Ana Sayfa Blog Sayfa 2257

Kutup ayılarının yediklerinin yüzde 25’i plastikten oluşuyor

*Oishimaya Sen Nag’ın WorldAtlas için kaleme aldığı makale Yeşil Gazete tarafından çevrilmiştir.

Kuzey Kutbu’ndaki buzlu evlerinden yüzlerce mil uzakta dolaşan ve insan yerleşimlerine giren, zayıflamış kutup ayılarının fotoğrafları bu yıl uluslararası manşetlerde yerini aldı. Bazı bölgelerde, sorun o kadar kötüleşmişti ki, konuyu ele almak için acil durum ilan edilmesi gerekti.

Bu hayvanlar, bir macera zevki için insan yerleşimlerine girmek için doğal yaşam alanlarını terk etmemişlerdi. Bunu yapmak zorunda kaldılar. İnsanın neden olduğu iklim krizi, kutup ayılarını deniz buzullarındaki habitatlarından mahrum etti. Geçmişte olduğu kadar çok fok avlanamayan ayılar, alternatif av veya yiyecek bulmak için ülke içinde dolaşmaya zorlandı. Ve bu onları üzücü kaderlerinden sorumlu kişilerle temas ettirdi. Şu anda plastik, onların diyetlerindeki ayrılmaz bir bileşen oldu.

Mide ve dışkı içeriklerinin yüzde 25’i plastik

Son zamanlarda, Rusya’da artan insan-kutup ayısı teması, bilim insanlarının insan yerleşmelerinin içindeki ve çevresindeki çöplüklerle dolaşan kutup ayılarının dışkısını ve bağırsak içeriğini incelemelerine olanak sağladı. Sonuçlar ise şok edici.

Rus Arktik Milli Parkı müdür yardımcısı Ivan Mizin, Interfax’a verdiği demeçte “Kutup ayıları düzenli depolama alanlarını ziyaret ettiği zaman mide ve dışkı içeriklerinin yüzde 25 kadarı çeşitli plastik atıklardan oluşur: çantalar, ambalajlar, vb.” dedi.

Mizin ayrıca, diyetlerindeki plastik seviyelerin belirli bir eşik seviyesini aşması durumunda ayıların ölmeye başlayacağı konusunda da uyardı. Ve sadece ayılar değil, aynı zamanda plastiklerden de olumsuz etkilenen deniz memelileri ve kuşlar gibi diğer Arktik türler.

Beslenme düzenleri değişiyor

İnsan yerleşimlerini istila eden tüm kutup ayılarının açlıktan ölmediğini hatırlamak önemli. Yerleşim yerleri içerisinde yiyecek bulmak için hareket ettikçe onlar da diyetlerini buna göre ayarlamayı öğrendiler. Mesela artık bu ayılar tarafından daha fazla karasal av türü tüketiliyor.

Bununla birlikte, problem insan yerleşimli alanlara girdiklerinde ortaya çıkıyor. Burada, onları ağır tehlikeye sokan tüm kötü alışkanlıkları alıyorlar. Sorun sadece toksik bileşenlerle dolu çöpler de değil. Aynı zamanda insanlarla temasları genellikle iki tür arasında olumsuz bir etkileşimle sonuçlanıyor. Geleneksel bir tavır takınan ayılar da çöp gibi kolay yiyecek buldukları bölgeye dönme eğilimi gösteriyor.

‘Kutup ayılarını çeken çöpler yok edilmeli’

Rusya’nın Bilimler Akademisi’nde memeli ekolojisi üzerine çalışan kıdemli bir bilim insanı olan Anatoly Kochnev, Verge’ye verdiği röportajda şöyle diyor:

Kutup ayılarını çeken her şeyi yok etmelisin. Kanada’nın Manitoba kentindeki Churchill kasabası bunu yaptı. Churchill, kutup ayıları için popüler bir uğrak mekandı. Kasaba, 2000’lerin ortalarında, kasabadaki yerel çöplüğü kapattı ve çöplerini daha sonra ‘Alcatraz’ın Çöplüğü’ olarak isimlendirilen bir depoda tutmaya başladı.

Kanada kutup ayılarında plastik tüketimi azaldı

Rusya’nın kutup ayıları plastik toksit tehdidine maruz kalırken, Kanadalı türdeşleri bu soruna karşı nispeten daha güvenli görünüyor. İklim krizi, her iki toplumu da aynı anda rahatsız ediyor. İlginç bir araştırma, Alcatraz’ın Çöplüğü’nün muhtemelen Kanada’nın kutup ayılarını kurtardığını ortaya koydu.

