ManşetTürkiye

[Özel Haber] Ilısu’ya parçalı fren: Yürütme durduruldu, şimdi ne olacak?

Danıştay 14. Dairesi, Ilısu barajı projesinde yürütmenin durdurulmasına kararı verdi.

Tarihi Hasankeyf antik kentini ve Dicle havzasını sular altında bırakacak olan projenin gerçekleştirilmesi için kurulan ve kurulması planlanan tüm alt yapı ve üst yapı tesislerinin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporundan muafiyetini düzenleyen genelge hükmüne karşı, TMMOB Mimarlar ve Peyzaj Mimarları Odası’nın açtığı dava Danıştay 14. Dairesi tarafından haklı bulundu.

7 Şubat 1993’te yürürlüğe giren ÇED yönetmeliğinden önce yatırım planlarına dâhil edildiği gerekçesiyle ÇED sürecinden muaf tutulduğu iddia edilen baraj inşaatı için bu karar ilk değil.

Daha önce hakkında iki kez durdurma kararı çıkan projeye kredi sağlaması planlanan ülkeler olan İngiltere, Almanya, İsviçre ve Avusturya da hem kendi bilirkişilerinin raporlarından, hem de çevrecilerin baskısından sonra verecekleri kredilerden vazgeçtiklerini açıklamıştı.

20 Yıldır Yürürlükte Olan “Geçici” Muafiyet Hikayesi

Yatırımcıların çekilmesiyle ulusal kaynaklarla devam edilen Ilısu Projesi’nin hikâyesi aslında ÇED uygulamasındaki değişikliklerin de somutlaşmış bir hikâyesi gibi.

Peyzaj Mimarları Odası’nın avukatı Emre Baturay Altınok, Yeşil Gazete’ye Ilısu Projesi hakkında açılan son kararı ve bu kararın geçmişinde yaşananları anlattı.

Altınok, 1983 yılında kabul edilen Çevre Kanunu’nun 6 ay içerisinde çıkmasını öngördüğü ÇED yönetmeliğinin tam 10 yıl sonra, 1993 yılında çıkması ile muafiyet tartışmalarının başladığını söyledi. Fakat 1993’te çıkan ÇED yönetmeliğinin, yönetmelikten önceki 10 yıllık süre içinde yatırım planına alınan projeler için geçerli olmayacağı düzenlenmişti. Ancak 20 yıldır yürürlükte olan bu maddeyi 2010 senesinde Danıştay iptal etmesine rağmen Bakanlık Nisan 2011’de muafiyetleri 2013 ve 2015 tarihlerine kadar uzatmıştı.

Ilısu Barajı projesi, 1993’te yürürlüğe giren ÇED yönetmeliğinden önce yatırım programına alınmış olmasına rağmen üretime başlamadığı için ÇED’den muaf değildi ve yurtdışından gelen muhtemel ortaklar Türkiye’nin gerekli şartları yerine getirmediği gerekçesiyle yatırımdan vazgeçti.

Yurtdışı ortaklarının devreden çıkması üzerine Eroğlu, ”Yabancı firmaların 5 yılda bitirmeyi planlanmasına rağmen biz daha kısa bir sürede barajı bitireceğiz” diyerek Devlet Su İşleri’nin ulusal kaynaklarla projeye gireceğini açıkladı.

Bu arada 2008 yılında Ilısu Barajı’na bir dava açılmış, dava sonucunda yürütme durdurulmuştu. 1983-93 arasında üretim aşamasına gelen projeler dışındaki tüm  projelere ÇED zorunluluğu getirilmiş oldu.

Üst üste yönetmelik değişiklikleri

Hükümetin buna cevabı Nisan 2011’de yapılan yönetmelik değişikliği oldu. Bu değişikliğe göre, 2015 yılına kadar yatırımına başlanacak olan projelerde ÇED aranmayacaktı. Bundan bir sene sonra, 2012’de Başbakanlık tarafından bir genelge yayınlandı ve yatırım aşamasında olan projeler için gerekli tüm altyapı ve üstyapı çalışmalarının da ÇED’den muaf tutulmasına karar verildi.

TMMOB Mimarlar Odası ve Peyzaj Mimarları Odası işte bu değişikliğe itiraz ettiler ve 3 gün önce verilen yürütmeyi durdurma kararı projelerin parçası olan tüm altyapı ve üstyapıların ÇED raporundan muaf tutulmasının sözkonusu olamayacağını iddia ettiler. Danıştay, davacı Odaların bu iddialarının haklı olduğuna karar verdi.

Danıştay 14.Dairesi’nin kararına göre, Nisan 2011 tarihinde yapılan ÇED Yönetmeliği’nin geçici 3. maddesine göre proje bütün olarak ÇED raporundan muaf sayılsa bile, baraj inşaatı içerisinde yer alan şantiyeler, ocaklar, elektrik iletim tesisleri gibi alt ve üst yapı tesislerinin her birisi için ÇED raporu almak zorunlu.

Peki şimdi ne olacak?

Av. Emre Baturay Altınok, şu anda görüşe açılan yeni Çevre Kanunu taslağının ÇED muafiyetlerini düzenleyen geçici 3. maddesine alt yapı ve üst yapı tesisleri ile diğer eklentiler için yapılacak bir ekleme ile bu karara karşı yeni bir hamle yapılmasının konuşulduğunu  söylüyor. Ancak tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Hasankeyf’i sular altında bırakacak olan Ilısu Barajı projesi karşısında hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini söyleyen Altınok, ilgili idareler nezdinde gerekli girişimlerde bulunduklarını, projenin ÇED’den muafi tutularak kurulan tüm alt ve üst yapı tesislerinin derhal ve her halükarda 30 gün içerisinde mühürlenmesi gerektiğini de sözlerine ekliyor.

Veysel Eroğlu, Mehdi Eker ve Mehmet Şİmşek Ilısu barajında incelemede

Altınok, ÇED Yönetmeliğinin muafiyetleri düzenleyen geçici 3. maddesinin 2010 senesinde Danıştay tarafından iptal edildiğini, Nisan 2011 tarihli değişikliğin de Danıştay’ın iptal kararına aykırı olduğuna dikkat çekiyor ve projelere kalkan olan ve 20 yıldır yürürlükte tutulmaya çalışılan geçici 3. madde hükmünün iptali için Nisan 2011’de Çevre

Mühendisleri Odası, Gebze-Orhangazi-İzmir otoyolu güzergahındaki yurttaşlar ve Ekoloji Kolektifi Derneği adına ayrı ayrı davalar açıldığını, 9 Ocak 2013’te duruşma yapıldığını ve Danıştay’ın bu ay içerisinde çed muafiyetlerinin tamamı ile ilgili olumlu bir karar vermesini beklediklerini söylüyor.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu Mayıs 2012’de Ilısu barajı inşaatına yaptığı ziyaret sırasında Ilısu Barajı’nda 9 Mart 2012 itibarıyla dolgu çalışmalarına başlandığını ve hedeflerinin 2014 yılında barajı tamamlamak olduğunu söylemişti.

Haber: M. Can Tonbil – Yeşil Gazete

Kategori: Manşet