Ana Sayfa Blog Sayfa 2269

Kanal İstanbul ÇED Raporu onaylandı

Kanal İstanbul projesi için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylandı. Karar, Bakan Murat Kurum tarafından açıklandı.

Bakanlığın sitesinde ise kararla ilgili şu ifadelere yer verildi:

“İstanbul ili Küçükçekmece, Avcılar, Arnavutköy, Başakşehir ilcesi İstanbul Avrupa yakası mevkiindeki T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan Kanal İstanbul (Kıyı Yapıları [Yat Limanları, Konteyner Limanları ve Lojistik Merkezler], Denizden Alan Kazanımı, Dip Taraması, Beton Santralleri Dâhil) projesi ile ilgili olarak Bakanlığımıza sunulan ÇED Raporu İnceleme Değerlendirme Komisyonu tarafından incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Proje ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliğinin 14. maddesi gereğince Komisyon çalışmaları ve halkın görüşleri dikkate alınarak Bakanlığımızca “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı verilmiş olup…”.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın hazırladığı rapor Çevre Bakanlığı İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’nca yeterli bulunduktan sonra 23 Aralık’ta askıya çıkarılmış ve kamuoyunun görüşlerine açılmıştı.

Raporun askıda olduğu süre 10 gün boyunca projenin iptalini isteyen yurttaşlar, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı il müdürlüklerinde uzun kuyruklar oluşturarak itiraz dilekçelerini vermeye başlamıştı.

İmamoğlu: İtiraz edeceğiz

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, kabul edilen Kanal İstanbul ÇED Raporu’na itiraz edeceğini açıkladı. Kararın ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü’ne giden İmamoğlu, “Tüm hukuki haklarımızı kullanacağız. İstanbul’a yapılan bu ihanetin geri dönüşü yok” dedi.

İmamoğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

  • ÇED raporuyla ilgili on binlerce insanımız başvuruda bulundu. Bugün Çevre Şehircilik Bakanlığı, Kanal İstanbul kararını verdi. Bizim için şaşırtıcı bir karar değil.
  • Süreci takip etmeye devam edeceğim. Bugün askıda kalan 1:100.000 imar planına itiraz edeceğiz. Bakanlık tarafından düzensiz hiçbir bilgilendirme yapılmaksızın, düşünceler alınmaksızın bir karar verilmiştir.
  • Kanal İstanbul için, 100.000 plan değişikliği sürecinde her şeyi aceleye getirme süreciyle askıya çıkarılmıştır. Ben bugün bu plana itirazımı vereceğim. Süreci bununla da bitmiyor.
  • ÇED raporuna kişilerin hukuku çerçevesinde, mahkeme açma hakkını kullanacağım. Bu ayın sonuna kadar bütün İstanbulluların bu plana itiraz haklarını kullanma konusunda özveri hissediyorum.

‘İmamoğlu’nun mektubu gizli’

Cuma namazı çıkışı konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, “Kanal İstanbul bu şahsın işi değil, bizim işimiz. Benim belediye başkanlığımdan beri hayalini kurduğum bir proje” diye konuştu.

Erdoğan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun proje ile ilgili kendisine verdiği mektupla ilgili de şunları söyledi: “Bu mektup gizli bir mektup. Kendisi açıkladı mı bilmiyorum ama mektubun içeriği şahsa özel. O yüzden benim içeriği açıklamama doğru olmaz.

‘Asıl istedikleri bölgeyi yapılaşmaya açmak’

Yeşil Gazete’ye konuşan akademisyen, HDP Ekoloji Komisyonu üyesi Prof. Beyza Üstün, onay kararına şaşırmadığını, bunu beklediklerini söyledi. “Bu bir formalite. 2011’den beri yürürlükte olan bir işten bahsediyoruz” diyen Üstün, kanalın kazılmasıyla ilgili düğmeye basılmasının siyasi bir karar olduğunu belirtti: “Asıl olarak Kanal ve Yeni Şehir rezerv alanı projesiyle bölgeyi tamamen yapılaşmaya açmak istiyorlar. Söz konusu alanın sınırları, detayları, koordinasyonları çok önceden belirlendi. Şimdi de bunu kılıfına uydurmaya çalışıyorlar.”

