Ana Sayfa Blog Sayfa 2114

2019’da LGBTİ+’lara yönelik 72 hak ihlali, beş nefret cinayeti

Kaos GL Derneği, 2019 yılına ait LGBTİ+’ların İnsan Hakları Raporu’nu yayımladı. Raporda, yargıya veya basına yansıyan ya da doğrudan Kaos GL Derneği’ne ulaşan başvuru ve bilgilerden yola çıkılarak derlenen 72 insan hakları ihlaline yer verildi. Vakaların çoğunda birden fazla ihlal yaşanıyor. İncelenen toplam ihlal sayısı ise 134.

Beş nefret cinayeti

Vaka ve ihlaller arasında beş nefret cinayeti, 13 nefret suçu, altı nefret söylemi, iki cinsel şiddet vakası, on işkence ve kötü muamele yasağı ihlali bulunuyor. Rapora göre ayrıca kişi özgürlüğü ve güvenliğinin ihlali, özel hayatın gizliliği, ifade özgürlüğünün ihlali, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlali, çalışma yaşamında ayrımcılık gibi pek çok alanda ihlaller gerçekleşti.

2019 yılında da LGBTİ+’lara yönelik yoğun hak ihlalleri yaşandığı vurgulanan raporda, buna karşın, ihlale uğrayan LGBTİ+’ların adalete erişim ve ihlallerin telafisine yönelik mekanizmalardan yararlanmaları konusunda kayda değer gelişmelerin olmadığı kaydedildi.

LGBTİ+’lar lehine kamu politikası eksikliği

Raporda, Türkiye hukuk sisteminde LGBTİ+’ları koruyucu hiçbir düzenlemenin mevcut olmadığına dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

Bu alanda herhangi bir kamu politikası oluşturulmadığı gibi, bizzat politika yapıcılar ve uygulayıcılar bu alandaki hak ihlallerinin artan şekilde aktörü olabilmekte, ayrımcı söylem üreten otoritelerin yaklaşımları LGBTİ+’lara yönelik ayrımcı uygulamalarda artış şeklinde kamu politikalarına yansıyabilmektedir.

Rapora göre, hak ihlallerinin sayısı 2018 yılıyla benzer. Bu durum LGBTİ+’lar lehine kamu politikası eksikliğinin bir sonucu olarak değerlendirildi.    

TİHEK ve KDK’ya eleştiri

İnsan hakları alanında çalışan devlete bağlı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) ile Kamu Denetçiliği Kurumu‘nun (KDK) karar ve uygulamaları şu sözlerle eleştirildi:

Her iki kurumun da doğrudan insan hakları ihlalleri, ayrımcılık ve kamudaki hukuka aykırı uygulamalara ilişkin kurulmuş ve görevlendirilmiş olmalarına rağmen, konu LGBTİ+’lara geldiğinde, ayrımcı karar ve uygulamaları hayata geçirdiklerini, hak ihlallerini gidermek için görevlendirilmiş bu kurumların başlı başına kendilerinin LGBTİ+ dışlayıcı yaklaşımlar sergileyebildiklerini gördük.

2019 Nisan’ında TİHEK’in düzenlediği Ailenin Korunması Hakkı sempozyumunda konuşmacılardan olan Orhan Çeker, konuşmasında LGBTİ+’lara yönelik nefret söyleminde bulunmuştu.

Demokratik ve eşitlikçi toplum umudu baki

Raporun sonuç bölümünde ise, “yoğun bir baskı ve yasaklama”ya maruz kalsalar da, Türkiyeli LGBTİ+’ların “var oluş alanlarını geliştirme konusunda dirençten vazgeçmediği” belirtildi:

…(LGBTİ+’ların) En baskıcı dönemlerde dahi yaratıcı çözümler geliştirerek ayakta kalmaya ve haklarını elde etmeye yönelik inançlarını korumaları, LGBTİ+’larla beraber herkesin özgürleşeceği, daha demokratik ve eşitlikçi bir topluma dair umudumuzu da beslemektedir.

 

Tanrıkulu: 19 Mayıs işsiz gençlik bayramı

 

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla “Türkiye’de Gençlik Raporu” başlıklı rapor hazırladı. Gençlerin en büyük sorunun işsizlik olduğunu ifade eden Tanrıkulu şunları söyledi:

Salgının da etkisiyle kendisini günlük yaşamda tüm ağırlığıyla hissettiren ekonomik kriz, 19 Mayıs’ı, ‘Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’ olmaktan çıkarmıştır. Gençlik İŞKUR önünde iş bulmak ya da işsizlik maaşına başvurmak için kuyrukta… Geleceğe ‘güvenle’ bakamayan, çaresizce iş aramaktan bunalan gençlik nasıl bayram kutlayacak?”

