Ana Sayfa Blog Sayfa 2248

COP26 açılış toplantısı yapıldı

9-20 Kasım 2020 tarihlerinde İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ıncı Taraflar Konferansı (COP26) açılış toplantısı, önceki gün Londra’da Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ve doğa tarihçisi Sir David Attenborough katılımı ile gerçekleşti.

Boris Johnson toplantıda yaptığı konuşmada 20’inci yüzyılda küresel hidrokarbon bağımlılığını tamamen kontrolden çıktığı felaket bir dönem olduğu ve atmosfere çok fazla karbondioksit salımı gerçekleştiğini söyledi. Johnson ayrıca 2020 yılında tüm ülkelerin, aynen Birleşik Krallık gibi net sıfır emisyona ulaşmak için uzun vadeli hedefler getirmesi gerektiğini belirtti.

 

Açılış toplantısının hemen önceki saatlerde, zirvenin başkanlığından geçtiğimiz hafta alınan Claire O’Neill, Boris Johnson’ı hedef alan bir mektup yayımladı.

O’Neill dört sayfalık mektubunda Johnson’ın ve etrafındakilerin iklim değişikliğini anlamadığını ayrıca etkileşim ve liderlik eksikliği olduğunu, zirve için gerekli dikkati vermediğini ve kaynakları sağlamadığını kaydetti.

 

Trump Senato’da azil süreci suçlamalarından aklandı

Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin 24 Eylül 2019’da ABD Başkanı Donald Trump hakkında başlattığı azil sürecinde sona gelindi. Senato Genel Kurulu’nda yapılan oylama sonucunda Trump kendisine yöneltilen iki suçlamadan da aklandı.

İki suçlamadan da aklandı

Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’nda 18 Aralık’ta yapılan oylamada Trump’a yönelik “görevini kötüye kullanmak” ve “Kongre’nin işleyişini engellemek” suçlamaları kabul edilmişti. Senatoda yapılan oylamada “görevini kötüye kullanmak” suçlaması için yapılan ilk oylamada 48 senatör Trump’ın aleyhinde 52 senatör ise lehinde oy verdi.

“Kongre’nin işleyişini engellemek” başlıklı azil maddesi için yapılan ikinci oylamada ise 47 senatör Trump’ın aleyhinde, 53 senatör ise lehinde oy kullandı. Böylece Trump hakkındaki iki suçlamadan da aklanarak ABD tarihinde Andrew Johnson ve Bill Clinton’dan sonra Senato’da aklanan üçüncü başkan oldu.

Suçlama sebebi

Trump, Ukrayna’da siyasi rakibi Joe Biden‘ın oğlu Hunter Biden‘a yönelik soruşturma açılması için ABD’nin Ukrayna’ya vereceği askeri yardımı koz olarak kullanmakla suçlanıyordu. Demokrat Partililer Trump’ın Ukrayna’ya yönelik askeri yardımı dondurmasının görevi kötüye kullanmak anlamına geldiğini öne sürmüştü. Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, 24 Eylül’de azil sürecinin resmi olarak başladığını duyurmuştu. Süreç boyunca tanıklar ve Trump’a ait telefon görüşmeleri dinlenmişti.

Pistten çıkan uçakta yaralılara ambulans yerine otobüs

Pegasus’a ait yolcu uçağı İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda pistten çıktı. Kaza sonrası üç parçaya bölünen uçakta üç kişi hayatını kaybetti, 179 kişi de yaralandı. Yaralananların hastaneye ambulans yerine otobüs ile sevk edilmesine dair görüntüler sosyal medyada büyük tepki topladı.

Videoda yer alan görüntülerde yaralılardan biri, kaza ardından bir saat geçmesine rağmen kendilerinin hala Sabiha Gökçen’de bekletildiğini, hastaneye götürülmediklerini söyledi. Yaralıların otobüs ile götürüldüğünü söyleyen yolcu, durumu rezillik olarak nitelendirdi.

Turhan: 32 ambulans gönderildi

Olay sonrası ilk açıklamayı yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan ise “Aldığımız bilgilere göre sert iniş sonucu pist başından çıkarak araziye sürüklendi. Uçakta kırım oluştu. Yolcuların önemli bir kısmı kendi imkanlarıyla uçağı terk etti. İçeride olanlar da ekiplerimiz tarafından tahliye dilmeye çalışılıyor” demişti. Turhan, 32’ye yakın ambulansın olay yerine gittiğini ve bunlarla yaralıların hastanelere sevk edildiğini söylemişti.

