Ana Sayfa Blog Sayfa 2181

Ender Alkoçlar Konyaaltı sahilinin ihalesi için açtığı davayı kaybetti

Konyaaltı sahilinin Alkoçlar Seyehat, Turizm ve Otelcilik AŞ. İle Şenantalya Turizm Seyehat Acentası ortaklığında işletmeye açılmasına olanak sağlayan ihalenin iptaline açılan dava olumsuz sonuçlandı. Böylece ihalenin iptal kararı kesinleşmiş oldu.

Sahilin, bahsi geçen şirketlere toplamda 28 yıl boyunca kiralandığı ihale ve sözleşme Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek tarafından iptal edilmişti. Bunun üzerine Alkoçlar Seyahat, Turizm ve Otelcilik’in sahibi ayı zamanda Hülya Koçyiğit’in damadı Ender Alkoçlar iptal kararına yönelik dava açmıştı.

Muhittin Böcek: Mahkeme ranta ‘dur’ dedi

Sosyal medya hesabından konuyla ilgili açıklama yapan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, ”Sevgili hemşehrilerim, 26 yıllık siyasi hayatım boyunca sizleri hiç yanıltmadım. Sizlerin hakkını kimseye yedirmedim. Ranta kurban edilen Konyaaltı Sahil davası sonuçlanmıştır. Alkoçlar bize açtığı davayı kaybetmiştir. Mahkeme de ranta dur demiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” dedi.

15 milyon lira zarar

Konyaaltı Sahili’nin proje inşası ve kiralanmasıyla ilgili yapılan denetimlerde yap-işlet-devret modeliyle yapılmasına yönelik meclis kararına karşın sahilin yapımı için harcadığı 254 milyon TL’nin yanı sıra bugüne kadar 15 milyon 16 bin 116 TL tutarında zarar edildiği belirlendi. Söz konusu firmanın hiç yatırım bedeli ödemeden yalnızca alt kiracalardan kira topladığı, belediyenin giderleriyle birlikte geri zararın daha da artacağı değerlendirildi. Bu kapsamda söz konusu kira sözleşmesi ve ihale iptal edilmişti.

Yeşil Gazete dijital medya ve iletişim koordinatörü arıyor!

Günlük yayın yapan ekolojik, politik, katılımcı ve şenlikli bir internet gazetesi olan Yeşil Gazete “dijital medya ve iletişim koordinatörü” arıyor!

İşe başlangıç tarihi: 10 Nisan 2020 Cuma
Başvuruların 5 Nisan 2020 Pazar günü saat 24:00’a kadar [email protected]  adresine “Dijital medya ve iletişim koordinatörü başvurusu” başlıklı bir mail olarak iletilmesi gerekmektedir.  Adaylardan detaylı bir özgeçmiş ve niyet mektubu beklenmektedir.

Aranan Özellikler:

  • Tercihen üniversitelerin iletişim fakültelerinden mezun ya da Türkiye’de sivil toplum örgütleri tarafından verilmiş gazetecilik eğitimlerine katılmış olmak,
  • Sosyal medya alanında en az 3 yıllık deneyim sahibi olmak,
  • Sosyal medya platformlarında kitle hedefleme ve içerik öne çıkarma konusuna hakim olmak,
  • Headliner, Audiogram, Canva gibi programların kullanımına hakim olmak,
  • WordPress’e hakim olmak,
  • Google Analytics, Google Adwords ve Google Adsense gibi servislerin kullanımına hakim olmak,
  • Tercihen ses ve video kayıt/düzenleme alanında bilgisi olmak,
  • Ekip çalışması ve ortak iş yürütme becerisine sahip olmak,
  • Yeşil politika, iklim krizi, ekoloji, doğa koruma konularına ve toplumsal meselelere ilgi duymak,
  • İyi derecede İngilizce bilmek,
  • Kendini geliştirmeye ve eğitim programlarına katılmaya açık olmak.

 Görev ve Sorumluluklar:

  • Çok yönlü sosyal medya (Facebook, Twitter, Instagram, Linkedln, vb.) hesap yönetimi.
  • Gazete yayın kurulu ve proje ekibi ile düzenli iletişimin sağlanması ve tüm sosyal medya araçlarının raporlamalarının yapılması.