Araştırmacılar, batı Hudson Körfezi Bölgesi’nde yaşayan kutup ayılarının diyetini, kırk yıl önce yapılan benzer bir çalışmadan elde edilen verilerle karşılaştırdı. Diyet içeriği kutup ayılarının yayılımı incelenerek analiz edildi. Sonuçlar ise umut vadediyor.

Bilim insanları, kutup ayılarının foklardan oluşan diyetlerini kar kazları, ren geyiği hatta kimi zaman yumurta gibi daha çok bulunan besinlerle değiştirdiklerini keşfetti. Çok ilginç başka bir gözlem ise kutup ayılarının dışkılarındaki çöp oranının 40 yıl öncesine kıyasla daha düşük olmasıydı. Araştırmacılar bu değişimin sebebinin Churchill ve doğusundaki bölgedeki çöp mevcudiyetinin azalması olduğunu düşünüyor. Çöpler geri dönüşüme uğramadan önce ayrı bir yerde korundukları için ayılar bu çöpe erişemedi. Böylece plastik tüketmek zorunda da kalmadılar.

Onları kurtarmak bizim sorumluluğumuz

Yani, her ne kadar kutup ayılarının buz üzerinde fok avlama yeteneklerini sınırlayan iklim krizine çözüm üretmek zaman harcasa dahi, ayılar gıdaya ulaşma stresi yaşayarak iç bölgelere göç ettiklerinde onlar için güvenli bir diyet sunulması mümkün gözüküyor. Kutup ayılarının karşılaştığı zorlukların kötüleşmesinde nihai olarak sorumlu olduğumuz düşünüldüğünde, şimdi onları kurtarmak bizim sorumluluğumuz.

Ocakta dört kişilik ailenin açlık sınırı, asgari ücrete dayandı

Türk-İş‘in çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay yaptığı ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın ocak ayı sonuçları açıklandı.

Araştırmaya göre, bu ay 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden ‘açlık sınırı’ 2 bin 219 lira olarak belirlendi. Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için zorunlu diğer harcamaların toplam tutarı anlamına gelen ‘yoksulluk sınırı’ ise 7 bin 229 lira oldu. Evli olmayan, çocuksuz bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ aylık 2 bin 698 lira olarak hesaplandı.

Bir yıllık gıda enflasyonu yüzde 10.49

Gıda enflasyonunda bir yıllık artış oranı da yüzde 10.49 olarak belirlendi. Araştırmaya göre, Ankara‘da yaşayan 4 kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, önceki aya göre, yüzde 2.62 oranında arttı.

Süt, yoğurt, peynir grubunda, yılın ilk ayında önemli bir fiyat değişikliği görülmediği belirtilen Türk-İş araştırmasına göre,  dana kıyma ve kuşbaşı etin fiyatı arttı, tavuğun fiyatı değişmedi. Balık fiyatındaki artış bu ay da devam etti. En fazla tüketilen hamsi ve istavritin kilogram fiyatı 30 liraya kadar yükseldi.

Bakliyattaki artışın mutfağa ek yükü 45 tl

Yumurtanın fiyatı geçen ay geriledikten sonra bu ay yükseldi. Bakliyat ürünlerinde, nohut hariç tümünün fiyatı arttı. Sadece bu gruptaki ürünlerde efiyat artışının aylık mutfak masrafına getirdiği ek yük yaklaşık 45 lira olarak hesaplandı

Meyve-sebze ortalama fiyatı ise bu ay yüzde 7.51 oranında yükseldi.  Ailenin gıda harcaması içinde ağırlıklı yeri olan yaş sebze-meyvenin geçen ay 5.46 lira olan ortalama kilogram fiyatı bu ay 5.87 lira olarak hesaplandı. Sebzenin ortalama kilogram fiyatı ise geçen ay 5.75 lira iken bu ay 6.19 liraya yükseldi.

Ekmekte önce yüzde 20 artırılan ve geri alınan artışın geçerli olması halinde, aile bütçesine getireceği yükün aylık 47 lira olacağı hesaplandı.

