Belediye Başkanı Belgin Diken , Hazro Belediye Başkanı Ahmet Çevik, Şırnak İdil Belediye Başkanı Songül Erden ve Tunceli’nin Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar Belediyesi Başkanı Orhan Çelebi haklarındaki terör soruşturması kapsamında görevlerinden alındı.

Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar beldesi Tunceli’de HDP’nin kazandığı tek beldeydi.

Kayyımlar kaymakam

Yenişehir Belediye Başkanlığı’na Yenişehir Kaymakamı Murat Beşikci, Hazro Belediye Başkanlığı’na Hazro Kaymakamı Ali Öner, Şırnak’ın İdil Belediye Başkanlığı’na İdil Kaymakamı Zafer Sağ, Tunceli’nin Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar beldesi Başkanlığı’na Mazgirt Kaymakamı Menderes Topçuoğlu kayyım olarak atandı.

Orhan Çelebi’nin “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 3 yıl 4 ay hapse çarptırılması ve aynı suçtan hakkında başka bir soruşturma yürütülmesi nedeniyle görevden uzaklaştırıldığı belirtildi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Çelebi, hakkında devam eden adli işlem süreçleri ve Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince hakkında verilen 3 yıl 4 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet kararı göz önünde bulundurularak Anayasanın 127.maddesi ile 5393 sayılı “Belediye Kanunu”nun 47. maddesine istinaden İçişleri Bakanlığının 12 Kasım 2019 tarihli onayı ile geçici bir tedbir olarak görevinden uzaklaştırılmış, Belediye Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca yine Belediye Kanunu’nun 46. maddesi kapsamında Mazgirt Kaymakamı Menderes Topçuoğlu, Akpazar Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir.”

Diyarbakır Valiliği de görevden alınan iki belediye başkanı; Belgin Diken ve Ahmet Çevik’in “terör örgütüne üye olmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamalarıyla soruşturulduğunu açıkladı.

31 Mart seçimlerinden bu yana (13 Kasım 2019) kayyım atanan HDP’li belediyeler şöyle:

  1. Diyarbakır Büyükşehir
  2. Mardin Büyükşehir
  3. Van Büyükşehir
  4. Hakkari
  5. Yüksekova
  6. Kulp
  7. Kayapınar
  8. Bismil
  9. Kocaköy
  10. Karayazı
  11. Nusaybin
  12. Erciş
  13. Cizre
  14. Saray
  15. Kızıltepe
  16. İpekyolu
  17. Yenişehir
  18. Hazro
  19. İdil
  20. Akpazar

Premier Lig kulüpleri ne kadar çevreci?

BBC Sport, 20 Premier Lig kulübünün sürdürülebilir bir yaşam için enerji verimliliği, atık yönetimi, düşük karbonlu gıda ve su verimliliği gibi çeşitli başlıklarda neler yaptığını ele aldı.

Arsenal Kulübü, 8 kategorinin tamamından geçer not alarak, listenin başında yer alıyor. 2017’de yenilenebilir elektriğe geçiş yapılan Emirates Stadyumu’nda 90 dakikalık bir maç için, çalıştırılabilir bir depolama sistemiyle 7 milyon kilo karbondioksit tasarrufu elde edildi. Sürdürülebilir ulaşımda da testi başarıyla geçmeyi başaran Londra kulübü, metro, tren, bisiklet ve otobüs altyapısıyla taraftarlara stat ulaşımı için yeterli hizmeti sağlıyor.

Norwich’in evi The Carrow Road’daki saha sulama teknolojisi ile kullanılan su geri dönüştürülüyor. Liverpool ise The Anfield’da tek kullanımlık plastik gıda ambalajı yerine geri dönüştürülebilir palmiye yaprağı ve mısırdan yapılmış ürünleri tercih ediyor.

Araştırma verilerini yayımlayan Sport Possitive Summit’in CEO’su Claire Poole sürdürülebilirlik tablosunu daha fazla teşvik yaratmak için paylaştıklarını belirtirken, “Çevreye olan etkimizi azaltmak konusunda hepimiz bir yolculuğa çıktık ve bu girişimler hakkında farkındalığa futbol ve diğer spor dallarının yardımcı olacağını umuyoruz” dedi.

