Ana Sayfa Blog Sayfa 2120

Çocuklar haftalar sonra ‘güneşe çıktı’

Koronavirüs salgını kapsamında alınan tedbirler çerçevesinde 4 Nisan’dan bu yana sokağa çıkmaları kısıtlanan çocuklar, uzun bir aradan sonra ilk defa sokağa çıktı.

11.00-15.00 saatleri arasında sokağa çıkma izni verilen çocuklar parklara ve sahillere akın etti.  

4 Nisan’da karantina tedbirleri kapsamında 20 yaş altı vatandaşlara sokağa çıkma yasağı getirilmişti.

Milli Eğitim Bakanı  Ziya Selçuk, çocuklara dışarı çıkma izniyle ilgili olarak Twitter‘dan, “Bol bol yürüsünler, koşsunlar ama kalabalıklara karışmasınlar. Sadece yürüme mesafesinde kalabileceklerini lütfen unutmayalım” dedi.

Türkiye’nin dört bir yanında muhabirlerin objektiflerine neşeli çocukların fotoğrafları yansıdı.

Kayseri‘de bir çocuk AA muhabirine sokakları, parktaki direkleri bile özlediğini ifade etti.

Kars’ın Sarıkamış ilçesinde çocuklar top oynayıp bisiklet bindi.

Uşak‘ta çocuklar Atapark ve Huzurpark‘ta vakit geçirdi.

AA’ya konuşan Uzman Klinik Psikolog Cansu Güney ise uzun süre sonra sokağa çıkmanın çocuklar üzerinde bazı olumsuz etkileri olabileceğini söyledi.

Güney, “Uzun süredir sosyal hayattan izole bir şekilde, kaygının yoğun olduğu bir dönemden sıyrılmaya başlayıp bazı eski rutinlere geri dönmeye çalışmak, bazı zorlanmalara yol açabilir” dedi.

Çocuklar şimdilik serbestlikten memnun görünüyor.

Planlı ekonomik küçülme: Yeni kökler oluşturmak

Yeşil Gazete için çeviren: Ayşe Ceren Sarı

*

Uluslararası Degrowth (ekonomik küçülme) Hareketi, ülke liderlerine yönelik açık bir mektup yayımlayarak, koronavirüs salgınından sonra şirketlerin değil, gezegenin ve insanların kurtarılmasına öncelik verilmesini istedi. 60 ülkeden 1.100’den fazla uzman ve 70’den fazla kuruluş tarafından imzalanan mektup şöyle: 

Koronavirüs krizinden sonra geleceği yeniden hayal etmek

Koronavirus pandemisinde şimdiden sayısız can kaybedildi ve sürecin ne yönde gelişeceği belirsiz. Sağlık hizmetlerinin ve temel sosyal hizmetlerin ön saflarında yer alan insanlar virüsün yayılmasına karşı savaşıyor. Bu hizmetlerin dışında, ekonominin büyük bir kısmı ise bu sırada durmuş durumda. Bu durum birçokları için sıkıntı ve acılı bir süreç anlamına geliyor. Bir parçası olduğumuz topluluklar ve sevdiklerimiz hakkında korku ve endişeye kapılmamıza neden oluyor. Aynı zamanda yeni kolektif fikirlerin öne çıkması için önemi bir an olma özelliği de taşıyor.

Dünya ekonomisi bir yandan her zamankinden daha fazla üretirken insanlara ve gezegene özen göstermekte başarısız. Bunun yerine gerçekleşen şey ise servet birikimi ve gezegenin tahribatı.”

Koronavirüsü tarafından tetiklenen kriz, büyüme takıntılı kapitalist ekonomimizin birçok zayıflığını şimdiden ortaya koydu: Birçok insan için güvencesiz yaşam koşulları, yıllarca süren kemer sıkma politikaları ve en temel mesleklerden bazılarının değersizleştirilmesi ile sakat bırakan sağlık sistemleri. İnsanların ve doğanın sömürülmesine dayanan, krizlere ciddi şekilde yatkın olan bu sistem şimdiye kadar yine de normal kabul ediliyordu. Dünya ekonomisi bir yandan her zamankinden daha fazla üretirken insanlara ve gezegene özen göstermekte başarısız. Bunun yerine gerçekleşen şey ise servet birikimi ve gezegenin tahribatı. Her yıl milyonlarca çocuk önlenebilir nedenlerden hayatını kaybediyor, 820 milyon insan yetersiz besleniyor, biyolojik çeşitlilik ve ekosistemler yok oluyor, sera gazları salımları artmaya devam ediyor ve insan faaliyetleri kaynaklı iklim krizi ortaya çıkıyor: Deniz seviyeleri yükseliyor, tüm bölgeleri yutan yıkıcı fırtınalar, kuraklıklar ve yangınlar gerçekleşiyor.