Çalışma Koşulları:

  • Haftada 6 gün (40 saat/hafta) olmak üzere tam zamanlı bir pozisyondur.
  • Program dahilinde esnek ya da uzaktan çalışma imkanı bulunmaktadır.

 Yeşil Gazete, cinsiyet, ırk, dini inançlar, uyruk, etnik köken, cinsel yönelim, yaş, medeni durum ve engellilik gözetmeksizin çeşitliliğe değer verir ve tüm başvuruları fırsat eşitliği ve ayrımcılığa karşı olma ilkelerine göre değerlendirir.

 

ÇHD: Salgın koşullarında kayıtlı veya kayıtsız her mültecinin sağlık hakkı var

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Türkiye’deki mültecilerin koronavirüs salgını süresinde tedavi olma haklarını açıklayan bir rehber yayınladı. Rehberde, kayıtlı olsun olmasın Türkiye’deki bütün mültecilerin tedavi olma hakları olduğu belirtildi.

Mültecilerin ağzından Türkçe, Arapça, Fransızca ve İngilizce dillerinde yazılan rehberde “Acil sağlık hizmetleri, vatandaşlar gibi benim için de ücretsizdir. Haklarıma riayet etmeyenlerin cezai ve hukuki sorumluluğu vardır” ifadeleri kullanıldı.

Yasalarca güvence altına alınıyor

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa ve diğer kanunlar uyarınca, sağlık çalışanlarının etik gereği tedaviyi sürdürmeleri gerektiği hatırlatılan rehberde mültecilerin sağlık hakkı şu maddeler üzerinden ele alındı:

Mültecilik, şartlı mültecilik veya ikincil korumaya başvuru yaptıysam

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.89/3/c; 5510sk.m.3/1/27 ve 60/1/c/2 maddelerine göre Genel Sağlık Sigortası kapsamındayım. Kanunun korumasında vatandaşların yararlandığı gibi yararlanabilmeliyim. Başvurumun kabulü şart değil, başvuru yapmış olmam yeterli.

Başvurum ya da belgem yoksa

İnsanım ve Türkiye’deyim. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre Devlet, benim yaşam ve sağlığımı korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük Anayasa’nın 90/5 maddesi gereğince iç hukuktaki kanun ve yönetmeliklerden önce gelir. Kısacası “hukuk” vatandaşlar gibi benim de muayene ve tedavi edilmemi emrediyor. Devlet’in yükümlülüklerini icra edecek olan görevliler siz sağlık sunucularısınız.

Turist değilim

25541 sayılı Yönerge 13/e maddesi, bu Yönerge’nin mültecileri, sığınmacıları ve bu statülere başvuru yapanları, vatansızları, insan ticareti mağdurlarını kapsamadığını hüküm altına almıştır. Turistlerden istenebilecek ücretler benden talep edilemez. Geçici Koruma kapsamında Türkiye’de isem, yani ülkemden ayrılmaya zorlanmış, şiddet ortamından kitlesel olarak kaçarak, ya da o dönemde bireysel olarak gelmişsem Geçici Koruma Yönetmeliği m.27’ye göre, zorunlu ve temel sağlık hizmetleri ücretsizdir; ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinde ise genel sağlık sigortalılar için olan bedelden fazla bedel talep edilemez.

İhbar etme, tedavi et

Hekimin ve diğer sağlık görevlilerinin ihbar yükümlülüğü suç varsa ortaya çıkar (Türk Ceza Kanunu m. 279/1). Türkiye sınırlarına izinsiz girmek, Türkiye’de izinsiz kalmak, belgesiz olmak vb. fiiller suç değil, kabahattir. Ceza Kanununu ilgilendiren bir durum yoktur. Bu fiillerin neticesi en fazla idari para cezası, sınır dışı edilme vb. işlemlerdir. Kaldı ki uluslararası koruma gerektiren bir hal içinde olduğum anlaşılırsa bunlar da uygulanmaz.

İhbar edilmem halinde durum anlaşılana kadar tedavi olamayabilirim, tedavim yarıda kalabilir veya tam iyileşemeyebilirim. Ahlaki değer yargılarına, keyfine, kendi doğrularına göre değil hukuka göre hareket et, sağlık hakkımı öncelle, bile bile ihbar etme; sağlık hakkımı, yapmaya mecbur olmadığın bir işlemle engelleme.