Kanal İstanbul’un bir dayatma projesi olduğunu kaydeden Prof. Üstün, süreçteki aceleciliğe de dikkat çekti. Üstün, “Rapor askıya çıktığında alt ve üst ölçek planlarında kanal ve şehir rezerv alanı işlenmemişti. Halen de plana göre, bu  alanlar görünmüyor. Yani, plana göre yok hükmünde olan bir ÇED Olumlu kararından bahsediyoruz. Üst ölçek nazım planına göre bu işe olur verilmesinin hiçbir karşılığı yok” diye konuştu. Nazım planlarının da süreç içinde onaylanmasını beklediğini anlatan Beyza Üstün şunları söyledi:

“Meşru olmayan, dayatma süreçlerinin sonuçlarını adım adım izliyoruz. ÇED olumlu kararı da bu adımlardan biri. Kervanı yolda düzmeye, işi yordamına uygun yaptıklarını göstermeye çalışıyorlar.”

‘Son sözü halklar söyleyecek’

Üstün projenin gündeme gelmesinin zamanlamasına da dikkat çekerek, “2011’de genel seçim öncesi gündeme getirmişlerdi. Şimdi de Libya tezkeresi öncesi yine önümüze getirdiler. Siyasal iktidarın böyle kritik tarih ve dönemlerde bu tür tartışma yaratacak konuları gündeme getirmesinin sonuçları da işte böyle yıkıcı oluyor” dedi.

Üstün, hiçbir şeyin bitmediğini belirterek, bundan sonrası için şöyle konuştu: “Son sözü bu işi yaptırmayacak olan halklar söyleyecek. Bu çok net, kimsenin şüphesi olmasın. İstediklerini yapıp istedikleri raporu onaylasınlar, fark etmez. Hep beraber Kanal İstanbul’u yaptırmayacağız.”

Bakanlığın itirazın sona erdiği 2 Ocak tarihi itibariyle 100 bini aşkın itiraz dilekçesini 15 gün gibi kısa bir süreden nasıl değerlendirdiği ise gizemini koruyor.

Maliyeti de belli değil

Uzunluğu 45 kilometre olacak Kanal İstanbul projesinin maliyeti ile ilgili soru işaretleri de sürüyor. AKP projenin 75 milyar lira mal olacağını belirtirken, uzmanlar şimdilik göründüğü kadarıyla 145 milyar liranın üzerinde bir yatırımdan bahsediyor. İBB Başkanı imamoğlu da projesinin sadece İBB’ye maliyetinin 23 milyar liradan fazla olacağını kaydetmişti.

Proje kapsamında  yedi kara yolu köprüsü, biri köprü diğeri yer altı geçişi olmak üzere toplam iki demir yolu geçişi, iki  metro geçişi yapılması öngörülüyor.

 

 

Dini liderlerden iklim krizine karşı harekete geçme çağrısı

Dünya çapında Yahudi cemaatlerinin liderlerinin kaleme aldığı mektupta, iklim krizinin yarattığı aşırı hava olayları ve dünyanın geri dönülmez değişimine karşı acilen yeni politikaların ortaya konulması için çağrı yapıldı.

Bianet’in aktardığı mektupta şu cümlelere yer verildi:

“İnsanlık tarihinde ilk kez, Dünya üzerindeki yaşam ağı insan eylemleri ve aralıksız fosil yakıt kullanımı sonucunda kavrulmaya ve yıkıma doğru ilerliyor.

Harekete geçmezsek çocuklarımız ve onların çocukları ısdırap ve ölümle yüz yüze gelecek. Çocuklar kalplerini bize çevirdiler. Bizim kalplerimiz, akıllarımız, kollarımız ve bacaklarımız onlara çevrilmedi. Biz de kalplerimizi çocuklarımıza çevirebilir miyiz?”

İklim mültecilerine sığınma hakkı

Din insanlarının mektubunda dünya liderlerine yönelik şu çağrılar yapıldı:

  • Bankalarımızı ve politikacılarımızı, paramızı karbon yakıt yerine yenilenebilir rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarına taşımaya çağırıyoruz.
  • Dünyayı yeniden ağaçlandırılmalı ve doğal yaşam sığınaklarımız korunmalı.
  • Küresel ısınma nedeniyle evlerini çevreleyen fırtına, sel ve kıtlıklardan kaçan mülteciler ağırlanmalı.
  • Güneş enerjisi kooperatifleri yaratılmalı; fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak için araba paylaşımı yapılmalı; ve gezegenimize zarar vermeyen, enerji kaynakları benimsenmeli.
  • Sosyal adaleti ve eko-sağlığı tek bir programda birleştiren Yeşil Yeni Düzen‘e (Green New Deal) katılmalı.

Altı yaşındaki Owen’dan ‘koala seferberliği’

Altı yaşındaki Owen Colley, Avustralya’da yangından etkilenen hayvanlara yardım toplamak için kilden mini koalalar yapıp, satışa sunuyor. Koalaların satışından elde edilen gelir ise Yeni Güney Galler’de kurtarma çalışmaları yapan ve yangından kurtarılan hayvanların yiyecek ve barınma ihtiyaçlarını karşılayan Wildlife Rescue South Coast’a aktarılıyor.

