Ana Sayfa Blog Sayfa 2174

Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson yoğun bakımda

Yeni tip koronavirüs testi pozitif çıkan ve 10 gün boyunca evde karantinada kaldıktan sonra hastaneye kaldırılan Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson yoğun bakıma alındı.

Başbakan Johnson 27 Mart’ta Covid 19 testinin pozitif çıktığını açıklamış, kendisini 2 hafta süreyle karantina altına alacağını duyurmuştu. Geçen 10 günlük sürenin ardından ateşi düşmeyen başbakan, dün Londra’da St. Thomas hastanesine kaldırılmıştı.

Başbakanlık Ofisi: Durumu kötüleşti

Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, Boris Johnson’ın dünden bu yana doktor gözetimi altında tutulduğu belirtildi. Başbakanın yoğun bakıma alınmasıyla ilgili ise “Bu öğleden sonra Başbakan’ın durumu kötüleşti. Sağlık ekibinin tavsiyesi üzerine hastanedeki yoğun bakım ünitesine alındı” açıklaması yapıldı.

Türkiye’de Koronavirüs: 75 kişi daha hayatını kaybetti, vaka sayısı 30 bini aştı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son 24 saatte 75 kişinin daha koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiğini ve 3 bin 148 kişiye daha tanı konduğunu açıkladı. Böylece koronavirüs yüzünden hayatını kaybedenlerin sayısı 649’a, vaka sayısı 30 bin 217’ye yükseldi. Türkiye böylece hasta kişiler bakımından dünyada beşinci, hayatını kaybedenler sıralamasında ise dokuzuncu sıraya yükseldi.

Son 24 saatte 21 bin 400 testin sonuçlandığını, bunlardan 3 bin 148’inin pozitif olduğunu belirttiği paylaşımında Bakan Koca şu ifadelere yer verdi:

“Günlük test sayımız yakında 30.000’i bulacak. İyileşen hasta sayımızdaki artış hızı devam ediyor. Artan test sayısına göre vaka sayısındaki artış düşük seyrediyor. Virüs, gücünü temas ortamından alıyor. Virüse bu fırsatı tanımayalım. Evde kalalım” 

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 10 Mart’ta tespit edildi. O günden bu yana toplam vaka ve hayatını kaybeden kişi sayıları şöyle:

10 Mart: 1 vaka
13 Mart: 5 vaka
14 Mart: 6 vaka
15 Mart: 18 vaka
16 Mart: 47 vaka
17 Mart: 98 vaka, 1 ölü
18 Mart: 191 vaka, 2 ölü
19 Mart: 359 vaka, 4 ölü
20 Mart: 670 vaka, 9 ölü
21 Mart: 947 vaka, 21 ölü
22 Mart: 1236 vaka, 30 ölü
23 Mart: 1529 vaka, 37 ölü
24 Mart: 1872 vaka, 44 ölü
25 Mart: 2 bin 433 vaka, 59 ölü
26 Mart: 3 bin 629 vaka; 75 ölü
27 Mart: 5 bin 698 vaka; 92 ölü
28 Mart: 7 bin 402 vaka; 108 ölü
29 Mart: 9 bin 217 vaka; 131 ölü
30 Mart: 10 bin 827 vaka; 168 ölü
31 Mart: 13 bin 531 vaka; 214 ölü
1 Nisan: 15 bin 679 vaka; 277 ölü
2 Nisan: 18 bin 135 vaka; 356 ölü
3 Nisan: 20 bin 921 vaka; 425 ölü
4 Nisan: 23 bin 934 vaka; 501 ölü
5 Nisan: 27 bin 89 vaka;   574 ölü
6 Nisan: 30 bin 217 vaka; 649 ölü

 

Atatürk Havalimanı ve Sancaktepe’de salgın hastaneleri kurulacak, maske satışı yasak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Türkiye’de her geçen gün artan vakalar nedeniyle iki adet salgın hastanesi kurma kararı aldıklarını; parayla maske satışının da yasaklandığını söyledi. Cumhurbaşkanı, AKP tarafından hazırlanan infaz düzenlemesinin de yarın TBMM Genel Kurulu’nda görüşüleceğini bildirdi.  Erdoğan, ‘Koronavirüs salgını sonrası yeni döneme herkesin hazırlanması gerektiğini’ söyledi.