 

Filipinler’de ‘karantinayı bozanı vurun’ talimatı

Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında ülkenin en büyük adası Luzon’da ilan edilen bir aylık sokağa çıkma yasağı süresince ‘sorun yaratanların’ asker ve polise verilen talimatla vurularak öldürülebileceğini söyledi.

Başkan Duterte’nin bu tehdidi gecekondu bölgesindeki vatandaşların daha önce kendilerine söz verildiği gibi gıda desteği ve yardım paketi alamamalarını protesto etmelerinin ardından geldi. Polis protestoculara müdahale etmiş ve 20 kişiyi gözaltına almıştı.

Duterte: Hükümete meydan okursanız kaybedersiniz

Gece geç saatlerde açıklama yapan Duterte “Bu herkes için bir uyarı olsun. Bu aralar hükümeti takip edin çünkü düzeni sağlamak son derece önemli. Sağlık çalışanlarına, doktorlara zarar vermeyin çünkü bu ciddi bir suç. Polise ve orduya talimatı şu; eğer birisi sorun yaratırsa ve hayatları tehlike altına atarsa onları vurup öldürün” dedi. Duterte konuşmasını “Hükümeti tehdit etmeyin. Hükümete meydan okumayın. Kaybedersiniz” sözleriyle sürdürdü.

Worldometers’ın paylaştığı verilere göre Filipinler’de şu ana kadar 2 bin 311 yeni tip koronavirüs vakası görüldü. Vakalardan 96’sı ise ölümle sonuçlandı. İyileşen hasta sayısının ise 50 olduğu belirtildi.

 

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden emekli Prof. Dr. Feriha Öz koronavirüs sebebiyle vefat etti

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’den emekli patoloji uzmanı Prof. Dr. Feriha Öz yeni tip koronavirüs (Covid-19) sebebiyle vefat etti. Tiroid alanındaki çalışmalarıyla bilinen Öz, hayatını kaybettiğinde 87 yaşındaydı.

Türkiye’de en son açıklanan rakamlara göre koronavirüs sebebiyle şu ana kadar 15 bin 679 vaka tespit edildi. Can kaybı ise 277’e yükseldi. Geçtiğimiz gün ise Covid-19 tanılı hastasını tedavi ederken hastalanan Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu’nun ölüm haberini almıştık. Türk Tabipleri Birliği’nin çağrısı üzerine bugün 12.00’da sağlık merkezlerinde bir dakikalık saygı duruşu düzenlenmişti.

Feriha Öz kimdir?

1933’te İstanbul’da doğdu. Çamlıca Kız Lisesi’ni 1951’de bitirdi. 1957’de İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. İhtisasını 1960-1962’de tamamladı ve 1968’de doçent, 1976’da profesör oldu. Bilimsel çalışmaları timus ve lenf düğümleri üzerine. Evli, bir kızı ve bir oğlu var.

Koronavirüs hayatı durdurdu, Artvin’deki maden ve HES çalışmalarını durduramadı

Bir yandan yeni tip koronavirüs kaynaklı vaka sayıları ve evden çıkmayın uyarıları yükselirken bir yandan da Artvin’de gerçekleştirilen maden ve Hidroelektrik Santral (HES) çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.

Cengiz Holding’e ait Eti Bakır’ın işlettiği Artvin Cerattepe ve Murgul’daki maden sahasında uyarılara rağmen çalışmaların sürdüğü öğrenildi. Gene Artvin’in Yusufeli ilçesinde ise yerli halkın itiraz ettiği HES çalışmalarına başlandığı görüntülendi.

‘Cerattepe’de piknik yasak, maden serbest’

Yeşil Artvin Derneği üyeleri, doğa harikası Cerattepe’de süren maden çalışmalarına tepki göstererek “Öncelik kâr değil, sağlıktır. Cerattepe’de piknik yapmak yasak. Doğayı ve işçiyi sömürmek serbest” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: Karadeniz İsyandadır

İşçilerin sağlıksız koşullarda çalışmayı sürdürdüğünün belirtildiği açıklamada şirketin hem işçilerin hem de Artvin halkının sağlığını hiçe saydığı söylendi. Çalışmaların su varlığını kirlettiğini öne süren dernek şunları söyledi:

İçinde bulunduğumuz şu günlerde sağlıklı, içilebilir ve temiz suya erişim her zamankinden daha önemlidir. Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun koronavirüs tedbirleri kapsamında üretim amaçlı çalışmayı durdurduğu gibi Cengiz Holding de Artvin’deki maden faaliyetini tamamen durdurmalı, hem işçilerin hem Artvin halkının hem de doğanın sağlığı korunmalıdır.