Hedef 3 milyon dolar

ABD’nin bir eyaleti olan Massachusetts’te yaşayan Colley şu ana kadar 134 bin dolar toplamış durumda. Hedefi ise 3 milyon dolara ulaşmak. Bağış yapmak ve Colley tarafından yapılan koalalardan satın almak isteyenler bu adres üzerinden para gönderebiliyor.

Avustralya’dan teşekkür

Sydney’de yer alan Amerikan Konsolosluğu Twitter üzerinden paylaştığı mesajda Owen’a çabaları için teşekkür ettiği bir mesaj yayınladı. Haberin paylaşıldığı bir gönderinin altına yorum yapan Konsolosluk, “Tam bir süper star”  ifadelerini kullandı.

 

Betül Kaçar NASA’da evrende yaşamın izlerini arayacak

Astrobiyoloji, moleküler biyoloji ve evrim alanlarında çalışmalarını sürdüren bilim insanı Betül Kaçar, NASA’nın evrendeki yaşam izlerini araştırmak için kurduğu ekibe kabul edildi. Arizona Üniversitesi’nde Astrobiyoloji alanında öğretim üyesi olan Doç. Dr. Betül Kaçar, daha önce de NASA’dan burs alan ilk Türkiye vatandaşı olmuştu.

Betül Kaçar, Twitter hesabından yaptığı açıklamada NASA’nın yeni kurulan evrende yaşam izlerini arayacak olan ekibe kabul edildiğini duyurdu. Kaçar, paylaşımında  “Güzel bir haber. Kelimelere dökmekte zorlanıyorum, ama şöyle: Evrende yaşamın izlerini araştırmak için oluşturulan yeni bir NASA ekibine kabul edilmişim. Bu seneye ufak bir sağlık sorunuyla başladım, ilaç gibi geldi bu haber sabah sabah. Her şeyin başı sağlık diyerek bitireyim” dedi.

Betül Kaçar hakkında

Marmara Üniversitesi’nde kimya bölümü okuyan Betül Kaçar, daha sonra Howard Hughes Medical Institute’a başvurdu. Kaçar, burada biyomoleküler kimya doktorasını tamamladı.

2012 yılında Harvard Üniversitesi’ne katılan araştırmacı, burada Organizma ve Evrimsel Biyoloji Departmanı’nda görev aldı. 2017 yılında Arizona Üniversitesi’ne geçiş yapan Kacar, burada da Moleküler ve Hücre Biyolojisi ve Astronomi alanında doçentlik yaptı. Araştırmacının, ayrıca Tokyo Teknoloji Enstitüsü Earth-Life Science Institute’ta doçent unvanı bulunuyor.

Baraj yapılırsa zeytinlikler yok olacak

Çanakkale’nin Ayvalık ilçesine bağlı Altınova Mahallesi’nde yüzde 80’i zeytinlik olduğu belirtilen verimli bir ovada yapılması planlanan ve Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Karakoç Barajı’na itirazlar sürüyor. Ayvalıklar baraja karşı çıkmak için 18 Ocak Cumartesi günü saat 15.00’da Karakoç Deresi Baraj Alanı’nda basın açıklaması gerçekleştirecek.

Toplam dokuz baraj

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesi ile İzmir’in Dikili ilçesi arasındaki sahil şeridinin içme suyunu temin edilmesi amacıyla yapılan projesi kapsamında dokuz baraj yapımı planlanıyor. Proje ile Ayvalık merkez, Bulutçeşme, Kırcalar, Murateli ve Mutlu kırsal mahallelerine yetecek miktarda 2.65 hektarlık içme suyu temin edilmesi planlanıyor.

Bölgedeki zeytincilik, hayvancılık bitecek

Altınova Mahallesi’nde Karakoç Deresi üzerinde yapılmak istenen barajın zeytinciliğe ve bölge halkının tüm tarımsal faaliyetlerine son vereceğini belirten köylüler, muhtarlar ve Ayvalık Belediyesi ise projeye karşı çıkıyor. Ayrıca projenin bölgede var olan meraların yok edilmesiyle hayvancılığı da engelleyeceği söyleniyor.

‘Olmayan su üzerine yapılması planlanıyor’

Ayvalık Belediyesi tarafından Cumartesi gününki eyleme yapılan çağrıda “3 köyü kapsayan, 3500 dönüm zeytinlik alanın 80/100’ini yok ederek, olmayan suyun üzerine yapılması planlanan, tüm ekosistemi bozacak ve yüzyıllardır geçim kaynağımız, yaşam kültürümüz olan zeytinimize zarar verecektir!”  ifadeleri kullanıldı. Basın açıklamasının yapılacağı alana saat 13.30’da Ayvalık Meydan Durakları’ndan servis kaldırılacak.

