Ana Sayfa Blog Sayfa 2312

Fransa’da iş yerleri grevde halk sokakta

Fransa’da Emanuel Macron’un emeklilik reformuna karşı başlatılan greve katılım resmi verilere göre 806 bin, sendikalara göre ise 1,5 milyonu buldu.  Sendikalar grevi Pazartesi gününe kadar sürdürme çağrısı yaptı.

Hızlı tren seferlerinin büyük bir bölümünün iptal edildiği, iş yerlerinin açılmadığı ve hatta protestolar sebebiyle şehrin simgesi Eyfel Kulesi’nin kapatıldığı Paris’te sendikalar 250 bine yakın kişinin greve katıldığını açıkladı. Kitleler halinde sokağa çıkan göstericilere polis biber gazı ve basınçlı su ile müdahale etti. Birçok yaralının olduğu söylenirken gözaltı sayısının sadece başkentte 90 olduğu açıklandı.

https://twitter.com/freddie1999/status/1202680281804742656

AA muhabiri yaralandı

Yaralananlar arasında gösterileri yakından takip eden Anadolu Ajansı (AA) foto muhabiri Mustafa Yalçın da vardı. Yalçın, güvenlik güçlerinin fırlattığı gaz kapsülünün yüzündeki maskeyi delmesi sonucu gözünden yaralandı. Fransız medyasında yer alan habere göre, Taha Bouhafs ve Gaspard Glanz isimli gazeteciler de gösterilerde yaralandı.

Öte yandan greve gazeteciler de destek verdi. Görevleri başında maruz kaldıkları polis şiddetini ve kötü çalışma koşullarını protesto eden gazeteciler Paris sokaklarında sloganlar eşliğinde yürüdü.

 Yaş yükseltiliyor, maaş azalıyor

Emekli maaşı reformu, Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel  Macron‘un en önemli sosyal reformu olarak kabul ediliyor. Emekliliğe puan bazı getirilmesini içeren reformla, karışık emeklilik sisteminin birçok meslek dalı için özel düzenlemelerle basit hale getirilmesi amaçlanıyor. Ancak planlanan reformla, halihazırda 62 olan emeklilik yaşı daha ileri tarihlere çekilerek, insanların daha uzun süre çalışmaları ve daha az emeklilik maaşı almaları öngörülüyor.

 

Van’da HDP’li 3 belediye eşbaşkanı gözaltında

Van’da HDP’li Muradiye, Özalp ve Başkale belediye eşbaşkanları haklarında Van Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma olduğu gerekçesiyle sabah saatlerinde gözaltına alındı. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi;  Muradiye ilçesinde yüzde 42.26 oy, Özalp ilçesinde yüzde 75.04 oy ve Başkale ilçesinde yüzde 73,32 oy oranıyla belediye yönetimini kazanmıştı.

Muradiye Belediye Eşbaşkanları Yılmaz Şalan ile Leyla Balkan, Özalp Belediyesi Eşbaşkaları Yakup Almaç ile Dilan Örenci ve Başkale Belediye Eşbaşkanları Erkan Acar  ile Şengül Polat evlerinde yapılan arama sonrası Van İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Belediye binasını abluka altına alan polis ayrıca belediye binalarına giriş çıkışa izin vermiyor.

Diyarbakır’da da meclis üyesine gözaltı

Diyarbakır’da ise yerine kayyım atanan HDP’li Bağlar Belediyesi Meclis Üyesi Naşide Buluttekin Can gözaltına alındı. Can, evinde yapılan aramanın ardından Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi’ne götürüldü. Can, 22 Ekim’de HDP’li beş Meclis Üyesi ile birlikte görevden alınarak, yerine kayyum atanmıştı.

Yelkenliyle Şili diye yola çıkan gençler COP25’e Martinik adasından katıldı

Başta Şili’de gerçekleşmesi planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 25. Taraflar Konferansı (COP25)  için Avrupa’dan yelkenli tekne ile yola çıkan 36 genç çevre aktivisti, konferansın İspanya’nın Madrid şehrine alınmasının ardından COP25’e gönderdikleri video ile katıldı.