Tereyağı, margarin, zeytinyağı ve ayçiçek yağının fiyatı bu ay değişmedi. Siyah ve yeşil zeytin fiyatı ortalamada az da olsa artarken, çay ve ıhlamur fiyatı ile baharat fiyatları aynı kaldı. Şeker, tuz, bal, reçel, pekmez ve salça fiyatı da bu ay yine değişmeyen ürünler arasında yer aldı.

2020 Olimpiyat Oyunları’nda ‘çevre dostu’ meşale kullanılacak

Bu sene Japonya‘nın başkenti Tokyo’da düzenlenecek olan Olimpiyat Oyunları‘nda iklim krizine dikkat çekmek için çevre dostu adımlar atılmasına karar verildi. Bu adımlardan en sembolik olanı, olimpiyat meşalesinin hidrojenle yakılacak olması.

Webtekno’nun haberine göre, Japonya ayrıca 500 adet hidrojenle çalışan arabayı da etkinlikte kullanıma açacak.

Hidrojen Fukuşima’dan…

Tokyo 2020 oyunlarını organize eden yetkililer, etkinlikte ortaya çıkacak karbon salımını sıfıra indirmeyi ve çevresel sorunlar hakkında farkındalığı artırmayı amaçlıyor. Meşalede kullanılacak hidrojen, Fukuşima’da bulunan bir yenilenebilir enerji tesisinden temin edilecek. Hidrojenin, 2011’deki deprem ve ardından oluşan tsunamide büyük hasar gören ve aynı adlı nükleer santrale ev sahipliği yapan Fukuşima’dan temin edilecek olmasının sembolik anlam taşıyacağı belirtiliyor.

Ekinlikte atılacak diğer önemli adımların arasında; sporcuların kaldığı yerlerdeki yatakların yapımında yenilenebilir karton kullanılması, madalyaların geri dönüştürülmüş tüketici elektroniği ürünlerinden üretilmesi, meşalelerin alüminyum atıklarından yapılması gibi girişimler yer alıyor.

Olimpiyat meşalesi, 26 Mart’ta yolculuğuna başlayacak ve Japonya’nın 47 kentini gezdikten sonra 24 Temmuz’daki açılış törenine getirilecek.

Bilim insanları uyardı: Nükleer atık depolama yöntemleri güvensiz

Ohio Eyalet Üniversitesi‘nden araştırmacılar nükleer santrallerde ortaya çıkan radyoaktif atıkları depolamak için kullanılan mevcut yöntemlerin “ciddi oranda” güvensiz olduğunu söyledi. Araştırma, Nature Materials isimli bilimsel yayında yayınlandı.

Depolama amacıyla yapılan uzun vadeli planların sürdürülemez olduğunu söyleyen bilim insanları sürecin radyoaktif maddelerin çevreye salınmasıyla sonuçlanacağını belirtti.

‘Radyoaktif maddeler salınabilir’

Independent’ten Anthony Cuthbertson’ın haberine göre araştırmacılar tehlikeli atıkları depolamak için kullanılan malzemelerin düşünüldüğünden çok daha hızlı aşındığını yazdı.

Ohio Eyalet Üniversitesi’nin yönetici yardımcısı ve çalışmanın başyazarı Şiaolei Guo “Bu, mevcut modellerin bu atığı güvenle saklamak için yeterli olmayabileceğini gösteriyor” dedi.

Birçok ülkede, radyoaktivitesini on binlerce yıl sürdürebilen yüksek seviyeli nükleer atık için çöp alanları bulunmuyor. Finlandiya uzun vadeli bir depolama alanı üzerinde çalışmaya başlarken ABD de atıkları için Nevada’da kalıcı bir alan düşünüyor.

Metal kutular aşınıyor

Mevcut depolama çözümü atıkları metalik kaplara kapatıp yer altına gömmeden önce cam veya seramik oluşturmak için başka ürünlerle karıştırmayı içeriyor. Zamanla nükleer atıkların kimyasında meydana gelen değişiklikler yüzünden cam ve seramik maddeler metal kutularda “ciddi” aşınmaya sebep oluyor.

Araştırma belirli koşullar altında paslanmaz çeliğin aşınmasının ciddi boyutlara ulaşacağını belirtiyor. Çalışmanın yazarlarının önerdiği bir çözüme göre aşınmayı önlemek için metalle cam veya seramik arasına konacak uygun bir bariyer malzemesi geliştirilebilir.

