Ana Sayfa Blog Sayfa 2151

Türkiye’de koronavirüs: 119 kişi daha yaşamını yitirdi

 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 119 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 4 bin 611 kişiye daha tanı konduğunu açıkladı. Böylece Türkiye’de yeni tip koronavirüs (Covid-19) yüzündehayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 259’a; vaka sayısı 95 bin 591’e yükseldi.

Koca, paylaşımda şunları söyledi: 

Veriler bize şunu söylüyor: Ümitsiz olma, rehavete kapılma. Unutmayalım ki bu ikisi virüsten daha tehlikeli. Tedbirlere ısrarla uymaya devam edelim. Temas, mesafe, izolasyon.”

 

 

Karantina önlemleri iklim krizine çare değil

DW, Covid 19 önlemlerini kademeli olarak gevşeten Almanya‘nın iklim kriziyle mücadelesinin salgından nasıl etkilendiğiyle ilgili bir haber yayınladı. 

Haberde, Almanya’nın, iklim taahhütü çerçevesinde yıl sonunda yüzde 40’lık CO2 tasarrufu hedefini tutturmasının beklendiğine yer veriliyor. Ancak Almanya Çevre Bakanı Svenja Schulze‘a göre bu her ne kadar sevindirici olsa da yeterli değil.

‘Mecburi önlemler iklim krizini çözmez’

Durumun Covid-19 salgınına karşı alınan önlemlerle ilişkili olmasını kasteden Schulz,  “İklimi koruyacak şey ekonomik durgunluk değil. Bu durumun sürdürülebilir olması için yaşam biçimimizi değiştirmemiz gerekiyor” diyor. Kendisi geçen salı 200 siyasetçi siyasetçi, şirket yöneticisi, sendika ve çevre örgütü temsilcisinin çeşitli Avrupa gazetelerinde yayınlanan çağrısını imzalayanlardan biri.

‘İklimi koruyan politikalar yanlış sebeplerle uygulanıyor’

Söz konusu kampanya, Avrupa Birliği‘nin (AB) salgından sonra şekillenecek ekonomi politikalarında küresel ısınmanın merkezde olmasını talep ediyor.

Almanya merkezli çevre örgütü Germanwatch‘un politika direktörü Christopher Bals da bu durumun uzun sürmeyeceğinin altını çiziyor ve uzun vadeli bir plan öngörüyor:

İklimi koruyan politikalar şu anda yanlış sebeplerle ve zor kullanılarak alınıyor. Yapısal olarak iklim krizini engellememize yardımcı olacak bir durum değil bu.

‘İnsanlar video konferansın mümkün olduğunu gördü’

Bals bununla birlikte, insanların video konferans aracılığıyla iletişim kurmanın mümkün olduğunu gördüğünü ve bu durumun daha sonraki süreçlerde iş seyahatlerini ve bunun gerektirdiği uçak kullanımını düşürebileceğini belirtiyor.  

Küresel işbirliğinin salgını yavaşlattığının görüldüğünün altını çizen Bals, salgın sonrası dünyada da bu dayanışmanın süreceğini umuyor:

Şu anda bir dönüm noktasındayız. Bir yandan ulusal yapılar güçlendiriliyor, diğer yandan da Dünya Sağlık Örgütü’nün uyarıları gittikçe daha fazla dikkate alınıyor. Aslında birçok ülke salgın süresince benzer tedbirler alarak hayatı kısıtlama çağrılarına kulak veriyor.

‘Bilim önem kazandı’

Salgın vesilesiyle siyasetçiler ve uzmanlar arasındaki fikir ayrılığında çoğunluk nezdinde ibrenin uzmanlardan yana döndüğüne değinen Bals, bu durumun iklim ve biyolojik çeşitlilik konuları söz konusu olduğunda da sürmesini ümit ediyor:

Umuyorum ki hükümetlerin bilim karşıtı hareketlerinin geleceğimizde artık yeri yoktur. Ve uzmanların iklim ve biyolojik çeşitlilik konusundaki uyarıları ciddiye alınır.