Kendilerine Sail to the COP yani “COP’a Yelken Aç” ismini veren genç aktivistler “Şili’deki COP25’in iptali nedeniyle, yolculuğumuzun hedefi Martinik olarak değiştirildi. Ters rüzgâr nedeniyle zamanında Madrid’e yetişemeyeceğimiz için canlı yayın ve sosyal medya aracılığıyla COP’a çevrimiçi olarak katılmaya karar verdik” dedi.

Neden yelkenli?

Şu anda Fransa’nın açığında bulunan Martinik adasına demir atan genç aktivistler neden 150 Euro’ya bir uçak bileti alıp Madrid’e gitmediklerini ise şu şekilde açıkladı:

“Martinik’ten Avrupa’ya gülünç ucuz uçuşlar bulmak kolay. Böylece COP’a zamanında yetişebilirdik. Ancak bunun gibi ucuz uçuşlarla Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşamayacağız.  Martinik’ten Paris’e uçan bir yolcu en az 1516 kg CO2 salıyor. ? Küresel ısınmayı 1,5 ° C’nin altında tutmak için kişi başına yıllık bütçenin% 65’i zaten. ? Tek bir uçuşla! Ve bu uçuş için vergilerden 0 € ödersiniz. Haksız ve sürdürülemez!”

‘Hepimiz aynı gemideyiz’

BM İklim Konferansı’nın yan etkinliği olan ve organizasyonu tamamen 15-17 yaş arasındaki aktivistler tarafından yapılan Youth Rise (Gençlik Ayaklanması) oturumunda izlenen videoda, birçok endüstrinin karbon emisyonlarını azaltmak için politikalar uygulamaya başladığı, ancak havacılık endüstrisinin bu konuda bir adım atmadığı kaydedildi. Videonun devamında ise dünya liderlerine, temsilcilere ve karar alıcılara şu mesaj ile seslenildi:

“Gençliği dinleyin. Ardık, bekledik hem çalıştık hem grev yaptık ve şimdi de sizin harekete geçmeniz için yelken açıyoruz. Bütün endüstrileri Paris Anlaşması’nın gereğini yerine getirmeye zorlamanız için size güveniyoruz. Çünkü bu krizde hepimiz aynı gemideyiz.”

İklim Risk Endeksi açıklandı: Zenginlik de kurtarmıyor

Dünyaca ünlü Alman düşünce kuruluşu Germanwatch, yıllık düzenli olarak yayımladığı çalışması “İklim Risk Endeksi”ni kamuoyu ile paylaştı. Her yıl Germanwatch tarafından yayımlanan İklim Risk Endeksi 2020 (Climate Risk Index) ülkeleri, aşırı hava olaylarına karşı savunmasızlıklarına göre sıralıyor.

Rapor iklim kriziyle ilişkili aşırı hava olaylarının sadece Myanmar ve Haiti gibi yoksul ülkeleri değil, dünyanın en zengin ülkelerini de etkilediğini gösteriyor. Japonya, 2018 yılında aşırı hava olaylarından en çok etkilenen ülke olurken, Almanya ve Kanada da en çok etkilenen ilk 10 ülke arasındaydı. Rapor; bilim insanlarının iklim kriziyle giderek kötüleştiğini ortaya koyduğu sıcak hava dalgalarının neden olduğu hasarı da gösteriyor.

Aşırı hava olaylarından etkilenen ülkeler arasında Hindistan 2018’de en kötü etkilenen beşinci, ABD 12’nci ülke. Son 20 yıla bakıldığında ise, Vietnam altıncı, Bangladeş yedinci ve Fransa da 15’inci sırayı alarak, son 20 yıl içerisinde aşırı hava olaylarından en çok etkilenen ülkeler olarak belirlenmiş.