Genç nüfus arasında işsizlik oranının yüzde 25’in üzerinde seyrettiği ifade edilen raporda, “Çalışan gençlerin yüzde 73’ü işinden memnun iken yüzde 27’i memnun değil; yüzde 49,8’i kazancından memnun iken, yüzde 50,2’i değil” denildi ve şu tespitlere yer verildi:

  • Gençlerde istihdam oranı 2019 yılında yüzde 33,1 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran 2018 yılında yüzde 35 düzeyindeydi.
  • Genç nüfusun istihdamında, başı yüzde 54,1 ile (garson, servis elemanı gibi) hizmet sektörü çekmektedir. Bunu yüzde 28,2 ile sanayi sektörü, yüzde 17,7 ile de tarım sektörü izlemektedir. İstihdam edilen genç erkeklerin yüzde 15,7’i tarım, yüzde 33,4’ü sanayi, yüzde 50,9’u hizmet sektöründe çalışmaktadır. Genç kadınların ise yüzde 21,7’nin tarım, yüzde 17,8’nin sanayi, yüzde 60,5’nin ise hizmet sektöründe yer aldığı görülmektedir.
  • TÜİK’in verilerine göre 2019 yılında kayıt dışı istihdam oranı yüzde 34,5 düzeyindedir.
  • TÜİK’in 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusa ilişkin istatistiklere göre, genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,7 puan azalarak, yüzde 24,4 olarak tespit edilmiştir.

Türkiye’nin 2019 yılı sonu itibariyle 15-24 yaş grubundaki genç nüfusu toplam 12 milyon 955 bin 672’ye ulaştı. TÜİK verilerine göre, 2019 yılında Hakkari yüzde 23,9 ile en genç nüfusa sahip. Onu yüzde 22,7 ile Şırnak, yüzde 22,6 ile Bayburt izliyor. En az genç nüfus ise Muğla (yüzde 12,6), Balıkesir (yüzde 12,9) ve İzmir’de (yüzde 13,2). 

İş cinayetlerinde ölen genç ve çocuklar 

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre, 2020 yılının ilk dört ayında 576 işçi yaşamını yitirdi. Bunların 11’inin genç ve çocuk işçi. İş cinayetleri, tarım, gıda, inşaat ve metal işkollarında gerçekleşti.

İSİG Raporlarına göre, 2019 yılında da 313 çocuk ve genç işçi (14-27 yaş aralığında), 2018 yılında 352, 2017 yılında 60 (18’i 15 yaşın altında), 2016 yılında 350, 2015 yılında 338, 2014 yılında 351, 2013 yılında ise 308 işçi yaşamını yitirdi.

Avdanlılar köylerine termik santral istemiyor

Denizli’nin Tavas ilçesi Avdan köyünde yaşayanlar, köylerine yapılmak istenen kömürlü termik santrale karşı Change.org üzerinden kampanya başlattı.

Avdan Madencilik tarafından kurulması planlanan 300 MW’lık termik santralin, çevreye ve sağlığa vereceği zararlar halkı endişelendiriyor.

Santralin Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporu hazırlanmış, son şekli İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’nca yeterli bulunmuş ve rapor nihai kabul edilmişti.

7.5 km2’lik alan etkilenecek

Yeşil Gazete olarak santralin çevreye ve insan sağlığına vereceği olası zararları Denizli Çevre Mühendisleri Odası İl Temsilciliği Yönetim Kurulu üyesi Hulkiye Akgün ile konuştuk.

Cumhuriyet

Akgün, santralin saatte yaklaşık 396 ton kömür yakacağını ve sonucunda buradan çıkan insan sağlığına zararlı partikül maddelerin insan sağlığını tehdit edeceğini söylüyor. Akgün’ün anlattığına göre, yaklaşık 7.5 km yarı çapında bir alan buradan çıkan gazlardan etkilenebilir.

‘Denizli’nin havası zaten kirli’

Türkiye Çevre Mühendisleri Hava Kirliliği Raporu’na bakıldığında, 2018’de Denizli Bayramyeri‘nde, yılın 365 gününün 207’sinde hava kalitesinde sınır değerin aşıldığını vurgulayan Akgün, havası zaten kirli olan Denizli’ye termik santral yapmanın durumu daha da vahimleştireceği görüşünde.