‘30-40 metreden düştü’

Toplamda 177 yolcu, iki pilot, dört mürettebat bulunan uçak, 17.05’te İzmir Adnan Menderes Havalimanı‘ndan kalkmış saat 18.18’de Sabiha Gökçen Havalimanı’na iniş yapmıştı. İstanbul Valisi Ali Yerlikaya uçağın pistten çıkmasını ilişkin şu bilgileri paylaştı:

Yolcu uçağı maalesef kötü hava koşulları sebebiyle piste tutunamıyor. Pistten çıktıktan sonra 50-60 metre sürükleniyor. TEM’den E5’e bağlantı yolunun olduğu mevkide 30-40 metre yüksekten buraya düşüyor.

Soruşturma başlatıldı

Kaza sonrasında havalimanındaki tüm uçuşlar geçici olarak kapatıldı. Sabiha Gökçen Havalimanı’na inmesi gereken uçakların İstanbul Havalimanı’na yönlendirildi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, uçağın pistten çıkmasına ilişkin soruşturma başlattı.

 

Bristol, yaban hayatı kaybına karşı ekolojik acil durum ilan etti

* The Guardian’da Steven Morris’in haberi, Yeşil Gazete tarafından çevrilmiştir.

Birçok kuşun, böceğin ve bazı memelilerin sayılarının düşüşü üzerine, İngiltere’nin Bristol kentinde ekolojik acil durum ilan edildi.  The Guardian’dan Steven Morris’in haberine göre, Belediye başkanı, Marvin Rees ve yerel örgütlerden temsilciler, dün kentin bir tepesinde bir araya gelerek bildiri yayımladı.

Kentin Belediye Meclisi, ebabil ve sığırcık gibi bazı kuş türlerinin Bristol’den neredeyse tamamen kaybolduğunu açıkladı. İngiltere’deki birçok şehir ve kasabada olduğu gibi, kirpi ve yarasalar da dahil olmak üzere memelilerin yanı sıra arı ve diğer böceklerin kaybının da endişe verici boyutlara ulaştığı biliniyor.

Bristol, iki yıl önce Birleşik Krallık’ta ilk iklim acil durumu ilan kent olmuştu. Bu kez, önümüzdeki birkaç ay boyunca, ekolojik acil durumla başa çıkmak için bir plan geliştirilecek ve ilgili örgütler harekete geçmeye teşvik edilecek.

Belediye Başkanı Rees, kentin tepesindeki konuşmasında şunları söyledi:

“Yaban hayatımızı iyileştirmeye başlamak için çok geç değil. Bu son şansı kavramak ve şehrimizdeki doğa ve vahşi yaşam için doğru olanı yapmak üzere birlikte çalışmalıyız. Bildirimiz, tüm şehrin bir araya gelmesi ve olumlu adımlar atması için bir odak noktası sağlayacaktır.

Bildiriye olan bağlılığımız parkların ve yeşil alanların ötesine uzanacak. Binalarımızın, sokaklarımızın ve açık alanlarımızın vahşi yaşamı desteklemesine ve daha doğa-dostu şehirler yaratmaya, bunun için de yeni atılımlara ihtiyacımız var.”

Kentin öncelikleri arasında, yaban hayatın yaşam alanlarının yok edilmesini önlemenin yollarının araştırılması bulunuyor. Ayrıca şehrin her bölgesinde yaban hayatı bakımından zengin alanların yaratılması ve bakımının yapılması sağlanacak.

Bildiride temsil edilen organizasyonlar arasında bir hastane vakfı, bir ulusal sağlık servisi görevlendirme grubu, bir üniversite, Bristol Hayvanat Bahçesi, The Curious Bilim ve Sanat Merkezi ile restore edildikten sonra Briston limanına çekilen SS Büyük Britanya gemisi yer alıyor.