 

 

 

Mücadele kazandı: Istranca’da kuvarsit ocağı projesi iptal 

Tekirdağ’ın Saray ilçesinde Istranca Dağları’nın eteklerinde orman arazisine kurulmak istenen kuvarsit ocağı projesinin ÇED süreci olumsuz sonuçlandı. Tekirdağ’ın Saray ilçesinde Güngörmez Mahallesi’nde 22,46 hektarlık ormanlık alanda açık kuvarsit ocağı kurulması için 28 Ekim 2019’da ÇED süreci başlatılmıştı.

Açık madencilik yapılacağı için çok daha geniş bir ormanlık alanı tahrip edeceği tahmin edilen proje alanı aynı zamanda Ergene Havzası’nın ana çıkış bölgelerinden birinde yer alıyordu. Sınai ve kentsel atıklarla kirlenen Ergene Nehri’nin sınırlı sayıdaki doğal ve temiz beslenme kaynaklarının kirletilmesi anlamına gelen proje, koruma altındaki Trakya arılarını da tehdit ediyordu.

ÇED süreci sonlandı

CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer de bölge halkı, meslek odaları ve çevre örgütlerinin projeye ilişkin kaygılarını soru önergesiyle Meclis gündemine taşımıştı. Tekirdağ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Saray Belediyesi ve TMMOB’un konuya ilişkin itirazlarını da dikkate alarak, projenin yapılmasını uygun olmadığına karar verdi ve ÇED sürecini sonlandırdı.

Yüceer: Tekirdağ halkı bir kez daha başardı

Kararı değerlendiren CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, 2014 yılında yine aynı projenin hayata geçirilmek istendiğini ancak halkın tepkisiyle geri çekildiğini hatırlattı. Yüceer konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

Ormanlarımızı, Ergene’nin belki de son doğal beslenme kaynaklarını tahrip edecek bu projede ısrar edilmesi başlı başına bir hataydı. Hem Istrancaların doğal güzelliklerine hem de Ergene Havzası’na yönelik bu saldırıya seyirci kalamazdık. Tekirdağ halkı bir kez daha başardı. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı, doğal ve kültürel varlıklarımızı bir kaç firmanın çıkarı uğruna feda eden anlayışa geçit vermedik. Bundan sonra da insan yaşamını ve doğal hayatı tehdit eden projelere izin vermeyeceğiz.

Karar, emsal olsun

Kararın Trakya ve Istranca Dağları‘nı tehdit eden maden ve taş ocağı projeleri için emsal karar oluşturmasını dileyen Yüceer, “Trakya, yerin üstündeki zenginlikler nedeniyle yüzyıllar boyunca insanlığın çekim merkezlerinden biri oldu. Bir kaç firmanın çıkarı için yerin üstündeki asıl zenginliği yok etmek, hem bugünümüzü hem de yarınımızı tehlikeye sokmak demektir. Ağır çevre sorunlarıyla boğuşan Trakya’ya daha fazla zarar verilmesine seyirci kalmayacağız” dedi.

 

İBB adalardaki atları ve faytonları satın alıyor

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi‘nde; 277 adet tescilli fayton plakasının 250 bin TL bedelle, atların tanesinin de 4 bin TL bedelle satın alınması için teklif hazırlandı.  İBB Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü tarafından hazırlanan teklif Hukuk-Plan ve Bütçe-Tarım, Orman, Hayvancılık ve Su Ürünleri komisyonları tarafından incelenerek rapor haline getirildi.

Atların ömrü iki yıla düştü

Raporda faytonlar nedeniyle her yıl ortalama 400 atın öldüğü ve atların 20-25 yıl olan ömrünün iki yıla kadar düştüğü belirtildi. 1378 attan 81’inde ruam hastalığı çıktığı, insan ve hayvanlara bulaşma riski taşıması nedeniyle Adalar’da atların faytonlara koşulmasının 3 ay süreyle durdurulmasına karar verildiği hatırlatıldı.

Fayton plakası 250 bin lira, at 4 bin lira

İl Trafik Komisyonu kararı uyarınca Adalar Belediyesi tarafından tescil edilmiş taşımacılık faaliyetlerinde kullanılan araçlarıyla birlikte toplam 277 adet tescilli fayton plakasının 250 bin TL bedel ile İBB Toplu Ulaşım Hizmetler Müdürlüğü tarafından satın alınması karar verildi.