‘Halkın rızası olmadığı halde HES yapılıyor’

Artvin’in Yusufeli ilçesinde HES çalışmasına başlandığını belirten Kuzey Ormanları Savunması ise sahadaki iş makinelerinin çalışmaya başladığını gösteren bir video yayınladı. KOS tarafından yapılan açıklamada şunlar söylendi:

Artvin Yusufeli ilçesi Demirdöven Köyü’nde Covid-19 salgınını kullanan HES’ciler, köy halkının rızası olmadığı halde HES santrali kurmaya başladı.  Şirket, balık tutmanın yasak olduğu derede HES yapıyor. Su, orman yoksa yaşam da yok. Doğayı yağmaya kapatın!

 

 

BM İklim Değişikliği Konferansı- COP26 koronavirüs salgını nedeniyle ertelendi

Bu yılın kasım ayında Glasgow‘da yapılacak olan BM İklim Değişikliği Konferansı COP26 tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgını nedeniyle ertelendi. Birleşik Krallık’ın resmi sitesinde yayımlanan kararın, İtalyan ortağıyla birlikte iki ülke ve UNFCCC COP Bürosu (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) temsilcileri tarafından alındığı bildirildi.

Ertelemeyle birlikte 2021’e ötelenen konferansın tarihi,  taraflarla yapılacak görüşmelerden sonra belirlenecek.

İngiliz hükümeti, zorunlu yeniden planlamanın tüm tarafların bu hayati konferansta tartışılacak konulara odaklanmalarını sağlayacağını ve ve gerekli hazırlıkların gerçekleşmesi için daha fazla zaman tanıyacağını kaydetti. Açıklamada, iklim değişikliğiyle ilgili yapılacaklar konusunda azmi artırmak, ayanıklılık oluşturmak ve emisyonları azaltmak için ilgili herkesle çalışmaya devam edecekleri bildirildi.

Ertelemeyle ilgili görüşler şöyle:

COP26 İş, Enerji ve Sanayi Stratejisi Başkanı Alok Sharma: Dünya şu anda eşi görülmemiş bir küresel zorlukla karşı karşıya ve ülkeler çabalarını haklı olarak hayat kurtarmaya ve COVID-19 ile savaşmaya odaklamakta. Bu yüzden COP26’yı yeniden planlamaya karar verdik.

İklim kriziyle başa çıkmak için gereken tutkuyu devam ettirmek için ortaklarımızla yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz ve konferans için yeni bir tarih üzerinde anlaşmayı dört gözle bekliyorum.

BM İklim Değişikliği Genel Sekreteri Patricia Espinosa: COVID-19 bugün insanlığın karşı karşıya kaldığı en acil tehdittir, ancak iklim değişikliğinin uzun vadede insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük tehdit olduğunu unutamayız.

Yakında duran ekonomiler yeniden çalışmaya başlayacak. Bu, ulusların daha iyi toparlanma, bu planlara en savunmasız olanları dahil etme ve 21. yüzyıl ekonomisini temiz, yeşil, sağlıklı, adil, güvenli ve daha esnek şekillerde şekillendirme şansı. Bu arada, Paris Anlaşması uyarınca ulusları iklim tutkusunu önemli ölçüde artırmaya desteklemeye ve teşvik etmeye devam ediyoruz.

İtalya Çevre, Kara ve Deniz Koruma Bakanı Sergio Costa: COP26’yı ertelemeye karar vermiş olsak da, COP Öncesi ve ‘İklim için Gençlik’ etkinliği de dahil olmak üzere, iklim değişikliği sorununu karşılamaya kararlıyız.

İklim değişikliği ile mücadele etmek güçlü, küresel ve hırslı bir eylem gerektirir. Genç kuşakların katılımı zorunludur ve sosyal yardım etkinlikleri ile birlikte ‘İklim için Gençlik’ etkinliğine ev sahipliği yapmaya kararlıyız. Başarılı bir COP26 sunmak için İngiliz ortaklarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

COP25 Başkanı, Bakan Carolina Schmidt: Büronun COP26’nın ertelenmesine ilişkin kararı maalesef tüm delegeleri ve gözlemcileri korumak için gerekli bir önlemdir. Kararlılığımız, özellikle bu yıl yeni UUIM’lerin hazırlanması ve sunulması için iklim tutkusunun ivme kazanacağından emin olmaktır.