Avon Wildlife Trust‘ın Genel Müdürü Ian Barrett, iklim krizi ve ekolojik acil durumların her yerde hissedildiğini belirtti:

“Ulusal hükümetlerin veya uluslararası örgütlerin öncülük etmesini bekleyemeyiz, kolektif eylem yoluyla Bristol’ü vahşi yaşamın ve doğal dünyanın gelişebileceği bir şehir haline getirebileceğimizi göstermeliyiz. Bu, bir zamanlar şehirdeki bahçelerde, parklarda, su kenarlarında ve yeşil alanlarda yaygın olan ve bıldırcınlar, sığırcıklar, kirpi ve kelebekler gibi çok sevilen türlerin kaybını sonsuza kadar durdurmakla ilgili”

Bristol’deki Yeşil Meclis üyesi Carla Denyer ise şöyle konuştu:

“Tıpkı uzun süreli çalışmaları devreye almak için yeni kurullar ve komiteler kurmaya gerek kalmadan iklim acil durumuyla başa çıkmak için yapabileceğimiz şeyler gibi, ekolojik acil durumla başa çıkmak için yapabileceğimiz şeyler var. Bunlardan biri, ekosistemi dengede tutan bitkiler ve hayvanlar için doğal yaşam alanlarını yeniden canlandırmak. Bu, Bristol’de, park alanlarımızın daha az bakımlı olması anlamına gelebilir, ancak aynı zamanda yol kenarları ve belki de otobüs durağı çatılarına yeni bir amaç kazandırmayı da sağlar.”

Bazı yeşil aktivistler ise Meclisi Bristol havaalanının genişletilmesi planlarına karşı çıkmadıkları için eleştirdi. Komşu Kuzey Somerset Meclisi benzer planları Pazartesi günü görüşecek.

Diyanet çalışanları Kanal İstanbul çevresinde arsa satmak için kooperatif kurmuş

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan‘ın bu yıl içerisinde ilk kazmanın vurulacağını açıkladığı projenin çevresinde konut yapmak için Diyanet İşleri Başkanlığı‘na bağlı çalışanların, 2016 yılında ‘Sınırlı Sorumlu Kanal İstanbul Konut Yapı Kooperatifi’ adında kooperatif kurduğu ortaya çıktı. İstanbul Ticaret Odası‘na kayıtlı olan kooperatif daha sonra isim değişikliğine gitti.

Cumhuriyet’in haberine göre, şirket 2017’de ‘Sınırlı Sorumlu Kanal İstanbul 2023 Konut Yapı Kooperatifi’ adını aldı. İstanbul’un Bağcılar ilçesinde bulunan kooperatifin yönetiminde Osman Önal, Ali Kiriş ve Veysel Çavuş bulunuyor. Bu isimlerden Diyanet İşleri Başkanlığı görevlilerinden, imam Osman Önal adı değiştirilen kooperatif yönetiminden ayrıldı. Türk Diyanet Sen  İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Ekrem Taşçı ise kooperatifin yönetiminde bulunan isimlerden biri olarak görevine devam ediyor.

Kooperatifin tanıtım bilgisinde şu ifadeler yer alıyor:

“Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çeşitli kademelerinde görev yapan din görevlilerince kurulmuş olan Kanal İstanbul Yapı Kooperatifi birikimleri değerlendirmek isteyenler için güvenilir bir yatırım kapısı olmuş ve olmaya da devam etmektedir.”

Avrupa’da rüzgar ve güneşten elektrik üretimi kömürü geçti

İklim düşünce kuruluşu Sandbag, Alman Agora Energiewende ile birlikte altıncı yıllık raporu olan “2019’da Avrupa Enerji Sektörü” nü yayımladı.

Rapor, Avrupa’nın elektrik üretiminin dönüşümüne ilişkin her yıl AB ülkelerinden veri topluyor.

Raporun verileri şöyle:

1) Rüzgar ve güneş ilk kez kömürden daha fazla elektrik sağladı

2019 yılında rüzgar ve güneş, AB elektriğinin% 18’ini (569TWh) sağlarken, kömür sadece% 15’te (469TWh) kaldı. Sadece beş yıl önce, birlik kömürden rüzgar ve güneş enerjisinden iki kat daha fazla elektik üretiyordu.