Ahmet Altan yeniden gözaltına alındı

FETÖ davasında gazeteci-yazar Ahmet Altan hakkında geçen hafta verilen tahliye kararına yapılan itiraz üzerine tutuklamaya yönelik yakalama kararı verildi. Kararın ardından Altan evinde gözaltına alındı. Kararı öğrenmek için saatlerce beklediğini söyleyen Altan’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu, “Yaşananların her aşaması, yıllardır tanık olduğumuz hukuksuzlukların devamı” dedi.

15 Temmuz darbe girişiminden önce katıldığı televizyon programında “darbe çağrışımı yaptığı gerekçesiyle yargılanan gazeteci ve yazar Ahmet Altan’a, “silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçlamasıyla 10 yıl 6 ay hapis cezası, gazeteci Nazlı Ilıcak’a da 8 yıl 9 ay hapis cezası verilmişti. Mahkeme heyeti, Altan ve Ilıcak’ın yurt dışına çıkış yasağıyla tahliyesini kararlaştırmıştı. Yazar Mehmet Altan ise beraat etmişti.

Altan, 5 Kasım günü verilen kararın ardından aynı gün akşam saatlerinde tahliye edilmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin Ahmet Altan’la ilgili kararına itiraz etti. İtirazı karara bağlayan İstanbul 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi, Altan hakkında, “kaçma şüphesi, suçunun yasada belirtilen katalog suçlardan olması, konumu, sıfatı, eylemlerindeki yoğunluk, aldığı ceza miktarı, tutuklu kaldığı süre, eylemlerinin uzun süreye yayılmış olmasını dikkate alarak adli kontrol tedbirlerinin, harici davranışları da gözetilerek amaca hizmet etmediği” gerekçeleriyle tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmasına hükmetti.

‘Tutuklama ölçülü; temelsiz ve keyfi değil’ 

27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında; savcının yaptığı itirazın usul ve yasalara uygun görüldüğüne dikkat çekti. Kararda, “Ahmet Altan’ın tutuklamasının hukuki olduğu, isnad edilen suç ile öngörülen cezanın miktarı işin niteliği ve önemi gereğince tutuklamanın ölçülü olduğu, temelsiz ve keyfi olmadığı kanaati edinilmiştir” denildi.  Ahmet Altan’ın sıfatı, tutuklu kaldığı süre, haber üzerinden birçok sempatizanı etkilemesi, aldığı ceza ve temyiz sürecinde cezanın aleyhine ağırlaşma ihtimali, pişmanlık göstereceğine dair beyanlarının olmamasına dikkat çekilen Mahkeme, CMK 98 ve 100. maddeleri gereğince tutuklamaya yönelik yakalama kararının çıkarılmasına oy birliğiyle karar verdi.

Kararın ardından Ahmet Altan, İstanbul’daki evinde gözaltına alındı. Altan, Eyüp Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Vatan Caddesi’ndeki emniyet yerleşkesine götürüldü. Altan’ın, işlemlerin ardından yarın adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

Avukat Çalıkuşu: Bize değil, medyaya bilgi verdiler

Ahmet Altan’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu, bir hafta önce cezaevinden çıkan Altan hakkında yeniden yakalama kararı verilmesine ve bu haberi medyadan öğrenmesine tepki gösterdi. Altan’ın avukatı Çalıkuşu, Gazete Duvar’a şu açıklamayı yaptı:

“Mahkemenin kararını öğrenmek için saatlerce mahkeme kapısında bekledim ancak bir avukata verilmeyen bu bilgi, mesai bitiminin ardından medya ile paylaşılmış. Kararı biz de medyadan duyduk. 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi Ahmet Altan’ın dosyasıyla ilgili hüküm kurdu ve bundan sonraki süreç istinafa, Yargıtay’a kalmıştı. Ancak 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi, hukukta yeri olmasa da son yıllarda maalesef rastladığımız savcılık itirazı konusunda, kendisini üst mahkemenin yerine koyarak karar verdi. Hakkında tutuklama kararı çıkarsa Ahmet Altan’ın teslim olacağını ifade etmeme rağmen mahkeme yakalama kararı verdi. Yaşananların her aşaması, yıllardır tanık olduğumuz hukuksuzlukların devamı.”