63 kişi daha hayatını kaybetti, 601 sağlık çalışanı enfekte

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, korona virüsü (Covid-19) salgınıyla ilgili Bilim Kurulu toplantısın ardından açıklama yaptı. Temastan kaçınılması, sosyal mesafe ve izolasyon gibi tedbirleri yineleyen Fahrettin Koca, “Dayanışma izolasyonla gerçekleşiyor. Dünya koronavirüse karşı ne başarı göstermişse bunu izolasyona borçludur. Biz de hastalığın ülkemize girmesini bu yolla öteledik. Asıl silahımızın izolasyon olduğunu söyledik” dedi.

“Sizleri bu savaşın kahramanları olmaya davet ediyorum” diyen Koca, “Tek çözüm izolasyon. Eğer bunu başaramazsak kayıplarımız artacak. Şehirlerde hareketlilik ne kadar azalırsa o kadar çabuk kazanacağız” ifadelerini kullandı.

63 kişi öldü, 2 bin 148 yeni vaka 

Korona virüsü salgınıyla ilgili gelişmeleri de paylaşan Koca, bugün 14 bin 396 test yapıldığını, 2 bin 148 yeni vaka tespit edildiğini ve 63 kişinin öldüğünü söyledi. Toplam ölü sayısı 277’ye vaka sayısı ise 15 bin 679’a yükseldi.

Test yapacak merkez sayısını artırdıklarını ve çalışabilecek tüm merkezlere izin verdiklerini belirten Koca, “Dolayısıyla geçen hafta söylemiştim, 10 binlere geleceğimizi ifade etmiştim, şimdi 15 bini bulduk. Haftaya 20-25 bin aralığına çok rahat çıkacağımızı düşünüyorum. Önümüzdeki 1 hafta-10 gün içerisinde 30 binli rakamları göreceğimizi söylemek istiyorum” diye konuştu.

En çok vaka ve ölüm İstanbul’da 

Vakalar arasındaki ölüm oranının yüzde 1.58 olduğunu aktaran Bakan illere göre ölü ve vaka sayısını da ilk kez açıkladı. Koca şunları söyledi:

“Bugüne kadar illerimizdeki dağılımı göstermemiştik. Sebep, İtalya bunun benzerini yaptı, bir bölgeden bütün İtalya’ya virüs yayıldı. Ama dün itibariyle 1 ilimizde görülmemişti. O ilimizde de dün itibariyle görülen 2 vakamız oldu. Bütün illerimizde artık bu virüsün olduğunu biliyoruz. O nedenle açıklamakta bir sakınca olmadığını düşünüyoruz. Daha çok vaka görülen yer İstanbul. İstanbul’daki vaka sayısı 8 bin 852, yüzde 60’lara yakın. Onu İzmir izliyor 853 vaka. Onu 712 vakayla Ankara, 584 vakayla Konya, 410 vakayla Kocaeli izliyor.”

Koca’nın gösterdiği tabloya göre Isparta’da 268, Sakarya’da 207, Adana’da 197, Bursa’da 135 ve Samsun’da 112 vaka tespit edildi.

İllere göre ölüm sayılarıyla ilgili de bilgi veren Fahrettin Koca, “Toplam 39 ilimizde can kaybımız var. 42 ilimizde hayatını kaybeden vatandaşımızın olmadığını gösteren bir tablo. Burada da ağırlıklı İstanbul, devamında İzmir, Kocaeli, Ankara, Konya, Zonguldak, Trabzon, Balıkesir ve Sakarya şeklinde ilk 10 il sıralaması böyle…”

Tabloda İstanbul’da 117, İzmir’de 18, Kocaeli’de 8, Ankara’da 7, Konya’da 7, Zonguldak’ta 5, Trabzon’da 5, Balıkesir’de 5, Adana’da 3 ve Sakarya’da 3 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.