On yıllar boyunca bu sorunlara karşı önerilen baskın stratejiler, ekonomik dağılımı büyük ölçüde piyasa güçlerine bırakmak ve ekolojik yok oluşun önüne ekonomik büyümeyi kaynak kullanımından ayrıştırarak ve yeşil büyümeyle geçmekti. Bunlar işe yaramadı. Artık koronavirüs krizinin deneyimlerini kullanma fırsatımız bulunuyor: Gelişmekte olan yeni işbirliği ve dayanışma biçimleri, temel toplumsal hizmetlerin -sağlık ve bakım hizmetleri, gıda tedariki ve atıkların toplanması gibi- takdiri gibi. Pandemi, hükümetlerin de modern barış zamanında eşi benzeri görülmemiş faaliyetlerde bulunmasına yol açarak eylemde bulunma isteği olduğunda nelerin mümkün olduğunu gösterdi: Bütçelerin tartışmasız bir şekilde yeniden düzenlenmesi, parasal kaynakların harekete geçirilmesi ve yeniden dağıtımı, sosyal güvenlik sistemlerinin hızlı bir şekilde genişletilmesi ve evsizler için konutların sağlanması gibi.

2008 finansal krizinden farklı olarak, şirketleri kurtarmak yerine insanları ve gezegeni kurtarmayı seçmeliyiz. İçerisinde bulunduğumuz krizden kemer sıkma politikaları yerine yeterlilik önlemleri ile çıkmalıyız.”

Ancak tüm bunlar olurken problemli otoriter eğilimlerin de farkında olmamız gerekiyor: Kitlesel gözetim ve müdahale teknolojilerinin kullanılması, sınır kapatmalar, toplanma hakkı kısıtlamaları ve krizin afet kapitalizmi tarafından sömürülmesi… Bu tür dinamiklere sıkıca direnmeli ve direnişin de ötesine geçmeliyiz. Tahrip edici büyüme makinesini çaresizce tekrar çalıştırmaya uğraşmak yerine radikal olarak farklı bir topluma geçişi başlatmalıyız. Bunun için önerimiz, eylemlerimizi geçmiş dersler ve son bir kaç ayda dünyanın her yerinde filizlenen toplumsal ve dayanışma girişimlerinin bolluğu üzerine inşa etmek. 2008 finansal krizinden farklı olarak, şirketleri kurtarmak yerine insanları ve gezegeni kurtarmayı seçmeliyiz. İçerisinde bulunduğumuz krizden kemer sıkma politikaları yerine yeterlilik önlemleri ile çıkmalıyız.

Bu mektubu imzalayan bizler, ekonomimizin düzelmesi ve adil bir toplumun temelinin atılması için beş ilke sunuyoruz. Kimseyi arkada bırakmayan bir ekonominin yeni köklerini geliştirmek için şunları yapmamız gerekiyor:

1) Ekonomik sistemlerimizin merkezine hayatı yerleştirmek

Ekonomik büyüme ve savurgan üretim yerine, yaşam ve refahı çabalarımızın merkezine koymalıyız. Fosil yakıt üretimi, savunma sanayii ve reklamcılık sektörlerinden mümkün olduğunca hızlı bir şekilde aşamalı olarak çıkmalıyız. Bu sırada sağlık, eğitim, yenilenebilir enerji ve ekolojik tarım gibi alanları korumalı ve bu alanların gelişmesini sağlamalıyız.

2) Herkes için iyi bir yaşamın ortaya çıkmasında hangi işlerin ne kadar gerekli olduğunu radikal bir şekilde yeniden değerlendirmek

Bakım işlerini daha fazla öne çıkarmalı ve kriz esnasında birinci derecede önemli olduğu kanıtlanmış mesleklere gerekli değeri vermeliyiz. Adil bir dönüşümü mümkün kılmak için yıkıcı sektörlerde çalışanların ihtiyaç duyduğu yapıcı ve daha temiz olan yeni iş türleri için eğitime erişimin sağlanması gerekir. Ayrıca genel olarak, mesai saatleri azaltmalı ve iş paylaşımı modelleri oluşturulmalıdır.

3) Temel mal ve hizmetlerin sağlanması hakkında toplumun örgütlenmesi

Müsrif tüketimi ve seyahatleri azaltmamız gerekirken yemek, barınma ve eğitim hakkı gibi temel insani ihtiyaçlar herkes için güvence altına alınmalıdır. Bunun için evrensel temel hizmetler veya evrensel temel gelir düzenlemeleri gibi araçlar kullanılabilir. Ayrıca, asgari ve azami gelir seviyeleri demokratik olarak tanımlanmalı ve uygulanmalıdır.

4) Toplumun demokratikleştirilmesi

Toplumun demokratikleştirilmesi, tüm insanların hayatlarını etkileyen kararlara katılabilmesi, özellikle toplumdaki ötekileştirilmiş gruplar için daha fazla katılımın sağlanması ve feminist ilkelerin siyasete ve ekonomik sisteme dâhil edilmesi anlamına gelir. Küresel şirketlerin ve finans sektörünün gücü demokratik mülkiyet ve gözetimle önemli ölçüde azaltılmalıdır.

Enerji, gıda, barınma, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçlara ilişkin sektörlerin meta olmaktan ve finansallaştırılmaktan çıkarılması gerekmektedir. İşbirliğine dayalı ekonomik faaliyetler (örneğin işçi kooperatifleri) teşvik edilmelidir.