Türkiye’nin savaş koşullarında uygulamaya koyduğu Tekallif-i Milliye emirlerini de hatırlatan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları özetle şöyle:

  • Parayla maske satmak yasaktır. Marketlerde verilen maskeler de ücretsizdir. Salgın bitene kadar vatandaşlarımızın tamamına yetecek maske stoğumuz ve üretim planlamamız vardır.
  • Her şehrimizde bulunan il kurulları ihtiyaca göre gerekirse ilave tedbirler geliştirebiliyorlar. Hastalığı yayma tehlikesi olan bina, sokak, cadde, köy, ilçe düzeyindeki kimi yerleri tümüyle karantinaya alıyoruz.
  • Çalışan ve görevli olanlar dışında tüm vatandaşlarımızın evde kalmalarını sağlayarak insan hareketliliğini asgari seviyeye indirmekte kararlıyız. Test sayısında günlük 20 bini geçerek hastaları tespit ve virüsü engelleme konusunda önemli bir eşiği daha aştık. Teşhis ve tedavi konusunda herhangi bir sıkıntımız yoktur.
  • Yeşilköy Atatürk Havalimanı’nın alanını ve Sancaktepe’deki havaalanının olduğu kısmı da yine 1000 odalık bir katlık hastaneyi yapıyoruz ki bunları süratle 45 gün içerisinde buraları bitireceğiz.
  • 2 milyon 300 bin aileye destek olmak için hazırlıklarımıza başladık. Valilik ve kaymakamlıklarımıza telefonla başvurarak durumunuzu anlatmanız veya e-devlet üzerinden başvurmanız halinde devletimiz her türlü desteği verecektir.

Kampanyada 1 milyar 500 milyon TL toplandı

Öncülüğünü yaptığı Milli Dayanışma Kampanyası‘nda yaklaşık 1 milyar 500 milyon TL toplandığını belirten Erdoğan, “Kampanyamızda toplanan kaynak en başta sizler için kullanılacaktır. AKP Meclis grubunda toplanan 5 milyon liralık meblağ da buraya aktarılacaktır” dedi.

Asıl olan yeterli üretim ve adil dağıtım

Erdoğan, ekonominin sadece paradan, borsadan, faizden ibaret olmadığını, asıl olanın yeterli üretim ve adil dağılım olduğu bir kez daha ortaya çıktığını kaydetti.

“Devlet ve vatandaşlar arasındaki ilişkilerin yeniden tanımlanacağı bir döneme gidiyoruz. Tüm dünyada bizim 17 yıldır dilimizden düşürmediğimiz insanı yaşat ki devlet yaşasın her ülkenin merkezine yerleşecektir. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan sanayiye kadar her alanda inşa ettiğimiz güçlü altyapının semeresini alacağımız bir devrimin içindeyiz.”

Çalışabilen her fabrikanın üretime devam edeceğini, çiftçilerin ekilmemiş tek karış toprak bırakmayacağını, hizmet sektörünün iç ve dış bağlantılarını canlı tutacağını söyleyen Cumhurbaşkanı şöyle konuştu:

“Kurulan yeni dünyada en güçlü şekilde yerimizi almak için çok çalışacağız.Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasının önündeki engeller adeta kendiliğinden kalkıyor. Üretim, istihdam, ihracat, sanayimizi daha da güçlendirmek için hızlı bir şekilde başlatacağız. Ülkemizdeki her bir vatandaşımızın emeğine, kabiliyetine, çalışkanlığına, bilhassa da gençlerin enerjisine heyecanımız olacak. Mal ve hizmet üretiminde yer alan tüm kesimler bu yeni döneme hazırlanmalıdır. Evde kalarak geçirdiğimiz günlerde depoladığımız enerjiyi yeni dönemde daha çok çalışarak değerlendireceğiz.”

Sydney’de kömür madeninin baraj altında genişletilmesine onay verildi

Avustralya’da Yeni Güney Galler eyaleti başbakanı Gladys Berejiklian önderliğindeki hükümet, Sydney’de yer alan kömür madeninin barajın altına gelecek şekilde genişletilmesi için onay vererek 20 yıllık fiili koruma politikasını sona erdirdi.

Sydney Morning Herald’tan Peter Hannam’ın haberine göre Planlama Departmanı Nisan ayının başında Peabody Energy’nin kömürü açılacak yeni üç adet yeni uzunayaktan çıkarabileceğini söyledi. Açılması planlanan uzunayakların iki tanesi ise Woronaro Barajı altında yer alıyor.