Yaşamını yitirenlerin yüzde 79,5’u 60 yaş üstü

Koca, ölen kişilerle ilgili ise şu bilgileri paylaştı:

“Hayatını kaybeden kişilerin yüzde 79,5’u yani yüzde 80’i 60 yaş üstü. Yoğun bakımda olanların yüzde 74,7’si 60 yaşın üzerinde. Ayrıca risk grubunu hep söylüyoruz. Burada hiper tansiyona örnek olsun diye veriyorum, hayatını kaybeden vatandaşlarımızın yüzde 68,8’i tansiyon hastası. Yoğun bakımda olanların yüzde 63,3’ünün tansiyon hastası olduğunu görüyoruz. Özellikle hayatını kaybedenlerin yüzde 80’i 60 yaşın üstü, kronik hastalıkların seyri yüzde 75-80 durumunda seyrediyor. Kronik hastalığı olan, alt hastalığı olan ve 60 yaş üstü olan her vatandaşımızın daha riskte olduğunu görüyoruz. Kaybettiklerimizin yüzde 80’i bu grupta. O nedenle 60 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişilerin asla ve asla evden çıkmamasının, kendilerini izole etmelerinin ne kadar önemli olduğunu göstermek için söylüyorum.”

Umreden dönen ve yurtlarda karantinada tutulan kişilerle ilgili bir soru üzerine Koca, “Bu toplantıda şöyle bir karar alındı. Eğer pozitifse bu kişinin hastanede takibi, semptomu varsa yine hastanede takip edilmesi, hem semptomu yok hem negatif ise bu süreçte 14 gün kaldıysa umreden gelenler için söylüyorum, bir form imzalatarak, evinden dışarı çıkmamak üzere bunun zorunlu olduğunu belirten formla imza altına alınmak kaydıyla, aile hekimlerinin bu kişiyi takip etmek şartıyla 14 gün evde izolasyonun uygun olduğunu ifade etti. Yurt dışından gelenler için de benzer şekilde yine form ve 14 gün evde ayrıca izole olması” dedi.

Umreden dönenler için bölgesel tedbirler 

Karantinanın son gününde umreden gelenlerden kaç kişinin testinin pozitif çıktığı ve en çok vakanın görüldüğü İstanbul’da özel bir önlem alınıp alınmayacağı sorulan Koca, şu yanıtı verdi:

“14 gün boyunca izolasyona aldık. Bu süreçte özellikle semptomun gelişmesini bekliyorsunuz, devamında da herhangi bir hastalık bulgusu olmayabilir, hastalık bulgusu olanları erken dönemde hastaneye alarak tedavilerine başlamıştık. Umreden geldikleri için pozitif vakaların da olduğunu görerek, devamında herhangi bir bulgusu olmayanları test yapıldığında pozitif olduğunu gördük. Buradan şunu söylemek istiyorum: Özellikle temasınız varsa ve riskli bölgeden geliyor iseniz bu durumda hastalık bulgusu olmayabilir ve o dönemde test pozitif çıkabilir. Bölgesel bir takım tedbirler… Bilim Kurulu’nun geçen toplantıda da bazı iller başta olmak üzere ağırlıklı bütün ülkede hareketliliği azaltan bir önerisi olmuştu.  Bundan sonraki süreçte il pandemi kurullarımız dahil olmak üzere bölgesel daha sıkı tedbir alabilir mi; alabilir. Önemli olan hareketliliği azaltmak, önemli olan zorunlu olmadıkça evden çıkmamak. Tek önleyici tedbirin bu olduğu çok net görülüyor.

Profesör Cemil Taşçıoğlu’nun vefatı ve sağlık çalışanlarının nasıl etkilendiğini sorulması üzerine Koca, “Sayın hocam için Allah’tan rahmet diliyorum. Büyük bir acı, çok iyi bir insandı. Ve görevinin başında son güne kadar hizmet ederek hayata veda etti. Yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Bütün camiamıza da sabır diliyorum” diye konuştu.