Akgün’e göre, santralin yapılması halinde buradan çıkacak olan kükürkdioksit, solunum yolu hastalıklarına ve asit yağmurlarına da davetiye çıkaracak. Yine buradan yayılacak olan partikül madde ise solunum yolu hastalıklarını ve bebek ölüm oranlarını arttıracak.

Kıbrıs’ta korkutan yangın

Kuzey Kıbrıs‘ın Tepebaşı bölgesinde dün öğle saatlerinde çıkan yangın kontrol altına alındı. Yangın nedeniyle trafiğe kapatılan Tepebaşı-Çamlıbel anayolu ise henüz açılmadı. Yerel kaynaklar, adada mayıs ayında 42 dereceyi bulan sıcak dalgası sırasında, hem kuzey hem de güneyde beş büyük yangın çıktığını bildirdi. Kuzey Kıbrıs’taki yangına Türkiye‘den ve güneyden gönderilen helikopter ve yangın söndürme uçakları müdahale etti. 

KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz, dün akşam saaatlerinde büyük ölçüde kontrol altına alınan yangınla ilgili açıklama yapmıştı. Oğuz, yangının çok geniş alana yayıldığını belirtmişti.

Öğrenciler tahliye edildi

Yangın bölgesine giden KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da Kuzey Kıbrıs’ın en güzel orman alanlarından olan bölgede çıkan yangından büyük üzüntü duyduğunu belirtti.

Tepebaşı bölgesinde çıkan yangın Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kalkanlı Kampüsü‘ne de sıçradı. Okulda bulunan öğrenciler tahliye edilirken, bölgedeki itfaiyeciler yangına müdahale etti.

Yangında Güzelyurt’a bağlı Kalkanlı Vadisi’ndeki asırlık zeytin ağaçları zarar gördü, bazıları ise tamamen yandı.

 

Vekilin JES’lerle ilgili soru önergesine Bakan’dan eksik yanıt

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, kendisine jeotermal enerji santralleriyle (JES) ilgili kendisine soru önergesi veren CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül‘ü yanıtladı.

Verilen yanıtta 65 santrale ceza uygulandığı belirtildi ancak sağlıkla ilgili sorular cevapsız kaldı. Kurum’un JES’lerle ilgili salgın sürecindeki denetimleri paylaşmadığı yanıtı şu şekilde:

2018 yılından itibaren ülke genelinde faaliyet gösteren JES’lerde, Bakanlığımız ve İl Müdürlüklerimiz tarafından 763 adet çevre denetimi gerçekleştirilmiş olup tespit edilen uygunsuzluklara istinaden faaliyet durdurma da dahil olmak üzere 65 idari yaptırım uygulanmıştır.

Bülbül, insan sağlığına etkisini de sormuştu

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül geçen martta verdiği önergede, JES’lerin başta kronik hastalar olmak üzere tüm insanları tehdit ettiğini ifade etmişti ve şöyle sormuştu:

Hava kirliliğine ve insan sağlığına olumsuz etkileri olan ve denetimleri eksik yapılan JES’lerin faaliyetlerini durdurmasıyla Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır?

Bülbül ayrıca, JES’lerin bacalarından çıkan salımlar ile akışkanların neden olduğu insan sağlığına yönelik solunum yolu hastalıkları ile ilgili Bakanlık bünyesinde çalışma yapılıp yapılmadığını sormuştu.

 

Baca filtreleri termik santralleri aklamaz

Hafta sonu çok seyredilen bir ana haber kuşağında görüntülü bir haber: Ülkemizin batısında kurulu iki kömürlü termik santral, baca filtrelerinin eklenmesi sonucu tekrar çalışmaya başlamış. Görüntülü haberde santral görevlisi ballandıra ballandıra santrallere nasıl filtre taktıklarını, santrali nasıl ‘çevreci’ hale getirdiklerini anlatıyor. Filtresi olmadığı için ocak ayı başında mühürlenen bu santrallerdeki ‘işçi ücretlerinin’ ödendiğini de eklemeyi unutmuyor. Nedense televizyon muhabirinin aklına ‘Madem bu kadar insan ve çevre sağlığına saygılıydınız, altı yıldır neredeydiniz? sorusunu sormak gelmiyor. İsterseniz biraz eskiye giderek ülkemizde enerji sektörü üzerinde oynanan büyük oyunun kömürlü termik santraller perdesini hatırlayalım.