Young: Çökmenin etkisini azaltmak için sağlam bir yöntem kullanılmalı

Planlama Departmanı yetkilisi Mike Young, 16 Mart tarihinde Büyükşehir Madenciliğine yazdığı mektupta planlanan uzunayağın ilk kez bir barajın altında açılması düşünüldüğü için, oluşacak çökmenin su varlığı üzerindeki etkisini kısıtlamak amacıyla çıkarma planının “yeterince sağlam” ve “uygun bir uyum yönetimi” ile yapıldığından emin olunması gerektiğini yazdı.

Mektupta ayrıca, verilerin düzenli olarak takip edilmesi ile Planlama Departmanı’na ve ülkenin toplu su tedarik hizmetlerini karşılayan WaterNSW’ye düzenli aylık raporlar olarak gönderilmesi gibi madenciler için bir takım koşullar da detaylandırılıyordu.

Kömür madeninde uzunayak yöntemiyle kömür, yer altında farklı kollardan çıkarılabiliyor

Turner: Çökme 25 yıl sonra da devam edebilir

Milli Parklar Derneği madencilik projeleri bilim memuru Peter Turner, en son bir su varlığını yok sayan kömür madeni operasyonunun 2000 yılında Cataract Barajı’nda yapıldığını ve çatlamalara yol açtığını hatırlattı.

Turner’e göre kömür çıkarıldıktan sonra çökmekte olan kayadan kaynaklanan çöküntü, yüzeye ulaşan çatlaklar oluşturabiliyor ve başka yerlerde su kaçağına sebep oluyor. Turner, çöküşün madencilikten 25 yıl sonra devam edebileceğini ve yeraltı madenciliğinden kaynaklanan “barajdaki su sızıntısını ölçmek için güvenli bir yol olmadığını” söyledi.

Peabody Enerji: 400 kişiye iş imkanı sağlayacak

Peabody Enerji sözcüsü ise madenin genişletilmesiyle birlikte hem Port Kembla’daki demir üretimi için gerekli kömürü çıkarabileceklerini hem de koronavirüs sebebiyle zor zamanlar yaşayan 400 yerli madenci ailesine iş sağlayabileceklerini belirtti.

Planlama Departmanı ise altı aylık planlama aşamasından sonra projenin devreye girebileceğini açıkladı. Departman sözcüsü yaptığı açıklamada bu süreç boyunca WaterNSW, Baraj Güvenliği Komitesi ve Havzada Madencilik için Bağımsız Uzman Paneli’nden uzmanlar ile birlikte çalışacaklarını söyledi.

10 bin karşı imza toplandı

Çevre grupları ise maden genişlemesine karşı toplanan 10 binin üzerindeki imzanın Meclis’te görüşülmeden önce projeye onay verilmesine tepkili. Konunun geçen hafta tartışılması planlanıyordu. Ancak, koronavirüs salgını sebebiyle Meclis’in en az Eylül ayına kadar kapatılması sebebiyle bu tartışma yapılamadı.

Sutherland Shire Ekoloji Merkezi’nin müdürü Catherine Reynolds “İptal edilen tartışmanın öncesinde bunu onaylamaları toplumu ne kadar hor gördüklerini gösteriyor. Peabody’nin keşif başvurusunun kabul edilmesi de yaraya tuz basmış oldu” dedi.

 

 

 

Gabon’da Covid 19 korkusu: Pangolin ve yarasa satışı yasaklandı

Gabon Orman ve Su Bakanı Lee White, Covid-19‘un yayılmasına neden olduklarından şüphelenilen pangolin ve yarasa türlerinin satışının ve etlerinin tüketilmesinin yasaklandığını açıkladı.

Nesli tükenme tehlikesi altında bulunan pangolinin zaten koruma altında olduğunu kaydeden Bakan White, yasağa uymayanların cezalandırılacağını ifade etti. White, virüsün söz konusu iki hayvanla ilişkisinin bulunduğuna dair bilimsel çalışmalar olduğuna değindi ve daha önce de Ebola salgınının görüldüğü yıllarda benzer yönde bir karar alınmış olduğunu hatırlattı. Gabon’da mart ortasında virüsün hayvanlara geçişini engellemek amacıyla doğal parklar ziyarete kapatılmış, park personeli karantinaya alınmıştı.