5) Siyasi ve ekonomik sistemlerin dayanışma ilkesine dayanması

Yeniden dağıtım ve adalet, şimdiki ve gelecek nesiller, ülkelerdeki sosyal gruplar ve Küresel Güney ve Küresel Kuzey ülkeleri arasındaki uzlaşmanın temeli olmalıdır. Özellikle Küresel Kuzey ülkeleri, mevcut sömürü biçimlerini sona erdirmeli ve geçmişte sömürü faaliyetleri için tazminat ödemelidir. İklim adaleti, hızlı bir sosyoekolojik dönüşümü yönlendiren ilke olmalıdır.

Ekonomik sistemimiz büyümeye bağlı olduğu sürece, ekonomik durgunluk yıkıcı olacaktır. Dünyanın bunun yerine ihtiyaç duyduğu şey, ekonominin planlı ama uyarlanabilir, sürdürülebilir ve eşitlikçi olarak küçülmesidir. Planlı ekonomik küçülme (degrowth), daha azla daha iyi yaşayabileceğimiz bir geleceğin ortaya çıkmasını sağlar.

Mevcut kriz birçokları için oldukça acımasız oldu. En savunmasız olanlar en sert şekilde etkilendi. Bunlar gerçekleşirken bu kriz bize derinlemesine düşünme fırsatı da veriyor. İçinde bulunduğumuz pandemi süreci, gerçekten önemli olanın farkına varmamızı sağlayabilir. Ayrıca hareketlerimizi inşa ederken temel alabileceğimiz potansiyeli de ortaya çıkarmıştır. Bir toplumsal hareket ve kavram olarak planlı ekonomik küçülme, on yıldan uzun süredir bu konular hakkında konuşuyor. Toplumu sürdürülebilirlik, dayanışma, eşitlik, şenliklilik, doğrudan demokrasi ve yaşamdan zevk alma gibi değerlere dayalı olarak yeniden düşünmek için tutarlı bir çerçeve sunuyor.

Bu tartışmalarda bize katılın. Büyüme bağımlılığımızdan kasıtlı ve özgürleştirici bir çıkışı beraber inşa etmek için 2020 Viyana Degrowth Konferansı  ve Küresel Degrowth Günü‘nde fikirlerinizi paylaşın!

Dayanışmayla,

Tüm imza sahiplerini görün

*

Açık mektup çalışma grubu: Nathan Barlow, Ekaterina Chertkovskaya, Manuel Grebenjak, Vincent Liegey, François Schneider, Tone Smith, Sam Bliss, Köstence Hepp, Max Hollweg, Christian Kerschner, Andro Rilović, Pierre Smith Khanna, Joëlle Saey-Volckrick.

Bu mektup uluslararası büyüme ağındaki işbirliğine dayalı bir sürecin sonucudur. 60’dan fazla ülkeden 1.100’den fazla uzman ve 70’den fazla kuruluş tarafından imzalanmıştır.

Meksikalı genç çevre aktivisti öldürüldü

21 yaşındaki Meksikalı çevre aktivisti Eugui Roy Martínez Pérez, geçtiğimiz perşembe günü Meksika’nın Oaxaca kentinde öldürüldü. Kentteki Çevre Koruma Örgütü‘nün üyesi olan Pérez, Oaxaca Vadisi Teknoloji Enstitüsü‘nde biyoloji öğrencisiydi.

‘Böcek toplayacak, dergiye yazılar yazacaktı…’

Ailesi, Pérez’in San Agustín Loxicha kentinde bir çiftlikte, vurularak öldürüldüğünü açıkladı. Genç aktivistin kız kardeşi Rosalinda Martínez de kardeşinin ölümünden sorumlu olanların cezalandırılmasını istedi:

Kardeşim karantinayı çiftlikte geçirmeye karar vermişti. Böcek toplayarak, çalışarak, dergiye yazılar yazarak, geyiklere bakarak, blogu için içerik üreterek; ama bu sabah (7 Mayıs) komşuları onu yerde kanlar içinde ölmüş halde yatarken buldu.

Pérez’in ailesi ve aktivist arkadaşları adalet talep etti ve yetkililerden konunun soruşturulmasını istedi.

Genç aktivist, sürüngenler ve amfibiler üzerinde çalışıyordu. 

Çevre aktivistleri hedefte

Yaban hayatı ve doğal yaşamın korunması için mücadele eden aktivistler, dünyanın pek çok bölgesinde hedef haline getiriliyor. Özellikle Latin Amerika ve Güneydoğu Asya, çevre aktivistleri için tehlike arz eden bölgeler. Global Witness‘in derlediği bilgilere göre, 2002-17 yıllarında en az 1558 aktivist cinayetinin 500’den fazlası Brezilya‘da işlendi.  Meksika da incelenen 32 ülke arasında, çevreciler için ciddi anlamda tehdit oluşturan ülkeler arasında yer alıyor.

Meksika Çevre Hakları Merkezi‘nin (CEMDA) raporuna göre ülkede 2012-2019 arasında aktivistlere yönelik gerçekleştirilen 500’ün üzerindeki saldırıdan 150’si enerji projeleriyle, 70’i madencilikle ilişkili. 2019’daki saldırıların %40’ından polis ve ulusal muhafızların sorumlu olduğu belirtilen raporda, en son örnekler olarak; Şubat 2019’da termik santral protestosunda vurularak öldürülen Samir Flores ve Ocak ve Mart 2020’de evlerinde katledilen kelebek korumacı Homero Gomez Gonzales ve arkadaşı veriliyor.