2) Kömürden elektrik üretimi çöküyor

Sadece bir yılda, Avrupa Birliği’nde kömür üretimi% 24 düştü ve şu anda  2007’deki seviyenin yarısından daha az. Bu, yalnızca 2019 yılında, Avrupa enerji sektörünün CO2 emisyonlarında % 12 düşüşe yol açtı. Bu da 1990’dan bu yana en büyük düşüş anlamına geliyor

Doğu Avrupa nisbeten geride kalırken, Batı Avrupa’daki birçok ülkede, kömür enerjisi alanında geçen yıla göre önemli ölçüde düşüşler görüldü. Kömürden elektrik üretiminin yarısı rüzgar ve güneş ile, yarısı da gaz ile değiştirildi. Yeni kapasite kurulumları nedeniyle rüzgar ve güneş enerjisi üretimi arttı ve daha yüksek CO2 fiyatları ve düşük gaz fiyatları kömür santralleri ile ilgili olarak gaz santrallerinin rekabet gücünü artırdığı için gaz üretimi arttı.

3) Rüzgar ve güneş enerjisinde en fazla artış gösteren ülkeler, kömürde en büyük düşüşü gördü

2010-2019 yıllarında kömürün elektrik karışımındaki payı 10 puan düşerken, rüzgar ve güneş enerjisinin toplamı 13 puan arttı.

2019’da gaz üretimindeki artışa rağmen, gazın payı 2019’da 2010’dan hala yüzde 1 puan daha düşük ve 2014’ten bu yana Avrupa’da sadece 7GW yeni gaz santrali çevrimiçi hale geldi.

4) Avrupa’nın kömürden arınma hızı artmış görünüyor

2019 yılında rüzgar kapasitesinin, rekor düzeyde ikinci en yüksek miktar olan 14GW civarında olduğu ve güneş enerjisinde ise geçen yılın iki katı olan 17GW civarında artış olduğu tahmin ediliyor

Bu arada ekonomi de, fosil yakıt yerine yenilenebilir enerji lehine değişmeye devam etti: 2019, açık deniz rüzgar santralleri (İngiltere) ve güneş enerjisinde (Portekiz) toptan satış fiyatlarının altında rekor seviyede düşük toptan fiyatları gördü. Geleceğe bakıldığında, Avrupa’daki rüzgar ve güneş firmalarının kuracağı yeni tesislerin artacağı tahmin ediliyor.

 5) 2019’da, iki Avrupa ülkesi kömürü aşamalı olarak kaldırmayı taahhüt etti

Yunanistan ve Macaristan sırasıyla 2028 ve 2030’a kadar kömürden elektrik üretmeyi durdurmayı taahhüt etti. Toplamda 28 ülkeden 20’si 2030’a kadar kömürden arınacak. 2019’da ayrıca, kömür için bir bitiş tarihi belirlemekle görevlendirilen Çek Cumhuriyeti Kömür Komisyonu da oluşturuldu.

Rapora göre, kömür üretimindeki azalmanın temelinde CO2 emisyonu fiyatının ton başına yaklaşık 25 Avroya çıkması yatıyor. Bu fiyat artışı, kömürden elde edilen ve emisyon yoğunluğu yüksek olan elektriği; doğal gaz, nükleer enerji ve yenilenebilir enerjiden elde edilen elektrikten daha pahalı hale getiriyor. Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı Avrupa’nın yeni Yeşil Anlaşması’nın önümüzdeki yıllarda Türkiye’ye yansıyacak düzenlemeleri de CO2 fiyatlandırılması konusunun ülkemizde de gündeme gelmesine sebep olabilir.

Gelişmeler olumlu, ama yeterli değil

Sandbag elektrik analisti Dave Jones, Avrupa’da enerji sektörünün hızla kömürden rüzgar ve güneşe döndüğünü, ancak tüm küresel fosil yakıt emisyonlarının yüzde 30’unun halen kömürden kaynaklandığını belirterek, tüm ülkelerin kömürden uzaklaşması gerektiğini söyledi:

CO2 emisyon fiyatı kilit önemde

Agora Energiewende’nin Avrupa Enerji Politikaları Direktörü Matthias Buck ise şunları söyledi:  “Geçtiğimiz yıl AB’nin sera gazı emisyonlarındaki düşüşün temel nedeni, CO2 emisyon fiyatı oldu. Emisyon fiyatlandırması, iklim değişikliğine sebep olan enerji kaynaklarını piyasadan çıkarıyor. İklim değişikliğiyle mücadelenin sürekliliğini sağlamak için CO2 emisyonlarının fiyatı mevcut seviyede kalmalıdır. AB Emisyon Ticareti Sistemi enerji, sanayi ve Avrupa’daki havacılık sektörleri için yıllık sera gazı emisyonları için izinleri belirliyor. Ancak, CO2 salımı yapan şirketlerin mevcut kullanımından 300 milyon adet daha fazla izin düzenlenmiş durumda.”