601 sağlık çalışanına virüs bulaştı 

601 sağlık çalışanının koronavirüsle enfekte olduğunu aktaran Koca, şöyle devam etti:

“DSÖ Avrupa Direktörüyle görüştüğümde Avrupa’da görülen vakaların yüzde 10’unun sağlık çalışanları olduğunu söyledi. Bizde öyle bir oran yok. Ama her geçen gün bu pozitif çıkan vaka sayımızın fazla olduğunu hem hekim hem hemşire hem sağlık çalışanı arkadaşlarımızda hem yardımcı personelimizde fazla olduğunu söylemek istiyorum. Bunun sayısını çok içimden gelmiyor vermek, 601 kişi. Bütün sorumluluk sahada bu arkadaşlarımızın omuzlarında. Dolayısıyla özellikle koruyucu malzeme noktasında eksiklik oluşturmama noktasında her türlü gayret içinde olduğumuzdan emin olun. Eğer bu anlamda herhangi birileri ‘Ben malzemeye ulaşamıyorum’ diyorsa lütfen bize ulaşsın, bütün birimleri aşarak bize ulaşsın. Bu alanda eksiklik oluşturmayacağız. Onun için yurt dışına ihracatı kestik, bütün imalatı ülkemize ve sağlık çalışanlarımızın öncelikli olarak bu ihtiyacını gidermek için sağlıyoruz. Hep birlikte ne kadar özverili ve fedakâr, cephede özellikle mücadele eden, riskli olan sağlık personelinin olduğunu hepimiz görüyoruz, bizler de onları korumak için her türlü tedbiri devam ediyor olacağız.”

Özel hastanelerle ilgili düzenleme 

Türk Tabipleri Birliği’nin hastanelerin yetersiz olduğu açıklaması hatırlatılan Koca, “İmkanlarımızı olabildiğince arttırmayı ve B, C, D planı gibi planlamalar yapıyoruz. Şu an hastanelerimizdeki yoğun bakımlardaki doluluk oranımız yüzde 63. Yatak doluluk oranımız Anadolu’da yüzde 40’larda. İstanbul’da yüzde 58’de yoğun bakım değil servis için söylüyorum. Şu an için bir sorunun olmadığını ifade etmek istiyorum. Yaklaşımların yapıcı olması gerektiğini bir kez daha söylüyorum” dedi.

Özel hastanelerin ücret istediği iddiası sorulan Koca, “Pandemi hastaneleriyle ilgili bir düzenleme yapılıyor olacak önümüzdeki günlerde. Özellikle vatandaşımızdan bu anlamda ücret talep edilmemesi noktasında bir yaklaşım içerisindeyiz. 3-5 günü bulmaz bu anlamda düzenleme söz konusu” yanıtını verdi.

Fahrettin Koca, istifa eden ve göreve geri dönmek isteyen sağlık çalışanları için “geri dönüş kurası” yapılıp yapılmayacağına dair soruyu “Çok rahat yaparız. Yeter ki çalışmak isteyen olsun” şeklinde yanıtladı.

Kök hücre tedavisi

“Pasif antikor” tedavisiyle ilgili Bilim Kurulu’nun görüşünün sorulması üzerine Koca şu ifadeleri kullandı: “Özellikle tedavisi yapılan ve antikor gelişmiş olan kişilerin plazmasını hasta olan kişiye vermek. Bununla ilgili bir çerçeve çizildi. Hangi hastaya nasıl uygulanması gerektiği de bugün yayınlandı. Özellikle Kızılay da burada önemli bir tedarik zincirinde birim olacak. Bunu yapabilecek olan üniversite ve vakıf üniversitelerine de yapabileceklerse izin vermek üzere bir genelge bugün yayınlanmış oldu. Bu konuda biz kök hücre uygulamasını da daha genişletmek istiyoruz. Bu tedaviyi de ötelemek istemiyoruz.”

Koca, seyahat kısıtlamasını ihlal edenlerin olduğu haberi ve kısıtlamaların yoğunlaşabileceği iddialarıyla ilgili ise “Özellikle seyahat kısıtlamasının daha yoğun yapılması gerektiğini düşünüyoruz. İçişleri Bakanlığı daha yoğunlaştırdığı döneme girmiş oldu. İzne bağlı biliyorsunuz bunu daha da yoğunlaştırarak sürdüreceklerini biliyoruz” diye konuştu.