Afrika’nın, yüzde 88’i ormanlarla kaplı olan ülkesi Gabon’da vahşi hayvan avı ve etinin tüketilmesi yaygın olarak görülüyor.

Ülkede şu ana kadar 21 Covid-19 vakası görülürken, bir kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti.

Koronavirüs Meclis’te: 3 kişi enfekte, 23 Nisan Resepsiyonu iptal

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Meclis’te üç kişide koronavirüs tespit edildiğini söyledi ve bu sene 100. yılı kutlanacak olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliklerinin Covid-19 salgını nedeniyle ertelendiğini duyurdu.

İstiklal Marşı okuma çağrısı 

Şentop, 23 Nisan için hazırlanmış olan ve insanların bir arada olacağı kutlamaları ertelemek zorunda kaldıklarını söyledi ve “23 Nisan’da evlerde saat 21:00’de İstiklal Marşı okuyalım” dedi.

31 Mart’ta Meclis Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada Meclis doktorunun Koronavirüs testinin pozitif olduğu duyurulmuştu. Açıklamada, “Doktorla son 14 gün içinde temas eden şahıslarla ilgili Sağlık Bakanlığı‘nın önerdiği şekilde gerekli prosedürler uygulanmaktadır” denilmişti.

12 hakim ve savcı ile 55 adliye personeli de enfekte 

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de bu sabah 12 hakim ve savcı ile 55 personelin testinin pozitif olduğunu açıkladı. Gül bu kişilerin sağlık durumlarının iyi olduğunu, bir kısmının hastanelerde bir kısmının ise evlerinde karantina altında olduğunu söyledi. 

Çernobil’de yangın: Radyasyon seviyesi 16 kat arttı

Ukrayna’da eski Çernobil Nükleer Santrali’nin bulunduğu alandaki ormanda çıkan yangını söndürme çalışmaları devam ederken, bölgede radyasyon seviyesinin yükseldiği belirtiliyor. Çevre Denetleme Kurumu’ndan Jegor Firsov, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda “Kötü haberler var: Yangının merkezinde radyasyon seviyesi ortamalanın üzerinde yüksek” dedi. Mesajda paylaşılan görselde de radyasyon miktarını ölçen Geiger sayacının normal değerlerden 16 kat fazla radyasyon gösterdiği görülüyor. Ancak radyasyon seviyesinin tam olarak ne kadar yükseldiğine dair resmi bir açıklama yapılmadı.

Firsov’un verdiği bilgilere göre, yangın 100 hektarlık bir alana yayıldı. Daha önce verilen bilgilerde, 20 hektarlık alanın yandığı ifade edilmişti. Ukrayna yangın söndürme ekipleri tarafından sabah saatlerinde yapılan açıklamada yangının bir bölümünün kontrol altına alındığı, söndürme çalışmalarının sürdüğü belirtildi. Cumartesi günü çıkan yangının söndürülmesi için 140 itfayeci, iki yangın söndürme uçağı ve bir helikopter görev yapıyor.

Koronavirüsün yayılmaya devam ettiği ülkede Kiev yönetimi de bir taraftan salgınla mücadele ederken bir taraftan da yangın nedeniyle zor günler geçiriyor. Yangının hala devam etmesi nedeniyle radyasyon seviyesinin daha da artabileceği, Ukrayna ve komşu ülkelerde yeni bir radyasyon yayılımı riski bulunabileceği konusunda uyarılar yapıldı.

34 yıldır radyasyon yayıyor

26 Nisan 1986’da Çernobil Nükleer Santralinde güvenlik testi sırasında meydana gelen kazanın ardından santralin 30 kilometre çevresi girişe yasak bölge ilan edilmişti. Dünyada yaşanan en büyük nükleer felakette kaç kişinin öldüğü hâlâ tam olarak bilinmiyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2005 yılında yayınladığı raporda, patlama sonucu yaşamını yitirenlerin sayısının 50’den az olduğunu belirtmişti. Ancak, yayılan radyasyon sonucu kansere yakalanarak yaşamını yitirenlerin sayısının 4 bin olduğu tahmin ediliyor.