 

Metal işçileri grevi için 5 Şubat’a geri sayım başladı

DİSK Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye işçiler, Toplu İş Sözleşmesi kapsamındaki 42 fabrikada grev uygulama kararını astı, 5 Şubat’ta greve çıkacaklarını duyurdu. Birgün’den Volkan Ateş’in haberine göre işçiler bir saatlik iş durdurma eylemi yaptı.

İşçiler, eylem sırasında “Zafer direnen işçinin olacak”, “Birleşen işçiler asla yenilmez” sloganları attı. Eylemlerin hafta boyunca sürmesi bekleniyor. İşçiler bugün tüm vardiyalarda alkış ve sloganlar eşliğinde birlikte yemek paydosuna çıkacak, yarın ise tekrar 1 saat iş durduracak.

İşçiler yüzde 10 zammı kabul etmiyor

Türk Metal, Özçelik-İş ve Birleşik Metal-İş ile MESS, toplu iş sözleşmesi (TİS) için geçen yılın ekim ayında ilk kez masaya oturmuş, yasal sürede anlaşma sağlanamamıştı. 186 işyerinde 130 bine yakın işçiyi ilgilendirdiği belirtilen sözleşme için zam ve yan haklar konusunda uzlaşma olmamıştı.

Sendikalar, yüzde 26-34 zam isterken, işverenin yüzde 10’luk teklifini reddetti. Uzlaşma olmaması halinde işçilerin 5 Şubat’ta greve gideceği açıklanmıştı. MESS ise metal işçilerinin grev kararına karşı lokavta gideceğini bildirmişti.

7 saatlik toplantı

Pazartesi günü Türk Metal ile MESS arasında yedi saatlik bir görüşme yapıldı ve görüşmeye bugün 19.30’da devam edileceği duyuruldu. Görüşme sırasında ne konuşulduğuna dair ise bir açıklama yapılmadı. Türk Metal’in en düşük işçi ücretlerinin bir miktar artırılmasının ardından tüm ücretlere yüzde 15 zam yapılması ve sözleşmenin 2 yıllık olması konusunda anlaşma yapabileceği öne sürülüyor.

 

 

Sivrisinekten kuşlara ve yarasalara: Sudaki mikroplastikler

Yeşil Gazete için çeviren: Emre Kızılırmak

Mikroplastikler, Kuzey Buz Denizi’nden, Almanya‘nın tarlalarına kadar her yerde bulunabilir durumdalar ve yeni bir araştırma gösteriyor ki bu parçacıklar gökyüzündeki canlı yaşamına dahi karışmış olabilirler. (Makale ve araştırma 2018 yılındandır. ed.)

Araştırmalar, su birikintilerinde yaşayan sivrisinek larvalarının küçük plastik parçaları yediklerini ve bu parçacıkların sivrisineklerin kanatlı birer yetişkin oldukları zaman dahi vücutlarında kalmaya devam ettiğini gösterdi. Sivrisineklerin; çoğunlukla kuşların, yarasaların ve daha büyük böceklerin menüsünde yer alması ve dolayısıyla plastiğin havadaki besin zincirine dahil olması, bilim insanlarını endişelendiriyor.

Plastiğin çevre gündeminin başına oturmasından bu yana, bu maddenin suda yaşayan canlıların sağlığına etkisini anlamak için çaba gösterildi. Büyük plastik parçalar yüzünden ölen balinalar bu meselenin çok bilinen kurbanları olurken, derinlemesine yapılan incelemeler gösterdi ki planktonlar ve midyeler ve balıklar da büyük miktarlarda mikroplastik tüketiyorlar.

Reading Üniversitesi’nde sivrisinek araştırmacısı Dr. Amanda Callaghan ise, plastiğin sindiril(eme)mesi probleminin su altı yaratıkları ile sınırlı olmayabileceğini fark etti. Yeni araştırmayı yöneten Dr. Callaghan The Independent’a şunları söyledi: “Sivrisinekler, tatlı suda yaşamalarına rağmen şimdiye kadar çalışılmış diğer canlılardan çok farklılar, hayatlarının bir döneminde suyu terk ediyorlar. Düşündük ki eğer sivrisinekler bu plastiği yiyorlarsa bu, plastiğin suyu terk etmesi ve farklı çevreleri kirletmesi manasına gelebilir mi?”

Daha önceki araştırmalar sivrisinek larvalarının – su yüzeyinde yaşayan ve besin için partikülleri süzen tüp şekilli canlılar – küçük plastik parçalarını yiyebildiğini göstermişti. Fakat kimse bu parçacıkların larvanın sivrisineğe dönüşmesinden sonra da bünyesinde kalıp kalmadığını kontrol etmedi.

