Yeşeriyorum

Nihalin Hake Meyli Kesret-ü Berk-ü Semerdendir

Deveye neden boynun eğri diye sormuşlar, Nerem doğru ki demiş… ”      Anonim

Sevgili dostum Dilaver yine kendisine has köylü kurnazlığıyla ( Polemik Köşeler  ) benim eleştirilerime değil, kendi seçtiği bir alana ilişkin literatür boğmacası yoluyla arkadan dolanarak yoluna devam etmek istemiş. Bunun da yetmeyeceğini anlamış olmalı ki akabinde her zamanki “sen anlamazsın, git oku gel” taktiğini denemiş. Bu taktiği en son 42 yıllık alevi olan bana aleviliğin ne olduğunu anlatırken yapmıştı da çok gülmüştüm.

O kadar işin içinde kaybolmuş ki, çok tanrılı dinlerin her ne kadar köleliği kabul etse ve düzenlese de yine de ortadan kaldırmayı hedeflediğini söyleyecek kadar ileri gidebilmiş talihsiz yazar. Ticareti ve özel mülkiyeti kabul ve teşvik eden dinin halka özgürlük vaad ettiğini söyleyen biri için beklenebilecek söylemler olması gerekir tabi bu tür imkansızlıklar. Ama sorarlar adama; Bahsettiğin bir politikacı mıdır ki verili durumu kabul etsin ve düzenlesin ama kalkmasını da önersin? Sözünü ettiğin bir tek tanrılı din, sahibi de tanrıdır dostum. O tanrı ki “Ol” dediği olur. Kalkınma planları ya da siyasi açılımlar önermez. Kölelik kalksın istiyorsa “Ol” der olur, istemiyorsa kurum olarak kabul eder, kurallarını düzenler kitabı olan sözlerde. Özel mülkiyet ve ticaret için de geçerlidir bu durum. “Ol” masını istemiş ve olmuştur yaradılış yaklaşımıyla. Kuralları ve yasakları da kitapta düzenlenmiş kurumsal birer gerçekliktirler yani dinen.

Öyle garip bir yaklaşım ki dostumuzun açıklamaları, neresinden tutmaya çalışsak elimizde kalıyor. Tek tanrılı dinler köleliği, ticareti, özel mülkiyeti kabul ve teşvik etseler de devrimci olabiliyorlar, çok tanrılı dinler ekolojik yıkım dönemlerinde etkinlikleri kalmamış olsalar da özünde ve sözünde doğayla uyumludurlar ama sonuçları yıkıcıdır. Anlayabilene aşkolsun. Demagojinin bile bir ölçüsü olmalı değil mi dostum? Yazdıkların en azından kendi içinde tutarlı olmalı.

Bir de tek tanrılı dinleri meşrulaştırmak ve devrimcileştirmek için verdiği örnek kişilerin zaten bu tek tanrılı dinlerin kendileri tarafından aforoz edilmiş, kitapların lafzını değil derinini konu edinmiş batıniler olduğu ve batınilerin de çok tanrılı dinlerdeki doğa ve çokluk içinde birlik anlayışını tek tanrılı dinlerde işleyen kişiler olduğunu bildiğimizde durum tamamen komedi haline geliyor. Meğer dostumuzun bahsettiği zaten tek tanrılı dinlerin özgürleştiriciliği değil, tek tanrılı dinlerin köleleştiriciliğine karşı bu dinlerin kendi çerçevesinde isyan eden dostlarmış.

Hem dinleri yüceltip kendi alanlarını kutsamak ve hem de onların bireyi yok eden, ruhu ve bedeni köleleştiren, tamamen teslimiyet ve koşulsuz kabullenmeye dayanan inanca isyan eden karşıtlarına da aynı din içinde yer açmaya çalışmakmış dostumuzun yapmaya çalıştığı. Cahil cesareti söylemi hiç kimseye bu dostumuza yakıştığı kadar yakışmaz herhalde.

Sanırım Dilaver arkadaş “Green New Deal” biçiminde tezahür eden, kapitalizmin sebep olduğu ekolojik yıkımın yeşil kapitalistlerce halledilebileceği masalını fazla araştırmış ve ciddiye almış. Sınırsız zenginleşme güdüsü olmaksızın kapitalizmin olamayacağı gerçeğine rağmen kapitalizmin yeşillenirse ekolojik krize merhem olacağına inanabildikten sonra tek tanrılı dinlerin özgürleştirici olduğuna inanmak çocuk oyuncağı kalır herhalde.

Allah yolunu açık etsin değerli dostum…

Kategori: Yeşeriyorum