Bu santraller, 2013 yılında meslek odalarının, çevre ile ilgili sivil toplum örgütlerinin, akademisyenlerin her türlü karşı çıkışına rağmen özelleştirilmişti. Özelleştirilirken ileri sürülen nedenlerden biri de bu santrallerin ‘teknolojisinin yenileneceği, baca filtrelerinin de yeni sahipleri tarafından takılacağı’ iddiasıydı… Ama özelleştirmenin hemen arkasından bu santrallere baca filtresi takılması için altı yıl süre verildi. Çok ucuz fiyata özel sektöre devredilmesine ve özelleştirmeye dayanak olarak sunulan filtre koşuluna rağmen altı yıl daha hiçbir önlem alınmadan çalıştılar; insan ve çevre sağlığını tehdit ettiler, doğayı zehirlemeyi sürdürdüler. Üstelik sürenin dolduğu 2019 yılının sonuna gelindiğinde, sayıları 15’i bulan bu santrallere iki yıl daha hiçbir önlem alınmadan çalışmayı sürdürmeleri için TBMM’de yasa teklifi bile verildi, ancak özellikle toplumun yoğun tepkisi nedeniyle bu teklif süreç tamamlanıp yasallaşmadı. Sonuç olarak bu 15 santralin yukarıdaki haberde de konu edilen iki santral de dahil olmak üzere bazıları baca filtreleri olmadığı gerekçesi ile mühürlendi.

Baca filtresi taktıranlar şimdi altı yıllık geçmişleri unutturularak ‘çevreci’ santraller olarak açılıyor ve doğayı zehirlemeye kaldıkları yerden devam ediyorlar. Neden mi? Çünkü baca filtresi taktırarak çevreci ve temiz kömürlü termik santral olunmuyor da ondan…

Bu filtreler görünür kirliliği belki önlüyor ama başta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından hava kirliliğini tanımlarken ‘sessiz katil’  olarak nitelendirilen 2.5 µm ve altındaki partikül maddeleri tam olarak engelleyemiyor. En tehlikeli hava kirleticilerden olan bu partikül maddeler kullanılan filtreler tarafından tam olarak tutulmadığı gibi ülkemizdeki hava kalitesi ölçüm istasyonlarının çok büyük bir kısmında ölçülemiyor da. Üstelik hemen hemen tüm ülkelerin mevzuatında 2.5 µm ve altındaki partikül maddeler için sınır değerler belirlenmişken ülkemizdeki Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği’nde bunlar için hiçbir sınırlayıcı değer bulunmuyor. Bir saç telinin 1/30’dan daha küçük olan bu partikül maddeler insanda hava kirliliği nedeniyle ortaya çıkan sağlık sorunlarının da temel nedeni. 

Kömür öldürüyor

Son yıllarda hava kirliliği ve sağlık ilişkisi üzerine yapılan bilimsel çalışmalar bu maddelerin yarattığı hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine yoğunlaşmış durumda… Bir örnek verecek olursak Pub Med veri tabanına kayıtlı sadece 2019 yılında pm 2.5 µm ve altındaki partikül maddelerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran 231 bilimsel makale mevcut. Bu makalelerin büyük çoğunluğunda ise bu maddelerin kaynağı fosil yakıtların, özellikle de kömürün yakılması olarak gösteriliyor. Yayınların büyük bir çoğunluğu da kömürlü termik santrallerin çok yoğun olduğu ve hava kirliliğinin temel nedeninin bu santraller olduğu Çin’den… Neden olduğu sağlık sorunlarının başında ise süreğen tıkayıcı akciğer hastalıkları (KOAH), akciğer kanseri, inmeler, çocuklarda başta bilişsel gelişim bozukluğu olmak üzere gelişim bozuklukları, koroner kalp hastalıkları çeşitli organ kanserleri geliyor.

Artık küresel bir kriz haline gelen ve insan sağlığı üzerine yıkıcı etkileri çok iyi bilinen, iklim değişikliğinin en önemli nedeni fosil yakıtların yakılması da bir diğer çok önemli sorun. Özellikle kömürlü termik santraller CO₂ eşdeğeri olarak ifade edilen sera gazı emisyonlarının tek başına tüm dünyada %30’a yakınından sorumlu. Yaşadığımız pandemi günleri aslında çözümü apaçık ortaya serdi: Fosil yakıtları bugünden yarına terk etmek… Düşen elektrik talebi nedeniyle başta Avrupa Birliği ülkeleri (AB) olmak üzere birçok ülke kömürlü termik santrallerinde üretimi durdu. AB ülkelerindeki elektrik üretiminin içinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı son üç ay içinde %26’dan %28’e çıktı.