Dr. Callaghan ve ekibinin, plastiğin su kaynaklarından havada uçan sivrisineklere geçiş sürecini şemalandırdığı yazısı Biology Letters adlı bilimsel dergide yayımlandı. Buna göre, sivrisinek larvası pupa formuna geçtikçe karınlarının ön bölgesi çözülüyor, fakat bilim insanları alt bölümlerde kalan plastiğin yetişkinliğe kadar taşındığını keşfettiler.

Dr. Callaghan araştırmalarına ilişkin şunları söyledi: “Bu şu manaya geliyor, göletlerin altında duran plastikler havaya çıkıyor ve normalde plastiğe erişimi olmayan örümcekler, yarasalar ve hayvanlar tarafından yeniliyor. Misal bir yusufçuk, sivrisinekler çıktıkça yediğinde, onlarla birlikte bolca plastik yemiş olur ve sonra bir kuş onu yiyebilir ve kuş daha da tehlikeli bir doz plastik almış olur.”

Mikroplastik araştırmaları hala emekleme aşamasında ve plastiğin böceklerin içinde aktarılabileceği laboratuvar deneylerinde kanıtlanmış durumda. Araştırmacılar şimdi bunun gerçek dünyada ne kadar büyük bir problem oluşturduğunu anlamak istiyor.

Çalışmaları sivrisinekleri konu almış olmasına rağmen, bunun herhangi bir su altı yaşam dönemi olan ve uçan böceklere uygulanabileceğini söyledi Dr. Callaghan. Yani plastik kirliliği uçan hayvanlarda genel bir özellik olabilir.

Dr. Callaghan, “Bu, yalnızca bir konseptin kanıtı, ama biliyoruz ki doğada plastik çok fazla miktarda bulunuyor – plastikle dolu göller var” dedi ve ekledi: “O göller, o plastikleri yiyecek böceklerle dolacak. Vahşi doğada hiç şüphe yok ki bu olacak.”

Makalenin İngilizce Orijinali

Koronavirüsün uluslararası aciliyet durumu artırıldı

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Koronavirüsü salgınının risklerini değerlendirirken hata yaptıklarını söyleyerek alarm seviyesini Çin’de “çok yüksek”, dünyada ise “yüksek” olarak değiştirdi. Daha önce WHO tarafından yapılan açıklamada risk seviyesi “orta” olarak belirtilmişti.

Ölü sayısı 106’ya yükseldi

Çin’de ilk olarak 12 Aralık’ta Wuhan şehrinde görülen virüs, şu anda Tibet Özerk Bölgesi hariç ülke genelinde görülüyor.  Şu ana kadar 106 kişi virüsten dolayı ölürken, virüs bulaştığı kesinleşen kişi sayısı ise 976’sının durumu ağır olmak üzere 4 bin 515’i buldu.

Ulusal Sağlık Komisyonu’ndan yapılan açıklamaya göre, virüs bulaştığı şüphesi bulunanların sayısı 6 bin 973 olarak bildirdi. Virüsten etkilenen kişilerle temas etmesi nedeniyle müşahede altına alınanların sayısı da 44 bin 132 oldu.

Okullar tatil, ulaşım askıda

Çin Eğitim Bakanlığı açıklama yayınlayarak, koronavirüs salgınına karşı alınan önlemler çerçevesinde tüm üniversite, lise, ortaokul, ilkokul ve kreşlerin yarıyıl tatilinin uzatıldığı belirtildi. Ülkede 17 kentte ise ulaşım durduruldu ve metro, otobüs ve feribot seferlerinin tümü askıya alındı.

‘Türkiye’de virüs yok’

Türkiye’de ise Aksaray‘da 10’u Çinli turist 2’si Türk 12 kişinin koronavirüs şüphesiyle hastaneye kaldırılıp müşahede altına alınmasıyla ilgili Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıklama yaptı. Bakan Koca Aksaray’daki olayla ilgili ise sadece bir kişiden şüphelenildiğini belirterek alınan numunenin sonucunun henüz çıkmadığını, hastanın durumunun iyi olduğunu, Çin’den gelmesinden dolayı şüphelenildiğini söyledi.