Emisyonların 2030’a kadar yüzde 65 azaltımı önerisi AP gündeminde

Avrupa İklim Yasası’nın Baş Raportörü Jytte Guteland, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarının %65 oranında azaltılmasının, yasaya girmesini önereceğini açıkladı. Guteland taslak çalışmayı Avrupa Parlamentosu Çevre Komitesi’nin 27 Mayıs 2020 tarihli toplantısında sunacağını söyledi.

Avrupa Komisyonu tarafından geçtiğimiz mart ayında onaylanan İklim Yasası birliğin sera gazı emisyonlarında 2030’da yüzde 50-55 oranında azaltımı, 2050’de ise net sıfır emisyonu hedefliyor.2030 için öngörülen azaltım hedefinin yetersiz olduğunu savunan yasanın baş raportörü, bu oranın yüzde 65’e çıkarılmasının zorunlu olduğunu kaydetti. 

Timmermans: Mevcut hedef gözden geçirilecek

Avrupa Komisyonu, Avrupa Yeşil Mutabakatı Başkan Yardımcısı Frans Timmermans ise Araştırma Geliştirme Komitesi toplantısında yaptığı konuşmada mevcut hedefin gözden geçirilerek yeniden değerlendireceğini söyledi.

Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan Emisyon Açığı raporuna göre, küresel sıcaklık artışının sanayi devrimi öncesine göre 1,5°C ile sınırlanabilmesi için küresel sera gazı emisyonlarının 2030 yılında, 1990’a göre yüzde 7,6 oranında gerilemiş olması gerekiyor. Bu hedef için AB’nin emisyonlarının aynı tarihe kadar yüzde 65 oranında azalması gerekiyor.

Tüylü Çan Çiçeği açtı: Koparmanın cezası 73 bin TL

Dünyada sadece Aydın’ın Söke ve Kuşadası ilçelerinde bulunan endemik bir bitki türü olan “Tüylü Çan Çiçeği” (Campanula tomentosa) ilkbaharın gelişiyle birlikte iki ilçeyi renklendirdi. .

Koruma altında

Tohumları, dik alüviyal yamaçlar, kaya çatlakları ve taş duvar aralarında çimlenen Tüylü Çan çiçekleri kurumuyor, her zaman yeşil halde bulunuyor. Nisan ayı sonu ve Mayıs ayı ortalarına kadar, mavimsi-mor çiçekleri ve yeşil yaprakları ile açan çiçek, Kuşadası Milli Park içerisindeki Kanyon mevkii, Söke Milli Park içindeki Eskidoğanbey mevkii ile Priene Antik Kenti‘nde yoğun olarak varlığını sürdürüyor.

Son yıllarda çiçekleri koruma çalışmalarında tanıtım ve bilgilendirmeye verilen önemle farkındalık sağlanarak, sayıları ve yayılma alanlarının genişlemesi sağlandı. Germencik ilçesi Ortaklar Mahallesi’nden İzmir il sınırına kadar popülasyonu yayılış gösterdi.

Kırmızı Liste’ de “Hassas” kategorisinde yer alan Tüylü Çan Çiçeklerinin koparılması, sökülmesi ve tahrip edilmesi yasak. 2020 yılındaki idari para cezası ise 73 bin 747 TL. 

Avrupa’da yükselen deniz seviyesine bilim insanlarından farklı çözümler

Fermin Koop‘un ZME Science‘da yayınlanmış yazısı Yeşil Gazete tarafından özetlenerek çevrilmiştir.

*

Deniz seviyesinin yükselmesi, daha ısınmış bir gezegenin yol açtığı tehditlerden biri ve dünyanın farklı bölgelerinde insanlar bununla farklı biçimlerde başa çıkmaya çalışıyor.

Deniz seviyesi bir metre yükselecek

Yükselişe karşı kendini korumaya almış olanlardan, evlerinden olanlara kadar, kıyı bölgelerde oturan insanlar farklı biçimlerde duruma uyum sağlamaya çalışıyor. Ancak yeni bir çalışmaya göre, bu daha başlangıç.

Bu yüzyılın sonuna kadar deniz seviyesinin bir metre yükseleceği ve çok daha şiddetli fırtınalar olacağı tahmin ediliyor. Koşullar buyken, Avrupa Komisyonu‘ndan bilim insanlarının yapmış olduğu çalışma, kıyı topluluklarının iklim değişikliğinden korunmak için ödediği bedeli ele alıyor.

200 milyonun üzerinde Avrupa vatandaşı denize en fazla 50 kilometre uzaklıktaki kıyı bölgelerinde yaşıyor. Dahası, çalışmayı hazırlayanlara göre, halihazırdaki eğim kıyıya göçün devam ettiğini gösteriyor, kıyıdaki nüfus ise önümüzdeki on yıllarda çoğalacak.