Salgından sonra sürdürülebilir bir gelecek için araştırma yapan kurumlardan olan Almanya Ulusal Bilim Akademisi Leopoldina da, yayınladığı 19 sayfalık araştırmada, Almanya’nın hareket kısıtlamalarını nasıl gevşetmesi gerektiğini anlatıyor.

Hedef Avrupa Yeşil Düzen’in devamı olmalı

Araştırmanın son kısımlarında yer alan bir bölümde ise, salgından sonra iklim dostu yönetimin gerekliliğine özel bir vurgu yapılıyor:

Alınacak tedbirler CO2 içeren fosillerin fiyatlarının yönetimi, ulusal hidrojen stratejisinin hızlı adaptasyonu ve uygulaması ile birlikte elektrik tüketiminin dengelenmesini de içermeli. Hedef Avrupa Yeşil Düzeni’nin devamı olmalı.

Maske krizi: Herkes şikayetçi

Koronavirüse karşı kullanılıp kullanılmaması doktorlar tarafından uzun süre tartışılan maskenin, dağıtımında da sorunlar bitmiyor. Sağlık Bakanlığı’nca duyurulan uygulama doğrultusunda ePttAVM.com‘a başvuru yapmış olmasına karşın kendilerine kod gelmediğini söyleyen pek çok kişi hala maske alabilmiş değil.

Öte yandan vatandaşlar kadar, eczacılar ve diş hekimleri de süreçten rahatsız. On günde 13 milyon maske dağıttıklarını belirten İstanbul Eczacılar Odası Başkanı Zafer Cenap Sarıalioğlu temponun sürdürülebilir olmadığını söyledi. 

’13 milyon maske dağıttık’

Habertürk’e konuşan Sarıalioğlu Sağlık Bakanlığı’nın ücretsiz maske dağıtılacağını söylediği 20-65 yaş dışında kalan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan kişilerin maske taleplerini karşılayamadıklarını kaydetti: 

20-65 yaş grubunda olup kronik rahatsızlığı olanlar da evden çıkamadıkları için maske alamıyorlar. Geçen hafta sonundan itibaren, yaklaşık 10 gündür maske dağıtmaya devam ediyoruz. İstanbul’da şimdiye kadar yaklaşık 13 milyon maske dağıttık.

‘Belediyeler ve muhtarlıklar devreye girmeli’

Sarıalioğlu, kendi işlerini yapamaz hale geldiklerini söyledi ve maske dağıtımında belediyelerle muhtarlıkların da devreye girmesi gerektiğini belirtti: 

Ancak bu dayanabilir bir tempo değil. Bu tempoda maske dağıtmamız sürdürülebilir gibi durmuyor. Eczanelerimizde maske dağıtımı dışında rutin işlerimizi yapamaz olduk. İlaç hizmetimizi, danışmanlık hizmetimizi veremez olduk.Bizim talebimiz belediyelerin ve muhtarlıkların da devreye girmesi.

Ataç: Maske kaosu sürüyor

Konuyla ilgili bir şikayet de Türk Dişhekimleri Birliği Başkanı Atilla Ataç’tan geldi. Gazeteci Semra Topçu‘nun Youtube kanalında salgın tedbirlerini değerlendiren Ataç, diş hekimlerinin hastalara yakın çalışma zorunluluğu nedeniyle risk grubunda olmasına rağmen Bilim Kurulu’na dişhekimi bir üye alınmasında ısrar etmek zorunda kaldıklarını dile getirdi. Meslektaşlarının maske konusunda da sorun yaşadığını söyleyen Ataç, “maske konusunda kaosun sürdüğünü” bildirdi. 

Maskelerde standardizasyon yok

BBC‘den Fundanur Öztürk söz konusu kaosun Ankara’da nasıl yaşandığını haberleştirdi. Etimesgut, Çukurambar ve Batıkent‘teki eczacılarla görüşerek hazırladığı haberinde Öztürk, pek çok vatandaşın eczaneye gelerek kodun kendilerine ulaşmadığını ve ne zaman geleceğini sorduğuna da yer verdi. 