Yol ayrımı

İşte böyle bir süreçte belli bir plan içinde tasfiye edilmek bir tarafa ülkemizde elektrik üretimi için kömürlü termik santraller tam kapasite çalıştırılıyor, yenileri yapılmaya çalışılıyor. Üstelik eski termik santrallere filtre takılması, topluma çeşitli medya organları aracılığıyla çevrecilik olarak pazarlanmaya çalışılıyor; bugüne kadar neden filtresiz çalışmalarına göz yumulduğu unutturulmaya çalışarak…

Oysa yaşadığımız pandemi günleri apaçık bir yol ayrımında olduğumuzu gösteriyor bize. Eğer ilk yolu tercih edersek küresel iklim değişikliğinin kontrol altına alınabildiği, hava, su ve toprak kirliliğinin gündemden düştüğü, fosil yakıtların olmadığı, lüks tüketimi ve kapitalist üretim ilişkilerini terk ettiğimiz, yeni ve eşitlikçi bir sistemde; minimalist bir yaşam biçimi tercihi yaptığımız bir gezegende yaşayacağız. Ama pandemi günlerinin ortaya döktüğü ipuçlarını algılayamazsak ve ikinci yolu tercih edersek bugünkü tüketim alışkanlıklarımızdan kurtulamazsak insanlık olarak sonumuz yakın…

Bu, bize belki de son uyarı: Hala anlamadınız mı, para hırsınız nedeniyle gezegenimizin bozduğumuz doğal dengelerinin tüm toplumları hasta ettiğini ve cebinizdeki paranın sizi de korumaya yetmediğini?

Portekiz Avrupa’dan çöp ithalatını 2020 sonuna kadar askıya aldı

Düşük atık yönetim ücretleri nedeniyle genellikle diğer Avrupa ülkelerinden büyük miktarda çöp ithal eden Portekiz, 2020 yılı sonuna kadar çöp alımını askıya aldığını duyurdu.

Hükümet yaptığı açıklamada “Bu karar, atık işletme tesislerinde yeterli ulusal kapasiteye sahip olmamamızı sağlamayı amaçlıyor” dedi. Açıklamada ülkenin bu yılbaşından itibaren 246 bin ton çöpü geri çevirdiği belirtildi.

330 bin ton atık alınıyor

Avrupa’da bir ton çöpü işlemek için gerekli maliyet 80 Euro iken Portekiz’de bu işlem 11 Euro karşılığında yapılıyor. Hükümetin çevre ajansı APA, 2018 yılında tehlikeli maddeler içeren atıklar da dahil olmak üzere 330 bin ton yabancı çöpün diğer ülkelerden geldiğini söyledi.

Ancak tesisleri ful kapasite çalışan ülke, önümüzdeki yılın sonuna kadar dışarıdan herhangi bir atık kabul edilemeyecek.

Koronavirüs ile artan plastik kullanımı

Önlük ve eldiven gibi tıbbi koruyucu maddelerin yanı sıra evlerinde kalan insanların ev siparişlerini artırması ve paketli gıdaya yönelmesi sebebiyle birçok ülkede koronavirüs pandemisi sebebiyle plastik atık miktarında bir artış gözlendi.

Hükümet, pandemi sebebiyle atık azaltma ve geri dönüşüm hedeflerine ulaşmakta zorlanırken atık depolama ve atık yönetimi konusundaki yasalarını gözden geçirmek durumunda kaldı. Ayrıca bu tesislerde çalışan işçilerin sağlığını gözetmek amacıyla tesislerin çalışma kapasiteleri de düşürüldü.

 

 

RTÜK bir buçuk yılda dört kanala 11 milyon para cezası kesti

RTÜK üyesi İlhan Taşcı hükümete karşı eleştirel yayınlarıyla bilinen Halk TV, Tele 1, KRT ve Fox TV’ye verilen cezaları rapor haline getirdi. Buna göre 1 Ocak 2019 ile 15 Mayıs 2020 tarihleri arasında bu dört kanala toplam 36 ceza kesildi.

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre 36 cezanın 28’i idari para cezası olarak uygulandı ve kanallar toplamda 11 milyon ödedi. Bunun dışında kanallar birden çok durdurma cezası yaptırımıyla da karşı karşıya kaldı.