Rapor aynı zamanda Madrid’de 2-13 Aralık tarihlerinde düzenlenen BM İklim Zirvesi – COP25’in önemine de atıfta bulunuyor. İklim krizinin etkileri tüm dünyada kalıcı kayıp ve zarara neden olmaya başlamışken, halen  arazi, kültür ve can kayıplarını telafi edecek özel bir BM iklim finansman mekanizması bulunmuyor. Bu zamana kadar endüstriyelleşmiş ülkeler bunu

İklim krizinin finansmanı COP25 gündeminde

Ancak ilk defa, COP25’te iklim bağlantılı kayıp ve zararlar için finansal destek konusu zirvenin gündemine oturmuş durumda. COP25, en yoksul ve en savunmasız ülkeler için bu nedenle büyük önem taşıyor. Devletlerin, iklim krizinden en çok etkilenenlere destek verecek bir anlaşmaya varmalarını, en azından bunun gerekliliğini kabul etmelerini talep ediyorlar.

Aksi takdirde, en yoksul ülkeler, iklim değişikliğinin sonuçları ile başa çıkmak için kredi kullanmaya devam edecek. Bu da aşırı borçlanma tehdidi ve zaten hassas olan ekonomilerinin baltalanacağı anlamına geliyor.

 

Fransa’da Yahudi mezarlığına saldırı

Fransa‘da da Yahudilere ait bir mezarlıkta 107 mezar taşına Nazilerin simgesi olan gamalı haç ve bazı antisemit grafitiler çizildi. Strazburg yakınlarında yaşanan olayla ilgili AFP’ye değerlendirmede bulunan yetkililer, Westhoffen Mezarlığı’nda salı günü vandalların verdiği zararla ilgili soruşturma açıldığını belirtti.

Bas-Rhin’den Yahudi yetkili Maurice Dahan, spreyle mezar taşlarının çoğunun boyandığı saldırıyı “şok edici” diye nitelendirdi. Mezarlığa yaptığı ziyarette saldırıyı kınayan Fransa İçişleri Bakanı Christophe Castaner ise hükümetin Westhoffen’de yaşananların ardından ulusal çapta nefretle mücadele birimi oluşturacağını açıkladı.

“İnanç hakkına saygı duymak zorundayız” diyen Castaner, özel bir polis ekibinin hadiseyi incelemeye başladığını, yeni ulusal birimin de nefret suçlarıyla mücadeleye odaklanacağını kaydetti.

Fransa İçişleri Bakanı Castaner saldırıya uğrayan mezarda inceleme yaptı.

İlk ve tek saldırı değil

Bu arada Westhoffen mezarlığında olanlar, Bas-Rhin’de Yahudi karşıtı saldırılara eklenen son halka oldu. Bölgenin doğusundaki Schaffhouse-sur-Zorn kasabası yakınlarındaki Yahudi mezarlığında aynı gün benzer bir saldırının daha gerçekleştiği ortaya çıktı.

Bu yıl şubat ayında Strazburg’un kuzeybatısında Quatzenheim Yahudi Mezarlığı’nda da 90’dan fazla mezar taşına gamalı haç çizilmişti. Fransa’da polis kayıtlarına göre Yahudi karşıtı saldırıların sayısı 2018’de bir önceki yıla oranla yüzde 74 artış göstermişti.

Uzmanlar: İklim değişikliği kuşların küçülmesine yol açıyor

Bilim insanları yaklaşık 40 yıl boyunca ilkbahar ve yaz göçleri sırasında ABD’nin Chicago kentindeki binalara çarparak ölen on binlerce kuşu toplayarak boyutlarını ölçtü. Araştırma sonucu kuşların boyutlarının zaman içinde küçüldüğü ortaya çıktı.

Ecology Letters adlı bilimsel yayında yayımlanan araştırmada, 1978’den 2016’ya kadar Chicago’da binalara çarparak ölen ve yere düşen 70 bin 716 kuş incelendi.

The Independent’in aktardığına göre, çoğu ötücü kuşlardan oluşan ve Kuzey Amerika’nın soğuk bölgelerinde üreyerek kışları kentin güneyinde geçirmek için göç eden 52 tür incelemeye tabi tutuldu.

Boyutları küçülürken, kanat açıklıkları arttı

40 yılda incelenen tüm türlerin tamamının boyutlarının küçüldüğü tespit edildi. Ortalama vücut ağırlıkları yüzde 2,6 oranında azalırken, bacak boyları yüzde 2,4 düşüş gösterdi. Büyük olasılıkla daha küçük boyla uzun göç yollarını katedebilmeleri için kanat açıklıklarıysa yüzde 1,3 oranında arttı.