Atların adedinin 4 bin TL bedelle Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü tarafından satın alınması ve ulaşım hizmetinin UKOME tarafından belirlenecek sayıdaki elektrikli araçla yapılması için karar alınmak üzere İBB Meclisi‘ne havale edildi. Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü’nün hazırladığı teklif komisyonlar tarafından uygun bulundu. Mecliste raporun oybirliği ile kabul edilmesi bekleniyor.

Altınay: Karar oldukça olumlu

Adalar’da atlı faytonların kaldırılması için 19 Aralık tarihinden bu yana İBB Saraçhane binası önünde Yaşam Nöbeti başlatan hayvan hakları aktivistleri ise eylemlerinin 29. gününde. Yaşam Nöbeti’nde yer alan İstanbul Vegan İnisiyatifi’nden Doğa Altınay belediye tarafından alınan kararı Yeşil Gazete’ye değerlendirdi.

Kararı oldukça olumlu karşıladıklarını söyleyen Altınay, “Bu kararın çıkmasını bekliyorduk. Yapılması işimizi baya kolaylaştıracak çünkü artık muhatabımız adadaki faytoncular olmayacak. Kamuoyunda yaratacağı etki açısından da oldukça olumlu” dedi.

Yaşam Nöbeti devam ediyor

Altınay, bundan sonra atların nereye götürüleceğini, nasıl rehabilite edileceklerini de yakından takip edeceklerini söyledi. Ayrıca bunun için birçok dilekçe hazırladıklarını, dört bine yakın imza topladıklarını söyleyen Altınsay, bu dilekçeleri yakında İBB’ye teslim edeceklerini duyurdu.

Belediye’nin adalarda nostalji amaçlı birkaç faytonun kalması için bu işte kullanmaya daha uygun, güçlü atlar getirmeyi planladığını söyleyen Altınsay “Atların sembolik olarak kullanılmasına da karşıyız. Bu talebimiz de yerine getirilene kadar Yaşam Nöbeti’ne devam edeceğiz” dedi.

 

Süveyş Kanalı Akdeniz ekosistemini etkiliyor

Kanal İstanbul’un Marmara Denizi‘nin biyosisteminde olası etkileri tartışılırken denizbilimciler 150. yılını kutlayan Süveyş Kanalı‘nın neden olduğu biyolojik değişimle ilgili endişelerini dile getirdi. Süveyş Kanalı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından dünyada yapılan kanallara örnek olarak sunuluyordu.

Euronews’ten Faruk Can’ın haberine göre Akdeniz ve Kızıldeniz‘i birbirine bağlayan kanal Afrika kıtasının etrafından dolaşan doğu-batı rotasını ciddi anlamda kısaltıyor. Ancak bir yandan da yüzlerce zehirli denizanası ve saldırgan aslan balığı gibi yabancı türlerin Akdeniz’e girmesine yol açıyor.

Bu istilacı türlerin zamanla yaygınlaşması Akdeniz ekosistemindeki hassas türleri yok olmaya doğru itti. 193 kilometrelik kanalın kapasitesinin 2015 yılında iki katına çıkarılması ile bu istila daha da hızlandı. Akdeniz’deki biyolojik yaşam üzerine çalışmalar yapan İsrailli denizbilimci Bella Galil ekolojik zararın büyük bir kısmının artık geri çevrilemez olduğunu belirtti.

Galil: İstilacı ve zehirli türler denize girmeyi engelleyebilir

Yükselen su sıcaklığı ve istilacı türlerin Avrupa kıyılarına doğru yayılmasının uzun vadeli zararlarını engellemek için bir an evvel önlemler alınması gerektiğini savunan Galil kanalın genişletilmesi ve derinleştirilmesi ile hızlanan akımın bazı kıyı sularını insanlar için girilemez hale getirebileceğini belirtti. Tel Aviv Üniversitesi araştırmacısı Galil şu anda 400 civarında olan istilacı türün son otuz yılda iki kattan fazla arttığını vurguladı.

Birleşmiş Milletler’de tartışılacak

Halihazırda İsrail sahilleri daha önce görülmemiş bir seviyede zehirli deniz anası istilasına uğramış durumda. Bu kıyılardaki elektrik santrallerine zarar verirken turist sayısını da azaltan bir etken olmaya başladı. Galil İsrail’de avlanan balıkların ve deniz kabuklularının yarısının artık istilacı türler olduğunu belirtiyor.

Bu istilanın Avrupa kıyılarına kadar yayılmaya başlaması ise bir başka endişe kaynağı. Birleşmiş Milletler’in Venedik’te okyanus sürdürülebilirliği üzerine yapılacak çalışma atölyesinde de bu konu ele alınacak.