Haberde anlatıldığına göre, eczaneler tarafından dağıtılan maskelerin kaliteleri birbirinden farklı olduğu gibi, görüşmecilerin aktardığına göre aralarında “üstünde kan lekesi olan”, “siyah ve yıkanabilir olan” ve “kaçak üretim nedeniyle basılan bir firmada üretilmiş”, maskeler de var ve bu durum eczacılarla vatandaşlar arasında gerginliğe yol açıyor.

https://twitter.com/KediseverYazar/status/1250754333441916928

 

WHO: Tedavi bulunana kadar yeni normalimiz bu olmalı

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Batı Pasifik Bölge Sorumlusu Dr. Takeshi Kasai, düzenlediği çevrimiçi basın toplantısında koronavirüs tedbirlerini gevşeten ülkelere uyarıda bulundu.

Kısıtlamalar gevşetilirken toplumsal hayatın işlemesi için insanların yeni bir yaşam tarzına hazır olması gerektiğini belirten Kasai, yaşam tarzlarının ve sağlık sistemlerinin virüse uygun hale getirilmesi çağrısı yaptı.

‘Hükümetler kısıtlamaları dikkatli kaldırmalı’

Online basın toplantısı yapan Kasai “En azından bir aşı ya da etkili bir tedavi bulunana kadar bu sürecin bizim yeni normalimiz olması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Kısıtlamaları kaldırmayı düşünen hükümetlerin bunu dikkatli ve kademeli olarak yapması çağrısı yapan Kasai, hükümetlerin ekonomilerini ayakta tutmaya çalışırken insan sağlığına da özen göstermesi ve salgını gözlemlemesi gerektiğini kaydetti.

Singapur ve Japonya’da artış

Batı Pasifik bölgesi, son haftalarda pandemi konusunda ABD ve Avrupa’ya göre iyi durumda olsa da Singapur ve Japonya‘da vaka sayılarında artış kaydedildi. Sağlık yetkililerinin endişelerine rağmen ABD’de Pazartesi günü bazı eyaletler tarafından normale dönüş planları açıklandı.

Boeing ve bazı başka ABD şirketleri üretime yeniden başladı. Avrupa ülkelerinde de Pazartesi gününden itibaren kısıtlamalar gevşetilmeye başlandı.

Aşıya adil erişim talebi

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) üyesi 193 ülke, koronavirüse karşı önümüzdeki süreçte geliştirilecek aşıya adil erişim talebinde bulundu. Pazartesi günü New York’ta gerçekleştirilen BM Genel Kurulu’nda oybirliğiyle kabul edilen kararda gelecekte salgına karşı geliştirilecek ilaçlar ve aşıların ihtiyacı olan tüm ülkelere “adil, şeffaf, eşit ve verimli” bir biçimde sunulması gerektiğine dikkat çekildi.

‘Henüz en kötüsüyle karşılaşmadık’

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ise önceki gün yaptığı basın toplantısında salgınla ilgili dünyanın henüz “en kötü durumla” karşılaşmadığı uyarısı getirdi ve şunları söyledi:

Bu virüs tehlikeli. Bu virüs bir numaralı halk düşmanı. Bu virüs yeni ve grip gibi ciddi bulaşma huyları var. Tıpkı grip gibi çok bulaşıcı. Aynı zamanda da SARS ve MERS’te olduğu gibi çok büyük bir katil. Bunun çok tehlikeli bir kombinasyonu var.

 

Erdoğan: Ramazan Bayramı sonrasında normal hayata geçişi hedefliyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında yeni tip koronavirüs salgını ve alınan tedbirler hakkında konuşma yaptı.  Konuşmasında, “Geldiğimiz noktada salgın yatay seyre geçmeye başladı” dedi.

Erdoğan, “Temelde bir sağlık sorunu olan bu salgın, ekonomik sonuçları itibarıyla İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük kriz haline dönüşmüştür” ifadelerini kullandı.