Araştırmacılar sonuçların küresel ısınmanın Kuzey Amerika ve belki de dünya genelindeki belli kuş türlerinin boyutlarında küçülmeye neden olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

Araştırmanın yazarları kuşların boyutunun küçülmesini “Bergmann Yasası” adı verilen bir bilimsel teoriyle açıklıyor. Buna göre şekil olarak benzer iki gövdeden daha büyüğün hacim başına daha düşük yüzey alanına sahip olması ve bu nedenle kütle başına ısı kaybının daha az olması nedeniyle büyük gövdeliler daha soğuk iklimlerde, küçük gövdelilerse daha sıcak iklimlerde bulunma eğilimindedir. Kuşlar da sıcaklık zaman içinde arttığı için küçülmüş olabilir.

‘Bütün türler aynı şekilde etkileniyor’

“İklim değişikliği bu türlerin boyutunu ve şeklini değiştiriyor gibi görünüyor” diyen araştırmanın baş yazarı, Michigan Üniversitesi‘nin Çevre ve Sürdürülebilirlik Bölümü‘nden biyolog Brian Weeks yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Tüm türlerin giderek küçüldüğünü gördük. Türler epey çeşitliydi ancak aynı şekilde etkileniyordu. Tutarlılık şoke ediciydi.”

Hayvanların iklim değişikliğine verdiği tepkilere odaklanan araştırmaların genellikle coğrafi dağılımlarındaki değişikliklerle göç ve doğum gibi yaşam döngüsü olaylarını incelediğini belirten Weeks, bu çalışmanın önemli bir üçüncü boyut olan vücut morfolojisine baktığını vurguladı. Biyolog Weeks “Bence alınması gereken mesaj şu: İnsanlar Dünya’yı eşi benzeri görülmemiş boyutta ve oranda değiştirdikçe, canlılar bu çevresel değişimden yaygın ve tutarlı bir şekilde etkilenecek” dedi.

2014’de bilim insanları Alp keçilerinin ve semenderlerin de iklimde değişikliği nedeniyle boyutlarının küçüldüğünü tespit etmişti.

24 Belediye ‘İklim için biz varız’ dedi

İklim krizinin kentlerde yaşanan en büyük sorunlardan biri olduğu gerekçesiyle 24 belediye İstanbul’da İklim İçin Kentler Çalıştayı’nda bir araya geldi. Boğaziçi Üniversitesi, UN SDSN-Türkiye, 350- Türkiye ve Yerel İzleme Araştırma ve Uygulamalar Derneği ortak girişimi ile gerçekleştirilen organizasyon, ortak deklarasyon ile sona erdi.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Binası’nda gerçekleşen deklarasyona çalıştaya katılan belediye temsilcilerinin yanı sıra Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar katıldı.

Çalıştayın açılışına ise Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Belediyeler Başkanı Fatma Şahin de katılmıştı. Şahin yaptığı konuşmada “En büyük sorunun uygulamada olduğunu, zihinlerin buna hazır olmadığını görüyoruz. Bu konuların hızlı bir şekilde çözüme ulaşmasına ihtiyacımız var” demişti.

‘İklim İçin Biz Varız’

İklim İçin Kentler deklarasyonunu, deklarasyon imzacıları adına okuyan Adana Büyükşehir Belediyesi Zeydan Karalar, kentlerin iklim krizindeki rolüne de dikkat çekti. Küresel ölçekte doğal kaynak tüketiminin %75’inden, karbondioksit salımlarının %70’inden sorumlu olan kentlerin iklim değişikliğinin faili olduğunun altı çizilen deklarasyonda, adil, eşitlikçi ve yaşanabilir bir gelecek için iklim krizine karşı herkesin somut adımlar atması gerektiğini vurgulandı.