Kazanın meydana geldiği reaktör, radyasyonun yayılmaması için 2016 yılında milyonlarca euroya mal olan beton bir koruyucu ile kapatıldı.  Nükleer santralin yakınındaki Pripyat kentinde kazadan 34 yıl sonra hâlâ normalin üzerinde radyasyon ölçülüyor. Buna rağmen, turistlerin ilgi odağı olan kente turlar düzenleniyor.

İstanbul’daki yoğun bakımlar kapasite sorunu yaşıyor

BirGün’e konuşan Ankara Üniversitesi Yoğun Bakım Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmettin Ünal, verilere ilişkin şeffaflık sağlanmadığı takdirde bir öngörüde bulunmanın da mümkün olmayacağını söyledi. Ünal, yoğun bakımlardaki Covid-19 hastası sayısı ile hastaların yaşlarının açıklanması gerektiğini belirtti. Yoğun bakımların tam kapasiteye ulaşmaması için bulaşı hızının düşürülmesinin önemli olduğunu ifade eden Ünal, “Bunun yoğun bakım yatağı sayısıyla da bir ilgisi yok. Vaka sayısının hızlı artması durumunda dünya üzerinde herhangi bir sağlık sisteminin bu yükü karşılaması mümkün değil” dedi.

‘Ventilatör sayısı artırılması, sağlık personeli korunmalı’ 

Yoğun bakımlarda ventilatör (solunum cihazı) sayısının artırılmasının önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Ünal şöyle devam etti: “Personeli koruyamadığınız takdirde bu cihazları kullanacak personel bulamazsınız. Şu an yoğun bakımları yüzde 70 oranında anestezistler, büyük bir özveriyle yönetiyor.”

Ünal, İtalya’da 11 bin 500 sağlık personelinin koronavirüs hastası olduğunu hatırlatarak “Koronavirüs, insan dışkısında 45 güne kadar yaşayabiliyor tedaviden sonra. Koruyamadığınız sağlık personeli, tedaviden sonra en az 45 gün çalışamayacak demek oluyor bu da. Özetle, halkın ve sağlık personelinin korunması çok önemli” ifadelerini kullandı.

Başka hastalar da var

Türk Yoğun Bakım Derneği ise yoğun bakım servislerinin salgın öncesinde de dolu olduğuna dikkat çekti. “Önümüzdeki günlerde yoğun bakım ihtiyacı olacak hasta sayısının artması mevcut düzenleme içinde kesinlikle sorun yaratma potansiyeli oluşturacak” denilen dernek açıklamasında “Bir diğer problem hasta sayısının bazı bölgelerde yoğunlaşmasıdır, örneğin İstanbul bu açıdan en büyük sıkıntının yaşandığı bölgedir ve şu anda bu sayılarla bile kapasite sorunu yaşanmaya başlanmıştır. Benzer şekilde İzmir, Ankara, Konya, Kocaeli gibi bölgelerde de yoğunluklar yaşandığı bilinmektedir” ifadelerini kullandı.

Ek tedbir şart 

Türk Yoğun Bakım Derneği’nin açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:

“Sonuç olarak salgının gidişatı göz önüne alındığında ek tedbirler alınması şarttır. Bunların başında hastaneler içinde daha önceden başka amaçlar için kullanılan alanların bu hastalar için kullanılabilir hale getirilmesidir. Elbette bununla birlikte personel, özellikle hemşire-yardımcı sağlık personeli, ihtiyacı çok artacaktır, bu konuda da gerekli planlamaların yapılması şarttır. Ventilatör sayısının artırılmasından çok daha öncelikli olması gereken konu yeterli sağlık çalışanının olması, çalışanların hastalık bulaşından korunması, bunun için de yeterli koruyucu ekipmanların bulunması, çalışma şartlarının düzenlenmesidir. Hasta sayısı arttıkça çalışma temposu artacak, sağlık çalışanlarına bulaşma riski artacaktır.”

Karantinada iklim kriziyle ilgili kendimizi geliştirmek için 10 öneri

Yeni tip koronavirüs salgını Türkiye’de ilk vakanın bildirildiği 11 Aralık tarihinden bu yana hızlı bir şekilde yayılmaya devam ediyor. Vaka sayıları hızlı bir şekilde artarken imkânı olan kişiler de yayılmayı azaltmak ve virüsten kaçınmak için kendilerini evlerine kapatmış durumda.