“Bilim Kurulu sokağa çıkma yasağı önerdi mi önermedi mi” sorusuna Koca, “Bilim Kurulu’nun geçen toplantıda aldığı kararları biz biliyoruz. Ve bu kararların ne olduğu da belli. Özellikle bazı şehirler özelinde genel giriş çıkışların kontrolü istenmişti, bütün Türkiye’de uygulandı. Önümüzdeki günlerde bunu daha yoğun bir şekilde uygulanmış olacak” yanıtını verdi

Dünyada Korona Krizi: Ölümlerin sayısı 45 bini geçti

31 Mart’ta tüm dünyada toplam 4.535 kişi daha Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti ve salgının başladığının açıklandığı 23 Ocak tarihinden bu yana ölü sayısı 45.335’e ulaştı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres salgınla ilgili olarak “2. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın karşılaştığı en büyük kriz” yorumunda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump, ulusa seslenerek önlerindeki iki haftanın çok kritik ve önemli olduğunu söyledi. İtalya ve İspanya‘da ölü sayısı hızla artmaya devam ederken Avrupa’nın pek çok kentinde sokağa çıkma yasağı var. Toplam 3.036 kişinin öldüğü İran’da ise 31 Mart’ta 141 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi durdurulan bağış kampanyası için dava açtı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) korona virüsü salgını nedeniyle evde kalan ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırmak üzere başlattığı yardım kampanyasının İçişleri Bakanlığı tarafından durdurulması ve bağış hesaplarına bloke konması üzerine dava açtı. İBB Hukuk Müşavirliği‘nin Danıştay‘a yürütmeyi durdurma ve iptal istemiyle açtığı davada, Bakanlık genelgesi ile paraların toplandığı hesaplara haciz konulması kararının kaldırılması isteniyor.

Dilekçede, genelgenin hukuka aykırı olduğu belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:

“5393 sayılı Belediye Kanununun 15. Maddesinde bağış kabul etmenin belediyenin yetki ve imtiyazları arasında sayılmıştır. Aynı kanunun 59. Maddesinde de bağışlar belediyelerin gelirleri arasında gösterilmiştir. 5393 sayılı Kanunun 38. Maddesinde de şartsız bağış kabul etmek belediye başkanın görevleri arasında sayılmıştır. Ayrıca, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 23. Maddesinde ise şartlı ve şartsız bağışları kabul etmek ve tasarrufta bulunmak Büyükşehir Belediyesinin gelirleri arasında gösterilmiştir.”

İBB Hukuk Müşavirliği; İstanbul Valiliği’nin, yayınlanan genelgeye dayanarak 31 Mart’ta aldığı kararla, İBB’nin 4 ayrı bankadaki yardım paralarının toplandığı hesapların dondurulması kararını da yargıya taşıdı. “İstanbul Valiliği’nin banka hesaplarına bloke konulmasına ilişkin kararı hukuka aykırıdır” ifadesine ver verilen dilekçede, yukarıda belirtilen yardım toplamaya ve tasarrufta bulunmaya ilişkin kanunlar çerçevesinde kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali istendi.
Edinilen bilgiye göre İBB’nin açtığı banka hesaplarına iki günde yaklaşık 6.4 milyon liralık bağış yapıldı. Bu miktarın yaklaşık 600 bin liralık kısmının bloke edilen kamu bankası hesabında toplandığı, 5.8 milyon liranın da diğer hesaplarda olduğu öğrenildi.

Ankara Büyükşehir de yarın dava açacak 

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin de bağış kampanyası için kullanılan banka hesaplarına bloke konulmasıyla ilgili olarak yarın İdare Mahkemesi’ne dava açacağı belirtildi.

Ne olmuştu?

Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere CHP’li belediyelerin korona virüsüne karşı yardım kampanyası başlatmasının ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun imzasıyla 81 ilin valiliklerine genelge gönderilerek “İzin alınmadan girişilen yardım toplama faaliyetleri güvenlik kuvvetlerince derhal menedilir ve sorumlular hakkında kovuşturma yapılır’ hükmü çerçevesinde gerekli işlemler yapılacaktır” denilmiş v kovuşturma başlatılması istenmişti. 

Genelgenin ardından CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Burkay Düzce, Vakıfbank tarafından İBB’nin bağış hesabının bloklandığını açıkladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun da Ankara Büyükşehir Belediyesi‘nin bağış hesabına Vakıfbank tarafından blokaj konulduğunu doğruladı. Belediyelerin kendi kanunlarına göre bağış toplama yetkisi olduğuna dikkat çeken Torun hukuki mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

Genelgenin ardından açıklama yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu sosyal medyada “Bu süreç tamamen şeffaf ve İstanbulluların dayanışması ile büyüyecek” diyerek ilgili kanun maddelerini paylaştı ve belediye başkanlarının bağış kabul etme yetkisinin olduğuna vurgu yaptı.