‘Ramazan boyunca tedbirler devam edecek’

Konuşmasında koronavirüse karşı alınan tedbirlere de değinen Erdoğan, “Ramazan ayı boyunca da tedbirlere en üst düzeyde riayeti sağlayarak, inşallah, bayram sonrası ülkemizin normal hayata geçişini hedefliyoruz” dedi.

Salgın sonrası dünyada çıkacak yeni durumlara da hazırlıklı olmak gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı, “Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri ilk defa, küresel düzeydeki bir yeniden yapılanma sürecinin merkezinde yer alma fırsatı elde etmiştir” diye konuştu.

 

Yandex pazartesileri karşılaştırdı: Sokağa çıkma yasağı trafiği arttırdı

Yandex Navigasyon, Covid-19 salgını tedbirleri kapsamında geçtiğimiz iki hafta sonu 31 ilde ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının ardından meydana gelen son iki haftanın trafik verilerini, öncekilerle karşılaştırdı.

Yapılan analizine göre sokağa çıkma yasağının uygulandığı ilk hafta sonunun ardından 13 Nisan Pazartesi gününün başladığı gecenin ilk saati 00.00 – 01.00 arasında, navigasyonun kullanımı bir önceki Pazartesi günü aynı saat aralığına göre yüzde 56 oranında artış gösterdi.

Bu oran, ikinci sokağa çıkma yasağının kalktığı 20 Nisan Pazartesi gününün ilk saatinde ise yüzde 51 arttı.

Günlük trafik arttı

13 Nisan Pazartesi günü genelinde ise uygulamanın kullanımı bir önceki Pazartesi gününe (6 Nisan) göre ortalama yüzde 12 arttı. 20 Nisan Pazartesi günü ise bu oran daha da yükseldi. Kullanıcılar 20 Nisan Pazartesi günü, 6 Nisan Pazartesi’ye göre ortalama yüzde 21 oranında daha fazla trafiğe çıktı.

Yandex ayrıca kullanıcılar tarafından katedilen yolun kilometre bazında uzunluğunu da karşılaştırdı. Buna göre sokağa çıkma yasağının uygulandığı ilk hafta sonunun ardından 13 Nisan Pazartesi günü, 6 Nisan Pazartesi gününe göre katedilen kilometrede yüzde 25’lik bir artış kaydedildi. 20 Nisan’da ise katedilen kilometre uzunluğundaki artış oranı 2 hafta öncesine göre yüzde 42 olarak gerçekleşti.

2020 Küresel Gıda Krizi Raporu: 135 milyon kişi akut gıda güvensizliği yaşıyor

Aralarında Birleşmiş Milletler ajansları, hükümetler ve sivil toplum kuruluşlarının yer aldığı Gıda Krizlerine Karşı Küresel Ağ açlığın temel sebeplerini ele alan 2020 Küresel Gıda Krizi Raporu’nu yayınladı.

Rapor 2019’un sonu itibariyle 55 ülke ve bölgede 135 milyondan fazla insanın akut gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğunu gözler önüne seriyor. Bu, raporun 2017’deki ilk basımından bu yana en yüksek gıda güvensizliği ve kötü beslenme seviyesi.

75 milyon çocuk boy kısalığı yaşıyor

Ayrıca gene rapora göre 2019’da gıda krizi yaşanan 55 ülkede 75 milyon çocuk boy kısalığı yaşarken, 17 milyon kişi de aşırı zayıflıktan muzdarip.

Buna ek olarak, 2019’da 183 milyon kişi (IPC/CH Faz 2) zor şartta olarak sınıflandırıldı. Bu akut açlığın en yüksek noktası ve herhangi bir şok ile karşılaşıldığında (IPC/CH Faz 3 ya da üstü) bir krize ya da daha kötü bir duruma dönüşme riskini beraberinde getiriyor.