Virüsün belirtileri

Koronavirüsler, daha büyük bir virüs ailesi türü ancak sadece 6’sı (yeni virüsün etkilerinin kanıtlanmasıyla birlikte 7 olacak) insanlara bulaşabiliyor. Bir koronavirüsün yol açtığı şiddetli akut solunum yolu sendromu (SARS), Çin’de 2002 yılında salgından etkilenen 8 bin 98 kişiden 774’ünün ölümüne yol açmıştı.

Koronavirüs illustrasyonu

“Wuhan virüsü” olarak adlandırılan bu yeni virüsün ilk belirtileri yüksek ateş, boğaz ağrısı, öksürük, nefes darlığı, solunumda zorluk ve ishal şeklinde ortaya çıkarken ileri safhalarda zatürre ve böbrek yetmezliğine neden oluyor, nihayetinde ölümle sonuçlanıyor.

Ölümlerin çoğu Wuhan şehrinde gerçekleşti. Bu yüzden şehirdeki vahşi hayvan satan bir deniz ürünleri pazarının virüsün kaynağı olduğundan şüpheleniyor. Market şu anda tamamen kapalı.

 

Depremde can verenlerin sayısı 41’e çıktı, kurtarma çalışmaları sona erdi

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD)yapılan açıklamada Elazığ ve Malatya’da arama kurtarma çalışmalarının tamamlandığını ve iyileştirme çalışmalarının devam ettiği bildirildi.

AFAD’ın verdiği bilgilere göre, 45 kişi enkaz altından sağ olarak kurtarıldı. Elazığ’da Sürsürü Mahallesi’ndeki Dilek Apartmanı’nın enkazı altında kalan son iki kişinin de cansız bedenlerine ulaşıldı. Böylece Sivrice merkezli 6.8 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 41’e yükseldi.

Bin 77 artçı

Deprem sonrasında hastanelere başvuran bin 607 kişiden bin 523’nün taburcu edildiği belirtilen açıklamada, 84 depremzedenin tedavisinin devam ettiği aktarıldı. Açıklamada şu bilgilere yer verildi:

Yürütülen iyileştirme çalışmaları kapsamında bölgeye 25 bin 393 çadır ulaştırılırken; depremden etkilenen vatandaşlara 50 bin 960 kişilik sıcak yemek, 22 bin 470 kahvaltı ve 7 bin çorba dağıtılmıştır. Şu ana kadar büyüklüğü 4’ün üzerinde 22 deprem meydana gelmiş olup, toplam artçı sayısı bin 77’dir.”

AFAD Başkanlığı’nca Elazığ Valiliği emrine 3 milyon TL, Malatya Valiliği emrine 3 milyon TL olmak üzere bölgeye toplam 6 milyon TL acil yardım ödeneği gönderildiği belirtilen açıklamada, vatandaşların yaptığı yardımlara da yer verildi:

“Ayrıca, aziz milletimizin yoğun ilgisi ile devam eden Elazığ ve Malatya Yardım Kampanyası sonucunda, banka hesaplarında 28 milyon 818 bin 800 TL, SMS sisteminde 27 milyon 233 bin 160 TL olmak üzere toplam 56 milyon 51 bin 960 TL toplandı.”

Arama kurtarma çalışmalarının sona erdirildiği deprem bölgesinde hasar tespit çalışmalarında, 530 teknik personel ve beş araç görev yapıyor. Şimdiye kadar Elazığ, Malatya, Diyarbakır, Adıyaman ve Kahramanmaraş’ta incelenen 12 bin 829 binadan 279’unun yıkıldığı, 3 bin 77’sinin ağır hasar aldığı, 214’ünün orta ve 4 bin 688’inin az hasarlı olduğu belirlendi. Acil olarak yıkılacak 50 binanın tespit edildiği çalışmalarda, 4 bin 521 binanın ise hasarsız olduğu anlaşıldı.

Çevre Düzeni Planı’na itirazlar için son gün yarın

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın Kanal İstanbul ÇED Raporlarına itirazlar sürerken açıkladığı İstanbul ili Avrupa Yakası Rezerv Yapı Alanı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı‘nda yaptığı değişikliğe itirazlar için son gün yarın.

130’un üzerinde kurumun bir araya gelmesiyle oluşturduğu Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu, tüm İstanbulluları itirazlarını sunması için 28 Şubat Salı günü 13.00’da Beşiktaş Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü önüne çağırdı. İtiraz dilekçelerini toplu olarak sunacak grup burada bir basın açıklaması da gerçekleştirecek.