Buck, AB Emisyon Ticaret Sistemi’nin etkinliğini artırmak ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımı teşvik etmek için, düzenlenen izinlerin sayısının hızlı azaltılması gerekliliğine dikkat çekerek, “Avrupa’nın 2030 iklim hedeflerinin güçlendirilmesine yönelik tartışmaların merkezinde CO2 fiyatlandırması konusunun yer alması gerekiyor” dedi.

Raporun tamamı için tıklayın

Japonya’da karantinaya alınan geminin en az 10 yolcusunda koronavirüs çıktı

Japonya‘nın Yokohama Limanı‘nda demirli İngiltere bandıralı cruise gemisi Diamond Princess‘te 10 yolcunun koronavirüs taşıdığı tespit edildi. Gemi, yaklaşık 3,700 yolcu ve mürettebatıyla limanda karantinaya alındı.

Böylece Japonya, 33 kişiyle koronavirüs salgınının başladığı Çin dışında en çok vakanın görüldüğü ülke haline geldi. Reuters‘a göre, geçen ay Diamond Princess gemisiyle yolculuk yapan ve 25 Ocak’ta Hong Kong’da gemiden inen 80 yaşındaki bir erkek yolcunun koronavirüs taşıdığının tespit edilmesi üzerine gemiyi dezenfekte etmek için kapsamlı bir çalışma yürütüldü.

BBC Türkçe’den Ilgın Yorulmaz, Japonya Sağlık Bakanı Katsunobu Kato’nun şu ana dek gemide bu yolcuyla temas eden veya kendini iyi hissetmeyen 273 yolcu ve mürettabata test uygulandığını ve sonucu alınan 31 kişi içinden 10’unun koronavirüs taşıdığını söylediğini aktardı. Bu 10 kişinin arasında üç Japon, üç Hong Konglu, iki Avustralyalı, bir ABD’li yolcu ve bir de Filipinli mürettebat bulunuyor.

‘Durum kontrol altında’

Diaond Princess’in sahibi İngiliz Carnival şirketi, yazılı bir açıklama yaparak durumun kontrol altında olduğu güvencesini verdi. Gemide bulunan 2,666 yolcunun yaklaşık yarısı Japon.

Karantinaya alınan geminin içinde, henüz tahlili yapılmamış bir yolcu olan İngiltere vatandaşı David Abel, Facebook hesabında paylaştığı mesajda “Kabinlerimizde kalmamız söylendi. Gemi hayalet şehir gibi. Genellikle kalabalık olan kısımlarında müzisyenler hala çalıyorlar ama ortalıkta gezinen 20 kişi ya var ya yok” diye konuştu.

Salgın nedeniyle gemiyi işleten İngiliz-Amerikan ortak seyahat şirketi Carnival, geminin Yokohama Limanı’nda 14 gün karantinada kalacağını ve limandan demir alması planlanan diğer iki geminin seyahatinin ise şu an için iptal edildiğini söyledi.

Çin’in Wuhan kentinden 500’den fazla vatandaşını tahliye eden Japonya, bu kişilerin arasında virüs taşıyan olup olmadığını tespit etmeye çalışıyor. Şu ana dek bu kişilerden 10’unda virüs saptandı ve bu kişiler Tokyo‘daki bir hastanenin özel basınç odalarında tedaviye alındı.

 

SONAR: Vatandaşın yüzde 53.7’si Kanal İstanbul’a karşı

Araştırma Şirketi SONAR, 27 Ocak ile 3 Şubat 2020 tarihleri arasında İstanbul’un en kalabalık 30 ilçesinde 2 bin 69 kişiyle yüz yüze görüşerek  Kanal İstanbul projesiyle ilgili bir anket yaptı. Araştırmada sorulan “Kanal İstanbul projesi hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz” sorusuna katılımcıların verdiği yanıtlar şöyle:

-Yüzde 39 “hiçbir bilgim yok”

-Yüzde 31.9 “biraz bilgim var”

-Yüzde 24.1 “yeterince bilgim var.”