Fotoğraf: WFP/Marwa Awad

Açlığın sebepleri çatışma, iklim krizi ve ekonomik çalkantı

Raporda gıda krizi yaşayan kişiler bölgelere ayrılarak inceleniyor. Buna göre 135 milyon kişinin yarısından fazlası (73 milyon) Afrika’da, 43 milyon Orta Doğu ve Asya’da ve 18.5 milyon kişi de Latin Amerika ve Karayipler’de yaşıyor.

Bu eğilimlerin arkasındaki ana itici sebepler ise 77 milyon insanı etkileyen çatışma,  34 milyonu insanı etkileyen iklim değişikliği ve 24 milyon kişinin maruz kaldığı ekonomik çalkantı.

Fotoğraf: UNHCR/Tina Ghelli

Küresel Ağ hakkında

Gıda Krizlerine Karşı Küresel Ağ gıda krizlerinin ana sebeplerini sürdürülebilir bir şekilde ele almak için var olan girişimleri, ortaklıkları, program ve politika süreçlerini daha iyi entegre etme, bağlama ve yönlendirmenin yollarını arıyor.

Küresel Gıda Krizleri Raporu Küresel Ağ’ın ana yayınıdır ve Gıda Güvenliği Bilgi Ağı (FSIN) ile birlikte hazırlanıyor. Rapora katkı sunan uluslararası insanı yardım ve kuruluşları ise şu şekilde:

Sahel’deki Daimi Eyaletler Arası Kuraklık Kontrolü Komitesi (CILSS), Avrupa Birliği (AB), Kıtlık Erken Uyarı Sistemleri Ağı (FEWS NET), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Küresel Gıda Güvenliği Grubu, Küresel Beslenme Grubu, Entegre Gıda Güvenliği Faz Sınıflandırması (IPC) Küresel Destek Birimi, Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü (IFPRI), Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA), Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC), Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF), Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID), Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR).

 

 

140 milyon Hollanda lalesi nereye gitti? Koronavirus tarafından ezildi

Nina Siegal’ın New York Times için kaleme aldığı yazı Yeşil Gazete’den Hanife Aliefendioğlu tarafından çevrildi. 

*

Hollanda‘daki lale yetiştiricileri için, bu yılın 13 Mart Cuma günü tam bir kabustu. Lale soğanları Aalsmeer‘deki, ülkenin en büyük çiçek pazarında ortaya çıktığında, fiyatlar tekrar tekrar sıfırda çakılıp kaldı.

Noordwijkerhout‘ta 110 yıllık bir aile çiftliği olan JUB Holland‘ın başkanı Frank Uittenbogaard, laleleri yok etmek konusunda zor bir karar verdi – tam 200 bin lale.

Perşembe günü yaptığım telefon görüşmesinde “Bu çok acıtıyor…Çok acı verici çünkü Temmuz ayında soğanları kazmakla başlıyorsunuz ve Ekim ayında onları dikmek için onlara doğru bakımı yapmak zorundasınız ve daha sonra onları seraya taşıyorsunuz. Bu sene çok kaliteli lalelerimiz vardı. Bisikletimi aldım ve bisiklete bindim, çünkü onlar yok edilirken orda kalamazdım” dedi. 

400 milyon çiçek yok edildi

Laleleri yok etmek zorunda olan tek üretici Uittenbogaard değildi. Hollanda’daki en büyük çiçek ve bitki üreticileri kooperatifi Royal RoyalHolland‘ın uluslararası satış müdürü Fred van Tol 140 milyon lale dahil olmak üzere yaklaşık 400 milyon çiçeğin geçtiğimiz ay yok edildiğini tahmin ediyor.

Dünyadaki çiçekçiler salgın nedeniyle kapanırken, lale talebi hızla düştü, tüketiciler evlerine kapandı ve kutlamalar iptal edildi. Tol, “Bu virüs lale satışlarının tam ortasında bizi vurdu” dedi ve ekledi: “Toplamda, dört haftada, ciro hala geçen yıla göre yüzde 50 daha düşük.”