İlk başta 65 yaş üstüne uygulanan sokağa çıkma yasağının kapsamı da geçtiğimiz hafta genişletilerek yasak 20 yaş altındakileri de kapsayacak hale geldi. Biz bu önlemleri alırken, kendimizin ve yakınlarımızın sağlığını korumak için uğraşırken bilim insanları bize başka bir krizin de kapıda olduğunu söylüyor: İklim krizi.

Bir yandan koronavirüs ile mücadele etmekle uğraşan ülkeler bir yandan da iklim krizinin yol açtığı felaketlerle uğraşıyor. Fırtınalar, seller koronavirüs var diye durmuyor. Kısacası, iklim krizi beklemiyor. Öyleyse biz neden bekleyelim?

İstanbul Politikalar Merkezi’nde kıdemli iklim değişikliği uzmanı ve aynı zamanda Yeşil Gazete yazarı olan Ümit Şahin, karantina günlerinde iklim krizi hakkındaki bilgilerimizi tazelemek ve kendimizi geliştirmek için neler yapabileceğimizi listeledi. Siz de evde geçen günleri verimli bir şekilde değerlendirmek isterseniz aşağıdakilere göz atabilirsiniz.

1-Son Buzul Erimeden

İklim kriziyle ilgili bilimsel bilgi düzeyinizi geliştirmek için birkaç ay önce yayımlanan Levent Kurnaz’ın “Son Buzul Erimeden: İklim Değişikliği Hakkında Merak Ettiğiniz Her Şey” başlıklı kitabını okuyabilirsiniz.

2- Şüphe Tacirleri

Fosil yakıt şirketlerinin iklim değişikliğine karşı mücadeleyi engellemek için yıllardır yürüttükleri inkâr çalışmalarının iç yüzünü Naomi Klein ve Erik Conway’in aynı adlı kitabından yola çıkarak anlatan Robert Kenner’in “Şüphe Tacirleri” isimli filmi izleyebilirsiniz.

3- Güne Açık Radyo ile başlayın

Türkiye’de iklim krizini gündeme getiren ilk gazeteci olan Ömer Madra’nın 25 yıldır sürdürdüğü Açık Gazete başta olmak üzere, İklim İçin, İklim Acil, Açık Yeşil gibi pek çok programıyla konu hakkındaki gelişmeleri anlatmaya kararlılıkla devam eden Açık Radyo’yu dinleyebilirsiniz.

4- İklim haberlerini takip edin

Uluslararası iklim müzakerelerinden eylemlere, yeni yayınlanan raporların çevirilerinden röportajlara kadar konuyu yakın takibe almak için İklim Haber web sitesini takip edebilirsiniz.

5- İklim hareketlerini inceleyin

Yaklaşık iki yıl önce tek başına başlattığı okul grevlerini bütün dünyaya yayarak yeni dalga iklim hareketinin öncülüğünü yapan Greta Thunberg’in sosyal medya hesaplarıyla, son zamanlarda hareketin kalbini oluşturan Gelecek İçin Cumalar (Fridays for Futıre), Yokoluş İsyanı (Extinction Rebelion), Sıfır Gelecek ve 350.org hareketlerini yine sosyal medya ve web sitelerinden takip edebilirsiniz.

6- Köpekli Çocuklar Gecesi

Oya Baydar’ın Türkiye edebiyatında yazılmış ilk iklim değişikliği romanı (cli-fi) olan, huzursuz edici ama gelecek umuduyla dolu “Köpekli Çocuklar Gecesi”ni okuyabilirsiniz.

7- Yeşil Gazete’yi takip edin

İklim haberlerini ve yeşil hareketi en yakından takip eden internet gazetesi Yeşil Gazete’yi takibe alabilirsiniz. Böylece hem en güncel iklim ve ekoloji haberlerine ulaşabilir hem de gündemi takip edebilirsiniz.

8- Karbon bütçesini öğrenin

İklim kriziyle nasıl mücadele edebileceğimizi anlamak için bilmemiz gereken en kritik kavram olan karbon bütçesini kavramak için meseleyi açıklayan ilk popüler makaleyi, Bill McKibben’ın 2012 tarihli “Küresel Isınmanın Korkutucu Yeni Matematiği”ni Mahir Ilgaz’ın çevirisiyle okuyabilirsiniz.