Çevre Bakanı Kurum: Alamos Gold’un ruhsat sürecini durdurduk

CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan’ın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2020 yılı bütçesinin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada,  Kirazlı Altın Madeni ile ilgili olarak “Çevreyi korumakla görevli Bakanlığınız, Çanakkale’de on binlerce ağacın kesilmesine seyirci kalmıştır” sözlerine Bakan Murat Kurum’dan Alamos Gold firmasına ruhsat verilmeyeceği yanıtı geldi. Bakan Kurum, “Biz de doğamızı, çevremizi herkes gibi korumak istiyoruz. Bize bırakılmış emanetleri çocuklarımıza en iyi şekilde koruyarak aktarmak istiyoruz ki bu çerçevede zaten bu süreci de durdurduk” dedi.

Ceylan, bütçe görüşmeleri sırasında, Kazdağları’ndaki maden talanını gündeme getirerek şunları söyledi: Dünyanın birçok ülkesinin vazgeçtiği çevreyi kirleten enerji yatırımlarının ve vahşi madencilik çalışmaları yüzünden tarım alanlarının yok olduğunu, hayvancılığı bitirdiğini ifade ederek, “Kaz Dağları, ormanlar tahrip ediliyor, içme ve kullanma sularımız kirletiliyor. Kaz Dağları’nda altın şirketleriyle birlikte termik bacalarının faaliyeti canlılığı yok etmek üzeredir. Bakanlığınız bu vahşetin farkında mıdır?”

‘Zenginleştirme’ oyunu

Maden şirketlerinin “zenginleştirme” adı altında, ÇED raporunda belirtilen alanın dışında faaliyet yürüttüğünü belirten Ceylan, Çevre Bakanlığının çevreye zararı aşikâr olan projelerde daha hassas davranarak, en başında “ret” kararını vermesi gerektiğine işaret etti.

Kurum, Ceylan’ın soruları üzerine şunları söyledi:  “Çanakkale Kirazlı Dağı Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme Projesi kapsamında biz de ilgili bakanlıklarla Cumhurbaşkanı Yardımcısı nezdinde bir araya geldik ve burada hakikaten yapılan bir yanlış olup olmadığının tespiti ve gerekirse verilmiş ruhsatların durdurulması dâhil her türlü süreci o toplantı çerçevesinde değerlendirdik. Biz de doğamızı, çevremizi herkes gibi korumak istiyoruz. Bize bırakılmış emanetleri çocuklarımıza en iyi şekilde koruyarak aktarmak istiyoruz ki bu çerçevede zaten bu süreci de durdurduk.”

 

Diyanet İşleri Başkanı’ndan kamu spotu eleştirilerine yanıt: Hazmedemediler

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, aile temalı kamu spotu nedeniyle kendilerine yöneltilen eleştirilere yanıt verdi. Erbaş, “Bir kamu spotu hazırladık. Bunu da hazmedemediler” dedi.

Kadının ‘hizmetçi‘ olarak gösterildiği görüşüne tepki gösteren Erbaş, şu ifadeleri kullandı: “Bir kamu spotu hazırladık. Bunu da hazmedemediler. Bununla ilgili meclise önerge bile verdiler. Bir kadının eşine çay getirmesi, kek getirmesi, kocasının da kadınlara karşı görevlerini yerine getirmesi kadar doğal bir şey olabilir mi?”

‘Özgürlük savaşçısı’ kedi Quilty tecritte

7 yaşında olduğu belirtilen Quilty’nin  arkadaşlarını özgürleştirme girişimleri Teksas eyaletinin Houston kentindeki ‘Friends For Life Animal Rescue and Adoption Organization’ (Ömür Boyu Arkadaş Hayvan Kurtarma ve Sahiplendirme Organizasyonu) çatısı altında yaşandı.

ABD basınına yansıyan haberlere göre, adını Vladimir Nabokov’un Lolita romanındaki Clare Quilty karakterinden adını alan kedi Quilty’nin başı, sürekli diğer kedilerin kafeslerini açtığı için derde girdi. Merkez çalışanları, Quilty’nin bazen günde birkaç kez kafesleri açtığını, serbest kalan kedileri koridorlardan topladıklarını anlattı.