Lisse’deki lale bahçeleri. Lisse bölgesin deki çiçek açan lale tarlalarına her yıl trekking yapan milyonlarca ziyaretçi gezileri iptal etti. Fotoğraf: Ilvy Njiokiktjien The New York Times

Genellikle Mart-Mayıs dönemi – Dünya Kadınlar Günü, Paskalya ve Anneler Günü‘nün denk gelen haftalar da dahil olmak üzere – Hollanda çiçek endüstrisinin en güçlü mevsimi. Günlük ortalama satış 30 milyon dolar satışla 7 milyar avroyu (7.6 milyar dolar) buluyor. Lale yetiştiricileri, laleleri açmaya başladıkları Mart ayı başlarında satışa çıkarır. Lale mevsimi genellikle yaklaşık sekiz hafta sürer.

“Koronavirüs salgını nedeniyle endüstrinin bazı bölümleri diğerlerinden daha sert darbe aldı” diyor van Tol. Üreticilerin veya distribütörlerin hizmet verdiği pazara bağlı olarak yüzde 10’dan yüzde 85’e varan kayıpları oldu.

Toplu etkinlikler 1 Haziran’a kadar yasak

24 bin 400’den fazla koronavirüs vakası ve 2 bin 643 ölüm kaydedilen Hollanda’da, tam bir karantinadan çok virüsün yayılmasıyla mücadele etmek için ılımlı bir sosyal politika uygulanıyor. Okullar, restoranlar, barlar, müzeler, spor tesisleri ve fitness salonları 28 Nisan’a kadar kapalı. 30’dan fazla insanın çoğu etkinliği 1 Haziran’a kadar yasaklandı.

Bununla birlikte, çiçekçiler ve bahçe dükkanları gibi küçük dükkanlar, müşteriler birbirlerinden 1,5 metre (5 fit’in altında) ve çalışanlarla sosyal mesafeyi korudukları sürece açık kalabilir.

Öncelikle yerel pazara hizmet veren yetiştiriciler ve dağıtıcılar hala yurt içinde çiçek ve bitki satabiliyor olsa da, uluslararası ticaret yapan çiçek işletmeleri daha kötü durumda.

60 çalışandan altıya düştü

Hollanda’nın Aalsmeer köyünde bulunan küresel bir çiçek ihracat şirketi Barendsen‘in genel müdürü ve sahibi Jan de Boer, şimdiye kadar sezon gelirinin yüzde 90’ını kaybettiğini söyledi. Genellikle yılın bu zamanında 60 tam zamanlı çalışanı olurdu ve şimdi sadece altı kişilik bir iş olduğunu söylüyor. Hollanda hükümeti bu maaşları ödüyor, bu yüzden şu an işine zarar gelmedi.

Küresel bir çiçek ihracat şirketi sahibi Jan de Boer: “İyimserim çünkü insanların her zaman çiçeklere ihtiyacı var, bağlantı kurmak, birlikte olmak, bir hikaye anlatmak için.” Fotoğraf: Ilvy Njiokiktjien, New York Times

Boer, “En büyük sorunum şu.. Müvekkilim Viking River Cruises‘ın bu yıl bir teknede Amerikan müşterisi olmayacak. Onlarla tüm kazancımı kaybedeceğim, bu yüzden bu benim için yarım milyon veya bir milyon avro demek” diyor.

De Boer, İtalya, İspanya ve Fransa da dahil olmak üzere çiçekçilerin kapandığı ülkelere olan tüm işlerini kaybetti.

Milyonlarca ziyaretçi gezileri iptal etti

Aynı zamanda, Lisse’nin çiçek yetiştiren bölgesinde her yıl çiçek açan lale bahçelerine her yıl trekking yapan milyonlarca ziyaretçi gezileri iptal etti ve bunun etkileri ilgili işletmelere dalgalanarak yayıldı. Hollanda’nın en büyük çiçek parkı olan Keukenhof, lalelerin açmasıyla başlayan sekiz haftalık sezonun açılışında genellikle yılda 1,5 milyon ziyaretçiyi ağırlıyordu.