Akdeniz ekosistemine zarar veriyor

Beyrut Amerikan Üniversitesi‘ndeki Lübnanlı bilim insanları da kısa bir süre önce yayınladıkları bir makalede Süveyş Kanalı’nın genişletilmesinin Akdeniz ekosistemine büyük oranda zarar vereceği konusunda uyardı. Bu endişeyi Türkiye’den Tunus’a kadar birçok deniz bilimci paylaşıyor.

Katar tarafından fonlanan ve kanala boyunca inşa edilen deniz suyunu arıtma tesisleri bu istilacı türlerin göçünü önlemede basit bir çözüm olabilir. Galil’e göre düzgün bir şekilde yapılabilirse arıtılan tuzun tekrar denize verilmesi ile bir tuz duvarı oluşturularak deniz canlılarının güneyden kuzeye akımı yavaşlatılabilir.

Mısır iddialara karşı çıkıyor

Öte yandan Mısır, İsrail’in ikazlarının siyasi motivasyonlu olduğunu savunuyor. Mısır Çevre Bakanlığı danışmanlarından Mustafa Fuda, istilacı türlerin çok geniş bir kategori olduğunu ve aşırı avlanma sonucu azalan türlerin yerini doldurarak ekonomik fayda bile sağlayabileceğini belirtiyor.

Fuda, istilacı türlerin yüzde beşinden daha azının zararlı olarak değerlendirilebileceğini hatta aslan balığının bile zehirli kılçığı temizlendikten sonra yenebildiğini vurguluyor.

Mısırlı uzmanlar ayrıca su sıcaklığının artmasının sadece kanaldan kaynaklanmadığını küresel ısınma ve gemilerini balast sularını kontrolsüz bir şekilde boşaltmasının da sebepler arasında olabileceğini savunuyor. Kanalı işleten Süveyş Kanalı İdaresi genişletmeyle ilgili şikayetlerin abartıldığını ve Akdeniz’e akan su hacminin sadece yüzde 4 oranında arttığını belirtiyor.

 

Avrupa Yeşil Düzen için 1 trilyon Euro ayıracak

Avrupa Komisyonu, birliğin 2050 yılına kadar sıfır karbon emisyonuna ulaşmasını öngören program için bütçe planını sundu. Avrupa Yeşil Düzeni Yatırım Planı’na göre 2050 yılı hedefine ulaşmak için en az bir trilyon Euro ayrılacak.

İki gün önce sunulan Avrupa Yeşil Düzeni Yatırım Planı – Sürdürülebilir Avrupa Yatırım Planı – kamu yatırımını harekete geçirecek ve başta, en az 1 trilyon euroluk yatırımla sonuçlanacak olan YatırımAB (InvestEU) olmak üzere, AB finansal araçları yoluyla özel fonların kilidini açmaya yardımcı olacak.

Adil Geçiş Mekanizması da yer alıyor

Tüm üye devletlerin, bölgelerin ve sektörlerin geçişe katkıda bulunması gerekiyor. Bununla birlikte sorunun boyutu farklılık gösteriyor. Bazı bölgelerin bu geçişten özellikle etkilenmesi ve derin bir ekonomik ve sosyal dönüşüm geçirmesi bekleniyor. Bu kapsamda Adil Geçiş Mekanizması’nın, işçilere yardımcı olması ve bu alanlarda gerekli yatırımları üretmek için özel finansal ve pratik destek sağlaması hedefleniyor.

Leyen: yeşil bir yatırım dalgası

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, eşi benzeri görülmemiş bir dönüşümden bahsedildiğine değinerek bu dönüşümün adil bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi. Leyen, ayrılan bütçe hakkında ise  “Sunduğumuz plan, en az 1 trilyon euroyu harekete geçirmek için yön gösterecek ve yeşil bir yatırım dalgası ortaya çıkaracak” dedi.

Timmermans: 100 milyar Euro adil geçiş için ayrıldı

Adil geçiş için de planda yer ayrıldığını söyleyen Avrupa Yeşil Düzeni Başkan Yardımcısı Frans Timmermans ise, “Adil Geçiş Mekanizması, yatırımları daha cazip hale getirerek ve en az 100 milyar euro değerinde bir finansal ve pratik destek paketi önererek bu geçişten en çok etkilenenleri desteklemeye yardımcı olacak. Bu bizim dayanışma ve adalet taahhüdümüzdür” dedi.