-Yüzde 5 “Projeyi “çok iyi biliyorum”

‘Yapılmalıdır diyenler yüzde 35.9

Şirketin Sizce Kanal İstanbul projesi yapılmalı mı yapılmamalı mıdır?” sorusuna verilen yanıtlar da şöyle:

-Yüzde 53.7 “Yapılmamalıdır”

-Yüzde 35.9 “Yapılmalıdır”

-Yüzde 10.4 “Fikrim yok/Cevap yok”

 

Çığ altında kalanları arayan ekibin üzerine çığ düştü: 33 kişi hayatını kaybetti

Van’ın Bahçesaray ilçesinde çığ altında kalan minibüsteki iki kişiyi arama çalışmaları yapan ekiplerin de üzerine çığ düştü. AFAD‘ın açıklamasına göre, 30’dan fazla kişi kurtarılırken; 33 cansız bedene ulaşıldı. 53 yaralı hastanelere kaldırıldı. Halen çığ altında kalanların bulunduğu düşüncesiyle kurtarma çalışmalarına devam ediliyor.

Takviye ekipler gönderildi 

Olaya müdahale için bölgedeki AFAD il müdürlüklerinden 67 arama kurtarma uzmanı 11 araçla alana sevk edildi. Ayrıca 75 kişilik Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ve 10 kişilik AFAD arama kurtarma ekibi ile 2 araç, Ankara’dan askeri uçakla bölgeye gönderiliyor.

Haberleşmenin aksamaması için alanda bir mobil baz istasyonu kuruldu. 3 mobil baz istasyonu daha bölgeye doğru yola çıkarıldı. Bir AFAD Mobil Koordinasyon Merkezi, Elazığ’dan bölgeye gönderildi. Türk Kızılay, 350 kişilik kumanyayı bölgeye sevk etti. AFAD İzmir, Bursa ve Samsun arama kurtarma birlikleri olası bir ihtiyaç için teyakkuz durumuna geçirildi.

Son yılların en yoğun kar yağışlarının görüldüğü Van’da Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez, çığ altında kalan ekiplerdeki 30’dan fazla kişinin kurtarıldığını ve hastaneye kaldırıldığını duyurdu. Vali Bilmez’in açıklamasında “Çığ altındakileri arayan AFAD, UMKE ve diğer ekiplerin üzerine de çığ düştü. Kurtarma çalışması başlatıldı. Bazı görevliler kendi çabalarıyla çığ altından çıktı. Çığ altında kalan ekiplerdeki 25 kişi kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Kurtarma çalışmaları devam ediyor” denildi.

Bölgeye giden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise sabah saatlerinde“Şu ana kadar, üçü güvenlik korucusu, üçü uzman çavuş, biri astsubay, bir de vatandaşımız; sekiz vatandaşımız çığın altında kalarak şehit oldular. Çığ altında 10-15 kişi daha olduğunu düşünüyoruz” demişti.

AFAD il müdürü, Erdoğan’ın başdanışmanı ve HDP’li eski Başkan kurtarıldı 

Çığ altında kalanlar arasında bulunan AFAD Van İl Müdürü Osman Uçar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başdanışmanı ve eski Van milletvekili Gülşen Orhan ile HDP’li eski Belediye Eş Başkanı Galip Yakut’un kurtarılarak hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Çığ altında kalanlar arasında, arama kurtarma ekiplerinin yanı sıra, yardım etmek için bölgede bulunan köylülerin de bulunduğu belirtiliyor. Yoğun tipi ve fırtınanın devam ettiği Van ve çevresinde, kurtarma çalışmaları da güçlükle sürdürülüyor.Bölgede yapılan kurtarma çalışmalarının da çığ düşmesini neden olmuş olabileceği belirtiliyor.

Çığ düşen minibüste beş kişi ölmüştü  

Van-Bahçesaray karayolunun 33. kilometresinde dün bir minibüsün üzerine dün çığ düşmüştü. Başlatılan çalışmalarda yedi kişi sağ kurtarılırken beş cansız bedene ulaşılmıştı.

Meteoroloji’den yapılan açıklamada Doğu Anadolu’nun doğusu ile Doğu Karadeniz’in yüksek kesimlerinin dik eğime sahip ve yüksek kar örtüsü olan yerlerde çığ tehlikesi bulunduğu bildirilmişti.