 1.5°C hedefini taahhüt ettiler 

Kamuoyu ile paylaşılan deklürasyon gereği,imzacı 24 belediye, Paris Anlaşması’nın 1.5°C hedefinin gerçekleşebilmesi için belediyeler olarak üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getireceklerini ve somut adımlar atacaklarını taahhüt ettiler. Deklarasyonda ortaya konulan diğer taahhütler ise şöyle:

  • Bilimsel veriler ışığında, uluslararası standartlara uygun veri toplama yöntemleri kullanarak karbon salımlarını azaltmak ve krize karşı uyum politikalarını hayata geçirmek için İklim Değişikliği Eylem Planlarını hazırlayacaklar,
  • Yaşanabilir bir gelecek için kentlerde sürdürülebilir ulaşım, yenilenebilir enerji ve ekolojik tarım uygulamalarına öncelik verecekler,
  • İklim değişikliği ile mücadele eden yerel, ulusal ve uluslararası kurumları, girişimcileri, kooperatifleri ve sivil toplum örgütleri desteklenerek işbirliklerine dahil olunacak,
  • Hem kentlerde risk altında bulunan yurttaşlara hem de kentlerin altyapısını korumak için imar planlama süreçlerinde iklim krizi ve etkilerini önlemeyi önceleklendirecekler,
  • Paris Anlaşması’nın ortaya koyduğu vizyon çerçevesinde, 2030 yılına kadar küresel ısınmayı 1.5°C sınırında tutmak için, adil, eşitlikçi, yaşanabilir kentler için üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirecekler.

Deklarasyonu okuyan Adana Büyükşehir Belediyesi Zeydan Karalar ayrıca, “Madrid’te yapılan toplantıyı ilgiyle izliyoruz. Oradaki sonuçlara göre de biz kendi alanımızda yetkimize giren ne varsa yapılabilecek onun tedbirlerini alacağız” dedi.

Madrid’te devam eden BM İklim Değişikliği Zirvesi (COP25) sırasında açıklanan deklarasyon, Türkiye’deki belediyelerin de dünyanın geri kalanında olduğu gibi iklim acil durumuna kayıtsız kalamadıklarını gösteren ilk taahhüt belgesi olduğu için tarihi önem taşıyor.

Deklarasyona imza veren belediyeler şöyle:

Deklarasyon tam metni için tıklayın

 

‘Yenilenebilir enerji kapasitesi beş yıl içinde yüzde 50 artacak’

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) hazırladığı “Yenilenebilir Enerji 2019 Raporu”na göre yenilenebilir enerji kapasitesi tüm dünyada önümüzdeki beş yıl içerisinde %50 oranında artacak. Güneş enerjisinin yüzde 60’lık payla başı çekeceği bu yükselişte güneşi rüzgar ve hidroelektrik kaynaklar takip edecek.

Raporun Türkiye lansmanı SolarbaIPasifik bölgesi de ikinci ve üçüncü sırada yer alıyor.

  • AB ve Çin, yenilenebilir enerjideki tahminlerin yukarı yönde revizyonunda başı çekiyor: Hızlı düşen fiyatlar ve olumlu kamu politikaları sayesinde tahminler geçen yıla göre %14 oranında yukarı yönde revize edildi. Özellikle AB ülkelerinin uzun dönemli yeni hedef ve ihale takvimleri olumlu tahminleri destekliyor.
  • Türkiye yenilenebilir enerji kapasite büyümesinde dünyada 12. sırada: Rüzgar ve güneşin dünya elektrik üretimindeki payı bugün %7’den 2024 yılında %12’ye yükselecek. Bazı Avrupa ülkelerinin bu süre zarfında %40 seviyelerine ulaşması şebeke entegrasyonu ve piyasa reformlarını gündeme taşıyacak.
  • Türkiye hidroelektrikten güneş ve rüzgara geçiş yapıyor: Çevre etkisi ve sosyal gereklilikler hidroelektrik santralların büyüme hızını düşürecek ve rüzgar ve güneş projeleri yenilenebilir büyümesinde ilk sıraları alacak.
  • Solar FV (güneş) yenilenebilir alanındaki büyümenin açık ara lideri: Önümüzdeki beş yılda yenilenebilir kurulu gücü solar FV önderliğinde %50 büyüyecek (1.200 GW). Dağıtık sistemlerin büyümesinin onshore rüzgarın artışıyla aynı seviyede olması bekleniyor.
  • Dağıtık Solar FV’nin iki kattan daha fazla büyümesi bekleniyor: 2024’e doğru Çin tek başına dağıtık sistemlerin büyümesinin neredeyse yarısını karşılayarak dünya lideri olacak. AB ülkelerinin yeni politikalarla büyüme hızını artırması ve Hindistan’ın piyasaya hızlı bir giriş yapması da bekleniyor.
  • Ticari ve endüstriyel sistemler dağıtık güneş enerjisi büyümesinin ana dinamosu: Ev uygulamalarına göre daha düşük maliyetler ve elektrik talebinin güneş enerjisi üretimi ile uyumlu olması ticari ve endüstriyel uygulamaları daha ekonomik hale getiriyor.