3 temel nokta

Avrupa Yeşil Düzeni Yatırım Planı, AB finansmanını harekete geçirecek ve iklim nötr, yeşil, rekabetçi ve kapsayıcı bir ekonomiye geçiş için gereken kamu ve özel yatırımları kolaylaştırmak ve teşvik etmek için bir çerçeve sunuyor. Yeşil Düzen kapsamında açıklanan diğer girişimleri tamamlayan Plan, üç temel noktaya dayanıyor:

Finansman: Gelecek 10 yıl içerisinde en az 1 trilyon euroluk sürdürülebilir yatırım gerçekleşecek. Avrupa Yatırım Bankası’nın (EIB) oynayacağı kilit bir rol ile, AB bütçesindeki iklim ve çevresel eylem harcamalarının her zamankinden daha büyük bir payı özel bir fonda birikecek.

Etkinleştirme: Özel ve kamu yatırımlarının önünü açmak ve yönlendirmek için teşvikler sağlanacak. AB, sürdürülebilir finansı, finans sisteminin merkezine koyarak yatırımcılar için araçlar sağlamasının yanı sıra yeşil bütçeleme ile satın alımları teşvik ederek ve adil geçiş bölgelerinde devlet yatırımı süreçlerini kolaylaştırmanın yollarını bularak kamu yetkilileri tarafından sürdürülebilir yatırımı kolaylaştıracak.

Destek: Komisyon, kamu yetkililerine ve proje destekçilerine sürdürülebilir projelerin planlama, tasarım ve yerine getirilmesinde destek sağlayacak.

Adil Geçiş Mekanizması

Adil Geçiş Mekanizması, kimseyi geride bırakmadan, iklim nötr bir ekonomiye geçişin adil bir şekilde gerçekleşmesini güvence altına alan önemli bir araç. Avrupa Yeşil Düzeni Yatırım Planı, finansman ihtiyacı duyan bütün bölgelere cevap verecek.

Mekanizma ayrıca fosil yakıt tedarik zincirine bağlı işçi ve topluluklara yardım için gerekli yatırımı yaratacak. Adil Geçiş Mekanizması üç ana finansman kaynağından oluşuyor:

1) 7.5 milyar euroluk fon alacak Adil Geçiş Fonu, Komisyon’un bir sonraki uzun dönemli AB bütçesi teklifinde yer alacak. Üye Devletler’in Fondan paylarını alabilmeleri için, Komisyonla iletişim halinde, uygun bölgesel geçiş planları yoluyla bölgeleri belirlemeleri gerekiyor. Ayrıca Adil Geçiş Fonu’ndaki her bir euroyu Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu ve Avrupa Artı Sosyal Fonu’ndan gelen fon ile eşleştirmeleri ve ek ulusal kaynaklar sağlamaları gerekiyor.

Birlikte ele alındığında, daha da fazla yatırımı çekecek 30 ila 50 milyar euro tutarında bir fona tekabül ediyor. Fon, öncelikle bölgelere hibe sağlayacak. Örneğin, işçileri geleceğin iş piyasası için beceri ve yeterlilikler geliştirmesi konusunda destekleyeceği gibi kobilere ve start-up’lara yardımcı olacak. Fon ayrıca enerji verimliliği gibi temiz enerjiye geçiş yatırımlarına destek olacak.

2) YatırımAB kapsamında iddialı bir adil geçiş projesi 45 milyar euro tutarında yatırım sağlayacak. Proje bölgelerde sürdürülebilir enerji ve ulaştırma alanlarında özel yatırımcıları çekeceği gibi, ekonomilerinin büyümesi için yeni kaynakların bulunmasına da yardımcı olacak.

3) AB bütçesinden desteklenerek, Avrupa Yatırım Bankası ile kamu sektörü 25 ila 30 milyar euro arasında yatırımı toplayacak. Kamu sektörüne verilen krediler, örneğin bölgesel ısıtma şebekelerine yatırımlarda ve binaların yenilenmesinde kullanılacak. Komisyon, bu kararı Mart 2020’de kararlaştırmak adına bir yasa tasarısı sunacak.

Adil Geçiş Mekanizması bir fondan fazlası olarak görülüyor: Komisyon, Adil Geçiş Platformu’na güvenerek, üye devletlere ve yatırımcılara teknik destek sağlayacağı gibi en çok etkilenen toplulukların, yerel yetkililerin, sosyal ortakların ve sivil toplum örgütlerinin dahil edildiğinin güvencesini verecek. Adil Geçiş Mekanizması, bölgesel adil geçiş planlarının merkeze alındığı güçlü bir yönetim çerçevesini de bünyesine dahil edecek.

Kazara kahramanlar: Avustralya vombatları

Avustralya’da aylardır kontrol altına alınamayan yangınlar, etkili olamayan yağışlar, yerinden edilen insanlar, yangından kaçamayan koalalar, dumandan zehirlenen kuşlar derken yüz gülümsetici bir kahramanlık hikayesi sosyal medyada dolaşmaya başladı: Vombatlar.