Ancak bu yıl, hükümetin koronavirüsle mücadele önlemleri nedeniyle park, açılış günü olarak planlanan 21 Mart’tan, planlanan kapanış günü olan 10 Mayıs’a tarihine kadar kapatıldı. Bu, tahmini 25 milyon dolar gelire mal olacak.

Keukenhof Genel Müdürü Bart Siemerink, “Doğa tüm regülasyonları dinlemiyor” dedi ve ekledi: “Hollanda’da muhteşem bir baharımız var ve şimdi park gerçekten güzel görünüyor. Bunu evlerine kapanmış insanlara getirmek için elimizden geleni yapıyoruz.”

Hollanda’nın en büyük çiçek parkı Keukenhof, bu yıl tüm sezon kapalı olacak. Fotoğraf :Ilvy Njiokiktjien, New York Times

Çevrimiçi bahçe turu

İnsanlar, çevrim içi olarak gelecek yıl çiçekler yeniden açana kadar, Keukenhof Virtually Open aracılığıyla, bahçeleri görebilirler. De Boer, bu arada 25 bahçıvan parkı korumaya devam ediyor. Hollandalı çiçeklerin geri dönmesini beklediğini söyledi:

“İyimserim çünkü insanların her zaman çiçeklere ihtiyacı var, bağ kurmak, birlikte olmak, bir hikaye anlatmak için. Çiçekler konusunda iyimserim, ancak finansal boşluğu nasıl kapatacağım konusunda iyimser değilim. Kayıpları telafi edemiyorsanız, oyun dışındasınız demektir. Bu yüzden hayatta kalmak için elimden geleni yapacağım.”

“Bu paradan daha fazlası,” diye ekledi. “Bu bir tutku.”

 

Demokratlar ısrarcı: Fosil yakıt şirketlerini kurtarmayın!

 Fermin Koop‘un ZME Science için kaleme aldığı yazı Yeşil Gazete tarafından çevrildi.

*

ABD, koronavirüs dolayısıyla uygulanan karantinadan en çok etkilenen çalışanları ve ekonomik sektörleri desteklemek için iki trilyon dolar ayırmayı kabul etti. Peki bu para nereye ayrılmalı? Demokratlara göre fosil yakıtlara değil.  

40’ın üzerinde Demokrat Parti yasama üyesi fosil yakıt şirketlerinin, Kongre’den henüz geçen yardım paketinden faydalanmaması gerektiğini savunuyor.  Yardımın “zor durumdaki aileleri, çalışanları, işyerlerini, eyaletleri ve belediyeleri” desteklemesi öngörülüyor. Temsilcilerin kaleme aldığı mektupta şu ifadelere yer verildi:

Bu parayı fosil yakıt endüstrisine vermek, ölümcül virüsün yayılmasına karşı da hiçbir işe yaramayacak, zor durumda olanların yükünü de hafifletmeyecek. Yalnızca fosil yakıt endüstrisinin hesap defterini yapay olarak şişirecek.

Gerçekten ihtiyacı olanlara yardım edin

Rekor seviyede düşen petrol fiyatları dahil olmak üzere, küresel pazarlar koronavirüsün ardından büyük bir tıkanmayla karşı karşıya kaldı. Bununla birlikte, demokratlar fosil yakıt firmalarının yardım almaması gerektiğinde ısrarlı. Trump yönetimi ise yalnızca buraya ayrılmak üzere 3 milyon dolarlık bir yardım paketiyle sektörü güvence altına almayı denemişti.  Kaleme alınan yazıda temsilciler şu taleplerde bulundu:

Büyük petrol lobicilerinin arzularını görmezden gelmenizi talep ediyoruz, bu ortaklığın yangından kurtarılması planını bir tarafa bırakın, ve onun yerine koronavirüs nedeniyle gerçekten yardıma ihtiyacı olan işçilerin ve küçük işletmelerin desteklenmesine odaklanın.   

Petrol şirketlerini temsil eden bir lobi olan Amerikan Petrol Enstitüsü (API), Demokratların talebine karşılık parayla ilgilenmediğini söyledi. 