Çalışanlar çareyi Quilty’yi tecrite almakta buldu. Ancak Quilty’nin durumunun sosyal medyada duyulması üzerine serbest bırakılması için #FreeQuilty’ etiketiyle bir kampanya başlatıldı.

‘Quilty-geçirmez’ kedi odası

Bunun üzerine sosyal medyadan bir açıklama yapan merkez,“Quilty kendine hâkim olamıyor, utanması da yok. Kedileri odaya salmayı seviyor. Tekrar tekrar. Günde pek çok kez. O lobide kısa bir mola alırken, Quilty-geçirmez kedi odamız oluyor. Oda arkadaşları, lobideki sürgünü sırasında onu özlüyor. Gece vakti yaptıkları kaçamaklardan hoşlanıyorlardı. Öte yandan ekip sabahki kedi kavgalarını özlemiyor. Yani anlaşamadığımız konusunda anlaşalım” açıklaması yaptı.

‘Lütfen, gelin ve onu evinize götürün’

Quilty’nin defalarca kaçmayı denediğini, bunu başardığı ancak görevlilerle karşılaşınca odasına geri döndüğü de aktarıldı. Quilty’nin, bu ‘maharetini’ eski kaldığı evde edindiği belirtildi. Merkezdekilerin anlattığına göre Quilty eski evinde de sürekli köpeği salıyordu.

Buradan hareketle köpeklerle de anlaşabilen akıllı bir kedi arayanlara seslenen barınak, “Lüften. Gelin ve onunla tanışın. Ve lütfen onu evinize götürün. Lütfen” çağrısında bulundu. Bunun üzerine barınağa talep yağdı ve pek çok insan Quilty’ye bakabileceğini söyledi.

Rusya Paris Anlaşması’ndaki ‘emisyon hedefi’ teklifini geri çekti

Rusya’nın 2015 yılında imzaladığı Paris Anlaşması kapsamında yer alan emisyon hedefi teklifi geri çekildi. Rusya Sanayi ve Girişimciler Birliği’nin (RSPP) teklifin şirketler üzerinde yaratacağı yüklü maliyet ve yatırımları geciktireceği uyarılarında bulunmasının üzerine dünyanın en büyük dördüncü kirleticisi olan Rusya teklifi geri çekti. Teklifin taslağını hazırlayan Ekonomi Bakanlığı, “Hükümetle yapılan görüşmelerin ardından mevzuata ilişkin koşulların geri çekilmesi kararı verildi. Hükümet, emisyon hedeflerine ulaşılamadığı takdirde 1 Ocak 2024’ten sonra taahhütlerini belirleme hakkına sahip” dedi.

Artan küresel sıcaklıklar, Rusya’nın yarısından fazlasını oluşturan donmuş toprak parçalarının (permafrost) erimesiyle, Rusya’nın yapı, enerji boru hatları ve diğer altyapıları için risk taşıyor. Rus hükümeti, Kuzey Kutbu’nun dünyanın geri kalan kısımlarına göre iki kat hızlı erimesi sebebiyle, Rusya’ya 2.3 milyar dolarlık ekonomik kayıp yaşatacağını öngörüyor.

Geri çekilen teklife göre şirketler, emisyon hedeflerini aştıkları takdirde para cezasına çarptırılacaktı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iklim krizinin sadece insan kaynaklı olup olmadığını sorgulasa da, bu yıl Paris Anlaşması uyarınca alınan kararlara uygun hareket etme konusunda anlaşmaya varmış ve küresel iklim kriziyle mücadele adına elinden geleni yapacağını söylemişti. Paris Anlaşması’yla uyumlu hareket etmek petrol, doğalgaz ve madene bağımlı Rusya ekonomisi için oldukça zorlayıcı bir durum. Permafrost bölgesi Rusya’nın petrol bölgesinin %15’ini, doğalgaz faaliyetlerinin yapıldığı bölgenin ise %80’ini oluşturuyor.