  • Dağıtık enerji sistem maliyetleri perakende elektrik fiyatlarından daha düşük: Düşen FV maliyetleri önümüzdeki yıllarda dağıtık güneş fotovoltaik sistemleri yatırım olanaklarını daha da artıracak. 2024’te neredeyse her ülkede FV maliyetleri %15ila 35 oranında düşerek perakende elektrik fiyatlarının altında olacak.
  • Kamu politikalarının dağıtık enerji sistem büyümesinde etkisi büyük: Buy-all, sell-all ve net metering modellerinin evsel uygulamalarda büyümeden sorumlu olması beklenirken ‘gerçek zamanlı öztüketim’ modelleri ticari ve endüstriyel sistemlerde daha yaygın olacak.
  • Yenilenebilirde daha hızlı büyüme mümkün: Dünya ülkelerinin önümüzdeki 12-24 aylık dönemde ana engelleri ortadan kaldırabilmesi durumunda yenilenebilir kurulu güç artışının %25’ten daha fazla olması mümkün.

Rapora göre, güneş ve rüzgar önümüzdeki beş yılda dünya elektrik kapasite büyümesinin %70’ini temsil edecek. Bu büyümenin güvenli ve düşük maliyetli bir biçimde şebekeye entegrasyonu için yeni politikalar gerekiyor.

 

Emeklilik reformu Fransızları kızdırdı, genel grev başladı

Fransa‘da emeklilik reformunun protesto edildiği genel grev, demiryolu ulaşımında yaşanan büyük kısıtlamalarla başladı. Ulaşım şirketi SNCF genel grevlerden tüm ulusal demiryolu ağının etkilendiğini açıkladı. Uluslararası taşımacılık yapan Eurostar ve Thalys tren hatlarında bazı seferler iptal edilirken, şehir içi toplu taşıma araçlarında da büyük çaplı gecikmeler bekleniyor. Paris metrosu da bazı seferlerini iptal etti.

Hastane ve okullar da grevde

Çok sayıda sendikanın çağrısıyla gerçekleştirilen genel grevler nedeniyle kamu hizmetleri verilmiyor. Grev hastane ve okulları da kapsıyor. Ayrıca çöpler de toplanmıyor. Grevlere havaalanlarındaki yer personeli de katılıyor. Air France ve EasyJet çok sayıda seferini iptal etti. Grevin bir günden fazla sürmesi beklenirken, bazı sendikalar üyelerine, Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un emeklilik reformunu geri çekene kadar grevlere devam edilmesi çağrısında bulundu.

Fransız polisi ise ülke genelinde planlanan 250’den fazla gösteride çıkabilecek olası taşkınlıkları önlemek için güvenlik tedbirlerini artırdı.

Yaş yükseltiliyor, maaş azalıyor

Emekli maaşı reformu, Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel  Macron‘un en önemli sosyal reformu olarak kabul ediliyor. Emekliliğe puan bazı getirilmesini içeren reformla, karışık emeklilik sisteminin birçok meslek dalı için özel düzenlemelerle basit hale getirilmesi amaçlanıyor. Ancak planlanan reformla, halihazırda 62 olan emeklilik yaşı daha ileri tarihlere çekilerek, insanların daha uzun süre çalışmaları ve daha az emeklilik maaşı almaları öngörülüyor.