Baskınların Avrupa’ya yıllık maliyeti 1.4 milyar euro

Deniz seviyesi, endüstri öncesi döneme kıyasla, küresel boyutta yaklaşık olarak 13 – 20 santimetre yükseldi, bu, küresel ısınma nedeniyle 1990’lar itibarıyla hızlanan bir süreç. Bu durum zaten Avrupa’nın kıyılarını sel ve su baskınlarına daha açık hale getirmişti; deniz seviyesinin yükselmesi ise Avrupa çapında bu felaketlerin yayılması demek.

Denizlerin taşması Avrupa’ya yılda 1.4 milyar euro zarar ettiriyor ve her yıl yaklaşık 100 bin AB vatandaşı bu baskınlardan etkileniyor. Rapor, bu yüzyılın sonuna yaklaşıldığında, zararın yılda 209.8 milyar euroyu bulabileceğini öngörüyor. 

Sellere karşı doğal çözümler…

Bu yeni senaryoya uyum sağlamak adına çalışmayı hazırlayanların önerisi, kıyı bölgelerde bulunan binaların güçlendirilmesi ve hendekler kurulması. Ne var ki korumanın arttırılmasında fayda/maliyet oranı Avrupa’da bölgelere göre değişiklik arz ediyor. Avrupa kıyılarının yüzde 76’sında maliyet, faydayı aşıyor.

Ülke ölçeğinde bakıldığında Belçika, fayda/maliyet oranı en yüksek ülkelerden, bunu Fransa ve İtalya takip ediyor. Son sıralarda ise Malta var.

Reading Üniversitesi‘nden hidroloji profesörü Hannan Cloke, kıyı boyunca koruma duvarları inşa etmenin deniz seviyesinin yükselişinden korunmak için tek seçenek olmadığını, kumul ve bataklık yaratılması ya da kıyıdan çekilme gibi doğal çözümlerin de düşünülebileceğini savunuyor.

Kıyılara duvar örmek tek çözüm değil

Cloke’a göre bu çözümlerin vahşi yaşama da insanlara da büyük faydası, kıyıya koruma amaçlı duvar inşa edilmesine göre ise çok daha fazla avantajı var. Bu avantajların başında, duvarların tetikleyebileceği olası bir erozyon tehlikesinin, doğal çözümlerde bulunmaması geliyor.

Çalışmanın hazırlanmasına katılmayan Cloke, Nature Communications‘da “Gerçekten hepimizin devasa duvarların ardında yaşadığı bir dünya mı hayal ediyorsunuz? Uyum sağlamanın tek yolu bu mu?” diye soruyor.

100 önde gelen uzmanın katılımıyla hazırlanan küresel çaplı yeni bir araştırmaya göre, 2100 yılına kadar yerküre 3.5 derece daha ısınacak olursa, okyanuslar yaklaşık 1.3 metre yükselecek. 2300’e gelindiğinde ve Batı Antartika ve Grönland buz tabakalarıyla kaplandığında ise, deniz seviyesi beş metreden fazla yükselebilir, bu ise dünyanın kıyılarının haritada yeniden çizilmesi demek.

CHP’den doğa hakları ihlalleri raporu: İklim için adil geçiş süreci planlanmalı

CHP Doğa Hakları Birimi, nisan ayında gerçekleşen doğa hakları ihlallerini raporlaştırdı. Salgın döneminde aylık olarak ihlalleri yayınladıklarını ve sürecin takipçisi olduklarını ileten CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, nisan ayı raporunda özellikle  salgın döneminde hava kirliliğinin azaldığı yönündeki tartışmaları izlediklerini ve bulaş tedbirlerinin iklim krizi yönünden etkilerinin neler olduğuna dair rapor ve makaleleri incelediklerini kaydetti: 

Yurttaşın bireysel tasarruflarının hava kirliliği üzerinde elbette ki etkileri var, ancak fosil yakıta dayalı yatırımlar devam ettikçe, gıda başta olmak üzere tedarik zincir ağları kısaltılmadıkça iklim krizinden kurtulmak mümkün gözükmüyor.” 

Vicdan ve adalet temelinde acil eylem çağrısı

CHP Doğa Hakları tarafından hazırlanan raporda, 2020 yılı Nisan Ayında gerçekleşen doğa hakları ihlalleri, doğa hakları alanında yayınlanan raporlar ve makaleler ile hak arama mücadelelerinde yaşanan gelişmeler yer alıyor. 

Salgın dönemindeki hassasiyet üzerinden iklim krizinin yarattığı ve yaratacağı etkilerinin gözden geçirilmesi gerektiğini, bunun için vicdan ve adalet temelinde acil eylem planlamalarının yapılması gerektiğini vurgulayan CHP’li vekil şunları söyledi: “Kömür ve fosil yakıttan uzaklaşmaya, gıda zincir tedarik ağlarını kısaltmaya, doğayı öncelikle insan ve endüstri kaynaklı zararlardan korumaya yönelik politikalar oluşturmamız gerekiyor. Salgın sürecinde düşünen normalleşmeye geçiş aşaması gibi iklim için adil geçiş planlamalarını da yapmalıyız.” 