Emisyonların düşmesi için uzun bir zaman gerekiyor

RSPP, Mart ayında parlamentoda yapılan bir toplantıda teklif taslağına karşı çıkarak enerji fiyatları ile enflasyonun yükseleceği ve şirketlerin yatırım planlarından vazgeçeceği uyarısında bulunmuştu. Gelen eleştiriler arasında, teklifin gereksiz olduğu çünkü Rusya’nın gelecek on yıl içerisinde emisyonlarını artırsa bile Paris Anlaşması kapsamındaki hedeflere ulaşabileceği yer alıyor. Bu varsayım, seragazı azaltım hedeflerini, Sovyetler Birliği çökmeden önce ekonomik anlamda en zorlayıcı dönem olan 1990 yılının referans noktası olarak alınmasından kaynaklanıyor.

Artan küresel sıcaklıklar, Rusya’nın yarısından fazlasını oluşturan donmuş toprak parçalarının (permafrost) erimesine yol açıyor.

Rusya emisyonlarında, referans olarak aldığı 1990 yılına göre %70 ila %75 oranında azaltım taahhüdünde bulunuyor. Rusya’nın 2020 yılının sonuna kadar yeni, uzun dönemli emisyon azaltım stratejisini duyurması gerekiyor. Moskova Ekonomi Yüksekokulu’ndaki Çevre ve Doğal Kaynaklar Ekonomisi Merkezi başkanı Georgy Safonov, “Rusya karbon emisyonlarının azaltımı yönünde yeni bir sistem inşa etmeyi erteliyor. 2030 hedeflerine halihazırda ulaşıldı dolayısıyla bu tarihten önce emisyonların azaltımı için bir şey yapılmasına gerek yok düşüncesi hakim” dedi.

Ancak Rusya, küresel ısınmayı 2 derece ile sınırlandırma yönündeki taahhütleri ile ‘tamamen yetersiz’ ülkeler arasında yer alıyor.Birçok gelişmiş ülkenin aksine Rusya’nın, şirketlerin seragazı emisyonlarını takip eden ve yöneten herhangi bir devlet sistemi bulunmuyor. Uluslararası yatırımcılardan gelen baskı sebebiyle, Rusya’daki birkaç halka açık şirket verileri toplayarak gönüllü olarak hedefler koyuyor. Birçok ülkede karbon emisyonuna sebep olan şirketlerden alınan vergi ve uygulanan cezalar, yenilenebilir enerji projelerine yatırılıyor.

 

Avustralya’daki orman yangınlarında en az 350 koala öldü

Avustralya’nın New South Wales eyaletindeki orman yangınlarında bir koruma alanındaki en az 350 koalanın öldüğü açıklandı. Port Macquarie Koala Hastanesi’den Sue Ashton, Lakes Inn Nature adlı bölgedeki koalaların üçte ikisinin kurtarılamadığını söyledi.

BBC’nin haberine göre, 2 bin hektarlık bir alanda 15 ayrı noktada devam eden yangınlar nedeniyle bölgede yaşayanlar tahliye edilmişti.

Kıyılardaki okaliptüs ağaçlarında yaşayan koalalar orman yangınlarının ilk kurbanlarından biri oluyor. Bu hayvanlar yangınlarda ağaçların tepesine tırmanarak ve yumru haline gelerek kendilerini korumaya çalışıyor.

Yavrularını keselerinde taşıyan ve günlerinin ortalama 18 saatini uyuyarak geçiren koalaların, üzerinde yaşadıkları ağaçların yanması halinde kurtulma şansları olmadığı belirtiliyor.

‘2050’ye kadar nesilleri tükenebilir’

Avustralya’ya özgü hayvanların sayıları son yıllarda hızla azalmaya başladı. Ülkede doğal ortamlarında 43 bin kadar koalanın yaşadığı tahmin ediliyor. Koala ölümleri, yaşam alanlarını kaybetmelerine, hastalıklara, köpek saldırılarına ve iklim değişikliğine bağlanıyor.

Uzmanlar, sayılarının bu hızda azalmaya devam etmesi halinde, bu yüzyılın ortasında kadar doğal ortamlarında yaşayan koala nüfusunun tamamen yok olabileceği uyarısında bulunuyor.