Erdoğan: Idlib’de rejim çekilmezse Türkiye gereğini yapacak

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP TBMM Grup toplantısında konuştu  “Türk askerinin kanının aktığı bir yerde hiçbir şeyin aynı şekilde devam etmesine izin veremeyiz” diyen Erdoğan, Idlib’de Suriye ordusunun gözlem noktası sınırlarına çekilmesini istedi, bunu Rusya lideri Putin’le dün yaptığı görüşmede bir kez daha aktardığını söyledi.

Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

İç çatışmadan uzak durmak için sabrettik: Suriye’de 2011 yılında başlayan iç çatışmalardan uzak durmak için yıllarca sabrettik. Rejimin saldırılarından kaçan Suriyeli kardeşlerimize kapılarımızı açmakta tereddüt etmedik. 2015 yılından itibaren Suriye’deki kriz tamamen kontrolden çıktı.

Uçak krizi meseleyi karmaşık hale getirdi: Rusya ile yaşadığımız ve bir provokasyon olarak kabul ettiğimiz, FETÖ’nün bizzat içinde olduğu uçak krizi, bizim açımızdan Suriye meselesini daha da karmaşık hale getirdi. Adana Mutabakatı Türkiye’nin gerektiğinde Suriye topraklarında operasyon yürütme hakkı tanıyor.Biz bu anlaşma gereği oradayız. Tüm bu süreçleri Amerika ile Rusya ile birlikte en üst düzeyde tesis ettiğimiz temaslarla yürüttük. Aslında dert petrol kuyularıydı. Kimin iştahını kabarttığı da ortadaydı. 2019 Ekim ayında Amerika ile mutabakatı sağlayarak Barış Pınarı Harekatı’nı başlattık.

‘Putin’le söyledim’

Suriye çekilmezse, Türkiye bizzat bu işi yapacak: Suriye’de anlaşmalara uyulmuyor. Önceki gün askerlerimize yapılan saldırı Türkiye açısından Suriye’de yeni bir dönemin miladıdır. Türk askerinin kanının aktığı bir yerde hiçbir şeyin aynı şekilde devam etmesine izin veremeyiz. Her kim, ‘Türkiye’nin Suriye’de ne iş var’ diye soruyorsa bilin ki ya gafildir ya da taammüden bu milletin ve ülkenin hasmıdır. Putin ile görüşmemde İdlib’de rejimin bir an önce Soçi mutabakatı sınırlarına çekilmesini ifade ettim. 12 gözlem noktamızın ikisi rejim hattının gerisinde kalmıştır. Rejim şubat ayı içinde gözlem noktalarımızın gerisine çekilmezse Türkiye bu işi bizzat yapmak mecburiyetinde kalacaktır.

İkaz yapılmadan misliyle yanıt: Askerlerimize ve birlikte çalıştığımız dost unsurlara yapılan her saldırı kaynağın aidiyetine bakılmaksızın ve herhangi bir ikaz yapılmaksızın misliyle cevaplandırılacaktır. Fırat Kalkanı harekatı bölgesinde bir ur gibi duran Tel Rıfat teröristlerden temizlenerek Suriye halkı yönetimine bırakılmalıdır. Rejim, nasıl muhalif grupların en küçük bir ihlaline, sivilleri de hedef alan ağır saldırılarla karşılık veriyorsa bundan sonra rejimin ihlalleri de askeri unsurlarına yönelik olarak mukabil şekilde cevaplandırılacaktır. TSK’nın hava ve kara unsurları ihtiyaç duyduğumuzda tüm hareket bölgelerimizde ve İdlib’de serbestçe hareket edecekler, gerektiğinde operasyon yürüteceklerdir.

Karşı karşıya gelmek istemiyoruz: Bizim hiçbir müttefikimizle, hiçbir dostumuzla, hiçbir ülkeyle karşı karşıya gelmek gibi bir niyetimiz, amacımız, derdimiz söz konusu değil. Rusya ile olan dostluğumuzun ve işbirliğimizin sürmesine özel önem veriyoruz. Rusya’dan tek beklentimiz Suriye’deki hassasiyetlerimizi daha iyi anlamasıdır. Suriye ve Libya’daki beklentilerimizi Putin’e ifade ettim.