‘Kanala değil depreme bütçe’

Koordinasyon tarafından yapılan çağrıda son aylarda yaşanan depremlere de dikkat çekilerek “Deprem her gün ülkemizin farklı yerlerinde canımızı yakmaktadır, dün Adapazarı’nda Van’da bugün Elazığ’da. Ülkenin her yerinde insanlar deprem olduğu için değil kötü yapılaşmadan dolayı can veriyor ve evsiz kalıyor. Bir avuç zengine kar sağlayacak kanal yerine depreme bütçe ayırılmalıdır” denildi. Açıklama şu ifadelerle sürdürüldü:

‘Değişiklik bir idam fermanı’

Çevre Düzeni Planı Değişikliği orman ve tarım alanlarının, havzaların, sulak alanların ve sit alanlarının yok olmasına neden olacak, bitki ve hayvanların yaşam alanlarını yok edecek, İstanbul’u adeta beton adasına dönüştürecek bir idam fermanıdır.

Ya Kanal ya İstanbul Koordinasyonu olarak bütün yurttaşlarımızı Anayasal haklarını kullanarak Çevre Düzeni Planı’na dilekçe ile itiraz etmeye ve itirazın son günü 28 Ocak Salı günü bir araya gelerek Kanal İstanbul’u birlikte durduralım demeye çağırıyoruz.

Çevre Planı’na yapılan değişikliğe itiraz dilekçesi her şehirlerdeki Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü‘ne veya Ankara’da bulunan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na elden teslim edilebiliyor. İtiraz dilekçesi örneğini buradan indirebilirsiniz.

 

‘Irkçılık tazminatını’, banka da ödemedi: Nereden buldun?

ABD’de siyah bir adam, kazandığı ırkçılık davasından aldığı çeki bozdurmak için gittiği bankada yine ırkçılığa maruz kaldı. ABD’nin Detroit kentinde yaşayan Sauntore Thomas, çalıştığı leasing şirketine ırkçılığa maruz kaldığı suçlamasıyla dava açtı.  Mahkeme dışı anlaşmayla sonuçlanan davanın sonucunda, yaklaşık 100 bin dolar tazminat kazandı. Thomas, çekleri bozdurmak için yaklaşık iki yıldır hesap sahibi olduğu TCF Bankası’na gitti.

Ancak Thomas’ın bu paraya gerçekten sahip olduğuna inanmayan, çeklerin bilgisayar sisteminde eşleşmediğini savunan ve “Bu parayı nereden buldunuz?” diye soran banka çalışanı, çekleri bozmayı reddedip dolandırıcılık suçlamasıyla polisi çağırdı. Suçlamayı ciddiye alan Detroit emniyeti, bankaya dört memur gönderdi.

‘Sesimi yükseltseydim, yere yatıracaklardı’

Kentin yerel gazetelerinden Detroit Free Press’e konuşan Thomas ise çeklerin gerçek olmasına rağmen böyle bir muameleye maruz bırakılmayı hak etmediğini vurgulayarak “Beyaz olsaydım bunların hiçbiri yaşanmazdı” dedi. Thomas, “Son derece sindirilmiş hissettim. Sesimi yükseltseydim beni yere yatıracaklarını biliyordum” diye konuştu.

Bankaya da dava açıyor

Amerikan Hava Kuvvetleri’nden emekli olduğunu da belirten Thomas, şimdi bankaya dava açıyor. Thomas, bankadan özür ve tazminat talep edecek. Avukatı Deborah Gordon ise kendisinin telefondan çeklerin bir dava sonucu alındığına dair kanıt sunmasına rağmen bankacıları ikna edemediğini anlattı. Thomas’ın ırkçılık nedeniyle geri çevrildiğini söyleyen Gordon, “Şu açık ki, içeri girdiği saniyede ırkı nedeniyle hakkında varsayımlarda bulunuldu. Bu adamın bir ırkçılık davasını kazanıp, bu davadan kazandığı çeki ırkçılık nedeniyle bozduramaması inanılmaz” dedi.

Banka özür diledi

TCF Bankası’nın sözcüsü Tom Wennerberg ise Thomas’tan özür diledi. “Yerel polis devreye sokulmamalıydı” denilen açıklamada, “Irkçılığı ve bu tür herhangi bir ayrımcılığı güçlü biçimde kınıyoruz” ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, büyük miktarlarda nakit için ek önlemler alındığı ve Thomas’ın sunduğu çekleri doğrulatamadıkları’ iddia edildi.