Vombat, Avustralya’ya özgü boyu ortalama bir metre olan keseli bir memeli hayvan. Vombatların yangınların etkili olduğu alanlarda diğer hayvanları kendi kazdığı tünellere yönlendirerek onları yangından kurtardığına dair rivayetler sosyal medyada çok fazla paylaşıldı.

Vombatlar savaş kahramanları mı?

Paylaşımların altlarında yer alan yorumlarda “savaş kahramanları” ilan edilen vombatlar hakkında sıklıkla insanların onlardan öğreneceği çok şey olduğu yazıldı. Uzun süredir kötü haberler almaya alışık olduğumuz Avustralya’dan gelen haber, herkes tarafından çok sevildi. Ancak ne yazık ki bu kahramanlık hikayesinin yalnızca bir kısmı doğru.

Kaynak: ABC TV

Yangına karşı güvenli bir sığınak

Yapılan bir araştırmaya göre, yer altı dünyasının mimarları olarak nitelendirilen vombatlar, yaklaşık 90 metre uzunluğunda, 28 ayrı girişi olan tüneller oluşturabiliyor. Bu tünellerin en büyük özelliği ise yeryüzüne göre sıcaklığın oldukça düşük olması. Yani, dışarıda 24 derecelik bir hava varken tünellerde sıcaklık bir derece olabiliyor. Bu da yangından kaçmaya çalışan hayvanlar için güvenli bir sığınak oluşturuyor.

Vermaak: Yanmış tek bir vombat görmedim

Bölgede arama kurtarma çalışmalarına katılan ekiplerin yaptığı yorumlar da bu devasa yer altı ağlarının hayvanların yangından kurtulması için önemli bir rol oynadığını doğruluyor. Daily Mail Australia’ya konuşan Wombat Rescue yöneticisi Yolandi Vermaak arazideki keşfi sırasında birçok hayvanın bu tünellere girişini gördüğünü söyledi.

Vermaak “En fazla yuvalara kaçan hayvanlar olurdu. Ben karıncayiyenlerin, kertenkele ve tavşanların yuvalara girdiğini gördüm. Hatta bir keresinde küçük bir kanguru bile gördüm”  dedi. Kurtarma görevleri sırasında tek bir yanmış vombat görmediğini anlatan Vermaak, bunun yerine tünellerde saklanarak kurtulan bir dizi vombat ve başka hayvanlar keşfettiğini belirtti.

Kaynak: ABC TV

‘Hayvanların vombatların yönlendirmesine ihtiyaçları yok’

Öte yandan, sosyal medyada sıklıkla söylendiği gibi vombatların diğer hayvanları yönlendirerek bu tünellere çektikleri hikayesi gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Bunun sebebi ise vombatların, yönlendiricilik ve empati gibi duygular barındıran hayvanlar olmaması.

IFL Science’a konuşan Vombat Vakfı yöneticisi Jackie French vombatlar için “Çok dar görüşlüdürler ve çoğunlukla önlerinde ne olduğuna ve neyin önemli olduğuna (yiyecek) odaklanırlar, bu yüzden muhtemelen diğer hayvanları yuvalarına götürmezler” dedi. Diğer hayvanların vombatların yönlendirmesine ihtiyaç duymayacaklarını söyleyen French “hayvanlar vombatların ve oluşturdukları tünellerin varlığını bilecek ve kendilerine sığınak arayacak kadar zeki” değerlendirmesi yaptı.

Tüneller topluluk evi olarak kullanılıyor

French’in sözlerini 2015 yılında yapılan bir çalışma da doğruluyor. 34 tünele yerleştirilen kameralar üzerinden yapılan araştırmada tünellerin sıklıkla diğer hayvanlar tarafından da kullanıldığı ortaya konuluyor. Araştırmacılar, izleme süresi boyunca 10 farklı hayvanın bu tünelleri kullandığını belirtiyor. Bu liste içerisinde yer alan kangurular ve penguenlerin ise, tünelleri vombatların kendilerinden daha çok kullandığı ortaya çıkıyor.

Sonuç olarak her ne kadar söylendiği gibi vombatlar bilinçli olarak hayvanların yangından kurtulması için onları yönlendirerek kendi inşaa ettiği tünellere taşımıyor olsa da Avustralya’da kurtarılan pek çok tür yaşamlarını vombatlara borçlu. Vombatlar kazara da olsa, pek çok insan ve hayvan için Avustralya’daki yangınların öne çıkan bir kahramanı.