Bununla birlikte mektubun, fazla iyimser olduğunu ve çalışanlara “zarar verecek nitelikte” olduğunu söyleyerek Trump yönetiminden söz konusu talepleri reddetmesini istediler. 

2008 ekonomik krizine bakıldığında, eski ABD Başkanı Barack Obama temiz enerjiyi güçlendirmek üzere bir teşvik paketi çıkarmıştı. O zaman dahi, bu yeni pakete yenilenebilir enerji savunucuları dahil olabilmek için mücadele etmek zorunda kalmıştı. 

Güneş Enerjisi Endüstrileri Birliği (SEIA) ve Amerikan Rüzgar Enerjisi Birliği (AWEA) ortak bir mektupla Kongre üyelerinden, kendilerinin de binlerce yeni çalışan alarak ABD ekonomisine katkı sunabilmeleri için kredilerinin yükseltilmesini talep etmişti. 

Yardım alınamazsa güneş enerjisi sektörünün yarısı işsiz kalacak

SEIA gelecekte yardım alamazsa, güneş enerjisine dayalı sektörlerde bu yıl salgın nedeniyle yaklaşık yüzde 50 oranında iş kaybı yaşanacağını öngörüyor. AWEA ise özellikle kırsal alanlarda yapılmış olan 43 milyar dolarlık yatırım ve ödemenin risk altında olduğunu söylüyor. 

Çevre ve iklim aktivistleri tüm hükümetlerden Covid 19 kaynaklı teşvik paketlerinde yenilenebilir enerji ve elektrikli ulaşım gibi sıfır emisyonlu seçeneklere odaklanmasını talep ediyor. Çünkü bunlar nihayetinde milyonlarca yeni iş alanı yaratabilir ve çevreyi kirleten endstrilerden bir çıkış yolu sunabilir. 

İPM İklim Kafe Konuşmaları’na Ethemcan Turhan konuk oluyor

İstanbul Politikalar Merkezi tarafından düzenlenen İklim Kafe Konuşmaları’nın 11’incisi “Başka Bir Kayıp ve Zarar Siyasetini Aramak: Kentsel İklim Adaleti ve İstanbul” başlığı altına düzenleniyor.

Çevrimiçi webinar üzerinden gerçekleştirilecek etkinliğe İsveç Kraliyet Teknoloji Enstitüsü’nde doktora sonrası araştırmacı Ethemcan Turhan konuk olacak.  22 Nisan Çarşamba saat 15.00’da gerçekleştirilecek etkinliğin moderatörlüğünü ise İPM İklim Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin üstlenecek. 

Sunumda ilk olarak genel hatlarıyla iklim değişikliği bağlamımda kayıp ve zararlar tartışması sunulacak. Devamında ise İstanbul özelinde kent hakkı ve iklim aktivistlerince bu konunun nasıl algılandığı üzerinde durulacak.

Ethemcan Turhan Hakkında

Ethemcan Turhan, İsveç Kraliyet Teknoloji Enstitüsü (KTH), Bilim, Teknoloji ve Çevre Tarihi Bölümü, Çevresel İnsani Bilimler Laboratuvarında doktora sonrası araştırmacıdır. Bundan önce 2014/15 döneminde Mercator-İPM Araştırmacısı olarak çalışmıştır. Doktora ve yüksek lisansını Universitat Autonoma de Barcelona’da, lisansını ODTÜ’de tamamlamıştır.

Araştırmaları Türkiye’de çevre hareketleri, iklim adaleti, enerji demokrasisi ve göç üzerine odaklanmaktadır. Akademik çalışmaları Frontiers in Energy Research, Applied Energy, Energy Research and Social Science, Turkish Studies, Sustainability Science, WIREs Climate Change, Global Environmental Change, Ecological Economics, Capitalism Nature Socialism, New Perspectives on Turkey ve Journal of Political Ecology dergilerinde yayımlanmıştır.

Transforming Socio-Natures in Turkey: Landscapes, State and Environmental Movements (Routledge Environmental Humanities, 2019) adlı kitabın (Onur İnal ile birlikte) editörlüğünü yapmıştır.