9- Araştırma merkezlerine göz atın

İklim değişikliği ve enerji dönüşümü alanlarında akademiyle kamu kurumları, özel sektör, sivil toplum, medya ve aktivistler arasında bir ara yüz görevi görmeye çalışan araştırma merkezleri olarak her ikisi de Sabancı Üniversitesi’ne bağlı İstanbul Politikalar Merkezi’nin ve Shura Enerji Dönüşümü Merkezi’nin etkinlik ve yayınlarını takip edebilirsiniz.

10- Real Climate blogunu okuyun

İklim değişikliğiyle ilgili bilimsel araştırmalarda iyice derine inmek istiyorsanız aralarında Gavin Schmidt, Michael Mann ve Stefan Rahmstorf’un da olduğu dünyanın en önemli iklim bilimcilerinin kendi aralarında yazıştıkları Real Climate blogunu takip edebilirsiniz.

(Listenin bir kısmı Hürriyet Pazar ekinde de yayımlanmıştır.)

Akkuyu Nükleer Santrali’nde salgın tehlikesi

Mersin‘de bulunan ve Covid-19 salgınının ardından işçi alımına devam eden Akkuyu Nükleer Santrali’nde işçi sayısı on bine yaklaştı. İşçilerin sağlıksız koşullarda çalıştığı şantiyede kronik rahatsızlığı olduğu için 15 gün ücretli izne ayrılan işçiler de işe geri dönmeye başladı.

Titan-2 IC İçtaş İnşaat A.Ş. ortaklığı tarafından sürdürülen Mersin Akkuyu Nükleer Santrali şantiyesinde 3 işçi Covid-19 şüphesiyle ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Hastaneye kaldırılan işçilerin kimliği hakkında bilgi paylaşmayan şantiye yönetimi, işçilerin testinin negatif çıktığını söyledi.

Sendika.Org’un haberine göre, işlerin durdurulmadığı şantiyede işçiler risk altında.

‘Salgına rağmen yurtdışından işçiler geliyor’ 

Salgına rağmen şantiyeye yeni işçilerin geldiğini aktaran bir çalışan beş binden fazla kişinin çalıştığı şantiyeye salgının başlangıcından bu yana yüzlerce işçinin geldiğini ve sayının dokuz bini geçtiğini söyledi.

Türkiye’deki ana yüklenici firma olan IC İçtaş A.Ş.’nin Rusya‘da çalışan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı işçileri Mersin’e getirdiğini belirten şantiye çalışanı, Rusya‘daki projenin bittirildiğini ya da durdurulduğunu, Akkuyu’daki şantiyeye ise her gün işçi alımının olduğunu da ekledi.

‘Şantiye ilaçlanmadı, düzenli testten geçmiyoruz’

Çalışanların yönetimden projeyi durdurma kararı almasını beklerken yönetimin işçi alımına devam ederek koşulları daha da kötü hale getirdiği belirtiliyor. Sendika.org’a konuşan çalışan ofislerin ilaçlandığını ancak şantiyenin ilaçlanamadığını söyledi:

Şantiyede dokuz bin işçi üç tane yemekhaneyi kullanıyor. İşçiler şantiyede dip dibe çalışıyor. Bir demircinin tuttuğu demiri alıyor diğeri taşıyor. Servislerle insan taşınıyor doğal olarak. Ancak servislerde işçilerin yan yana oturmama uygulamasına geçileli bir hafta oldu.

Sağlık çalışanlarının şantiyede günlük olarak ateş ölçümleri yaptığını belirten şantiye çalışanı düzenli teste tabi tutulmadıklarını belirterek dokuz bini aşkın sayıdaki işçinin altı bininin, sekiz on metrelik koğuşlarda altı ve sekiz kişi beraber kaldığını anlattı.

Sorun şantiyeyle sınırlı değil

Öte yandan Akkuyu NGS ile ilgili sorun şantiye alanı ile sınırlı değil.  Yeşil Gazete’den Pınar Demircan, santral inşaatında çalışan işçilerin Büyükeceli Köyü‘ne komşu iki  kampta konakladığını yazmıştı. Demircan,  yukarı kampın kanalizasyonunun köyün içinden geçerek Çağlayık deresine, oradan da kampın kanalizasyonuyla buluşup  Akdeniz’e aktığını anlatmıştı.

Azami hijyen koşullarını ve insanların birbirine mesafelenmesini gerektiren  koronavirüs şartlarında gerek şantiye çalışanları gerekse Büyükeceli köylüleri için Akkuyu NGS büyük risk teşkil ediyor.