Rapor için tıklayın

 

Normalleşme Takvimi taslak metni masada

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında önceki gün yapılan kabine toplantısında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay başkanlığında hazırlanan taslak normalleşme takvimi masaya yatırıldı. Buna göre, umuma açık çay bahçelerinin, dernek lokallerinin ve spor merkezlerinin haziran başında açılması; düğün salonu, sinema, tiyatro ve gösteri merkezlerinde kısıtlamaların ise 1 Temmuz’dan itibaren kaldırılması planlanıyor. Mesire yerleri ve piknik alanları da haziran ortasında faaliyete geçecek.

Taslak planın önemli kısımları şöyle:

Genel Kısıtlamaların Kaldırılması

MAYIS

65 yaş üzeri ve 20 yaş altı vatandaşlar, diğer vatandaşlar için sokağa çıkma yasağı konulan dönemlerde, haftada bir gün, en fazla dört saat süre ile dışarıya çıkabilecek. (10 Mayıs 2020)

Yaş kısıtlaması tamamen kaldırılacak. (27 Mayıs 2020)

Ulaşım ve toplu taşıma sınırlamaları

İstanbul, Ankara ve İzmir’de ticari taksiler için tek, çift sınırlaması
kaldırılacak. (5 Mayıs 2020)

Şehirlere giriş – çıkış sınırlamaları (13 il)

Kayseri, Aydın, Antalya, Muğla, Mersin, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep,
Erzurum, Van, Diyarbakır, Ordu, Trabzon için sınırlamaların kaldırılacak.
(27 Mayıs 2020)

Berber, güzellik salonu/merkezi, kuaför vb.

Gerekli hijyen şartlarına uyularak randevu sistemiyle ve aynı anda koltuk
sayısının yarısı kadar müşteri olacak şekilde açılacak. (maske, tulum, eldiven)
(11 Mayıs 2020)

AVM’ler

Genel ve özel kurallara (Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve İçişleri
Bakanlığı) uyulmak şartıyla açılacak. (11 Mayıs 2020)

Giyim, çanta, süs eşyası ve zücaciye vb. ürünler satılan pazar ve satış yerleri

Genel ve özel kurallara (Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve İçişleri
Bakanlığı) uyulmak şartıyla açılacak. (11 Mayıs 2020)

Restoranlar, kafe, pastane ve benzeri işyerleri 

Genel ve özel kurallara (Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve İçişleri
Bakanlığı) uyulmak şartıyla açılacak. (11 Mayıs 2020)

HAZİRAN

Sosyal yaşam alanları

Umuma açık istirahat ve eğlence yerleri ile çay bahçesi, dernek lokalleri, yüzme havuzu, kaplıca ve spor merkezleri gibi tesisler açılacak. (1 Haziran 2020)

Ören yerleri açılacak. (1 Haziran 2020)

Nikâh salonları azami yüzde 25 kapasitesinin aşılmaması şartlarına uyarak kademeli açılacak. (1 Haziran 2020)

Mesire yerleri ile piknik alanları açılacak. (15 Haziran 2020)

Haftasonları sokağa çıkma kısıtlamaları

Sokağa çıkma kısıtlamaları kaldırılacak. (1 Haziran 2020)

Sınır kapılarından geçiş

Salgının kontrol altına alındığı ülkelerle olan sınır kapıları yolcu giriş-çıkışına açılacak. (15 Haziran 2020)

TEMMUZ

1 temmuz 20 itibarıyla düğün salonu, sinema, tiyatro ve gösteri merkezlerinde kısıtlamalar kaldırılacak.

Çalışma hayatı 

MAYIS

Kamu personeline idari izin verilmesini esnek çalışma modellerine geçişi öngören resmi yazı ve genelgelerin uygulama durumu gözden geçirilecek.
(20 Mayıs 2020)

TEMMUZ

Eğitimler ve kurslar

Ara verilen İşbaşı Eğitim Programlarına devam edilecek. (6 Temmuz 2020)

AĞUSTOS

Ara verilen Mesleki Eğitim Kurslarına devam edilecek. (1 Ağustos 2020)

Sağlık hizmetleri

MAYIS

Pandemi hastanesi sayıları kademeli olarak azaltılacak ve sadece kısıtlı hastaneler pandemi hastanesi olarak kullanılacak. (1 Haziran 2020)

Diğer hastaneler normal hasta kabul ve işleyişe geri dönecek. (1 Haziran 2020)

Hastanelerde uygulanan salgın tedbirleri kademeli olarak gevşetilecek. (1 Haziran 2020)

Eğitim

Eğitim hayatı ve sınavlar

MAYIS

Eğitim ve sınavların kademeli olarak açılması için rehberler hazırlanacak. (4 Mayıs 2020)

Ertelenen diğer sınavlar (Açıköğretim vb.) takvimleri açıklanacak (15 Mayıs 2020)

HAZİRAN

Sınav tarihleri

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) (27-28 Haziran 2020)

Liselere Geçiş Sınavı (LGS) (20 Haziran 2020)

Bursluluk Sınavı (21 Haziran 2020)

Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı
(14 Haziran 2020)

Yükseköğretim kurumları

Üniversiteler normal akademik takvimlerine dönecek (15 Haziran 2020)

Sınavlar ve uygulama dersleri yüz yüze yapılmaya başlanacak. (15 Haziran 2020)