 

İzlanda insanı önceleyen ‘mutluluk ekonomisine’ geçiyor

İzlanda Başbakanı Katrin Jakobsdottir, ülkesinin vatandaş mutluluğunu öne koyan ekonomik model üzerinde çalıştığını açıkladı ve diğer ülkelere de benzer politikaları benimseme çağrısı yaptı. 43 yaşındaki Başbakan, ekonomik büyüme odaklı politikaların yerini, aile dostu, çevre odaklı politikaların alması gerektiğini söyledi.

BBC’nin aktardığına göre, Londra’daki Chatham House‘ta konuşan Jakobsdottir, vatandaşın beden ve ruh sağlığını önceleyecek bu modeli “mutluluk ekonomisi” olarak tanımlıyor.

Jakobsdottir, toplantıda bu ekonomik modelin, gayri safi yurtiçi hasıladan çok sosyal göstergeleri dikkate alacağını anlattı:

“Kennedy’nin (ABD Başkanı) şu sözlerinin üzerinden 50 yıl geçti: ‘Gayri safi milli hasıla, yaşamı değerli kılan şeyler dışarıda bırakılarak hesaplanır.’ Ekonomik büyüme değerlendirilirken, bu büyümenin nasıl gerçekleştirildiğini de odaklanmalıyız. Tüm eksiklerine karşın büyüme rakamları, ekonomik başarının temel öğesi olarak değerlendiriliyor. Bizim, İskoçya’nın ve Yeni Zelanda’nın savunduğu mutluluk ekonomisi modeli ise, BM Sürdürülebilir Kalkınma hedefleri çerçevesinde, bugün ve gelecek nesillerin mutluluğunu amaçlıyor.

“Bu ekonomik model, ortak mutluluğun sağlanması için, bir toplumun yalnızca ne kadar zengin olduğunun değil, ne kadar mutlu olduğunun da değerlendirilmesi üzerine kurulu. Hayat kalitesini, yalnızca veriler üzerinden değil, mutululuk perpektifinden de değerlendirmeliyiz. Çocuklarımız, ‘Gezegeni niye kurtarmadınız?’ diye sorduğunda, kapitalizmi ayakta tutmaya çalışıyorduk’ demek istemiyorum.”

İzlanda Başbakanı, ekonomiyi bu yönde geliştirecek mutluluk bütçesi üzerinde de çalışıldığını açıkladı.

İzlanda en mutlu dördüncü ülke

Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz de, mevcut ekonomik değerlendirmelerin, modern toplumları şekillendiren, iklim değişikliği etkisi, eşitsizlik gibi unsurları kapsamadığı için yetersiz kaldığı görüşünü savunuyor.

Stiglitz geçen ay Guardian gazetesine yazdığı yazıda, 2008 mali krizinin de “mevcut ekonomik verilendirmelerin yetersizliğini ortaya koyduğunu” belirtti.

Başbakan Katrin Jakobsdottir de gelişen ülkelerin, yenilenebilir enerji kullanımı yönünde atılımlar yapması gerektiğini savunuyor. 350 bin nüfuslu ülke, 2018 Dünya Mutluluk Raporu‘nda  Finlandiya, Norveç ve Danimarka‘nın ardından dördüncü sırada yer aldı.

Ancak Jakobsdottir, her ne kadar mutluluk oranında yüksek sırada olunsa da İzlanda’nın bu komşu ülkelerden daha fazla anti depresan kullanmasını örnek gösterdi ve “Depresyonu önlemek için spor ve sanat faaliyetlerini yaygınlaştırmalıyız” dedi.

Katrin Jakobsdottir, mutluluk ekonomisini, Yeni Zelanda lideri Jacinda Ardern ve ve İskoçya Özerk Yönetimi Başbakanı Nicola Sturgeon ile birlikte uluslararası kamuoyu önünde de teşvik ediyor.

Sol görüşlü siyasetçi, merkez sağ partilerle koalisyon kurarak 2017 yılında Başbakanlık koltuğuna oturmuştu.