27 durdurma cezası

Fox TV’de Fatih Portakal ile Ana Haber Bülteni’ne 3 kez durdurma cezası verildi. Halk TV’deki Siyaset Kültürü programına 2, Medya Mahallesi‘ne 5, Sözüm Var programına 5 olmak üzere 12 program durdurma kararı uygulandı. RTÜK, KRT‘de yayınlanan Haber Merkezi’ne de 2 durdurma cezası verdi.

Tele 1‘de yayınlanan Ana Habere 2, Gün Başlıyor programına ise 8 olmak üzere 10 program durdurma cezası kararlaştırıldı. 4 kanala verilen ceza karşılığı yayınlar 27 kez durdurulmuş oldu.

Taşçı: Sopa olarak kullanıyor

Son 1,5 yılda ATV ve Ülke TV’ye en hafif “ceza” olan birer kez uyarı, TGRT Haber’e 1 kez idari para cezası kesildi. TV Net, Kanal 7 ve A Haber ceza almadı. Show TV’ye 4, Kanal D’ye bir kez idari para cezası kesildi.

Taşçı yaptığı açıklamada “Hangi yayıncıların kollanıp, kimin ensesinde boza pişirildiği ortada” dedi. RTÜK’ün cezalandırmayı sopa olarak kullandığını belirten Taşçı “İktidarı rahatsız eden kanalları cezayla, program durdurmayla susturabileceğini, hizaya getirebileceğini düşünüyor ve var gücüyle üzerlerine abanıyor” dedi.

 

Muğla, Antalya ve Aydın’da sıcaklık rekoru kırıldı

Yurt genelinde etkili olan sıcak hava dalgası mevsim normallerinin üzerinde sıcaklıklar yaşamamıza sebep olurken Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) bir açıklama yayınlayarak üç ilde sıcaklık rekorları kırıldığını duyurdu.

Ayrıca Pazar günü ölçülen en yüksek sıcaklığın İzmir‘in Tire ilçesinde 44.5 derece olarak kayıtlara geçtiğini duyurdu.Mayıs ayı ölçümlerinde rekor kıran iller ise Muğla, Antalya ve Aydın oldu.

Muğla’da üç gün üst üste rekor

Buna göre Muğla’da üç gün üst üste sıcaklık rekoru kırıldı ve Muğla’da mayıs ayı sıcaklık rekoru 39.1 olarak kaydedildi.

1945 yılında 38.7 derece rekora sahip Antalya’da Pazar günü 43 derece ölçümlendi. 1969’da rekor sıcaklığı 40.2 derece olan Aydın’da ise yeni mayıs ayı rekoru 42.6 derece oldu.

Perşembe gününe kadar etkili olacak

Sıcak dalgasının devam edeceğini belirten Meteoroloji “Yurdumuzda etkili olan sıcak hava dalgasının önümüzdeki hafta Marmara bölgesi, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesinde etkisini azaltacağı ancak Ege bölgesi, Akdeniz, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde perşembe gününe kadar etkili olmaya devam edeceği tahmin ediliyor” uyarısında bulundu.

İklim krizinin sonucu

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin yaşanan sıcak hava dalgalarının iklim krizinin doğrudan bir sonucu olduğunu belirtiyor. Türkiye’de sıcak hava dalgalarının sıklığının 1970 yılından bu yana bir artış gösterdiğini söyleyen Şahin, önümüzdeki yıllarda artışın ve şiddetinin çok daha fazla yaşanacağına dikkat çekiyor. Çözüm ise sera gazı emisyonlarına sebep olan fosil yakıt kullanımının bir an önce terk edilmesi.

Altınova Belediyesi eş başkanı Casim Budak tutuklandı

Muş’un Korkut ilçesi Altınova Belde Belediyesi eş başkanı HDP’li Casim Budak, “örgüt propagandası yapma” iddiasıyla tutuklandı.

Budak, İçişleri Bakanlığı kararıyla 15 Mayıs’ta yerine kayyım atanmasının ardından gözaltına alınmıştı. 31 Mart yerel seçimlerinde yüzde 55,21 oy ile göreve gelen Budak’ın yerine, Korkut Kaymakamı Hasan Sadebıyık kayyım olarak görevlendirilmişti.

Savcılık ifadesi ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen Budak hakkında tutuklama kararı verildi. Tutuklanan Budak, Muş E Tipi Kapalı Cezaevi’nde götürüldü.