Okul öncesi eğitim

Çalışan anne ve babalara (isteğe bağlı) yönelik olarak düşük öğrenci sayıları ile okul öncesi eğitim kurumları faaliyete başlayacak. (1 Haziran 2020)

Özel Kreş, Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüpleri açılacak (1 Haziran 2020)

Mesleki eğitim merkezleri, olgunlaşma enstitüleri ve halk eğitim merkezleri

Genel ve özel kurallara uyulmak şartıyla hizmete açılacak. (8 Haziran 2020)

Öğretmen alım süreçleri

20 bin yeni öğretmen alımına ilişkin süreç başlatılacak. (1 Haziran 2020)

Muhtelif kursların uygulamalı eğitime başlaması

Motorlu taşıt ve iş makinaları sürücü kursları, ulaştırma hizmetleri mesleki
eğitim ve geliştirme kursları, havacılık ve denizcilik eğitimi veren kurslarda
mevcut kayıtlı öğrenciler (isteğe bağlı) için uygulama eğitimine
başlanacak. (1 Haziran 2020)

Gençlik ve spor bakanlığına bağlı öğrenci yurtları

Ülke genelinde ve KKTC’de bulunan yurtlar hizmete açılacak. (15 Haziran 2020)

Dini etkinlikler

HAZİRAN

Camilerde ibadet 

Cuma namazlarının cami dışında açık alanlarda kılınmasına başlanacak. (12 Haziran 2020)

Vakit, namazlarının fiziki mesafe korunmak, maske kullanılmak şartıyla uygun görülen cami ve mescitlerde cemaatle kılınmaya başlanması ve vaaz-irşat hizmetlerine başlanacak (12 Haziran 2020)

AĞUSTOS

Kuran kursları

Kur’an kursları açılacak (24 Ağustos 2020)

EYLÜL

Umre

2020 -2021 Yılı Umre Hazırlıkları gerçekleştirilecek (1 Eylül 2020)

Kuran kursları

Fiziki mekanları yeterli olan kursların bire bir eğitim yapmak suretiyle Ekim’de eğitime başlayacak şekilde hazırlıkları yapılacak (30 Eylül 2020)

Adalet hizmetleri

MAYIS

Ceza infaz kurumları

Kapalı görüş serbest bırakılacak (31 Mayıs 2020)

TEMMUZ

Adli süreçler

Ceza infaz kurumlarında avukat görüşmelerindeki kısıtlamalar kaldırılacak, denetimli serbestlik kapsamında ertelenen yükümlülüklere devam edilecek.
(1 Temmuz 2020)

EYLÜL

Ceza infaz kurumları

Açık görüş serbest bırakılacak. (1 Eylül 2020)

Sanayi Kuruluşları ve Esnaflar

Teknopark şirketleri ile AR-GE ve tasarım merkezleri

Esnek çalışma uygulamaları kaldırılacak (27 Mayıs 2020)

Tüm küçük ve orta ölçekli esnaf, himet ve ticaret sektörleri

Sektör bazlı çalışma rehberleri hazırlanacak ve sektörler kontrollü olarak hizmete açılacak (4 Mayıs 2020)

Turizm

MAYIS

Otel, motel, pansiyon işletmecileri

Uygun şartlar altında müşteri kabulüne başlayacak. (27 Mayıs 2020)

HAZİRAN

Konser salonlarının yüzde 50 kapasitesi ile genel ve özel kurallara uyulmak şartıyla oturma düzeni olan konserler başlayacak (1 Haziran 2020)

Konser yerleri

Konser salonlarının yüzde 50 kapasitesi ile genel ve özel kurallara uyulmak  şartıyla oturma düzeni olmayan ayakta konserler başlayacak (1 Temmuz 2020)

Kültürel etkinlikler

HAZİRAN

Kütüphaneler 

Kütüphaneler genel ve özel kurallara uyulmak şartıyla haftanın belirli günlerinde hizmete açılacak (1 Haziran 2020)

TEMMUZ

Kültür merkezleri

Genel ve özel kurallara uyulmak şartıyla uygun Kültür merkezlerinde etkinlikler başlayacak. (1 Temmuz 2020)

Sinema ve tiyatro etkinlikleri

Genel ve özel kurallara uyulmak şartıyla uygun salonlar gösterime açılacak ve nöbetçi tiyatro uygulaması, açık hava yaz oyunları ve kamyon tiyatro projesi hayata geçirilecek (1 Temmuz 2020)

Gıda tarım orman

HAZİRAN 

Mevsimlik tarım işçilerinin iller arasındaki seyahatlerinin izne bağlı olma durumu sonlandırılacak (1 Haziran 2020)

Spor

HAZİRAN

Üst ligler

Futbol üst liglerinin müsabakaları başlatılacak. (11 Haziran 2020)

Basketbol, hentbol ve voleybol branşlarının üst liglerinin müsabakaları başlatılacak. (13 Haziran 2020)

Kapalı spor tesisleri ve çalışma salonları ile özel beden eğitimi ve spor tesisleri

Faaliyetleri kademeli olarak yeniden başlayacak. (1 Haziran 2020)

Ulaştırma Karayolu/Demiryolu

Ankara’da Başkentray ve İstanbul’da Marmaray kent içi banliyö trenleri

Genel ve özel kurallara uyulmak şartıyla sınırlı kapasite ile işletimi başlayacak. (1 Nisan 2020)

YHT ve konvansiyonel taşıma

Bilet satışı ve trenlerin hazırlıkları yapılacak. (15 Mayıs 2020)

Ankara-İstanbul arasında karşılıklı olarak günde bir sefer düzenleyecek (20 Mayıs 2020)

Genel ve özel kurallara uyulmak şartıyla sınırlı kapasite ile seferlere başlanacak (27 Mayıs 2020)

Otoyol hizmet tesisleri içerisinde bulunan restoran ve kafeler, alışveriş mekanları

Genel ve özel kurallara uyulmak şartıyla açılacak (11 Mayıs 2020)

Dış hat transit, dış hat ve iç hat uçuşlarının kademeli başlaması 

İç hat uçuşları kısmi olarak açılacak. (27 Mayıs 2020)

Dış hat transit transfer uçuşları kısmi olarak açılacak. (27 Mayıs 2020)

Dış hat uçuşları kısmi olarak açılacak. (27 Mayıs 2020)

Ulaştırma – Havayolu

Genel ve özel kurallara uyulmak şartıyla uçuş saatlerinde hizmete açılacak.
(27 Mayıs 2020)

Enerji

TEMMUZ 

Elektrik ve doğalgaz kesme uygulamaları

Konutların ve küçük esnafın borçtan dolayı elektrik ve doğal gaz arz hizmetlerinin kesilmemesi uygulamasına son verilecek. (1 Temmuz 2020)

Düzensiz Göçmenler ve Geçici Koruma Altındakiler

Geri kabul

HAZİRAN

Operasyonlar başlayacak, düzensiz göçmenlerin sınır dışı etme iş ve işlemleri gerçekleştirilecek. (1 Haziran 2020)

Uluslararası koruma kapsamındaki yabancılar 

3. ülkeye çıkış işlemleri gerçekleştirilecek. (1 Haziran 2020)

Geçici koruma kapsamındaki yabancıların yol izin belgeleri 

Taleplerin yalnızca e-devlet üzerinden alınması, acil ve zaruri haller dışında yol izin belgesi verilmemesi uygulamasına son verilecek. (1 Haziran 2020)

AB, salgından sonra enerji verimliliği için ‘Yenileme Dalgası’na hazırlanıyor

Yeşil Ekonomi‘nin aktardığına göre, Simson geçtiğimiz hafta enerji sektörünün Avrupa Yeşil Mutabakatı ile İklim Kanunu’ndaki rolünün tartışıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, Covid-19 krizinin Avrupa’nın sağlığını, refahını ve ekonomisini tehdit ettiğini, aynı zamanda petrol fiyatlarının ilk defa negatif değerlere indiğinin altını çizdi; birkaç ay içinde bu krizlere karşı verilecek tepkilerin gelecek yılları hatta on yılları etkileyeceğini söyledi.

Rehber ‘Yeşil Gündem’ olmalı

Kriz durumunda hem gereklilikler hem de fırsatlar gördüğünü kaydeden  Simson, gerekliliğinin Avrupa vatandaşları için güçlü ve sürdürülebilir bir ekonomi sağlama, fırsatın ise AB’nin 2050’de iklim nötr hedefine hızla ilerleme olduğunu kaydetti. Simson, AB’nin büyüme stratejisi ve ilerlemesini belirlemede AB’nin rehberinin yeşil gündem olması gerektiğini ifade etti.

AB Enerji Komiseri, bunun için de Enerji Verimliliği, Yenilenebilir Enerji ve Sektör Entegrasyonu olarak üç programla ilerlemeyi hedeflediklerini, Eylül ayında ise “Yenileme Dalgası” adı ile bir program başlatılacağını duyurdu.

Program ile Avrupa’daki binaların daha sağlıklı hale getirilmesi ile enerji verimliliği değerlerinin yükseltilmesi ve Avrupalıların enerji tüketim maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanıyor. “Geleceğin şarj istasyonları” olarak nitelenen, binalarda çatı üstü güneş enerjisi yatırımlarını artıracak adımlar da programının hedefleri arasında. Çatı üstü güneş enerjisi yatırımlarında ilk olarak krizden en çok etkilenen hastaneler ve okullar ile birlikte küçük ve orta ölçekli işletmelerin binalarına odaklanılacak.

Avrupa sınırları açıyor: İlk adım Avusturya-Almanya sınırı

Koronavirüs salgını nedeniyle Avrupa’da kapatılan sınırların açılması süreci başladı. İlk olarak, salgından görece az etkilenen Avusturya ile Almanya arasındaki sınırların açılacağı belirtiliyor.

Avusturya Turizm Bakanı Elisabeth Koestinger, 15 Haziran’dan itibaren Almanya sınırının açılacağını duyurdu. Bakan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz’un iki ülke arasındaki seyahat kısıtlamalarının kaldırılması için iki aşamalı bir yol haritasında anlaştıklarını söyledi.

Koestinger, sınır kontrollerinin cuma gününden itibaren hafifletileceğini, 15 Haziran’dan itibaren ise sınır kısıtlamalarının tamamen kaldırılmasının planlandığını açıkladı